
Danışanlarımla sohbet ederken sık sık aynı tabloyu görüyorum:
Bazı insanlar, farkında bile olmadan kendi bedenleriyle sessiz bir mücadele halindeler.
Kilo vermek istediklerini söylemiyorlar… ama davranışları çok başka şeyler anlatıyor.
Aslında bunun bir adı var, fakat çoğu kişi bu adı duymak istemiyor:
Yeme davranışı bozukluklarının erken evresi. Anoreksiyanın masum görünen, henüz fark edilmeyen başlangıç noktası. Bugün tam da bu sessiz gidişata ışık tutmak istiyorum.
“Dikkat ediyorum beslenmeme.”
Bu cümle masum görünür, hatta sağlıklı yaşamın başlangıcı gibi de durabilir. Ama bazen… işin arka planı çok daha derindir. İnsanlar kilo vermek için çırpınmasalar bile, davranışları fark etmeden onları yeme davranışı bozukluklarının erken evresine götürebilir.
Bir bakarsın, öğünler azalmış…
Bir bakarsın, yemek pişmanlık olmuş…
Bir bakarsın, tartıyla ilişkin değişmiş…
Hepsi yavaş yavaş gelişir. Ses çıkarmadan.
Kişi hâlâ “Ben sadece sağlıklıyım” diye düşünürken aslında zihninin büyük bir kısmı yemekler, kalori hesabı ve kilo etrafında dönmeye başlamıştır.
İçten içe bir baskı vardır:
“Biraz daha yapabilirim, biraz daha kısabilirim…”
Kendine sormaktan çekindiğin sorular
Şimdi birkaç soru var…
Sadece kendin için, sessizce cevaplaman yeterli:
• Yediğin bir öğünden sonra suçluluk duyuyor musun?
• Fazla kaçırınca kendini “telafi etme” baskısı hissediyor musun?
• Açlık hissini bastırmak bir alışkanlık haline geldi mi?
• “Dikkat ediyorum” derken aslında kısıtlıyor musun?
• Tartıya olduğundan daha mı sık çıkıyorsun?
• Aynada inceldiğini bilsen bile “yeterli değil” düşüncesi geliyor mu?
• Yediklerini gün boyu düşünmek rutinleşti mi?
• Karbonhidrat, ekmek, makarna gibi besinlere karşı fazla temkinli misin?
• Yemek senin için keyif değil, kontrol meselesi mi oldu?
Bu soruların birkaçına bile “Evet” dedin mi…
Bu yalnızca “dikkat etmek” olmayabilir.
Bu, sağlıklı yaşamın sessizce kontrolden çıkmaya başladığının işaretidir.
Bedenimiz, bize karşı değil. Her sinyali, her tepkisi aslında bizi korumaya çalışan bir mekanizma. Kısıtlamak güç göstergesi değildir. Açlığı bastırmak irade değildir. Zayıflamak daima iyi hissetmek anlamına gelmez.
Gerçek güç; kendini duymakta, ihtiyacını anlamakta,bedeninle savaşmak yerine onunla işbirliği kurmakta yatar.
Eğer bu yazıda kendine dair bir satır bulduysan; bu sadece bir uyarı değil, aynı zamanda bir davet: Bedeninle kavga etmeyi bırakıp onunla bir barış anlaşması yapmaya.
Sen rakam değilsin.
Sen ölçü değilsin.
Sen bir bütünsün.
Ve o bütünün her parçası değerli.