Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Arzu Özyer Bektaş

Op. Dr. Arzu Özyer Bektaş için çocuk cerrahisi yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil, şefkatle yürütülen bir yolculuk. Attığı her adımda bir çocuğun korkusunu güvene, kaygısını cesarete dönüştürmeyi amaçlayan ‘Cerrah Anne’ye göre her çocuk, doğru dokunuşla ışığını özgürce ortaya çıkarabilir.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
12 Eylül 1971 Ankara doğumluyum, aslen Artvin Şavşatlı bir çocuk cerrahisi uzmanıyım. Eğitim hayatımı Ankara, Kars ve Kayseri gibi farklı şehirlerde tamamladıktan sonra 1995 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Kariyerim beni Yozgat’ın sağlık ocaklarından Kocaeli Üniversitesi’nin cerrahi koridorlarına, Gaziantep’in yoğun çocuk hastanelerinden bugün İzmit’teki kendi muayenehaneme kadar getirdi. Şu an ‘Kocaeli Sünnet’ markası altında, 0-18 yaş grubundaki çocukların cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisiyle ilgileniyorum. Özellikle sünnet operasyonlarını sadece teknik bir cerrahi işlem olarak değil, bir çocuğa hayatındaki ilk büyük deneyimi kusursuz ve travmasız yaşatmak amacıyla, ‘anne şefkatiyle’ gerçekleştiriyorum.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Tıp, teknik bir bilimdir ancak çocuk cerrahisi saf bir empati sanatıdır. Ben mesleğimi yaparken ‘Cerrah’ kimliğimle ‘Anne’ kimliğimi birbirinden hiç ayırmadım. Kliniğime gelen her çocuğu, kendi kızım Berrak Öykü’yü muayene ederken hissettiğim o titizlik ve sevgiyle karşılıyorum. Başarımın sırrı, ailelerle kurduğum şeffaf ve güvene dayalı iletişimdir. Sünnet öncesi muayeneye verdiğim önem, çocukların korkularını anlamak ve onlara süreci dürüstçe ama korkutmadan anlatmak, beni bu sektörde farklı kılan temel unsurlar oldu. “Cerrah Annenin Yıldızları” diyerek yola çıktım çünkü her çocuk bir yıldız gibi parlamayı hak eder.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Benim için başarı, büyük bir plaket almak ya da en yüksek cirolara ulaşmak değildir. Gerçek başarıyı, operasyon masasında korkuyla elime yapışan bir çocuğun, işlem bittiğinde gülümseyerek bana sarıldığı ve “Hiç de korktuğum gibi değilmiş, Arzu Teyze” dediği anlarda hissettim. Ayrıca, devlette başhekim yardımcılığı dahil her konumda çalıştıktan sonra, kendi hayalimdeki o butik ve huzurlu klinik ortamını kurup, Kocaeli’deki ailelerin ilk tercihi haline gelmek, benim için “başardım” dediğim bir dönüm noktasıdır.

Bir kadın olarak başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Cerrahi, zamanı ve mekânı olmayan bir branş. Gecenin bir yarısı gelen acil vakalar, bayram nöbetleri ve bitmek bilmeyen uzmanlık sınavları süresince en çok ailemle geçireceğim vakitlerden ödün verdim. Bir kadın olarak hem bir cerrahın çelik gibi sinirlerine sahip olmanız hem de evdeki o yumuşak anne profilini korumanız gerekiyor. Bu dengeyi kurarken uykularımdan, sosyal hayatımdan çok şey feda ettim. Ancak bugün kızımın gözlerindeki gururu ve hayatına dokunduğum çocukların sağlığını gördüğümde, bu ödünlerin her birine değdiğini biliyorum.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle özgüvene ve toplumsal önyargıları yıkacak bir kararlılığa ihtiyaç var. Kadınların doğasında olan o çok yönlü düşünme yeteneği ve empati gücü, aslında iş hayatındaki en büyük silahımızdır. Ancak sistemin kadınlara ‘ya kariyer ya aile’ ikilemini dayatmaması gerekiyor. Kadınların daha güçlü olması için iş yerinde liyakatin esas alınmasına ve kadınlar arası dayanışmanın artmasına ihtiyaç var. Biz kadınlar birbirimize omuz verdiğimizde, aşamayacağımız hiçbir sınır yoktur.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Kocaeli gibi sanayinin ve üretimin kalbi olan bir şehirde, çocuk sağlığı geleceğe yapılan en büyük yatırımdır. Yanlış yapılan sünnetlerin ya da ihmal edilen cerrahi sorunların çocuklarda ömür boyu sürecek fiziksel ve psikolojik hasarlar bıraktığını biliyoruz. Ben, bir çocuk cerrahı olarak Kocaeli’de bu riskleri minimize eden, bilimsel ve steril bir standart oluşturuyorum. Toplumu, özellikle sünnet yaşı ve yenidoğan sünneti gibi konularda doğru bilgilendirerek, geleceğin beyefendilerinin bu süreci travmasız atlatmasını sağlıyorum. Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bir toplum demektir.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Yorgunluğun geçecek ama bıraktığın izler kalacak, bu yüzden pes etme” derdim. On yıl önce devlet hastanelerinde yoğun nöbetler arasında koştururken kurduğum o ‘şefkatli klinik’ hayalinin bugün gerçek olduğunu görmek paha biçilemez. Kendine daha çok güven, çünkü o ‘cerrah anne’ kalbiyle dokunduğun her çocuk, ileride bu kentin umudu olacak. Ve unutma Arzu, cerrahi sadece ellerinle değil, kalbinle yaptığın bir iştir.”

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...