Diş Hekimi Ayşe Gül Aydın Çetinkaya

Ayşe Gül Aydın Çetinkaya, kadın olmanın gücünü üretimiyle, emeğiyle ve duruşuyla görünür kılan bir hekim. 8 Mart’ı yalnızca bir kutlama değil; kadın emeğini, dayanışmasını ve Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları hatırlama günü olarak gören Çetinkaya’nın hikâyesi, inançla yürüyen her kadına ilham veriyor.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
6 Aralık 1983, Trabzon doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi Trabzon’da tamamladım. 2002 senesinde Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni kazandım ve 2007 yılında mezun oldum. 2008 senesinde İstanbul’da özel bir çocuk diş kliniğinde diş hekimi olarak çalışmaya başladım. Bu tarihten itibaren sadece çocuk hastalarla çalıştım. Yıllarca İzmit–İstanbul arasında mekik dokudum. 2018 yılında kalıcı olarak İzmit’e yerleştim ve o günden beri aralıksız İzmit’te çalışmaktayım. Evliyim, bir çocuk annesiyim. Sevdiklerimle vakit geçirmekten, dans etmekten; özellikle halk oyunları oynamaktan hoşlanırım. Spor yapmak, doğa yürüyüşleri, tenis ve basketbol en sevdiğim aktiviteler arasındadır.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Çocuğu ve veliyi ayrı değerlendirmek çok önemli. Çocuğun gözünün içine bakıp korkusunu yenmeden, benimle iletişim kurmasını sağlamadan muayene etmeye çalışmak ne kadar yanlışsa; veliyle de tıp terimleri kullanmadan, günümüz Türkçesiyle konuşmak bir hekim olarak dikkat ettiğim önemli bir unsurdur. Muayene ve işlem sürelerini uzun tutmak da son yıllarda iletişim adına bir mihenk taşı oldu.

DAHA PLANLI YAŞIYORUM
Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
“Ben başardım” cümlesinde biraz ununu eleyip eleğini asma durumu söz konusu. Ben unumu eliyorum ama henüz kendimi eleğini asmış birisi gibi hissetmiyorum. Eleğimi asmama daha çok vakit var. Ancak şunu söyleyebilirim: Karşımda beni dinleyen velilerime “Sormak istediğiniz bir şey var mı?” diye sorduğumda, teşekkür edip “Zaten her şeyi detaylı bir şekilde anlattınız.” dediklerinde ya da başka bir hastamın referansıyla gelen hastaların muayene sonrası “Dedikleri kadar varmışsınız, doktor hanım.” deyip yüzlerindeki memnuniyeti gördüğümde, bir şeyleri doğru yaptığımı ve başardığımı hissediyorum. Bu bana büyük bir haz veriyor.

Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Özgür ruhlu bir yay burcu kadını olarak, plansız programsız çıktığım seyahatlerden ödün vermek zorunda kaldım. Anne olduktan sonra her şeyin, her anın, her dakikanın daha planlı olması gerektiğini gördüm. Gezmeyi, eğlenmeyi ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok seven biri olarak, özellikle anne olduktan sonra bunlardan biraz ödün vermek zorunda kaldım… Ama tamamen bıraktım da demiyorum. Ne işimden ne de hobilerimden kendimi mahrum bırakmamaya çalışıyorum.

Yoğun temponuzda sizi ayakta tutan en güçlü motivasyon kaynağı nedir?
Hayata ve yaşamaya olan sevgim, aileme olan bağlılığım, işime olan tutkum beni ayakta tutuyor. Ailem, sevgili eşim ve oğlum en büyük motivasyon kaynağı. Ben hem işe hem eve koşarak gidiyorum. Hem evde hem iş yerinde huzurlu olmam beni ayakta tutan en önemli şey diyebilirim. Sanırım bu, genel olarak yaşamaya olan tutkumla alakalı. Yorgunluğun bile tadını çıkarıyorum çünkü yorulmadan hayatın hakkını veremiyorsunuz.

KENDİME HEP İNANDIM
Hiç ‘vazgeçme noktasına’ geldiğiniz oldu mu?
Mesleğe başladığım ilk klinikte, daha iki haftalık bir hekimken ne yazık ki ciddi bir mobbinge uğramıştım. O kadar üzülmüştüm ki vazgeçmeye karar vermiştim. Benden iyi bir diş hekimi olmayacağını, tekrar üniversite sınavına girip başka bir bölüm okumam gerektiğini bile düşünmüştüm. Çok gençtim, çok ağlamıştım.

Bu süreci nasıl aştınız?
Bu olaydan bir ay sonra Kocaeli’nin değerli diş hekimlerinden; Kocaelispor’un eski başkanlarından ve Kandıra Belediyesi eski Başkanı Turan Sarı ile tanıştım. Meslek büyüğüm olarak beni o kadar güzel motive etti ki… Daha yeni mezunken, Turan Bey’in sürekli ne kadar iyi ve başarılı bir hekim olduğumu söylemesi sayesinde toparlandım. Bu vesileyle buradan kendisine sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Bu olaydan sonraki yıllarda kendime hep inandım ve güvendim. Başarabileceğime olan inancım hiçbir zaman azalmadı. Her zaman eğitimimin ve yapabildiklerimin üzerine bir şeyler katmaya çalıştım.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle devlet desteğinin önemini vurgulamak isterim. Biz kadınlar işe giderken çocuğumuza kimin bakacağını, onu kime emanet edeceğimizi düşünmek zorunda kalmadan devletin gücünü arkamızda hissetmeliyiz. Günümüzde birçok kadın, aldığı maaş bir kreşin aylık masrafına denk geldiği için çalışmaktan vazgeçip evinde çocuğuna bakmayı tercih ediyor. Bu yanlış bir tercihtir demiyorum ancak çalışmak isteyen bir kadın için oldukça zorlayıcı bir karar. Bir diğer önemli konu ise kız çocuklarının önünün açılmasıdır. Okumalarının ve eşit şartlarda eğitim görmelerinin şart olduğunu düşünüyorum.

BİZ HARİKA VARLIKLARIZ
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Çocuklarla çalıştığım için onlara iyi bir rol model olduğumu düşünüyorum. Benimle tanıştıktan sonra “Anne, ben de diş hekimi olacağım” demeleri benim için büyük bir gurur kaynağı. Ayrıca, ufacık da olsa bir istihdam sağlamak çok güzel bir his. Kliniğimizde, altı kişilik, tamamen kadınlardan oluşan bir ekip olarak görev yapıyoruz. İleride daha da büyümek ve daha fazla kadına istihdam sağlamak en büyük hedeflerimden biri.

8 Mart sizin için ne ifade ediyor? Bir kutlama mı yoksa bir hatırlatma günü mü?
Biz kadınlar harika varlıklarız. Tüm hemcinslerimin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bugün elbette bir kutlama günü olmalı ancak benim için aynı zamanda bir anma ve hatırlama günü. 8 Mart’ta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan geçemiyorum. Orta Doğu’daki pek çok ülkeyle kıyaslandığında, Atamızın bizlere ne kadar büyük bir miras bıraktığını ve Türk kadınına verdiği değeri daha net görüyorum. Bu nedenle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, Atatürk’e teşekkür etmeden geçemiyorum.

8 Mart’ta tüm kadınlara tek bir cümle söyleme şansınız olsa ne derdiniz?
Ahmed Arif’in Anadolu şiirinden bir bölümü tüm emekçi kadınlara hediye etmek isterdim:
“Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın
Fırsatçının, fesatçının, hayının
Dayan kitap ile
Dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Dayan rüsva etme beni.”

Genç bir kadın bu röportajı okuduğunda ondan neyi almasını istersiniz?
Bu satırları okuyan genç bir kadının, kendine açtığı yolda ve belirlediği hedef doğrultusunda hiç durmadan yürüyeceğine ant içmesini isterdim.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Doğru yoldasın, aynen devam et” derdim. Bir de şunu eklerdim: “Evet, İstanbul’dan ayrılma kararın doğru. Mutlu yuvanı ve hayalindeki işini Kocaeli’de kuracaksın, erteleme.”

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...