Şirin bir Ege şehri ‘Denizli’

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 05/05/2021
‘Dünyanın 8. Harikası’ olarak anılan Pamukkale’nin yanı sıra antik kentleri, mağaraları, şelaleleri, leblebisi, kebabı ve kumaşlarıyla ünlü Denizli’yi hala görmediyseniz, ‘bir hafta sonunuzu mutlaka ayırın’ deriz
.stripslashes($urun->baslik).

HAZIRLAYAN: GAMZE KIR SAPANCI & AKIN SAPANCI (@GAMZENIKA)

 

 

Denizli, her yaz en az bir kez uğrayıp, detaylı gezemediğimiz rotalarımızdandı. Bir hafta sonunu bu şirin Ege şehrine ayırmaya karar verdik. Tadı damağınızda kalsa da Denizli’yi gördüğümüz için mutluyuz. Denizli için cumadan pazara güzel bir planlama yaparsanız ve vaktinizi iyi değerlendirirseniz, harika bir gezi olabilir.

 

DENİZLİ ULAŞIM

Denizli’ye ister otobüsle isterseniz Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkan uçak seferleriyle ulaşabilirsiniz. Uçuş fiyatları kampanya dönemine göre değişiyor. Denizli Çardak Havalimanı’na indikten sonra Baytur ile merkeze gidebilirsiniz. Baytur servis saatleri havayolu firmalarının uçak saatlerine göre ayarlanmış. Havalimanı, merkeze yaklaşık bir saat uzaklıkta. Hem gidiş hem dönüş için bu otobüsleri kullanacaksanız eğer saatler konusunda önceden bilgi almanızda fayda var. Cuma akşamı Denizli merkezde konaklayıp, ertesi gün vakitlice Pamukkale’yi gezmeyi planlıyoruz. Daha sonra  Acıpayam ve çevresinde gideceğiniz yerler olacak.

 

 

PAMUKKALE

Denizli’den Pamukkale’ye her an ulaşım sağlayabileceğiniz minibüsler var. Hemen her duraktan geçiyor ve sadece 20/25 sonrasında Pamukkale’ye varıyorsunuz. Minibüsten indikten sonra biraz yürüyerek önce göletin bulunduğu alana gelin ki aşağıdaki bembeyaz manzarayı fotoğraflayabilin. Bulutlarla birleşen pamuk görüntü, gözlerinizi kamaştıracak kadar güzel. Antik çağlardan beri şifalı kaplıcalarıyla ünlü Pamukkale, ‘Dünyanın 8. Harikası’ olarak adlandırılıyor. 2300 yıllık sağlık ve şifa merkezi Pamukkale’de bulunan Hierapolis Antik Kenti de gezilecek yerler listenizde mutlaka olmalı.

Pamukkale’ye giriş kişi başı 80 TL, müze kart da geçerli. Bembeyaz görüntünün korunması için travertenlere ayakkabı ile girmek yasak. Girişte ayakkabılarınızı çıkarıp elinize alıyorsunuz. Dolayısıyla ayakkabılarınız için bir poşet taşımanız faydalı olacaktır. Yukarı doğru çıkarken birçok minik havuza denk geleceksiniz. Havuzlar derin değil, ayaklarınızı sokabilirsiniz. Bu havuzlara mayolarıyla girenler de yok değil. Gezisini mayo ile tamamlayanlar da çok. Travertenlerin bazıları koruma amacıyla kapatılmış, istediğiniz her alana basamıyorsunuz. Sebebi yine pamuk görüntüyü korumak.

 

HİERAPOLİS ANTİK KENTİ 

Pamukkale travertenlerinin bitiminde Hierapolis Antik Kenti’ne giriş yapıyor olacaksınız. Burada görmeniz gereken müzeler mevcut. Müzelerde sergilenen eski çağlara ait eserler oldukça ilgi çekici. Müzeye girişlerde de müze kart geçerli. Hierapolis Antik Kenti’nde en dikkat çekici alan antik havuz olsa gerek. M.S. 7. Yüzyıl’da meydana gelen bir depremde sütunların yıkılıp içine termal su dolmasıyla oluşan bu havuzda adeta tarihin içinde yüzüyor olacaksınız. Biz bu konuda hazırlıklı değildik. Fotoğrafları gördükten sonra çok pişmanım diyebilirim. Mutlaka hazırlıklı gidin. Antik sütunların üstünde, binlerce yıllık tarihin eşlik ettiği havuzda yüzmek her zaman yapabileceğiniz bir şey değil. Havuza giriş için ayrıca bir ücret ödemeniz gerekiyor.

Hierapolis Antik Kenti’nde mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer ise antik tiyatro. Patika yolları takip ederek antik tiyatroya doğru yola koyuluyoruz. Yol boyunca bize gelincikler, kır çiçekleri eşlik ediyor. Yapımı 150 yıl süren ve Akdeniz Havzası’ndaki en önemli ve özgün Roma tiyatrosu olan bu tiyatro gerçekten görülmeye değer. Görkemli sahne binası ve basamaklarıyla önemli bir yere sahip olan tiyatro gördüğünüz anda sizi büyüleyecek. Sütunlar arası heykellerle süslenmiş, sahne arkası duvarlar ise mermer kabartmalardan oluşuyor. 2010 yılında yapılan yenileme çalışmalarında sahne binasına ait olan 3000’e yakın mermer blok ve mimari süslemeler tek tek incelenmiş, % 95 oranında mevcut olan orijinal mimari malzemeler kullanılarak yenilenmiş. Türkiye’de sahne binası restore edilen tek tiyatro unvanına sahip olan Pamukkale Antik Tiyatrosu, yapılan yenileme çalışmaları sonrası 12000 kişilik kapasitesiyle kültürel ve sanatsal etkinlikler için faal duruma getirilmiş. Pamukkale Halk Dansları Festivali gibi pek çok gösteriyi burada izleme şansınız var. Sadece etkinlik takvimini çok iyi takip etmek gerekiyor.

Pamukkale’yi adım adım, güzel dokusunu hissederek gezmek çok keyifli. Ayrıca adımlarken keşfettiklerimiz; doğanın uyanışı, çiçekler, böcekler de tarifsiz mutluluk yaşattı bize. Denizli gezisini planlarken Pamukkale için mutlaka iyi vakit ayırın, pişman olmayacaksınız.

 

BABADAĞLILAR İŞ HANI

Denizli’de mutlaka görülmesi gereken 7 katlı iş hanı. Hatta pek çok kişinin burada fotoğraf çekimi yaptırdığına da anlık şahit olabilirsiniz. En alt katından yukarı doğru baktığınızda, tekstil ürünleri ile birlikte merdivenlerin görüntüsü ve tavanın ışıklı hali güzel bir fotoğraf karesine dönüşüyor.

Tekstil şehri Denizli’de tüm ürünleri bulabileceğiniz harika bir iş hanı. Adım attığınız her dükkânda alacak pek çok şey bulacaksınız. Havlu, nevresim, çeyizlik malzemeler... Ürün yelpazesi oldukça geniş. Özellikle kadınların kendini kaybedeceği bir iş hanı Babadağlılar. Masa örtüsü, havlu, mutfak bezleri gibi pek çok ürünü piyasa fiyatının altında bulabilirsiniz. Taşımak için büyük bavulum olmamasına rağmen epey bir piknik örtüsü ve havlu aldım, elimde yükle dönmeyi göze alıyorum. Şu çok sevdiğimiz pötikare piknik masa örtülerimiz Denizli’den.

Babadağlılar İş Hanı bolca zaman ayırmanız gereken bir alışveriş noktası. Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

ACIPAYAM

Acıpayam, Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda bulunan, Denizli iline bağlı bir ilçe. Bu bölge tütün ağırlıklı olmakla beraber ismindeki ‘payam’ sözcüğünü badem üretiminden alıyor. Ayrıca yöre ‘goku’ isimli yemeğiyle de ismini duyurmuş. Dodurgalar Mağarası, Yazır Camii, Çarşı Camii, Kapuz Deresi Mağarası ve Evkara Çamlığı, Acıpayam’da gezilecek yerler arasında.

 

UCARI GÖLETİ

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde bulunan Ucarı Göleti, Denizli’nin saklı küçük cenneti olarak biliniyor. Ucarı Köyü’nde bulunan bu şirin göl, doğaseverlerin de uğrak yeri haline gelmiş. Hemen yakınında bulunan orman içindeki piknik alanı da çok tercih edilen mekânlar arasında. Uzun bir zaman kirlilikle mücadele eden Ucarı Göleti, temizlendikten sonra gölde yaşayan tatlı su canlıları da kendilerine temiz bir yaşam alanı bulmuş. Şimdilerde fotoğraf severlerin de uğrak yeri olan Ucarı Göleti,  Denizli geziniz sırasında keyifli zaman geçirebileceğiniz noktalardan biri.

 

 

DODURGA KELOĞLAN MAĞARASI

Keloğlan Mağarası, Acıpayam ilçesine 18 km mesafede bulunan Dodurgalar Mahallesi’nin doğu yamacında, Mallı Dağı’nda yer alıyor. Dodurga Keloğlan Mağarası’na, Denizli-Antalya yolu üzerinden, Acıpayam ilçesinden 14 km devam edip, Dodurgalar Mahallesi yoluna sapılarak gidiliyor. Acıpayam ilçesinden Dodurga’ya giden minibüsler de var, fakat mağaraya çıkmıyor. Tüm yolcular köylerde indiğinden biz minibüs şoförüyle anlaşıp mağaraya kadar çıktık. Minibüsle giderseniz, pek çok köyden geçiyorsunuz. Biz Gümüş, Kumavşar, Yazır ve Dodurga Köyleri güzergâhını kullandık. Köy düğününe bile denk geldik. Yol boyunca buram buram Anadolu kokacak bu şöleni kaçırmayın. Ayrıca yolda pembe-beyaz çiçekli afyon tarlaları da dikkatlerden kaçmıyor. İmkânınız varsa durup harika fotoğraflar çekebilirsiniz.

Keloğlan Mağarası için oldukça keyifli bir yoldan yukarı doğru tırmanışa geçiyorsunuz. Mağara girişine ulaştığınızda bahçesinde panoramik bir görüntü sizi karşılıyor. Mağara içinde çok fazla sarkıt, dikit ve sütun bulunuyor. Mağaranın bol çatlaklı yapısı sebebiyle içinde birçok damlataşı sütunu mevcut. Mağara içi rengârenk ışıklandırılmış, adeta renk cümbüşü yaşanıyor. Sarkıtlar arasında mağarayı gezerken ıslak zeminlere dikkat etmenizde fayda var.

Peki, Keloğlan Mağarası nasıl keşfedilmiş?

Efsaneye göre; Dodurgalar kasabasında yaşayan, astım hastası olan ve nefes darlığı çeken bir genç koyunlarını otlatırken tipiye yakalanır. Kendini korumak için bu mağaraya girer, mağaranın ısı ve nem oranından etkilenerek günlerce burada uyur. Uyandığında nefes darlığı geçtiği için bu mağaraya Keloğlan Mağarası denir. Bir başka efsane ise şöyle: Kel olan ve çobanlık yapan bir gencin, sevdiği kıza bir türlü kavuşamadığı için kendini dağlara vurarak bu mağarada yaşadığı, bir süre sonra saçları çıkmaya başlayan gencin köyüne dönerek sevdiği kızla evlendiği ve mağaranın ‘Keloğlan Mağarası’ adıyla anıldığı. Keloğlan adını ikinci efsaneden alıyor.

Mağaranın içini gezdikten sonra mutlaka bahçeye de zaman ayırın. Şahane bir manzara var. Hem mağara içinde hem de bahçede güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

 

LEBLEBİ ÇARŞISI

Denizli ve Çorum arasında tartışmalara yol açan leblebi, Denizli Serinhisar’da oldukça yoğun bir şekilde üretiliyor. Bundan dolayı da Denizli’de bulunan Leblebi Çarşısı’nda, leblebiye dair her çeşit ürünü bulmanız mümkün. Envai çeşit leblebiyi, leblebi kurabiyesini ve çocukluğumuzda çok sevdiğimiz leblebi tozunu buradan alabilirsiniz. Hediyelik almak isteyenler için de güzel bir alternatif olacaktır. Hem nostaljik hem leziz.

Buralara kadar gelmişken leblebi cennetine uğramadan edemiyoruz ve özellikle de leblebi tozunu görünce çocuk gibi mutlu oluyoruz. Kahve molasında yemek için pek çok ürün alıp, bu şirin mekandan ayrılıyoruz.

 

ÇINAR MEYDANI

Bir diğer adıyla Delikliçınar, her şehirde olan meşhur meydanlardan biri. Denizli’nin simgesi Çınar Meydanı, Merkezefendi ilçesinde bulunan meşhur bir meydan. Rivayete göre adını, gövdesinde büyük bir delik olan çınar ağacından alıyor.

Çınar Meydanı’nda bulunan Denizli Çınar’da kahve keyfi yapıyoruz. Açık havada, yeşillikler arasında kahvemizi yudumlarken, Leblebi Çarşısı’ndan aldığımız ürünler de bize eşlik ediyor.

Meydanın simgesi ise horoz heykeli. Denizli, horozu ile meşhur. Horoz heykeli önünde ciddi bir fotoğraf sırası görebilirsiniz. Tabi horoz ile fotoğraf çektirmeden meydandan ayrılmıyoruz.

 

 

HACI ŞERİF

Denizli’de lokum, çikolata ve bilumum tatlı çeşitlerinin yapıldığı Hacı Şerif, en çok dondurmalı irmik helvasıyla meşhur. Bayramyeri Meydanı’nın göbeğinde, bir hareketliliktir gidiyor. İçimden ‘altı üstü dondurmalı irmik helvası’ diye geçirmiyor değilim. Ama yoook, bu irmik helvası başka. Havasından mı suyundan mı bilinmez, yedikçe yediriyor. İçeri girdiğinizde, paketli ürünlerden de almadan çıkamıyorsunuz. Şahane lokumlar, çikolatalar var. Hediyelik almak isterseniz, kaçırmayın. Hacı Şerif, otantik ortamıyla bizden tam not alıyor. 1938 yılından beri Denizli’nin göz bebeği, dondurmalı irmik helvasını herkese sevdiren marka şimdilerde pek çok şehirde yerini almış. Denizli seyahatinizde, molalarınıza yakışır tatlıyı Hacı Şerif’te yiyebilir, otantik ortamında dinlenmenin keyfine varabilirsiniz.

 

KEBAPÇI BAKİ 

Denizli’ye gelmeden önce bir kebabı olduğunu biliyorduk ama bir beklentimiz de yoktu. Her yerin etli bir yemeği oluyor sonuçta. Adını da bulunduğu şehrinden alıyor. Ancak Denizli Kebabı için beklentiye girmenizi önereceğim. Gerçekten çok leziz. ‘Denizli Kebabı nerede yenir?’ diye bir araştırma yaptığımızda, listemizde yer alan mekânlardan biriydi Kebapçı Baki.

Denizli Kebabı için söylenmesi gerekenler mekanın duvarında açık ve net yazıyor. Duvardaki yazı şöyle;

 

Akideş ÇATAL vemiyom diye üzülme,

Kebabın yime adedi böyle.

Diyosan;

İlla da istiyom!

Yimem ben öyle!

Nedelim, verivecez gari bi ÇATAL sosyeteye.

 

Denizli Kebabı, çatal bıçakla yenmiyor, elle yenilmesi şiddetle tavsiye ediliyor. Tabiri caizse ‘parmaklarınızı da yiyin’ diyorlar. Mekânlarda da bunu belirten nükteli yazılar mevcut.

Denizli Kebabı yapılırken 1920’li yıllardan bugünlere geleneksel yöntemler kullanılıyor. Henüz bir yaşını geçmemiş kuzu etlerinin kullanıldığı Denizli Kebabı, tandır ateşinde, sakız ağacıyla pişiriliyor. Önce 2’ye, ardından 8 veya 10 parçaya ayrılan kuzu etleri, özenle fırına yerleştiriliyor. Ustasına göre değişiklik gösteren pişme süresinin ardından fırından çıkarılan kebaplar, yine sakız ağacından hazırlanan tahta üzerinde satırlarla doğranıyor. Et, üzerinde yağlı pidesiyle geliyor ve yanında söğüş salatasıyla enfes bir yemek oluyor.

Denizli Kebabı’nın püf noktası tamamen etinde ve pişirme yönteminde. Kuzu etini, içine herhangi bir baharat koymadan, kara fırında ve sakız ağacıyla pişirmek geleneksel tadın korunması açısından çok önemli.

Denizli’de pek çok kebapçı arasında Kebapçı Baki hem temizliği hem geleneksel lezzetin korunmuş olması açısından tercih edilebilecek mekânlar arasında. Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

KEBAPÇI ŞEN KARDEŞLER HACI'NIN YERİ

Denizli’ye gelip meşhur kebabını bir kere yiyeceğimizi düşünmediniz herhâlde. Dönmeden önce, tadı damağımızda kalsın diye soluğu başka bir mekânda alıyoruz. Şen Kardeşler de gezi listemizde olan kebapçılardan biri.

Şen Kardeşler, Babadağlılar yolu üzerine. Mis gibi tandırda pişen kuzu eti, bol yağlı lavaş, yanında salatası ve acı biberleriyle servis ediliyor. Geleneksel yöntemlerin benimsendiği, hijyene önem verilen ve güler yüzlü hizmetin sunulduğu mekandan memnun ayrılıyoruz. Pek çok kebapçı da aynı alanda bulunuyor. Bu arada pazar günleri kebapçıların çoğu kapalı maalesef. Sadece hafta sonu gezisi yapıyorsanız, yeme içme işini pazar gününe bırakmamanızı tavsiye ederiz.

 

 

YAPMADAN DÖN-ME-YİN!!!

• Zafer Gazozu içmeden,

• Denizli Kebabı’nı elle yemeden,

• Hacı Şerif tatlısı yemeden,

• Babadağlar’ı gezmeden,

• Pamukkale’yi adım adım gezmeden,

• Leblebi ve ürünlerini yemeden, almadan,

• Babadağlılar’da alışveriş keyfi yapmadan

DÖNMEYİN!

NASIL ARANDI: #gurme kaşif #denizli #hacının yeri #zafer gazozu #kebapçı şen kardeşler #kebapçı baki #hacı şerif #çınar meydanı #leblebi çarşısı #keloğlan mağarası #gamze kır sapancı #akın sapancı #gamzenika

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.