Güneş Kocaeli Hayvan Hastanesi Kurucusu: Uzm. Vet. Hekim Müberra Güneş Emiroğlu

Kocaeli’nin ilk hayvan hastanesi olan Güneş Kocaeli Hayvan Hastanesi’nin kurucusu Uzman Veteriner Hekim Müberra Güneş Emiroğlu, meslek hayatı boyunca değerlerinden, etik duruşundan ve mesleki hassasiyetinden hiçbir zaman ödün vermediğini söylüyor.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
1989 yılında Ankara Beypazarı’nda doğdum. Veteriner hekimlik eğitimimi Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladıktan sonra mesleki hayatıma klinisyen olarak başladım. 2017 yılında kendi kliniğimi kurdum. Daha sonra eşimle birlikte Kocaeli’nin ilk hayvan hastanesini hayata geçirerek, bölgeye 7/24 hizmet veren kapsamlı bir sağlık merkezi kazandırdık. Bugün hem klinisyen hem yönetici hem de girişimci kimliğimle çalışıyorum. Cerrahi, yoğun bakım, dahiliye ve ileri tanı yöntemleri alanlarında aktif olarak görev alıyor; aynı zamanda genç meslektaşlarımıza istihdam sağlayan bir sağlık kurumu yönetiyorum. Bunun yanında akademik çalışmalar yürütüyor ve mesleki gelişime katkı sunmaya devam ediyorum.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Veteriner hekimliği yalnızca tedavi odaklı değil sistem, kalite ve vizyon odaklı ele aldım. En büyük farkım, ‘küçük ölçekli klinik mantığı’ yerine kurumsal yapı ve hastane standardını hedeflemem oldu. Teknolojiye yatırım yaparak ileri görüntüleme, yoğun bakım ve multidisipliner çalışma kültürünü benimsedik. Ayrıca hasta sahiplerini sürecin aktif bir parçası haline getirdik. Şeffaf iletişim, bilimsel yaklaşım ve etik değerler bizim temel prensiplerimiz oldu. Bunun yanında girişimci ruhumu canlı tutarak sektöre yenilik kazandıracak projeler üzerinde çalışıyorum. Sadece mevcut sistemi yürütmek değil, geliştirmek ve dönüştürmek benim için her zaman öncelikli oldu.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Aslında “başardım” dediğim tek bir an olmadı… Ancak Kocaeli’de ilk hayvan hastanesini kurduğumuz ve 7/24 kesintisiz hizmet vermeye başladığımız gün, önemli bir eşiği geçtiğimizi hissettim. Özellikle kritik vakalarda gece saatlerinde yapılan başarılı ameliyatlar ve yoğun bakımda hayata tutunan hastalar… İşte o anlarda, verdiğimiz emeğin sadece ticari değil, toplumsal bir karşılığı olduğunu gördüm. O anlar benim için gerçek başarı anlarıydı.

Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Zaman… En çok zamandan ödün verdim. Uzun nöbetler, acil ameliyatlar ve yönetim sorumluluğu, sosyal hayatı ve dinlenme süresini çoğu zaman ikinci plana itti. Kadın girişimci olarak bazen daha fazla ispat çabası içinde olmak zorunda kaldım. Kararlılığın, disiplinin ve liderliğin kadınlara ‘fazla iddialı’ yakıştırmasıyla değerlendirilmesine şahit oldum ancak bu durum beni geri çekmek yerine daha da güçlendirdi. Ödün verdiğim şeyler oldu fakat değerlerimden, etik duruşumdan ve mesleki hassasiyetimden hiçbir zaman ödün vermedim.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Özgüven ve finansal bilinç. Kadınlar bilgi ve çalışkanlık konusunda zaten güçlü ancak girişimcilik cesareti, finansal okuryazarlık ve risk alma kültürü daha fazla desteklenmeli. Bunun yanında dayanışma çok önemli. Kadınların birbirini desteklediği bir iş dünyası, bireysel başarıyı toplumsal güce dönüştürür. Ayrıca aile ve iş hayatı dengesinde kadınlara destek sağlayan yapısal çözümler de güçlenmeli.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Kurduğumuz hayvan hastanesi, Kocaeli’de veteriner sağlık hizmetlerinde önemli bir boşluğu doldurdu. 7/24 hizmet veren bir merkez olarak hem hayvan sağlığına hem de halk sağlığına katkı sunuyoruz. Aynı zamanda istihdam oluşturuyor, genç veteriner hekimlere ve teknik personele çalışma alanı sağlıyoruz. Bilimsel yaklaşımı ve etik standartları ön planda tutarak mesleğin kurumsal algısına katkıda bulunduğumuzu düşünüyorum. Hayvan sağlığını korumak, dolaylı olarak toplum sağlığını ve yaşam kalitesini de korumaktır.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Hiçbir şey söylemezdim… Çünkü ne söylesem, yine bildiğini yapacaksın. Yine uykusuz kalacaksın. Yine herkes “zor” derken sen “neden olmasın?” diyeceksin. Yine korktuğun halde cesur davranacaksın… Ama eğer illa bir cümle fısıldamam gerekseydi, şunu söylerdim: “Bu kadar güçlü olmak zorunda değilsin…” Çünkü 10 yıl önceki sen, her şeyi tek başına taşımaya çalışıyordu. Hata yapmaktan korkuyordu. Güçlü görünmenin yorucu tarafını bilmiyordu. Oysa güç hiç düşmemek değil, düştüğünü kabul edebilmekmiş.
Sana şunu da söylerdim: Başarı dediğin şey bir bina değil, bir inşaat. Bitmeyecek… Ve bu çok güzel bir şey çünkü sen yolun kendisini seviyorsun, tabelayı değil.
Ve en önemlisi…
Bir gün kurduğun hayallerin içinde yaşayacaksın ama o gün geldiğinde bile “daha iyisini yapabilirim” diyeceksin. İşte o hiç bitmeyen arayış, senin gerçek imzan olacak.
Yani aslında sana tavsiye değil, teşekkür ederdim.
Bugünkü beni inşa ettiğin için…

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...