
Perihan Deniz, aileden gelen bir geleneği akademik eğitimle birleştirerek kendi yolunu cesaretle inşa eden kadınlardan biri. Sahneye çıkan her kostüm tasarımın arkasında emeğin, kararlılığın ve inandığı yolda korkmadan yürümenin izleri var.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Marmara Üniversitesi Tekstil Bölümü mezunuyum. Aileden gelen terzilik geleneğini akademik eğitimle birleştirerek mesleki altyapımı güçlendim. Edindiğim tasarım ve üretim deneyimimi 2006 yılında kurduğum PeriDK Atölye ile profesyonel bir yapıya dönüştürdüm. Derince/Kocaeli merkezli atölyemiz, bugün alanında uzman ekibiyle üretim faaliyetlerini sürdürmektedir.
Uzun yıllardır sahne sanatları ve spor alanında tasarım ve üretim yapıyorum. Atölyemizde özellikle cimnastik, buz pateni, modern dans ve bale kostümleri tasarlıyoruz. Sporcuların ve sanatçıların performanslarını en iyi şekilde yansıtan, özgün ve yüksek kaliteli tasarımlar üretiyoruz. Her modelimizde estetik, konfor ve teknik gereklilikleri bir arada sunmayı hedefliyoruz.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Sadece bir kıyafet üretmiyor, sporcuya ve sahneye özel uzaktan ölçü tasarım yapıyoruz. Performansın ruhunu anlayarak, hareket kabiliyetini kısıtlamayan, sahne ışığında etkisini artıran ve detay işçiliğiyle fark yaratan çalışmalar ortaya koyuyoruz. Kişiye özel uzaktan ölçü tasarım anlayışımız ve kalite konusundaki hassasiyetimiz bizi sektörde ayrıştırdı. Ancak bu başarı yalnızca tasarımlarımızın kalitesiyle değil; atölyemizde özveriyle çalışan tüm kadınların emeği ve birlikteliği sayesinde mümkün oldu. Kaliteyi bir ekip ruhuyla inşa ettik ve sürdürülebilir başarımızı bu dayanışmaya borçluyuz.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Açık konuşmak gerekirse “HİÇBİR ZAMAN”. Fakat tasarladığımız bir model ilk bakışta sade görünse bile sahnede büyüleyici bir etki yarattığında ve sporcularımız ulusal ve uluslararası organizasyonlarda gururla tasarımlarımızı taşıdığında, doğru yolda olduğumu hissettim. Benim için en büyük başarı, müşterilerimizin güvenini kazanmak ve bizi yeniden tercih etmeleriydi.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Hiçbir şeyden ödün vermemek için elimden geleni yapmaya çalıştım. İlk günden beri değerlerimden ve kalite anlayışımdan ödün vermemeye özen gösterdim. Zaman zaman yoğun tempomdan dolayı kişisel zamanımdan fedakârlık etmem gerekse de iş ve özel hayatım arasındaki dengeyi korumaya her zaman özen gösterdim.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle kendilerine inanmaya ve cesarete ihtiyaçları var. Bunun yanında dayanışma, eğitim ve fırsat eşitliği kadınların iş hayatında daha görünür ve güçlü olmasını sağlayacaktır.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Spor ve sanat alanında üretim yaparak gençlerimizin sahnede ve müsabakalarda özgüvenle yer almasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin adını uluslararası platformlarda temsil eden sporculara destek olmak bizim için büyük bir gurur. Aynı zamanda istihdam yaratarak yerel ekonomiye katkı sunuyoruz.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“YÜRÜ BE KIZIM, KORKMA! İnandığın yolda kararlılıkla ilerlediğinde emeğinin karşılığını mutlaka alacağını bil.”