
Birgül Bilger, geriye dönüp 10 yıl önceki kendisine baktığında “Aferin kızım, devam et” derken; kente kazandırdığı projeleri, sıfırdan kurup büyüttüğü şirketi ve 69 yaşında hâlâ üretmeye devam eden azmini gururla selamlıyor.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
1957, İzmir doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Yaklaşık 45 yıldır İzmit’te yaşıyorum. İzmit’e gelişim siyasi sürgün nedeniyle oldu. Yani militan olarak gelip Kocaeli’ye değer katan kadınlar arasına girebilmek gibi bir özelliğim olmuş.
1991-1996 yılları arasında Kocaeli İl Kültür Müdürlüğü yaptım. Kente asıl değerleri o zaman kattığıma inanıyorum. Kısaca özetlersek; Kapanca Sokağı Projesi, Gayret Gemisi, Pembe Köşk, Eski Vali Konağı, köy kütüphaneleri ve daha birçok projeyi hayata geçirmek benim başarı hikayemin en önemli parçaları. Bu arada kendime ve Kocaeli’ye kattığımı düşündüğüm her projede dönemin Kocaeli Valisi Kemal Nehrozoğlu’nun büyük emeği var. Onu anmadan geçemeyeceğim. İş hayatımda onun öğrettiklerinin büyük katkısı var. Şu an organizasyon sektöründeyim; düğün, davet, kurumsal etkinlikler düzenliyorum.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Farklı olmayı düstur edinerek farklı olduk. Yaptığımız her işte kopyalayarak değil de kafa yorarak, tasarlayarak ilerledik. Bürokraside edindiğimiz planlı, programlı çalışma deneyimimizi bir şekilde özel sektöre aktardık. Tedarikçi bağlamında sektörün en iyileriyle çalıştık.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz.
“Ben başardım” demedim açıkçası. 69 yaşındayım ve hala başarmak istediğim şeyler var. Hedef olmadan yaşamak çok mümkün değil bence.
Bir kadın olarak başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Ödün vermek benim karakterime uygun değil. Bir duruşum vardır eğer yapacağım iş o duruşuma zarar verecekse, o işe hiç girmem.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
İşte püf noktası bu. İşinizi çok iyi yapacaksınız. Yaptığınız işi önce kendiniz beğeneceksiniz. Ben bana gelen müşterilere hep şunu söylerim: Bu düğünün, nişanın ya da herhangi bir etkinliğin ilk sahibi benim. Önce benim beğenmem lazım. Beğenmediğim işi yapmam. İşin maddiyatı sonra gelir.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Gençlere ve kadınlara örnek olmak benim için çok önemli.
Şöyle düşünüyorum:
Çok çalışıyorum, “çalışın” diyorum.
69 yaşındayım hala çalışıyorum, “vazgeçmeyin” diyorum.
Birbirinize köstek olmayın, “saygılı olun” diyorum.
Açıkçası doğru örnek olduğumu hissediyorum.
30 yıl öncesi bu şirketi kurduğumda sektörde hiç kimse yokken şimdi yüzlerce firma var. Belki birilerine ilham olmuşumdur.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Aferin kızım, devam et!