Alp Kuyumculuk’un Sahibi: Aysun Şahin

Alp Kuyumculuk’un sahibi Aysun Şahin, azmi, kararlılığı ve inancıyla kendi yolunu çizen güçlü kadınlardan biri. İş hayatında karşılaştığı zorluklara rağmen her adımda daha da güçlenerek ilerleyen Şahin, başarının en büyük kaynağının insanın kendi içindeki güç olduğuna inanıyor.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Ben, Aysun Şahin. 1979 doğumluyum, İzmit Gazi Lisesi mezunuyum. Kuyumculuk serüvenim okuldan sonra abimin yanında çalışarak başladı. Mesleği öğrenip kendime güvenim arttıkça, kendi ayaklarım üzerinde durma isteğim ağır bastı ve 2012 yılında ilk işletmem olan Alp Gümüş’ü açarak, esnaflığa adım attım. 2014 yılının nisan ayında Değirmendere’de Alp Kuyumculuk’u açtık. Yıllar içinde müşterilerimizle kurduğumuz güçlü bağ ve edindiğimiz tecrübeyle büyümeye devam ettik, 2025 yılının ocak ayında Başiskele Alp Kuyumculuk’u hizmete sunduk. Bugün işimi büyük bir sevgiyle yapıyor, bir kadın girişimci olarak her geçen gün kendimi ve markamı geliştirmeye devam ediyorum.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Kuyumculuk, rekabetin çok yoğun olduğu bir sektör. Bu kadar seçenek varken müşterinin sizi tercih etmesi tesadüf değil. Ben en başından beri işimde en çok samimiyete ve güvene önem verdim. Buraya gelen herkes benim için özeldir. İnsanlar bize bazen en özel günleri için bazen de kendilerini mutlu etmek için geliyor. Bu yüzden onları dinlemek, doğru yönlendirmek ve içlerine sinen bir alışveriş yaptırmak benim için her şeyden önemli.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Açıkçası ben “başardım” deyip, durduğum bir nokta olduğuna inanmıyorum çünkü bu işte durduğun an geriye düşersin. Ama ikinci şubemizi açtığımız gün doğru yolda olduğumu kanıtladım.
Sıfırdan başlayıp kendi emeğimle bir markayı büyütmek ve arkasında durabilmek benim için büyük bir gurur. Yıllar boyunca müşterilerimin güvenini kazanmak ve onların tekrar tekrar bizi tercih ettiğini görmek, başarının en somut göstergesi. Benim için başarı sadece büyümek değil; istikrarla ayakta kalabilmek ve her gün aynı heyecanla dükkânın kapısını açabilmek. Bugün geldiğim noktada şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Emek verdiğim hiçbir şey boşa gitmedi.

Bir kadın olarak başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
En çok zamanımdan ve sosyal hayatımdan ödün vermek zorunda kaldım. Kendi işinizi kurup büyütürken mesai kavramı ortadan kalkıyor; çoğu zaman işiniz hayatınızın merkezine yerleşiyor. Aynı zamanda bir anne olmak bu süreci daha da anlamlı ama bir o kadar da sorumluluk dolu hale getiriyor. Hem işimin başında olmak hem de çocuklarıma iyi bir gelecek sunmak için zaman zaman kendimi ikinci plana attığım oldu. Yorulduğum anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmeyi düşünmedim. Bugün geriye baktığımda, çocuklarımın çok iyi yerlere geldiğini izlemek, yaptığım tüm fedakârlıkların ne kadar değerli olduğunu bana her gün yeniden hatırlatıyor.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Bence, önce kadın olmanın ne kadar değerli ve güçlü bir şey olduğunun farkına varmaları gerekiyor. Ne yazık ki kadınlar çoğu zaman çevrenin baskısını ve başkalarının ne diyeceğini fazla önemsiyor. Oysa en önemli şey, dış sesleri biraz susturup, kendi iç sesini dinleyebilmek.Her kadının içinde büyük bir potansiyel var. Yeter ki kendine inansın ve “Ben yapabilirim” demekten vazgeçmesin. Kadınların birbirine destek olduğu ve kendine güvendiği bir dünyada, başarı zaten kaçınılmaz.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Yaptığım işin kentimize ve topluma katkısının sadece ticari olmadığını düşünüyorum. Kuyumculuk, insanların hayatındaki en özel anlara eşlik eden bir meslek. Düğünlerden kutlamalara kadar birçok güzel anın parçası olmak ve insanların mutluluğuna dokunmak benim için çok kıymetli. Bunun yanında, kadın bir girişimci olarak bulunduğum şehirde kadınlara cesaret veren örnek biri olmanın da önemli bir katkı olduğuna inanıyorum. Çalışan kadınlara istihdam sağlamak, genç kızlara “istersen yapabilirsin” mesajını verebilmek ve kendi emeğiyle ayakta duran bir kadın olarak görünür olmak benim için ayrı bir gurur. Kadınlar güçlendikçe toplumun da güçlendiğine inanıyorum. Eğer yaptığım işle bir kadına bile ilham olabiliyorsam, bunun kentimize kattığım en değerli katkı olduğunu düşünüyorum.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
İç sesini dinlemeye devam etmesini söylerdim. “Korkularının seni durdurmasına izin verme” derdim. Çünkü bugün bakınca görüyorum ki o gün attığım cesur adımlar hayatımı şekillendirdi. Her şeyin üstesinden gelebileceğini, sandığından çok daha güçlü olduğunu hatırlatırdım. “Zorlandığın anlar olacak ama her zorluk seni biraz daha büyütecek” derdim. En önemlisi de kendine inanmayı hiç bırakmamasını söylerdim. Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlara şunu söylemek isterim: İçinizdeki gücü asla küçümsemeyin. Biz kadınlar hem üreten hem büyüten hem de hayata anlam katan bir güce sahibiz. Kendinize inandığınız sürece aşamayacağınız hiçbir engel yok.

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...