24-05-2024 06:20

Yenilikçi yapısıyla sınır tanımıyor: Opr. Dr. Bilge Öğütcüoğlu

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 07/06/2023
İlimizin en başarılı kadın hastalıkları ve doğum uzmanları arasında gösterilen Opr. Dr. Bilge Öğütcüoğlu, kurucusu olduğu Ante Sağlık bünyesinde oluşturduğu Ante Estetik, Ante Gebe, Ante Fizyo birimleriyle hastalarına ve anne adaylarına tam kapsamlı hizmet veriyor
.stripslashes($urun->baslik).

Gerek mesleki deneyimi ve hastalarına yaklaşımı gerekse sempatik kişiliğiyle ilimizin en sevilen hekimlerinden birisi olan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu, kurucusu olduğu Ante Sağlık’ta yaptığı yeniliklerle hizmet ağını genişletti. Ante Sağlık bünyesinde oluşturduğu Ante Estetik birimiyle vajinal enfeksiyonlar, vajinal estetik, idrar kaçırma gibi sorunlara lazer teknolojisiyle çare olan; Ante Gebe’de düzenlediği eğitimlerle anne adaylarına ‘keşkesiz’ bir doğum için yol gösteren ve ebe desteği veren başarılı hekim, Ante Fizyo’da ise hamilelik ve emzirme dönemini daha sağlıklı bir bedenle geçirmek isteyenler için merkez bünyesinde pilates ve fizyoterapi imkanı sunuyor. İdealist ve yenilikçi yapısı, mesleğine bağlılığı, başarılı çalışmaları ve güler yüzüyle adını her geçen gün daha geniş bir kesime duyuran Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu ile hem Ante Sağlık bünyesindeki yenilikler hem de aile hayatı hakkında çok keyifli bir söyleşi yaptık.

Bilge Hocam, açılalı çok uzun bir süre olmamasına rağmen Ante Sağlık’ta pek çok yenilik oldu. Biraz bahseder misiniz?

Evet, hizmet alanımızı epeyce genişlettiğimiz doğru. Ante Sağlık’ta jinekolojik muayenelerimizi ve gebe takiplerimizi zaten yapıyorduk. Ultrasonla konulabilecek tanıları koymaya, smear testi yapmaya, biopsi işlemlerini gerçekleştirmeye ve lazer tedavilerine de devam ediyoruz. Hastalarımızın tüm tetkik ve tahlillerini anlaşmalı olduğumuz laboratuvarda, klinik içerisinde yaptırabiliyoruz. Çocuk sahibi olmak isteyen aileler için aşılama ünitemiz de var. Son dönemde bünyemize Ante Estetik, Ante Fizyo ve Ante Gebe’yi ekledik.

 

O halde önce Ante Estetik’ten başlayalım…

Adı ‘estetik’ olmasına rağmen bu alandaki lazer teknolojisini kullanarak yaptığımız bazı uygulamalar hayat kalitesini çok etkileyen şikayetlerin çözümü olabiliyor. Vajinal enfeksiyonlar, normal doğumlar sonrasında oluşan genişlemeler, idrar kaçırma gibi problemler lazer uygulamasıyla kolayca çözüme ulaşabiliyor.

 

FLORA KORUNMALI

Lazer teknolojisi, vajinal enfeksiyon tedavisinde nasıl kullanılıyor?

Bu soruya, öncelikle vajinal enfeksiyonun nasıl geliştiğini hatırlatarak cevap vermek isterim. Vajinal bölge tam da mantar ve zararlı bakterilerin sevdiği bir floraya sahiptir. Dış ortama açık, nemli, sıcak ve karanlık… Vajina, kendisini bu mantar ve bakterilerden vajinal salgılar ve laktobasil adı verilen iyi huylu vajinal flora bakterileriyle korur. Bu bakteriler asit üreterek içeriye giren zararlı bakteri ve mantarların yaşayamayacağı bir ortam oluşturur. İşte bu flora bozulduğunda, vücudumuz vajinal enfeksiyona açık hale gelir.

 

Peki, bu flora nasıl bozulur? 

Vücudumuzdaki farklı bir hastalık için kullandığımız antibiyotikler floramızı bozabilir, bu nedenle antibiyotiğin beraberinde mutlaka flora düzenleyici probiyotik vajinal fitil kullanılmalıdır. Ayrıca, hijyen kaygısıyla vajina içerisinin su, sabun, jel, intim yıkama ürünleriyle yıkanması ve sürekli günlük ped kullanımı bu bölgenin asiditesini azaltarak içeri girmeyi başaran bakterilerin veya mantarların kolayca üremesine fırsat verir. Yüksek karbonhidrat içeren beslenme şekli de vajinal PH’ın bozulmasına neden olan bir diğer faktördür. Sık tekrarlayan mantarların bir sebebi de spiral kullanımında, spiralin ipi üzerine yapışıp tedaviden kaçabilen mantarlardır.

VAJİNAL ENFEKSİYONA SON!

Gelelim tedavisine…

Geçmeyen veya sık tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda tedaviyi bütüncül planlamak; uygun ilaç tedavisinin yanı sıra hastanın yeme düzenini de gözden geçirmek gerekir; ardından da vajinal flora düzenlemesini yapmak gerekir. Ante Estetik’te vajinal flora düzenlemesi noktasında, lazer tedavileriyle oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz. Lazer ışınlarının yarattığı termal etkiyle vajina içindeki zararlı mikroorganizmalar tamamen ölüyor. Ayrıca vajinal kanlanma artışı sayesinde savunma hücrelerimiz artarak mantarların ölmesini sağlıyor. Sonrasında ise sağlıklı floranın oluşmasını sağlamak için probiyotik destekleri yapıyoruz.

 

Lazer, vajinal estetik uygulamalarında da kullanılıyor, değil mi?

Lazerle yaptığımız işlemlerden biri de vajinal daraltma. Normal doğumlar sonrası ortaya çıkan genişlemeler kişide özgüven sorunu yaratmakla kalmıyor, aile içi ilişkiyi de olumsuz etkileyebiliyor.  Bu sorunu yaşayan kadınlarda, vajinal daraltma işlemini kesisiz ve ameliyatsız şekilde lazerle gerçekleştirebiliyoruz. Yarım saatlik, kişiyi günlük yaşamından alıkoymayan, ağrısız bir uygulama. Sonuca ulaşmak için de üç seans yeterli. Bölgedeki kolajen yapımını artıran bu tedaviyi PRP ya da glutatyon, hyalüronik asit, somon DNA gibi kullandığımız mezoterapi ürünleriyle destekliyoruz. Böylece hem daralma hem de haz konusunda daha yüz güldürücü sonuçlar elde edebiliyoruz.

BAŞARI ORANI YÜZDE 95

Bir de lazerle idrar kaçırma tedavisinden bahsettiniz…

İdrar kaçırma sorunu, belli bir yaştan sonra kadınların neredeyse yüzde 60’ını etkiliyor. Bunun sebebi, karnımızın içindeki tüm organları taşıyarak sürekli basıya maruz kalan pelvik taban kaslarının, gebelik döneminde daha da fazla yük taşıması ve zaman içinde gücünü kaybetmesi. Pelvik taban kasları güçlendirilmezse, ileriki yaşlarda öksürürken, hapşırırken, ağır bir şey kaldırıldığında idrar kaçırma durumu yaşanabiliyor. Biz idrar kaçırma şikayetlerini lazer uygulamasıyla rahatlıkla azaltabiliyoruz. İşlemin başarı oranı genç yaşlarda, dokularımız taze ve kolajenlerimiz dinçken daha yüksek. Genç yaştaki kişilerin şikayetlerinde yüzde 95 oranında gerileme görürken, 80 yaşındaki kişinin kolajen yapımı daha az olduğu için etkinlik yüzde 70’lerde kalıyor. Lazer, ameliyata göre çok daha iyi bir seçim çünkü 80 yaşında birisi için ameliyat da çok riskli bir durum. Bu işlemle günlük idrar kaçırma sayısını ondan ikiye bile düşürsek, bu aslında bir başarıdır.

 

Lazerle yapılan başka işlem var mı?

Lazerle yapılan bir diğer işlem labioplasti. Ergenlikte hormonların etkisiyle ya da doğumlarla birlikte iç dudaklar genişleyebiliyor, sarkmalar oluşabiliyor. Bu durum, terlemeye, tekrarlayan enfeksiyonlara neden olabiliyor. Böyle durumlarda, genital bölgenin sağlığının korunması için lazerle iç dudakları küçülten uygulamalar yapabiliyoruz. Bu, estetik amaçlı bir işlem gibi görünmekle birlikte sağlığımızı korumak açısından da önem taşıyor. Bu tedaviyi poliklinik şartlarında, lokal anesteziyle, acısız, ağrısız ve iz kalmayacak  şekilde yapabiliyoruz. Hastamız, ertesi, gün normal hayatına dönebiliyor, ikinci günden itibaren ağrı kesici kullanmaya bile gerek kalmıyor. Dış dudaklardaki sarkmalar için ise operasyonu mecburen ameliyathane şartlarında yapıyoruz. Ayrıca, genital organlarda yine hormonlar ya da doğumların etkisiyle oluşan kararmaları da cihazın farklı başlıklarıyla beyazlatabiliyoruz.

ANTE GEBE EĞİTİMLERİ

Ante Gebe’de hangi hizmetleri veriyorsunuz?

Ante Gebe’yi, anne olmaya hazırlanan gebelerimizi hamilelik dönemi, doğum ve doğum sonrası süreçte yaşanabilecekler hakkında bilgilendirmek; onlara bu çok hassas ve özel dönemlerinde her konuda destek olabilmek amacıyla kurduk. Ante Gebe bünyesinde görev yapan ebemiz ve doğum psikoloğumuz tüm süreçlerde gebelerimizin yanında. Ayrıca düzenli olarak organize ettiğimiz eğitimlerle anne-baba adaylarıyla hem doğum hem de doğum sonrası süreç hakkında çok önemli bilgiler paylaşıyoruz. Gebelik, doğum ve yeni doğan bakımıyla ilgili her konuda bilgi sahibi olan aileler, bu süreçleri çok daha rahat geçirebiliyor.

 

Bu eğitimlerde hangi konulara değiniyorsunuz?

Eğitimlerimiz 2 gün sürüyor. İlk gün anne-baba adaylarına doğum başladığı andan itibaren hangi aşamada ne olduğunu, süreci nasıl yöneteceklerini, beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında ne yapmaları gerektiğini anlatıyoruz. İlk günün sonunda doğum nasıl bir şey, fizyolojisi nedir, rahim nasıl kasılır, bebek doğum kanalında hangi pozisyonları alır, nasıl geçer, ne olursa geçemez, ne olursa doğumu durdurur, gerçek sezaryen nedenleri nelerdir gibi her türlü konuda bilgi sahibi oluyorlar. İkinci günde ise bebekli yaşamı konuşuyoruz. Doğum sonrasında annenin nasıl daha kolay ve sağlıklı şekilde toparlanabileceğini, emzirme döneminde neler yapılması gerektiğini, lohusalık süreci bittikten sonra pelvis taban kaslarını nasıl güçlendirebileceklerini anlatıyoruz. Ayrıca aileler bebekler için ilk yardım, bebeğin banyosu, tırnak kesimi, nasıl giydirilmesi gerektiği gibi bebek bakımıyla ilgili her konuda uygulamalı eğitim almış oluyorlar.

SEZARYEN Mİ NORMAL DOĞUM MU?

Bilge Hocam, sezaryen mutlaka gerekmediği sürece normal doğumdan yana olan bir hekim olduğunuzu biliyoruz… Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Tıp dünyasında yapılan çalışmalar, sezaryenle doğum oranının yüzde 10-15 olması gerektiğini söyler ama maalesef bu oran ülkemizde yüzde 50 civarında. İnsanların pek çoğu sezaryeni çok daha konforlu gibi görüyor olsa da bu oldukça ciddi bir ameliyattır. Oysa bebeğin doğum kanalından kendi karar verdiği zamanda gelmesiyle başlayan, doğal akışında, normal sürecinde gerçekleşmiş bir doğum anne ve bebek için hem fiziksel hem de duygusal açıdan en sağlıklı yoldur.

 

Siz doğum sürecini nasıl yönetiyorsunuz?

Her şey yolunda gidiyorsa mümkün olduğunca tıbbi uygulama yapmamaya çalışıyoruz çünkü her tıbbi uygulamanın beraberinde bir komplikasyon getirme riski vardır. Sürecin kendi kasılmalarıyla normal olarak başlamasını bekliyoruz. Düzensiz kasılmalar başladığında da gebemizi hemen hastaneye yatırıp suni sancı verme yoluna gitmiyoruz. Biliyoruz ki suni sancının devamında annenin çok şiddetli kasılmaları olabilir; bebek bu kasılmaları tolere edemeyebilir, kalp atışları düşebilir ve sezaryen mecburiyeti doğabilir. Bununla beraber, kasılmalar çok zorlayıcı olduğunda, anneler epidural anestezi isteyebiliyor; bu da bazen kasılmaları azaltabiliyor. Böyle durumlarda şayet doğumun yarıda kalma riski varsa suni sancı başlatabiliyoruz. Bugüne kadar kendiliğinden başlayan doğum sürecinin hiçbirinde suni sancıya ihtiyacımız olmadı. O kasılmalar eninde sonunda kendiliğinden geliyor.

Burada önemli olan gebenin, çevresinden gelen  “40. haftan geçti neden hala doğum olmadı, bebek sezaryenle mi alınsa” gibi yorumlara kulak tıkayabilecek, doğumu kendi sürecine bırakabilecek direnci gösterebilmesi. İşte tam da burada gebenin, bir uzmanın desteğine ihtiyacı oluyor. ‘Ante doğum ekibini’ kurma  ve ‘keşkesiz doğum’ fikri aslında buradan çıktı. 

ANTE DOĞUM EKİBİ İLE DOĞUM

Keşkesiz doğum ne demek?

Keşkesiz doğum, annenin doğum süreciyle ilgili her türlü gelişmeyi bilerek, doğum şekli ne olursa olsun bundan pişmanlık duymaması demek. “İlk doğumumda, 40. haftamda hala kasılmalarım yoktu, doğum başlamayacak diye sezaryenle doğum yaptım. Acaba normal de doğurabilir miydim?” ya da “Her şey yolunda giderken, açılmam çok güzel ilerlemişken beni sezaryene aldılar, ne olduğunu anlamadım” diyen ve sürekli doğum sürecini sorgulayan gebelerimiz oluyor. Bir anne adayının ‘keşkesiz doğum’ yaşayabilmesi için önce doğumu bilmesi lazım. Tam da bu noktada, onlara destek olacak birisine ihtiyaçları oluyor.

 

Doğumda anneye destek olacak o kişi kim?

Tabii ki ebe arkadaşlarımız… Hastanelerde görev yapan ebe arkadaşlarımız da var tabii ama doğal olarak hastane prosedürleri çok farklı. Oradaki ebelerin görevi, birden fazla gebenin tansiyonunu, nabzını, bebeğin kalp atışlarını yani daha teknik kısmı takip etmek. Oysa doğum yapacak anne adaylarının hem fiziksel hem de psikolojik desteğe yani yalnız olmadığını bilmeye ihtiyacı var. Hal böyle olunca biz de bu işi ekip olarak yapmak istedik. Ante Gebe bünyesindeki ebe arkadaşımız Fulya Batuhan Karaşın ile birlikte annelerin doğuma aktif olarak katılımını sağlıyor ve akıllarında soru işareti bırakmamaya çalışıyoruz.

 

Ante Gebe’de, doğum psikoloğu hizmeti de veriyorsunuz, değil mi?

Evet, hem ebemiz hem de doğum psikoloğumuz var. Doğum sırasında annenin ebe desteğinin yanında onu anlayan ve kuvvet veren bir psikoloğa da ihtiyacı oluyor çünkü anne çok yorulduğu bir noktada pes edebiliyor. Psikoloğumuz hem doğuma hazırlık hem de doğum sonrası süreçte annenin yanında oluyor. Eve yeni bir bireyin geldiği bu dönemde herkesin ama en çok da annenin hayatı değişiyor. Lohusalık döneminde annenin fazlaca yorulması ve babanın sürecin uzağında kalması çiftlerin ilişkisini de olumsuz etkileyebiliyor. Psikoloğumuz, anne-babanın bu dönemi birlikte nasıl yöneteceklerine; babanın anneye nasıl destek olabileceğine dair bilgilendirmelerle ailelerin yeni hayatlarına daha çabuk ve sıkıntısız bir şekilde adapte olmasına destek oluyor.

SUYA DOĞUM NEDİR?

Sosyal medya hesabınızda sık sık suda doğum hikayeleri paylaşıyorsunuz… Nedir suda doğum?

Suyun, beden için çok rahatlatıcı etkisi var. Doğum sırasında suda olmak, annenin kasılmaları yönetmesine yardımcı oluyor. Su, hem bebeğin inişini kolaylaştırıyor hem de cildimiz suda yumuşadığı, kaslarımız gevşediği için yırtılma durumu daha az görülüyor. Hal böyle olunca anne doğumdan sonra da çok daha hızlı toparlanıyor.

 

Suda doğum ve suya doğum arasındaki fark nedir?

Suda doğumda, doğumun kasılma sürecini suyun içerisinde geçiriyoruz ancak doğumun devamında bizim müdahale etmemizi gerektiren bir durum olduğunu hissedersek, suyun içinde müdahale şansımız kısıtlı olduğundan tam doğum anında anneyi yatağa alıyoruz. Doğumu suyun dışında yaptırıyoruz. Suya doğumda ise bebek direk olarak suyun içine doğuyor.

Suya doğumda hastane, ekipman, kullanılacak malzeme çok önemli. Havuzun temizliğinin de çok iyi yapılmış olması gerekiyor. En büyük ihtiyaç ise ortaya çıkabilecek sorunları yönetecek bir ekip olması. Kocaeli’de bunu yapan bir tane hastane var, suya doğum yapmak isteyen anne adaylarını oraya yönlendiriyorum. 

 

Ante Fizyo hakkında da bilgi verebilir misiniz? Merkezinizde fizik tedaviye neden ihtiyaç duydunuz?

Biraz önce de değindiğimiz gibi pelvik taban kaslarının zayıflığı pek çok sorunun sebebi. Biz de bu konuda gebelerimize ya da idrar kaçırma sorunu yaşayan hastalarımıza sık sık bilgilendirme yapıyoruz. Ante Fizyo’yu da bu nedenle kurduk. Gebelerimiz doğum öncesi ve sonrasında fizyoterapistimizden destek alıyor. Doğum sonrasında egzersizlere birlikte devam ediyorlar. Aynı zamanda birlikte kilo verme, doğuma hazırlık, gebelik pilatesi de yapabiliyorlar. Danışanlarımız fizyoterapistimizden manuel terapi hizmeti de alabiliyor.

BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM

Bilge Hocam, mesleğinizde ‘bütüncül yaklaşımı’ benimsediğinizi biliyoruz… Bu konuyu biraz açar mısınız?

Tıp fakültesi öğrencisiyken, bize öğretilenlere bakarak arkadaşlarıma, “Bizim tedavi edebildiğimiz bir tek enfeksiyon hastalıkları var. Aslında onun dışında hiçbir hastalığı tedavi etmiyoruz, sadece semptomları ortadan kaldırarak anı kurtarıyoruz” demiştim. Biz tıp fakültesinde biyokimya dersleri görüyoruz ama pratikte bunları uygulayamıyoruz çünkü çok detaylı incelemeler gerektiriyor. Örneğin, hastanın kan şekeri referans aralıklarının dışındaysa, düşürücü ilaç verip takibi yapılıyor çünkü böylesi hem daha kısa sürüyor hem de poliklinik şartlarında uygulanabiliyor. Oysa biliyoruz ki o kan şekerinin yükselmesinin altında yatan bir sebep var. Bu sebebi bulup ortadan kaldırıcı bir tedavi uyguladığımızda, hasta şeker hastası olmadan hayatına devam ediyor. Uzun sözün kısası, biz hastalıkların altında yatan kök sebebi bulup tedavi etmediğimiz sürecek aslında hastayı tedavi etmiş olmuyoruz. Sadece ilaçlarla şikayetleri ortadan kaldırmış oluyoruz.

 

Siz nasıl bir yol izliyorsunuz?

Ben bir hekim olarak, önce hastalığa neden olan faktörü bulup, o nedeni ortadan kaldırarak kalıcı tedavi sağlamaktan yanayım. Bu sebep çoğu kez sadece vücudumuzdaki bir vitaminin eksikliğinden ya da yanlış beslenmekten kaynaklanıyor olabilir. Vücudumuzun ihtiyacı olan her şeyi doğadaki yiyeceklerden sağlıyoruz ama modern yaşamda bu besinlerin doğadaki haline ulaşmak mümkün değil. Beslenmeye dayalı bu tedavi yönteminde üzüm çekirdeği ekstresi ya da dutsu meyvelerin özütleri gibi vitaminlerin daha yüksek dozda olan kapsüllerini ya da tablet formlarını kullanıyoruz. Bu süreçte mutlaka diyetisyenimizle birlikte ilerliyoruz. Hastamızı bir taraftan tedavi ederken bir yandan da beslenme alışkanlığını değiştiriyoruz. Sonrasında da o beslenme alışkanlığı devam ettiği sürece sorunla karşılaşmıyor. Hastalarımızın beslenme alışkanlığını değiştirerek ve eksikleri takviye ederek kalıcı tedavi sağlıyoruz.

LİSEDEN BERİ AYRILMADIK

Gelelim aile yaşantınıza… En büyük desteğinizin eşiniz olduğunu biliyoruz. Nasıl tanıştınız?

Raşit ile lise 3. sınıfa geçtiğim yıl, yaz tatilinde tanıştık. Babalarımız aynı kurumda çalışıyordu, birlikte bir Pamukkale tatili planlamışlar. Raşit de ilk defa o yaz, ailesiyle birlikte tatile çıkmış. O tatilde tanıştık ve bir daha hiç kopmadık. Ben Konya’da, Raşit ise İstanbul’da üniversitedeydi. Sonraki yaz üniversite sınavına hazırlandım. Tercih yaparken de Raşit’e yakın olmak için sadece İstanbul’u yazdım. O zamandan beri de hiç ayrılmadık. Okul bitince evlendik, şu anda dünya tatlısı iki kızımız var.

Çok yoğun bir çalışma hayatınız var. İki çocukla hayatı nasıl idare ettiniz?

Kolay olmadı. Asistanlığım sırasında sabah 06.00’da işe başlıyor ve çok yoğun çalışıyorduk. Ayda 7-8 nöbetim oluyordu. O nöbetlerde sabah başlayan mesai, ertesi gün akşama kadar sürüyordu. Bu nedenle küçüklüklüklerinde epeyce zorlandım ama aile büyüklerimizin desteğiyle o günleri bir şekilde atlattık.

 

Kendinizi nasıl bir anne olarak tanımlarsınız?

Kuralları olan ama bunları esnetebilen bir anneyim. Yoğun çalışma hayatım içinde aileme ve kızlarıma mutlaka zaman ayırmaya çalışırım. Hep birlikte olduğumuz zamanlar çok kıymetli ve bu zamanları iyi değerlendirmeye çalışırız. Her şeyi beraber yaparız. Beraber mutfağa girmeyi, alışveriş yapmayı, bisiklete binmeyi çok severiz.

Kadın hastalıklar ve doğum uzmanı Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu kimdir?

* 1983 yılında Konya’da doğdu.

* Tıp tahsilini İstanbul Tıp Fakültesi’nde, uzmanlık eğitimini Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı.

* Mecburi hizmetini Gölcük’te yapan Öğütcüoğlu, uzmanlığını aldıktan sonra ilimize geri dönerek 2017 yılına kadar Gölcük Devlet Hastanesi’nde çalıştı, ardından özel sektöre geçti.

* 2021 yılında görev yaptığı hastaneden ayrılarak Ante Sağlık’ı kurdu.

* Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu evli ve iki çocuk annesidir.

 

Yahya Kaptan Mah. Şht. Ali İhsan Çakmak Sok. No:10 Kat: 3 İzmit/Kocaeli

Tel: 0542 311 26 83

Instagram: @ante_klinik

Web: www.drbilgeogutcuoglu.com

NASIL ARANDI: #op. dr. bilge öğütcüoğlu # kadın hastalıkları # idrar kaçırma # lazer tedavisi # kadın # sağlık # kadın doğum

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.