
“İnsan, kendisiyle kurduğu ilişkiyi, başkalarıyla kurduğu ilişkilere de taşır.”
İnsanın zaman zaman kendisini yetersiz hissetmesi olağandışı değildir. Eksiklerimizi fark etmek gelişmemizi sağlar. Ancak “bir konuda yetersizim” ile “ben yetersizim” aynı şey değildir. Daha ağır olanı, “başaramadım” düşüncesinin zamanla “değerli değilim” inancına dönüşmesidir.
Değersizlik duygusu yalnızca kişinin içinde kalmaz; ilişkilerine de yansır. Bu duygudan bahsedildiğinde akla genellikle çekingen, kendisini küçümseyen birisi gelir. Oysa bazen tam tersi görünür: Üstün olma ihtiyacı. Sürekli haklı çıkmak, eleştiriye tahammül edememek ya da değerini kanıtlama ihtiyacı güçlü görünmenin değil, aşağıda hissetmeye tahammül edememenin sonucu olabilir. Kişi, kendi değerini sağlam hissedemediğinde ilişkiler bir sıralamaya dönüşür: “Ben ondan daha mı iyiyim, daha mı kötüyüm?”
***
Böyle bir yerde eşitlik kurmak zorlaşır. Bazı insanları yüceltir, bazılarını küçümseriz. Çünkü karşımızdakini görmek yerine zaman zaman kendi değerimizi onun üzerinden ölçeriz. Küçümseme de bu nedenle önemlidir. Başkasında rahatsız olduğumuz her özellik elbette bizde bulunmaz. Ancak bazı tepkilerimizin yoğunluğu kendi hassas noktalarımıza işaret edebilir. Başarısızlığı küçümseyen birisi başarısız olmaktan, güçsüzlüğe tahammül edemeyen birisi kendi güçsüzlüğüyle karşılaşmaktan korkuyor olabilir. Bazen karşımızdaki insan, görmek istemediğimiz bir yanımızı hatırlatan aynaya dönüşür.

Değersizlik duygusunun daha sessiz bir biçimi ise başkalarına tanıdığımız hakları kendimize tanımamaktır. Başkalarının yorulmasını anlayıp kendi dinlenmemizden suçluluk duyabilir; başkasının hatasını insani bulurken kendi hatamızı kişiliğimizin kanıtı sayabiliriz. Bütün bunlara çoğu zaman bir başka baskı eşlik eder: Olduğumuz kişi ile olmamız gerektiğine inandığımız kişi arasındaki mesafe. “Daha başarılı olmalıyım. Daha güçlü olmalıyım. Bundan etkilenmemeliyim…” İnsan bir süre sonra yaşamaktan çok, zihnindeki ideal kişiye yetişmeye çalışır. Üstelik başarı, bu mesafeyi her zaman kapatmaz; bazen yalnızca çıtayı yükseltir.
***
Psikolog Carl Rogers’ın sözü tam da burada anlam kazanır: “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde değişebilirim.” Kabul etmek vazgeçmek değildir; değiştirmek istediğimiz tarafımızla önce dürüstçe karşılaşabilmektir. Belki gerçek güç, kusursuz olmakta değil; kusurlarımızı inkâr etmeden onlarla ne yapacağımızı seçebilmekte başlar. Değer duygusu da kendimizi başkalarından üstün gördüğümüz yerde değil, başkalarından aşağı olmadığımızı kanıtlamak zorunda hissetmediğimiz yerde güçlenir. Çünkü insan kendi değeriyle savaşmayı bıraktığında, karşısındaki insanı da yüceltmek ya da küçültmek zorunda kalmaz. Onu olduğu gibi görebilir. Kendisine de aynı hakkı tanıyabilir.
Adres: Yahya Kaptan Mah. Elzem Sok. No:54 Mars İş ve Yaşam Merkezi 1. Giriş Kat: 3 No: 151 İzmit/Kocaeli
Tel: 553 0634424
Ins: @uzm.psk.busraakdeniz