
Bir ağacın aynı anda iki yöne doğru büyüdüğünü biliyor muydunuz?
Hem aşağıya hem yukarıya… Üstelik ağacın kök sistemi, yukarıda gördüğümüz dalların ve ağacın bir çeşit yansımasıdır. Belki de bir ağacın en büyüleyici taraflarından biri tam olarak budur… Doğası aynı anda hem yerçekimine hem de ışığa yönelir.
Kökler ışıktan uzaklaşarak, yerçekimine doğru; toprağın karanlığına, derinlerine doğru büyür. Ağacın yukarıya, ışığa doğru büyümeye başlamasından önce tohumun aşağıya doğru ilerlemesi gerekir. Karanlığın içine, direncin içine, toprağın baskısına doğru… Köklerin derinleşmesi kolay değildir. Toprağın içinde ilerlerken karşısına çıkan her dirençle mücadele eder, kendine bir yol açar. Çünkü ağacın yukarı doğru büyüyebilmesi için önce aşağıda tutunması gerekir. Ve ağaç, yüzeyi aşıp ışığa doğru yükselmeye başladığında, direnç giderek azalır. Belki de büyümek tam olarak budur… Yukarıya doğru ilerleyebilmek için önce aşağıya, hiç görünmeyen bir yere doğru kök salmak gerekir.
HER ÇOCUK KÖKLENEBİLİR Mİ?
Biz ise çoğu zaman çocukların yalnızca görünen tarafına bakıyoruz. Başarısına, becerisine, ne kadar hızlı öğrendiğine, ne kadar iyi yaptığına… Onun yerine düşünüyor, hatırlıyor, çözüyor, yetişiyor, düzeltiyoruz. Zorlanmasın diye toprağı sürekli yumuşatıyoruz. Oysa bir çocuğun asıl gelişimi, çoğu zaman kimsenin görmediği yerde gerçekleşir. Kendi başına denediğinde, zorlandığında, yanıldığında, beklediğinde, bir çözümü kendisi bulduğunda.
Tıpkı köklerin toprağın altında büyümesi gibi. Çünkü her çocuk büyür ama her çocuk kendi yönünü bulacak kadar köklenemez. Kiminin dalları çok erken budanır, kimi adına açılmış hazır yollarda büyür, kimi ise kendi toprağına tutunmayı hiç öğrenemez. Oysa bizim görevimiz çocuğun yerine büyümek değildir. Onun önündeki her taşı kaldırmak, her boşluğu doldurmak, her ihtiyacını önceden karşılamak da değildir.
EN BÜYÜK ARMAĞAN
Bir gün çocuk büyür. Artık gövdesini kendi taşıması, rüzgârın yönünü kendi hissetmesi, dallarını kendi istediği yere uzatması gerekir. İşte o zaman bizim ona verdiğimiz şeyin ne kadar çok bilgi, ne kadar çok koruma ya da ne kadar çok kolaylık olduğu değil; kendi başına tutunabilme gücü önem kazanır. Çünkü özgürce uzanabilen dalların, rüzgârda savrulmadan durabilen bir gövdenin ve kendi ışığına doğru büyüyebilen bir ağacın hikâyesi, aslında çok daha önce, kimsenin görmediği yerde başlamıştır: Toprağın altında.
Bu nedenle belki de çocuklara verebileceğimiz en büyük armağan, onların yerine köklenmek değil, bir gün kendi gökyüzünü seçebilecekleri kadar güçlü kökleri olmasına alan açmaktır.
Bilge Baykuş Okulları
Adres: Alikahya Fatih Mah. Horasan Cad. No:25
İzmit/KOCAELİ
Telefon: 0 553 363 1166
Instagram: bilgebaykusokullari