
Aslı Tavacı için bu söz, kurumsal bir kariyerden kendi markasını yaratma cesaretine uzanan yolculuğun özeti. O, yıllarca masa başında biriken hayallerini ertelemedi; kalbinin sesini dinleyerek çiçeklerle, estetikle ve duyguyla yeni bir hayat inşa etti.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Merhaba, ben Aslı Tavacı. Evliyim ve bir erkek çocuk annesiyim. Kocaeli’de çiçekçilik ve peyzaj alanında hizmet veren Ala Çiçek / Ala Peyzaj’ın kurucusuyum. 24 yıllık kurumsal bankacılık kariyerimi emekli olarak tamamladıktan sonra, tamamen tesadüfi bir şekilde peyzaj ve çiçek satışı yapan bir mekânı devralarak, Ala Çiçek yolculuğuma başladım. İlk etapta peyzaj ve bahçe bitkileriyle ilerleyen bu süreç; zamanla buket tasarımları, hediyelik çiçekler, mekânlara özel yapay çiçek uygulamaları ve açılış organizasyonlarıyla genişledi. Önümüzdeki dönemde düğün organizasyonlarını da bu yolculuğa dahil etmeyi hedefliyorum. Ala Çiçek / Ala Peyzaj’ın kurucusu olarak, yaptığım işi yalnızca bir ticaret olarak değil; mekânlara duygu, yaşam alanlarına estetik ve insanlara mutluluk katma sanatı olarak görüyorum.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Öncelikle belirtmek isterim ki çok hırslı biri değilim ama oldukça mükemmeliyetçiyim. Bankacılığın bana kazandırdığı en önemli özelliklerinden biri, insanları dinlemek ve ihtiyaçlarını doğru anlayarak çözüm üretmek oldu. Bu bakış açısını bugün yaptığım işe birebir taşıyorum. Bu sektörde hazır kalıpların dışına çıkarak, kişiye ve mekâna özel tasarımlar üretmeye odaklandım. Her işe önce dinleyerek başlıyorum; çiçek kime gidiyor, hangi duyguya eşlik edecek, hangi anın parçası olacak… Bunları anlamadan tasarıma geçmiyorum. Ticari kaygının önüne güveni, estetiği ve sürdürülebilir ilişkileri koymam; sosyal medyayı da samimi ve şeffaf bir iletişim alanı olarak kullanmam fark yarattı. Benim için önemli olan, tek seferlik satışlar değil, uzun vadeli memnuniyet ve kalıcı bağlar kurmak.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Kendi markamla anılmaya başlandığımda ve insanların “Aslı’nın tarzı” diyerek beni tercih ettiğini gördüğümde başardığımı hissettim. Aynı müşterilerin yeniden kapımı çalması, referanslarla büyümek ve yapılan işlerin konuşulması benim için gerçek başarı tanımı oldu.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Zamanımdan ve zaman zaman aileme ve kendime ayırmam gereken alanlardan ödün verdim. Özellikle çok yoğun çalıştığım dönemlerde, sosyal hayatım ister istemez geri planda kaldı. Henüz yolun çok başında olsam da bu işin her gün başında durmayı ve sürekli emek vermeyi gerektirdiğini yaşayarak öğrendim. Ancak tüm bu süreçte; değerlerimden, emeğimden ve duruşumdan hiçbir zaman ödün vermedim. Benim için önemli olan, çalışırken kendim olarak kalabilmekti.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için en çok özgüvene ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. İnsan önce kendi potansiyeline inanmalı. Bunun yanında, her koşulda yanında olduğunu hissettiren bir aile desteği ve birbirini gerçekten destekleyen güçlü bir kadın dayanışması da çok kıymetli. Cesaret ise bu yolculuğun en önemli parçalarından biri. Hata yapmaktan korkmadan adım atabilmek, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek gerekiyor. Kadınlar kendilerine güvendiklerinde, hayatın her alanında fark yaratabilecek güce zaten sahipler.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Çiçek, peyzaj ve organizasyon çalışmalarıyla kente yalnızca estetik değil, duygu da kattığımıza inanıyorum. Açılışlarda yeni başlangıçlara, özel günlerde mutluluğa, bahçelerde ve mekânlarda ise insanların nefes alabileceği alanlara eşlik ediyoruz. Yapılan her iş; bir tebessüme, bir hatıraya ya da paylaşılan güzel bir ana dokunduğunda, topluma küçük ama kalıcı bir katkı sunduğumuzu hissediyorum. Benim için en değerli katkı, insanların hayatına güzellik ve anlam katabilmek.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Çiçek ve peyzaj işine geçmek benim için oldukça radikal bir karardı. Uzun yıllar masa başında çalışırken, o hayattan çıkınca başka bir şey yapamazmışım gibi hissederdim.
Oysa içimde hep bir gün kendi işimi yapma hayali vardı. Bugün, geriye dönüp baktığımda 10 yıl önceki kendime şunu söylerdim: “Hayallerinin peşinden koş, hayatı erteleme. Kendine güven; cesaretli, kararlı ve sabırlı ol… Çünkü attığın her adım seni tam da olman gereken yere götürecek.”