
Ressam Derya Çevik, çocukların hayal gücünü koruyarak onların sadece bugünü değil, yarının dünyasını da daha cesur ve yaratıcı biçimde şekillendirebileceğine inanıyor.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Ben, Derya Çevik. Ressamım ve Kocaeli’de çocuklara yönelik bir sanat atölyesi yürütüyorum. Güzel sanatlar eğitimi aldıktan sonra uzun yıllar tasarım alanında çalıştım ancak çocukların sınırsız yaratıcılığıyla üretmenin beni çok daha fazla beslediğini fark ederek kendi atölyemi kurdum. Bugün yaptığım iş, çocuklara sadece resim öğretmekten ibaret değil; onların hayal gücünü, kendini ifade etme becerilerini ve özgüvenlerini geliştirebilecekleri bir alan açmaya çalışıyorum. Sanatın, çocukların dünyasını dönüştüren güçlü bir dil olduğuna inanıyorum ve çalışmalarımı bu inançla sürdürüyorum.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Beni farklı kılan şey, çocuklara resmi öğretmekten çok, onların hayal kurmasına alan açmaya odaklanmam oldu. Her çocuğun kendi dili, kendi ritmi ve kendi ifade biçimi olduğuna inanıyorum. Bu yüzden atölyemde kalıpları ezberleten bir sistem yerine, keşfetmeye ve üretmeye dayalı bir yaklaşım benimsiyorum. Aynı zamanda çocukların yaptığı her çalışmanın bir değer taşıdığına inanıyorum. Onların fikirlerini ciddiye almak, hayallerini önemsemek ve kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir ortam sunmak, zamanla hem çocukların hem de ailelerin bu yaklaşımı fark etmesini sağladı. Başarı dediğimiz şey de aslında buradan doğdu; insanların sadece bir kursa değil, bir düşünceye ve bir bakış açısına bağlanmasıyla.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Ben başardım” dediniz?
Aslında ‘başardım’ dediğim tek bir an olmadı. Benim için başarı bir hedefe varmak değil, bir sürecin içinde büyüdüğünü görmek. Ama atölyede çocukların özgüvenle üretmeye başladığını, ailelerin çocuklarındaki değişimi fark ettiğini ve sanatın onların hayatında gerçek bir yer edindiğini gördüğüm anlarda içimden ‘evet, doğru yoldayım’ dediğim çok oldu. Bir çocuğun ‘Ben yapabiliyorum’ dediği an, benim için en büyük başarı ölçüsü. Çünkü o an sadece bir resim değil, bir cesaret ortaya çıkıyor. Benim için başarı, bir çocuğun gözlerinde beliren o ‘yapabilirim’ ışığını görmek.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Başarı yolculuğunda en çok zamandan ve konfordan ödün verdiğimi söyleyebilirim. Bir şey üretmek, bir hayali hayata geçirmek çoğu zaman daha fazla emek, sabır ve kararlılık gerektiriyor. Özellikle kadınlar için aynı anda birçok sorumluluğu taşırken kendi yolunu açmak daha fazla mücadele anlamına gelebiliyor. Ama şunu fark ettim; aslında ödün vermek dediğimiz şey, çoğu zaman bir seçim yapmak. Ben de hayatımda, beni gerçekten mutlu eden ve anlamlı hissettiren bir işi seçtim. Bugün geriye baktığımda, verdiğim emeklerin ve yaptığım seçimlerin beni olduğum yere getirdiğini görmek bana güç veriyor. Benim için başarı, vazgeçtiklerimden çok, uğruna emek vermeyi seçtiklerimle anlam kazandı.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Bence kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendilerine inanabilecekleri alanlar ve birbirlerini destekleyebilecekleri bir dayanışma kültürü. Kadınlar çoğu zaman hem iş hem aile hem de sosyal sorumlulukları aynı anda yürütmeye çalışıyor; bu yüzden cesaretlerini ve motivasyonlarını besleyecek destek çok kıymetli. Bir kadın kendi yoluna gerçekten sahip çıktığında, bunun hem çevresine hem de topluma ilham verdiğini düşünüyorum. Kadınlar güçlenmek için yeni bir şeye dönüşmek zorunda değil; zaten içlerinde olan güce inanmayı hatırlamalarına ihtiyaçları var.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Sanat eğitiminin sadece bir beceri kazandırmak değil, bir bakış açısı kazandırmak olduğuna inanıyorum. Atölyemde çocuklar resim yapmayı öğrenmenin ötesinde, düşünmeyi, hayal kurmayı, sabretmeyi ve kendilerini ifade etmeyi öğreniyorlar. Bu da onların özgüvenine, iletişim becerilerine ve hayata bakışlarına doğrudan katkı sağlıyor. Bir kentin gelişimi sadece binalarla ya da yollarla değil, yetişen çocukların hayal gücüyle de ilgilidir. Yaratıcı düşünebilen, kendini ifade edebilen ve üretmekten korkmayan çocukların büyüdüğü bir toplumun geleceğinin daha güçlü olacağına inanıyorum. Eğer yaptığım iş, birkaç çocuğun bile kendine daha çok güvenmesini ve hayallerine daha cesur bakmasını sağlıyorsa, bunun hem kentimiz hem de toplum için gerçek bir değer olduğuna inanıyorum. Geleceği şekillendiren şey sadece bilgi değil, hayal gücüdür; ben de çocukların o hayal gücünü korumaya çalışıyorum.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Sanırım 10 yıl önceki kendime, “İçindeki sesi daha çok dinle ve korktuğun şeylerin seni durdurmasına izin verme” derdim. Hayatta bazı yollar başta belirsiz görünüyor ama insan gerçekten sevdiği ve inandığı bir işin peşinden gittiğinde, o yol yavaş yavaş açılıyor. Bir de sabırlı olmasını söylerdim. Çünkü emek verdiğin şeylerin karşılığını bazen hemen göremiyorsun. Ama zaman geçtikçe, küçük adımların aslında ne kadar büyük bir yol oluşturduğunu fark ediyorsun. İnsan, en çok kalbinin heyecanlandığı yolu seçtiğinde gerçekten ilerliyor.