
Çocuklarla yemek savaşını nasıl çözebiliriz?
“Bir lokma daha ye… Hadi, son kaşık! Bak, bunu da bitirince tatlı yiyebilirsin.”
Duymaya çok alışık olduğumuz hatta anne baba olarak çoğu zaman fark etmeden söylediğimiz cümleler bunlar. Kimi zaman ikna çabaları, kimi zaman pazarlıklar, bazen de gözyaşları eşlik eder sofraya. Elbette bu lokma pazarlığı çocukların iyiliği için yapılır çünkü bir tarafımız, boş kalan tabağın onlar için eksik kalan beslenme; yenmeyen yemeğin ise büyüme ve gelişme için kaçırılmış bir fırsat olduğunu düşünür.
Peki, bunu yaparken farkında olmadan yemek saatlerini bir mücadeleye dönüştürüyor olabilir miyiz?
HER AZ YİYEN ÇOCUK GERÇEKTEN AZ MI YİYOR?
Çocukların iştahı her gün hatta günün farklı öğünlerinde bile değişebilir. Büyüme hızının yavaşladığı dönemlerde iştah azalabilir; hastalıklar, öğün öncesi atıştırmalar, fazla süt tüketimi ve günlük hareketlilik de yeme miktarını etkileyebilir. Bir öğünde çok az yiyen bir çocuk, günün diğer öğünlerinde ihtiyacını karşılayabilir.
Bu nedenle değerlendirmemiz gereken yalnızca tabağın ne kadarının boşaldığı değil, çocuğun büyüme eğrisi, gelişimi, genel sağlık durumu ve vitamin değerleridir.
İYİ NİYETLE YAPILAN HER ŞEY DOĞRU MU?
Çocuğu yemek yemeye zorlamak, her lokmayı takip etmek, başka çocuklarla kıyaslamak ya da yemediği zaman ödül ve ceza yöntemlerine başvurmak, sofradaki baskıyı artırabilir. Ekran karşısında farkında olmadan yemek yedirmek de çocuğun açlık ve tokluk sinyallerini tanımamasına neden olabilir.Hatta yemek, zamanla çocuğun kendi kararlarını ortaya koyduğu bir güç mücadelesine dönüşebilir. Ebeveyn daha fazla yedirmeye çalıştıkça çocuk daha fazla direnebilir. Oysa aslında, çocuğun yaşam boyu sürdürebileceği sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oluşturmasına yardımcı olmak hedeflenmelidir.
SOFRADA HUZURU YENİDEN NASIL KURABİLİRİZ?
Öncelikle öğün düzeni oluşturalım. Düzenli, saatleri belli ana öğünler ve ihtiyaca uygun ara öğünler, çocuğun yemek saatine çok tok ya da aşırı aç gelmesini önlemeye yardımcı olur.
Küçük porsiyonlarla başlayalım.
Tabağı doldurmak yerine çocuğun yaşına ve iştahına uygun miktarlar sunalım. İsterse yeniden alabileceğini bilmesi, yemek üzerindeki baskıyı azaltabilir.
Yeni tatlar için sabırlı olalım.
Bir yiyeceği ilk denemede reddetmesi, onu hiçbir zaman yemeyeceği anlamına gelmez. Baskı kurmadan, farklı zamanlarda tekrar sunmak ve ebeveyn olarak örnek olmak kabulünü kolaylaştırabilir.
Yemek yemeyi ödül ya da ceza haline getirmeyelim.
Çocuğumuzun tabağını bitirmesini başarı ölçütü olarak görmeyelim. Yaşına uygun, çeşitli ve dengeli yiyecekler sunmak kadar, ne kadar yiyeceğine karar vermesine alan açmak da bizim sorumluluğumuzdur.
PEKİ, NE ZAMAN ENDİŞELENMELİYİZ?
Her seçici yeme davranışı bir sağlık sorunu değildir. Ancak kilo kaybı, büyüme eğrisinde gerileme, çok kısıtlı besin çeşitliliği, çiğneme veya yutma güçlüğü ya da öğünlerin belirgin sıkıntıyla geçmesi durumunda çocuk hekimi değerlendirmesi önemlidir. Çünkü bazen iştahsızlık, altta yatan bir sorunun ilk işareti olabilir. Belki de sofrada değiştirmemiz gereken ilk şey, çocuğumuzun tabağındaki yemek değil, ona yaklaşımımızdır.
Unutmayalım; hedefimiz her tabağı bitiren çocuklar yetiştirmek değil, bedeninin ihtiyaçlarını tanıyan, farklı besinlerle tanışabilen ve yemekle sağlıklı bir ilişki kurabilen çocuklar yetiştirmektir.
Bazen en sağlıklı adım, “Bir lokma daha!” demek yerine çocuğumuzu her konuda olduğu gibi beslenme konusunda da onun kendisine, bizimse onun seçimlerine güveneceğimiz noktaya getirmek olmalıdır.
Adres: Ovacık Mah. D-100 Karayolu No: 22-24 Yahya Kaptan Durağı Başiskele/Kocaeli
Telefon: (0262) 300 41 41
Web: www.akademihastanesi.com.tr
Ins: @dr.esraece