Sardunya Adası

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 07/05/2021
Masmavi ve berrak denizi, bembeyaz kumsalları, birbirinden güzel plajlarıyla meşhur Sardunya Adası, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için kültürel gezileri tercih edenlerin de uğrak yeri
.stripslashes($urun->baslik).

HAZIRLAYAN: DİŞ HEKİMİ MÜZEYYEN TOPÇU TAN

 

“Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir” der bir Bosna Atasözü lakin bir yıldır görüyoruz ki tek engel kapı eşiği değilmiş! Hayatımızı altüst eden Covid 19 pandemisinde vakalar azalacağına her geçen gün artıyor. Çember iyice daralmaya başladı! Bu yazıyı yazarken;  tedbirleri biraz daha sıkılaştırarak iki hafta kısmi kapanma uygulamasına geçildi. “Tam kapanma tavsiyesi olacak mı, olmayacak mı?”, “Seyahat kısıtlaması gelecek mi, gelmeyecek mi?” tartışması sürüyor. Yani değil tatile çıkmak evden adım atmasak yeridir. Umarım siz bu yazıyı okurken gerekli önlemler alınmış ve vaka sayıları düşmeye başlamış olur. Tez zamanda sağlıklı günlere kavuşmayı dileyerek; eşim Ömer Tan’la birlikte önceki yıllarda gerçekleştirdiğimiz Sardegna, Sardinia ya da dilimize yerleşmiş haliyle Sardunya Adası seyahatimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

★ ★ ★

 

Akdeniz’de bulunan, İtalya’ya bağlı olan Sardunya Adası, en çok ziyaret edilen adalar arasında yer alması sebebiyle ilgimizi çeken lokasyonlardan biriydi. Yine bir iş seminerini fırsat bilerek Sardunya’yı tanımak üzere düştük yollara…

İtalya’nın 120 mil batısında, Tunus’un kuzeyinde yer alan Sardunya; tarih boyunca Fenikeliler, Kartacalılar, Cenevizliler, Romalılar, Vandallar, Ostrogotlar, Fatımi Devleti, İspanya, Avusturya gibi birçok kavim ve ülke tarafından kuşatılmış ya da hüküm sürülmüş. II. Dünya Savaşı sonrası ise özerk bölge ilan edilmiş vedört ilçeye bölünmüş.

Yönetim merkezi Cagliari olan Sardunya Adası, İtalya’nın en güzel tatil yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yıl boyunca çok fazla ziyaretçisi olan adanın, geçmişte bir dağın zirvesi olduğu düşüncesinin de ziyaretçi sayısını artırdığı söyleniyor.

Masmavi ve berrak denizi, bembeyaz kumsallı koyları, birbirinden güzel plajları olan ada, aynı zamanda muhteşem bir doğa zenginliğine sahip. Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için kültürel gezileri tercih edenlerin ilgi alanına da giren Sardunya, koruma altına alınan çok sayıdaki tabiat parkına ev sahipliği yapıyor.

Tipik Akdeniz iklim özelliklerini taşıyan Sardunya’da, mayıs- kasım ayları arasında denize rahatlıkla girilebiliyor. Deniz odaklı bir tatil amaçlanıyorsa bu aylar tercih edilmeli ancak tarihi yerler de gezilecekse bahar ya da kış ayları daha uygun olur. Haziran, temmuz ve ağustos, adanın en kalabalık ve en sıcak olduğu aylar. Adayı ayrıntılı bir şekilde gezmek isterseniz iki hafta ayırmak gerekir zira Sardunya, Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya’dan sonra ikinci büyük ada ve gezilecek görülecek çok yer var. Biz nisan ayının son haftasında 6 günlüğüne gittik. Deniz ve havuzlar bana biraz serin geldi. Adayı keşfetmek için ulaşım aracı olarak otobüs ve treni kullanabileceğiniz gibi motosiklet ya da araba da kiralayabilirsiniz.  

Sardunya denilince akla ilk gelen yer Avrupa jet sosyetesinin ve dünya çapında ünlülerin uğrak yeri haline gelen liman şehri Porto Cervo imiş. Zümrüt sahilleriyle (Costa Smeralda) ünlü olan Olbia ve ve Alghero da adanın diğer önemli turistik şehirlerindenmiş ancak bizim Sardunya seyahatimiz seminer odaklı olduğu ve konaklayacağımız Forte Village tatil köyü güneyde olduğu için daha ziyade adanın güney kısmını dolaşabildik. 

 

FORTE VILLAGE RESORT

Adada uluslararası uçak trafiği için 3 uluslararası havaalanı var ancak Türkiye’den direkt uçuş yok. Önce Roma’ya gidip, oradan gideceğiniz şehirlere aktarma yapmanız gerekiyor. İtalya, Fransa, Korsika Adası ve İspanya üzerinden feribotla da gidilebiliyor. Roma’nın Civitavecchia limanından Sardunya Adası’na direkt feribot var. Bizim uçuşumuz özel uçuş olduğu ve gideceğimiz tesis adanın güneyinde olduğu için direkt başkent Cagliari’deki, Cagliari Elmas Havaalanı’na indik. Yaklaşık 40 dakika sonra konaklayacağımız, Sardunya’nın tatil köylerinden biri olan Forte Village Resort’a vardık.

Sardunya’nın en iyi plajlarına sahip olmasıyla tanınan Santa Margherita di Pula’nın kıyısında yer alan Forte Village Resort; yemyeşil tropik bahçeler içerisinde 8 otel, 13 villa ve 40 süitten oluşan oldukça büyük bir tesis. Benim en çok hoşuma giden tarafı ise yeşili ve çevreyi koruma konusundaki duyarlılıkları oldu. Doğayı bozmadan inşa edilen binalar, sürdürülebilir enerjiyi bile tasarruflu kullanmaları, geri dönüşüme önem vermeleri, kendilerine ait baraj ile tarım yaptıkları yaklaşık 50 hektarlık bahçeyi sulamaları, atık suları arıtarak tekrar kullanıma sundukları halde suyu idareli kullanmaları, mümkün olan en az deterjanı kullanmaya çalışmaları gibi özellikleri gerçekten takdire şayan. Bir tesisin yerel ekonomiyi ve kültürü desteklemek ve gelecek nesillere iyi bir miras bırakabilmek için bu kadar özverili olması sözle anlatılacak gibi değil…

Gurme mutfaklarında hazırlanan yemeklerde kullanılan deniz ürünleri yerel balıkçılardan, sebzeler ise tesisin sebze bahçelerinden ya da yerel çiftliklerden temin edildiği için son derece taze. Ayrıca kalabalık bir bahçıvan kadrosuna sahip olan tesis, biyoçeşitlilik konusunda koruma projelerine de katkı sunuyor. Yetiştirilen üç bin bitki türüne her yıl yeni bitki çeşitleri ekleniyormuş…

Forte Village, tropik bahçeleri, dağ ve deniz manzaralı odaları, havuzları, plajı, spor tesisleri ile doğaseverlere, ailelere hitap ederken; gece hayatını ve eğlenmeyi sevenler için de açık hava barları, 400 kişinin dans edebileceği gece kulübü, konserlerin, şovların icra edildiği devasa açık hava tiyatrosu mevcut. Yelken, rüzgar sörfü, tüplü dalış gibi su sporları ve etkinliklerle de sporseverler için cazip bir yer olma özelliği taşıyor. Kısacası tesise girdiğinizde başka yere gitme ihtiyacı hissetmiyorsunuz. İlk günümüz devasa tesisi tanımakla ve deniz kenarında geçti. Çevreye duyarlı olması, ekolojik ayak izlerini takip etmesi benim için tek başına yeterliydi ama odamıza yerleştikten sonra tesisi keşfetmek için gezerken rastladığımız flamingolar ve daha önce hiç görmediğimiz bitki örtüsü bizi hem mutlu etti hem de şaşırttı. Bu arada tesise araçla girmek yasak, ulaşım elektrikli araçlarla ya da bisikletlerle gerçekleşiyor. Ne diyeyim; darısı bizim ülkemizdeki tesislerin başına…   

Akşam yemeğinden sonra eğlence parkında katıldığımız gokart yarışı ve bowling müsabakaları oldukça eğlenceli geçti.

 

 

AGRO TURİZ

(Kırsal turizm)

Ertesi günü tesisteki aktivitelere katılarak ve deniz kenarında geçirdik. Akşam yemeği için agro turizm (Agroturismo) adı verilen tarım çiftliklerindeki restoranlardan biri olan Is Morus’a gitmek için hazırlandık. Sardunya mutfağını keşfetmenin en keyifli yolunun, devletin desteklediği, aynı zamanda butik otel hizmeti de veren bu çiftlikleri ziyaret etmek olduğu söyleniyor. Is Morus Çiftliği, Forte Village Resort’tan 5 dakika uzaklıkta, adanın en önemli arkeolojik sit alanları arasında yer alan Pula (Nora) tatil beldesinde. Çok sayıda otel ve plaja sahip muhteşem sahilleri, yemyeşil manzarası ile dikkati çeken Pula, Sardunya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri… Antik kentin kalıntılarına uygun bir şekilde inşa edilen konforlu ve otantik bir çiftlik olan Is Morus Çiftliği ise doğanın içinde olmayı, köy hayatını sevenlerin tercihi oluyor. 

Sardunya’da akşam yemekleri epey geç saatlerde (dokuz- dokuz buçuk gibi) başlıyor. Yemek başlayana kadar geleneksel Sardunya evlerinin yaşatıldığı adeta küçük bir köy olan çiftliği dolaştık. Her detayın düşünüldüğü, geleneklere atıfta bulunulan evlerde; makarna yapan, dikiş diken, yün eğiren, peynir yapan kadınları; demir ve ahşap işleri yapan, etleri hazırlayıp pişiren erkekleri gördük. Aperitif bir şeyler atıştırırken, yerel müzik yapan müzisyenleri dinledik, geleneksel dans ve atlı gösterileri izledik. Atlıların çarpıcı akrobasi performanslarını izledikten sonra Sardunya mutfağının kokuları ve renkleriyle hazırlanmış masalara geçtik.

Tipik bir Akdeniz adası olan Sardunya’nın mutfağı zeytinyağlılar, sebze ve meyveler, deniz ürünleri ağırlıklı ama aynı zamanda adanın iç kısmında tarım ve hayvancılık yapıldığı için buna dayalı bir mutfak. Tarihten gelen değişik kültürlerin de etkisiyle, zengin bir yeme içme geleneği oluşmuş. Sosları, peynirleri, makarnaları, pizzaları, tatlıları, kurabiyeleri meşhur...  Zengin bir mutfağa sahip olan Sardunya’da akşam yemekleri adeta bir şölen niteliğinde ve uzun saatler sürüyor.  Masaya ilk olarak adaya özgü lezzetli peynirler, ev yapımı sucuklar ve mezelerden oluşan başlangıçlar;  daha sonra makarna, pizza, peynirli ravioli gibi hamur işleri geliyor. Ana yemekte biz genellikle balık ve deniz mahsulleri tercih ediyoruz ancak deniz mahsulleri sevmiyorsanız çok lezzetli et yemekleri de var, etin menşeini sormayı ihmal etmeyin derim. Zira Sardunya’yı araştırırken bir makalede okumuştum; domuzun yanı sıra at ve eşek eti de rağbet gören etlerdenmiş! Adada et ve balık ürünleri kadar makarna tüketimi de oldukça fazla.

En çok sevilen makarnalardan biri de erişteye benzeyen fettuccine. Bunun yanı sıra hem tatlı hem tuzlu olarak hazırlanan ince, gevrek diskler şeklinde olan pane carasau denilen adaya özgü ekmek, morina balığı ile hazırlanan ricetta baccala alla triestina, fregula cun còciula (istiridyeli irmik), sebzelerle pişirilen dana inciği (osso buco) en çok tercih edilen lezzetler. Sardunya kurabiyeleri de meşhur.

 

CAGLIARI

Adanın en büyük şehri, turizmin yanı sıra sanayi sektörü de gelişmiş bir liman şehri olan başkent Cagliari’yi daha yakından tanımak, tarihi dokusu hakkında fikir sahibi olmak, yöresel olarak üretilen seramik çanak çömlek, dantel örtü gibi ürünleri satın almak için otobüsle Cagliari’ye hareket ettik. Şehrin merkezine giderken bölgenin doğal güzelliklerini de görmüş, panoramik bir tur yapmış olduk. Tarihi milattan öncesine dayanan bu şehrin tarihi binaları, rengarenk evlerin bulunduğu dar sokakları gezerken, bir nevi tarihte yolculuk yaptık diyebilirim. Mevsim olarak yürümeye elverişli bir hava olduğu için marina, kale, katedral, alışveriş derken yorulduk.  Şehrin en önemli meydanlarından biri olan tarihi Yenne Meydanı’nda (Piazza Yenne) bir kafede oturup soluklandık.

 

Akşam yemeğinde yerel müzisyenlerin yaptığı müziği ve dansçıların gerçekleştirdiği dans gösterilerini izlerken sürpriz doğum günü pastasının gelmesiyle gecemiz eğlenceli bir doğum günü partisine dönüştü.

 

 

★ ★ ★

Sayılı gün çabuk geçermiş. Her sabah 07.00’de su aerobiği ile başlayan günler deniz-havuz, yürüyüş-spor, yeme- içme, kokteyl- gala gecesi, dans-eğlence, toplantı, etkinlikler derken göz açıp kapayana kadar geçti. Doğal güzellikleriyle ünlü adada gezeceğimiz, göreceğimiz birçok yer kaldı. Sardunya’ya tekrar gidersek görmek istediğimiz yerler:

• Ünlü plajlarından biri olan Cala Luna Plajı

• Kendine has mimarisi ve ortasından geçen nehirle ilgi çeken gözde yerlerden biri olan Bosa Kasabası

• Zümrüt sahili Costa Smeralda’nın incisi Porto Cervo

• Arkeolojik ve tarihi zenginliği ile ün kazanmış olan Barumini

• İki milyon yıl önce oluşmuş, İtalya’nın en büyük deniz mağaralarından ve Akdeniz’deki en büyüleyici doğa mücevherlerinden biri olarak bilinen Neptün Mağarası

Eski günlerdeki gibi seyahat edebilme dileği ile sağlıcakla kalın…

 

 

 

 

NASIL ARANDI: #müzeyyen topçu tan #ömer tan #diş hekimi #gezi #ada #tenerife #tatil #sahi #plaj #deniz #sardunya adası #cagliari #sardunya kurabiyeleri

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.