21-05-2024 07:10

Mehmet Özden: Eğitim sisteminin gelişmişlik üzerindeki etkisi - 2

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 11/05/2023
.stripslashes($urun->baslik).

Dergimizin nisan sayımızda değindiğim, ‘eğitim sisteminin gelişmişlik üzerindeki etkisi’ konusuna kaldığımız yerden devam ediyoruz… Gelişmiş ülkeler ve gelişen ülkelerin eğitim sistemleri üzerine tespitler ve yapılması gerenleri konu alan bu yazının tam anlaşılması için bir önceki yazımızı da okumanızı tavsiye ederim.

 

OKULLAR    

Yaparak öğrenme, eğitim sisteminin temel ilkesi olmalıdır. Öğrenme, sadece öğretmenlere bırakılmamalı; yaşamın her alanını kapsamalıdır. Ders programlarımız; tarihimiz ve geleceğimiz harmanlanarak milli içeriklerden oluşturulmalıdır.

• İlkokul döneminde öğrencilere dikkat odaklı düşünme eğitimi verilmelidir. Müfredat programları zihinsel ve bedensel gelişim üzerine kurulmalıdır. Bireysel çalışmanın yanında grup çalışmalarında uyum dersleri verilmelidir.

• Ortaokul döneminde mesleki yeterlilik süzgeci devredeyken öğrencilerin akademik ve genel kültür gelişimleri temel alınmalıdır. Millî duyguların ön planda tutulduğu bu dönemde, ileride mesleki kariyer olarak gelmek istedikleri yerde ülkeye hizmetin önemi vurgulanmalıdır.

• Lise dönemi üniversiteye hazırlık özelliği taşımalıdır. Ortaokulda mesleki gelişim açısından gerekli kazanımları alan öğrenciler, lisede bu alanlarla ilgili üst düzey bilgiyle donatılmalıdır. Bu derslerden belli bir seviyenin üzerine çıkamayan öğrenciler kesinlikle bir üst sınıfa geçmemelidir. Lise sonunda gireceği sınavda sadece seçeceği meslekle ilgili kategoriler değişmelidir. Alınan puan mesleğini değil, üniversiteyi ve gelişimini nerede gerçekleştireceğini belirlemelidir.

 

AİLELER

Çocukların psikolojisini anlamak için ailede empati özelliğinin olması gerekir. Hayatının ilk altı yılını anne-babasının yanında eğlenerek geçiren çocuklar, okula başlayacak. Bu dönemde çocuklarınızın hayatlarına başka insanlar girecek. Annesinin ve babasının biricik evladı olan çocuk, okulda birçok çocuktan biri olacak. Hayatında eğlenceden başka hiçbir şey olmayan çocuk, ödev yapmaya alışmak zorunda kalacak. Hayatında böylesi değişimler meydana gelecek olan çocuklara, anne-baba bilinçli davranmazsa, çocuk okuldan nefret etmeye başlar. Çocuğun okulu sevmesi için anne-babası ve öğretmenine çok büyük sorumluluklar düşüyor.

Okullu bir çocuğu olan anne-baba, okula giden çocuğu olmayan bir anne-baba gibi yaşamaya devam ederse, telafisi çok zor hatalar yapar. Anne-baba her şeyden önce, ev yaşantılarını gözden geçirmeli. Çocuklarına, “Çizgi film izlemeyi bırak artık,  ödevlerini yap!” diye fırça atan bir anne, her gün dizi izlemeye devam ederse çocuk, çizgi film izlemesine engel olan okuldan ve derslerden uzaklaşır.

Birçok anne-baba çocuğuna, “Git odanda derslerini bitir!” diyor. Kendinizi çocuklarınızın yerine koyarak düşünün. Anne-baba misafir odasında çay içip televizyon izlerken, çocuk odasına geçip ders çalışmak zorunda kalırsa; aile muhabbeti ve televizyon izleme keyfinden mahrum kalan çocuk, okuldan ve derslerden soğumaya başlar.

Çocuğunuzun gelişimini ve okul başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri uykudur. Çocuğunuzun, saat 22:00 civarında mutlaka uyumasını sağlayın.

Çocuğunuzun beslenmesi öğrenme gücünü, dikkatini etkilediği için çok önemlidir. Üç öğün düzenli yemek yemesi gerekir.

Çocuğunuzun durumuyla ilgili olarak okul öğretmenleri ile sık sık görüşün. Görüşmelerinizi önceden planlayıp randevulaşın.

Çocuğunuzun eve geliş-gidiş saatlerini ayarlayın. O saatlerde siz de evde olmaya ve onu karşılamaya özen gösterin.

Çocuğunuzun yanında asla öğretmenini ya da öğretmenlerini eleştirmeyin.

Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın. Unutmayın her insan aynı kişiliğe veya özelliklere sahip değildir.

Öğrenme; sabır, dikkat isteyen yorucu bir iştir. Bu zorlukla karşı karşıya kalan öğrencilerin en büyük desteği anne-babaları ve öğretmenleridir. Ancak okul-aile işbirliği sağlandığında öğrenciler günlük zevklerini erteleyip okulda başarı arayışına gireceklerdir.

 

***

Bir ülkenin kalkınmışlığı, eğitim sisteminin yüksek olmasıyla doğru orantılıdır. Yani bir ülkede eğitime ne kadar çok önem veriliyorsa, o ülke o kadar kalkınır, o kadar gelişir. Bu nedenledir ki gelişmiş ülkelerin en çok önemsediği ve ekonomiden pay ayırdığı alan eğitim sektörüdür. Ülkeleri zengin hale getiren, onları diğer ülkelerin ötesine taşıyan şey eğitimdir. Günümüzde ülkelerin zenginleşmesinde katkısı olan icatlar, buluşlar eğitimli insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Örneğin çok iyi bir arabayı veya akıllı telefonu tüm dünyaya satmak, o ülkenin ekonomisine çok büyük katkılar sunacaktır. Bu araba veya akıllı telefonları üretenler ise çok iyi bir eğitim sisteminde yetişmiş insanlardır. Eğitimsiz insanların teknolojide ilerlemesi pek mümkün değildir.

Ülkeler, eğitimin öneminin farkında olsaydı, bütün kaynaklarını o alana yönlendirirdi. En iyi yatırımın eğitime, yani insana yapılması gerektiğini bilmeliler. Nasıl bir ülkede veya eğitim sisteminde olursak olalım, bize düşen görev durmadan çalışmak ve kendimizi geliştirmektir. Bunu yapabilirsek hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için çok daha güzel bir gelecek kurabiliriz.

NASIL ARANDI: #mehmet özden # eğitim # özden boğaziçi koleji

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.