
Şennur Zengin, başarıyı bir varış noktası olarak değil, korunması gereken bir denge olarak tanımlıyor. İş dünyasında disiplinle ilerlerken hayatın tüm sorumluluklarını aynı kararlılıkla sahiplenebilmek, onun liderlik anlayışının temelini oluşturuyor.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Kökleriyle bu şehre ait bir kadınım. Değerlerimi ve inançlarımı burada öğrendim, hayallerimi burada büyüttüm. İnşaat mühendisiyim. 24 yıldır kurucu ortağı olduğum, endüstriyel izolasyon alanında uzmanlaşmış şirketimizle, büyüdüğüm şehirde üretmeye, istihdam sağlamaya ve kalıcı işler yapmaya devam ediyorum. İşimi tutkudan ziyade sorumluluk bilinci içerisinde yürütüyorum. Şirket yönetimini sadece teknik ve operasyonel bir süreç değil, eğiten, geliştiren, birlikte öğrenen, öğreten, değer üreten bir yapı olarak görüyorum. Aynı zamanda KOİDER’de (Kocaeli İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği) Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor; kadının iş dünyasındaki temsili ve ekonomik gücünün artması için sivil toplum alanında aktif çalışmalar yürütüyorum.
Evliyim ve iki muhteşem kız çocuğu annesiyim. Onlarla birlikte anneliği, hayatın renklerini yeniden keşfederken, her gün yeniden şekilleniyorum. Hayatımda aile, emek, dostluklar ve sorumluluklar hep iç içe birbirini besleyen bir bütün oldu. İnanıyorum ki hayatın her alanını sahiplenip dengede tutarak yönetebilmek, değer üretmek, birlikte güçlenmek sürdürülebilir bir iz bırakmanın en sağlam yolu.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Bizim işimizde başarı %99 değildir. Su yalıtımı ya tamdır ya değildir. Küçük bir ihmal, büyük bir soruna dönüşür. Bu nedenle başarıyı yaklaşık değerlerle değil %100 doğruluk hedefiyle tanımlarız. Sıfır hata prensibine yakın olmak bizim için bir tercih değil, zorunluluktur. Detaydan malzeme seçimine, uygulama disiplininden saha denetimine kadar tüm süreçleri titizlikle yönetiriz. İşi bitirmeyi değil, doğru bitirmeyi önemseriz. Kaliteyi şansa bırakmaz; sistemi, kontrolü ve disiplini esas alırız. Farkımız; işi yapmak değil, her adımı doğru yönetmek diyebilirim.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
“Başardım” dediğim bir an yok çünkü başarı benim için bir varış noktası değil, korunması gereken bir dengedir. Her ulaşılan hedef yeni bir sorumluluğun başlangıcı. İşte tam o noktada, ulaştığım yerde kalabilme gücünü ve ilerleme iradesini koruyabildiysem başarmışımdır.
Bir kadın olarak başarı yolculuğunuzda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Erkek egemen bir sektörde kadın olarak var olmak; daha dikkatli, daha hazırlıklı olmayı ve çoğu zaman daha çok çalışmayı gerektirdi. Kabul görmek için zaman zaman kadın kimliğimi geri planda tutmam gerektiğini düşündüğüm anlar oldu. Annelikle birlikte sorumluluklarım arttı, kurduğum dengeler hassaslaştı. Önceliklerim ve kişisel zamanım değişti. Bugün biliyorum ki tüm bu süreçler beni eksiltmedi; aksine daha güçlü ve daha bilinçli yaptı.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
En çok ihtiyaç duyulan şey güçlü ve adil bir sistem zemini. Bireysel çaba elbette çok kıymetli ancak sürdürülebilir başarı eşit fırsatlarla mümkündür. Sağlam bir sistem olduğunda, kadınlar zaten bilgi, disiplin ve üretme güçleriyle farklarını ortaya koyar. O zemin üzerine kendi etki alanlarını doğru tanımlayıp net bir duruş sergilediklerinde, sadece bireysel değil toplumsal dönüşüm de mümkün olur.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Bizim işimiz aslında görünmeyeni korumak gibi. Deprem kuşağında yer alan bir şehir ve ülkede, su yalıtımı ve yapı güvenliği yalnızca teknik bir detay değil; yaşamın sürdürülebilirliğinin de temelidir. Doğru yapılan her uygulama, bir binanın ömrünü uzatırken, o binanın içindeki hayatları da güvence altına alır. Bu nedenle kentimize ve ülkemize katkımızı sadece projelerle sınırlamıyoruz. Meslek liseleriyle yürüttüğümüz nitelikli teknisyen programlarıyla gençleri sektöre kazandırıyor; turuncu baretli kadınları sahaya indirerek alışılmış kalıpları dönüştürüyoruz. Şehrin önde gelen STK’larında, sektörel dernek ve federasyonlarda üstlendiğimiz görevlerle işi yalnızca ekonomik değer üretmek olarak görmüyor, eğitime, kadına ve toplumsal farkındalığa yatırım yaparak; kentin direncine, ülkenin geleceğine ve sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlıyoruz.
Dönüp geriye baktığınızda 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Daha az kaygılan, daha çok cesaret göster. Mükemmelliğin peşinden değil, anlamın peşinden git. Zaman herkese eşit verilmiş olabilir ama derinlik herkeste eşit değil. Yorulduğun günler aslında kök saldığın günler olacak. Her şeyi kusursuz yapmaya çalışırken çok yorulabilir ve iyi olanı kaçırabilirsin. Sen doğru ve anlamlı olanı inşa etmeye odaklan. Kimseyi ikna etmeye çalışıp enerjini tüketme. Doğrularınla, emeğinle ve sabrınla yoluna devam et. Gürültü yapmadan gelen her büyümenin kökü derindir ve kökü derinde olanı hiçbir rüzgar yıkamaz.