
“Biraz telefon verelim de yemek yesin.”
“Arabada sıkılmasın, tabletini açalım.”
“Bir çizgi film daha izlesin, sonra kapatırız.”
Günlük hayatın içinden tanıdık cümleler…
Çocuklarımız ister istemez ekranların arasında büyüyor. Telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar yetişkin hayatının bu derece parçasıyken çocuklar da az ya da çok nasibini alıyor.
Belki de bu nedenle artık sadece “Çocuğum günde kaç saat ekran kullanmalı?” diye sormak yerine, başka bir soru sormamız gerekiyor: “Ekran, çocuğumun hayatında nelerin yerini almaya başladı?” Ekranda geçirilen her dakikada günlük hayatın vazgeçilmez parçalarından birinin eksilmesi demek: Uyku, hareket, açık hava oyunu, kitap okuma, yüz yüze iletişim ve aileyle geçirilen zaman. Özellikle küçük çocuklarda gelişim; yalnızca izleyerek değil, dokunarak, hareket ederek, konuşarak, oynayarak ve gerçek dünyayla etkileşerek gerçekleşir. Bu nedenle asıl mesele yalnızca ekranın kendisi değil, hayatımızdan götürdükleri de aynı zamanda.
EN SESSİZ ETKİLENEN: UYKU
“Bir bölüm daha…”
Çocukların çoğunun bu cümleyi çok iyi bildiğini tahmin ediyorum. Oysa özellikle akşam saatlerinde ekran kullanımı, uyku rutinini zorlaştır. Geç yatmak, ertesi gün yalnızca uykululuk değil dikkat, öğrenme, davranış ve genel iyilik hali üzerinde de etkili olabilir. Üstelik ekrandan maruz kalınan mavi ışık dalga boyu, çocuğun uykuya dalma sürecini ve uyku kalitesini de olumsuz etkiler. Bu nedenle uyku öncesini ekransız bir zaman dilimine dönüştürmek, çocuk sağlığı açısından en değerli sınırlarımızdan biri olabilir.
YEMEK MASASINDA EKRAN
Çocuğun birkaç kaşık daha fazla yemesi için açılan telefon, kısa vadede işe yarıyor gibi görünebilir. Ancak yemek sırasında ekran kullanmak, çocuğun açlık ve tokluk sinyallerine dikkat etmesini zorlaştırabilir. Dahası, yemek masasını ailece sohbet edilen bir ortam olmaktan çıkarabilir. Aslında çocuğumuzun yemeğini bitirmesinden daha değerli olan şey o sofrada bizimle konuşmasıdır çünkü sofralar bedenimiz kadar ruhunuzun da doyduğu yerlerdir.
ASIL ETKİLER ERGENLİKTE
Araştırmalar ilk 5 yaşta ekran maruziyeti yoğun olan çocukların, ergenlik dönemini daha sancılı geçirdiğini gösteriyor. Anlık ödül sistemi üzerinden çalışmayı öğrenen zihin, zorlukla baş edebilme ve sorun çözebilme konusunda daha az gelişiyor. Ekran, hayat konforunuzu sağlıyor olabilir. Ancak bu durum, onları sabır, bekleme ve kendiyle baş başa kalabilme gibi hayatta kalma becerilerinden yoksun bırakıyor. Maalesef büyüdüklerinde bu durum ebeveyn-evlat iletişimizi zorlayacak belki de asıl unsur olabilir. Ekrana sınırlama getirmek konusunda kararlarımız kendimizle çelişmemeli ve net olabilmeliyiz. Çünkü çocuğun ihtiyacı olan sınırsız özgürlük alanı değil, iradesinin de önemsenerek oluşturulmuş olan güvenli sınırlardır.
TAMAMEN YASAKLANMALI MI?
İlk 3 yaş beyin ve dil gelişimlerinin en aktif olduğu dönemdir; bu yüzden de mümkün mertebe tanıştırmamak ve aktif öğrenme sürecine ket vurmamak gerekir. 4 yaştan itibaren ‘Yaş x 10 dakika’ kuralı, mümkünse bu süre sabah-akşam şeklinde ikiye bölünerek uygulanabilir. Ama süreden daha önemli olan, ekranı nerede kullanmaması gerektiği konusunda baştan net sınırlar koymaktır. Çocuğa “Telefonu bırak!” demeden önce evde bazı ortak kurallar belirleyebiliriz:
Yemek masasında ekran yok
Yatak odasında ekran yok
Uyku öncesinde ekran yok.
Ve mümkün olduğunca, ailece geçirilen zamanda telefonlar biraz daha uzakta.
***
Asıl önemli olan, çocuğun elinden ekranı alırken yerine gerçek bir hayat koyabilmek. Birlikte parka gitmek, oyun oynamak, kitap okumak, mutfakta kek yapmak, bisiklete binmek, sohbet etmek… Çünkü çocuklarımızın ekranı bırakmasını istiyorsak, onlara ekrandan daha güzel bir dünya sunmalıyız.
Belki de kendimize sormamız gereken soru, “Çocuğum bugün kaç saat ekrana baktı?” değil, “Bugün ekran yüzünden hayattan kaçırdığı bir şey oldu mu?” olmalı. Çünkü çocukluk; kaydırarak, tıklayarak ve izleyerek değil; koşarak, oynayarak, merak ederek, kirlenerek, düşerek, gülerek ve gerçek insanlarla bağ kurarak yaşanır.
Adres: Ovacık Mah. D-100 Karayolu No: 22-24 Yahya Kaptan Durağı Başiskele/Kocaeli
Telefon: (0262) 300 41 41
Web: www.akademihastanesi.com.tr
Ins: @dr.esraece