Bedenin kışa hazırlanırken, sen onu susturuyor musun?

Danışanlarımla kış aylarında yaptığım görüşmelerde sıkça aynı cümleyi duyuyorum:
“Hocam, sanki iradem gitti.
Oysa ortada bir irade kaybı yok. Çoğu zaman olan şey, bedenin verdiği sinyallerin yanlış yorumlanmasıdır.
Havalar soğudukça iştah artar, tatlı isteği sıklaşır ve kilo dalgalanmaları daha görünür hale gelir. Pek çok kişi bu durumu “kendimi tutamıyorum” diye adlandırır. Ama bilim bize başka bir şey söyler: Beden kışa hazırlanır.

Kış aylarında gün ışığının azalmasıyla birlikte mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin düzeyi düşerken, uyku–uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin artar. Bu hormonal değişim; daha fazla dinlenme ihtiyacı, daha az hareket ve karbonhidrata yönelim olarak karşımıza çıkar. Yani bu bir zayıflık değil, fizyolojik bir adaptasyondur.

Ancak asıl gözden kaçan nokta şudur:
Soğuk havalarda beden, vücut ısısını koruyabilmek için metabolik faaliyetlerini aktive eder. Metabolizma, daha fazla ısı üretebilmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç da çoğu zaman daha sık acıkma hissiyle kendini gösterir. Beden aslında “fazla yemek istiyorum” demez; “ısınmak ve dengede kalmak için yakıta ihtiyacım var” der.

Sorun, bu sinyallere karşı verdiğimiz tepkide başlar
Bazı kişiler kışın artan iştahı kontrol altına almak için öğün atlamaya, besin gruplarını tamamen çıkarmaya ya da açlığı bastırmaya çalışır. Oysa bilimsel olarak biliyoruz ki uzun süreli kısıtlama; kortizol artışına, iştah hormonlarının bozulmasına ve yeme davranışının daha da kontrolsüz hale gelmesine yol açar.

Bir noktadan sonra kişi bunu fark etmeden yaşamaya başlar:
Yemek keyif değil, kontrol meselesi olur.
Tartı, ruh halini belirler.
Açlık, bastırılması gereken bir düşman gibi görülür.
Oysa beden, bize karşı değildir.

Her sinyal, her istek; hayatta kalmak ve dengeyi korumak için verilen bir mesajdır. Kışın artan iştah bir “bozukluk” değil, biyolojik bir uyumdur. Yaz aylarına özgü beslenme alışkanlıklarını kışın da birebir sürdürmeye çalışmak ise mevsimsel fizyolojik değişimleri göz ardı etmek anlamına gelir. Oysa kış döneminde enerji gereksinimi; artan termogenez, değişen hormonal yanıtlar ve bağışıklık sistemi aktivasyonu nedeniyle farklılaşır. Bu süreçte yeterli protein alımı ve bireysel enerji gereksinimine uygun porsiyonlar daha fazla önem kazanır.
Beden kışa hazırlanırken, onu susturmak değil anlamak gerekir

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...