Özel Atakent Cihan Hastanesi’nde Genel cerrahide GÜÇ BİRLİĞİ

Özel Atakent Cihan Hastanesi’nde görev yapan üç genel cerrahi uzmanı, farklı alt branşlardaki birikimlerini aynı çatı altında buluşturarak, hastalara bütüncül bir yaklaşım sunuyor

Genel cerrahi, modern tıbbın en dinamik ve en kapsamlı alanlarından biri. Onkolojik cerrahiden obezite ve metabolik cerrahiye, minimal invaziv tekniklerden robotik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede hayatlara dokunan bu branş, bugün artık multidisipliner bir yaklaşım ve ileri teknolojiyle şekilleniyor.
Özel Atakent Cihan Hastanesi’nde görev yapan üç değerli genel cerrahi uzmanı; Prof. Dr. Coşkun Polat, Op. Dr. Hakan Sarsılmaz ve Op. Dr. Ala Elcircevi ile cerrahinin farklı alanlardaki dönüşümünü, hasta güvenliği ve yaşam kalitesi odaklı yaklaşımlarını konuştuk. Bu özel dosyada, genel cerrahinin bugününü ve yarınını uzmanlarından dinliyoruz.

Cerrahi Onkoloji GENEL CERRAHİ

Prof. Dr. Coşkun POLAT: Kanser tedavisinde onkolojik cerrahi

Özel Atakent Cihan Hastanesi Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Polat, kanserle mücadelede cerrahi yaklaşımın, hastalığın kontrol altına alınmasında ve sağkalımın artırılmasında kritik bir rol üstlendiğini söylüyor

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Kars’ta doğdum. Eğitim hayatım, babamın görevi nedeniyle Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçti. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Mecburi hizmetimi Konya Seydişehir’de pratisyen hekim olarak tamamladım, askerlik görevimi ise Tunceli’de yaptım.
Genel cerrahi ihtisasımı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Cerrahi Endoskopi Ünitesi’nde endoskopi eğitimi aldım. Akademik kariyerime öğretim üyesi olarak devam ettim; doçentlik ve profesörlük unvanlarını aldıktan sonra cerrahi onkoloji yan dal uzmanlığımı tamamladım.
Uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyeliği yaptıktan sonra klinik çalışmalarımı özel hastanelerde sürdürdüm. Halen Atakent Cihan Hastanesi’nde görev yapıyorum. Kocaeli’de hemşerilerimle yeniden bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Eğitiminiz sırasında sizi genel cerrahiye yönlendiren en güçlü duygu neydi?
Genel cerrahiyi seçmemde üç önemli etken vardı. İlki, annemin daha ben doğmadan cerrah olmamı hayal etmesi. İkincisi, babamın üniversite tercihi döneminde tıp fakültesine yönelmem konusundaki teşviki. Üçüncüsü ise genel cerrahi stajım sırasında hocamız Prof. Dr. Sermet Akgün’ün mesleki duruşu ve vizyonundan etkilenmem … Bu üç etken, genel cerrahiye yönelmemde belirleyici oldu.

Onkolojik cerrahi nedir, genel cerrahiden farkı nedir?
Onkolojik cerrahi, kanserli dokunun bulunduğu organla birlikte, hastalığın yayılım gösterebileceği ilgili lenf bezlerinin de çıkarılmasını içeren, genel cerrahinin bir yan dalıdır. Bu alanda hastalıklar, onkolojik prensipler doğrultusunda daha ayrıntılı, bilimsel ve multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilir.

Onkolojik cerrahide en kritik karar anı nedir? Ameliyat kararını nasıl veriyorsunuz?
Tanı sürecinde radyolojik, nükleer tıp ve patolojik değerlendirmeler tamamlandıktan sonra hastanın doğrudan cerrahiye mi yoksa öncesinde ilaç ya da ışın tedavisine mi yönlendirileceğine karar verilir. Bu karar; cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının yer aldığı konseyde multidisipliner olarak alınır.

Hangi kanser türlerinde cerrahi en etkili tedavi yöntemidir?
Temel olarak erken evre meme kanseri, tiroit kanseri, paratiroit kanseri, yemek borusu kanseri, mide kanseri, onikiparmak barsak kanseri, ince ve kalın barsak kanserleri, karın zarı kanseri, yumurtalık kanseri, kadın hastalıkları kanseri, pankreas kanseri, safra kesesi ve safra yolu kanseri, cilt kanseri, malin melanom ve sarkomlar cerrahi tedavinin ciddi sağ kalım ve survey katkısı olan rahatsızlıklardır. Özellikle erken evrede cerrahi, en etkili tedavi yöntemidir.

Hocam, “Temiz cerrahi sınır” kavramı ne anlama geliyor?
Temiz cerrahi sınır, tümörün çevresinde kanserli hücre kalmayacak şekilde güvenli bir mesafe ile çıkarılması anlamına gelir. Bu mesafe tümörün türüne ve yerleşimine göre değişebilir. Ameliyat sırasında yapılan “frozen” incelemeyle ya da ameliyat sonrası detaylı patolojik değerlendirmeyle cerrahi sınırın temiz olup olmadığı belirlenir. Bu durum hastalığın tekrarlama riskini azaltmak açısından büyük önem taşır.

Son olarak kanserle mücadelede okurlarımıza vermek istediğiniz mesaj nedir?
Günümüzde kanser tanı ve tedavisinde son derece gelişmiş yöntemlere sahibiz ancak erken tanı hâlâ en önemli faktör. Belirli yaşlardan itibaren düzenli taramaların yapılması, kadın ve erkeklerin yaş gruplarına uygun kontrollerini aksatmaması büyük önem taşıyor. Kanserle mücadelede hastalarımızın yalnız olmadığını, her aşamada yanlarında olduğumuzu bilmelerini isterim. Sağlıklı günler diliyorum.

Obezite ve Metabolik Cerrahi  GENEL CERRAHİ

Op. Dr. Ala ELCİRCEVİ: Obezitede kalıcı değişim mümkün 

Özel Atakent Cihan Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ala Elcircevi obezitede; doğru hasta seçimi, güçlü ekip çalışması ve düzenli takip ile sağlıklı ve sürdürülebilir değişimin mümkün olduğunu vurguluyor

Kısaca kendinizden ve obezite cerrahisine yönelme sürecinizden bahseder misiniz?
Genel cerrahi kökenli bir hekimim. Eğitimim ve klinik pratiğim boyunca laparoskopik, minimal invaziv ve robotik cerrahiye odaklandım. Bu yaklaşım, daha az travma, daha hızlı toparlanma ve daha konforlu bir iyileşme hedefler. Aynı zamanda böbrek nakli cerrahisi alanındaki tecrübelerim bana şunu öğretti: Başarı, sadece ameliyat anıyla sınırlı değildir; doğru hasta seçimi, doğru zamanlama, ekip uyumu ve yakın takip aynı derecede kritiktir. Son yıllarda cerrahide yapay zekâ uygulamalarına da yoğun ilgi duydum ve hem ulusal hem de uluslararası çalışmalarımız çok kabul gördü. Obezite ve metabolik cerrahiye yönelmem de bu bütüncül bakıştan doğdu.
Yıllar içinde şunu net gördüm: Obezite, sadece tartıdaki sayı değil, tansiyon, şeker, eklem ağrısı, uyku kalitesi ve hatta kişinin kendine güvensizliğiyle birlikte ilerleyen kronik bir hastalıktır. Cerrahiye ilgim, “hızlı kilo verdirme” fikrinden değil; hastanın uzun vadeli sağlığını ve yaşam kalitesini kalıcı olarak iyileştirme hedefinden doğdu. Bu alanda en çok önem verdiğim nokta ekip işi. Cerrahın doğru planlaması, diyetisyen takibi, hareket programı ve psikolojik destek aynı ekosistemin parçaları. Bu bütünlük olunca sonuçlar daha güvenli ve sürdürülebilir oluyor.
Demek istiyorum ki obeziteyle mücadele, tek bir yöntem değil; doğru ekip ve düzenli takip ile kurulan bir yolculuktur.

Obezite tedavisinde iğne, mide balonu ve ameliyat arasında nasıl bir fark var? Hangi hasta için hangi yöntem uygundur?
İğneler, mide balonu ve ameliyat aynı hedefe hizmet edebilir fakat etki mekanizmaları, kalıcılık ve takip ihtiyacı farklıdır. İğneler bazı hastalarda iştahı azaltıp kilo kaybını destekler; düzenli hekim kontrolü ve yaşam tarzı uyumu şarttır. Mide balonu, mide hacmini geçici olarak değiştirerek erken tokluk sağlar; doğru hastada, doğru süre ve disiplinli programla faydalıdır. Cerrahi ise daha güçlü ve kalıcı metabolik etkiler oluşturabilir; özellikle ek hastalıkları olan, uzun süredir kilo sorunu yaşayan ve takip programına uyum sağlayabilecek kişilerde önemli bir seçenektir. Ben basamaklı tedavi yaklaşımını severim. Kişiye en uygun adımı, risk, hedef ve sürdürülebilirlik üzerinden belirleriz. Doğrusu söylemek gerekirse, en iyi yöntem, “en popüler” olan değil; size en uygun, güvenli ve sürdürülebilir olandır.

Son dönemde çok konuşulan zayıflama iğneleri gerçekten etkili mi?
Zayıflama iğneleri doğru hastada etkili olabilir. Birçok kişide iştahı azaltır, porsiyon kontrolünü kolaylaştırır ve kilo kaybını destekler. Ancak iki önemli nokta var. Birincisi, bu tedavi mutlaka hekim gözetiminde olmalı çünkü yan etkiler ve eşlik eden hastalıklar açısından düzenli izlem gerekir. İkincisi, kalıcılık tek başına ilaca bağlı değildir. İğne bırakıldığında, birçoğunda iştahın geri gelmesi ve daha fazla kilo artışı görülebilir. Bu yüzden tedaviyi “davranış değişikliği için bir fırsat penceresi” gibi düşünmek doğru olur. Beslenme eğitimi, hareket ve uyku düzeni eklenmedikçe sonuçlar kırılgan kalır.

Obeziteyle mücadelede en önemli mesajınız nedir?
Obeziteyle mücadele utanç üzerinden yürütülmemeli. Bu bir karakter zayıflığı değil, yönetilmesi gereken kronik bir hastalıktır. Küçük adımlar büyük sonuçlar doğurur ama o adımların sürdürülebilir olması gerekir. Hangi yöntem seçilirse seçilsin; düzenli takip olmadan başarı rastlantıya kalır. Okura mesajım şudur: “Yalnız değilsiniz; doğru destek ve kararlı adımlarla sağlıklı değişim mümkündür.”

Obezite ve Metabolik Cerrahi
GENEL CERRAHİ

Op. Dr. Hakan SARSILMAZ: Obezite cerrahisinde yeni dönem

Özel Atakent Cihan Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hakan Sarsılmaz, gelişen minimal invaziv ve robotik teknolojiler sayesinde obezite cerrahisinin artık daha güvenli, konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci sunduğunu belirtiyor

Kısaca kendinizden ve mesleki yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Obezite cerrahisine yönelme süreciniz nasıl gelişti?
1986 yılında Erzincan’da doğdum. Tıp eğitimimi 2002-2009 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (İngilizce) tamamladım. Pratisyen hekim olarak Erzincan İliç İlçe Hastanesi’nde yaklaşık bir yıl görev yaptıktan sonra 2010 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde genel cerrahi ihtisasına başladım ve 2015 yılında genel cerrahi uzmanı oldum.

Yaklaşık 15 yıldır genel cerrahi alanında aktif olarak çalışıyorum. Özellikle minimal invaziv cerrahi, obezite ve endoskopik işlemler konusunda deneyimliyim. Obezite cerrahisi uygulama ve endoskopi sertifikası sahibiyim. Ayrıca 3 yıl boyunca onkolojik cerrahi ekibiyle birlikte onkolojik vaka cerrahisi üzerinde yoğun bir şekilde çalıştım. 2026 yılı itibariyle Özel Atakent Cihan Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak görev yapıyorum. Evli ve bir çocuk babasıyım.

Minimal invaziv cerrahi nedir? Obezite cerrahisinde nasıl bir fark yaratıyor?
Minimal invaziv cerrahi (MIS), küçük kesilerle gerçekleştirilen, hastaya daha az doku travması veren modern cerrahi yöntemleri kapsar. Son yıllarda endoskopik görüntüleme sistemleri, laparoskopik ekipmanlar ve robotik teknolojilerdeki gelişmeler sayesinde önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Bu teknikler sayesinde ameliyat sırasında hassasiyet artarken, ameliyat sonrası ağrı, komplikasyon oranı ve iyileşme süresi belirgin şekilde azalmıştır. Bu avantajları nedeniyle minimal invaziv yöntemler, obezite cerrahisinde altın standart haline gelmiştir.

Kapalı (laparoskopik) ve robotik cerrahi yöntemleri obezite ameliyatlarında hastaya ne gibi avantajlar sağlıyor?
Laparoskopik ve robotik yöntemlerle yapılan obezite ameliyatlarında kan kaybı daha az, ameliyat sonrası ağrı daha düşük ve iyileşme süreci daha hızlıdır. Aynı zamanda enfeksiyon riski azalır ve hastalar günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebilir.

Obezite cerrahisinde robotik sistemler her hasta için uygun mudur?
Her hastanın durumu farklı olabileceğinden, robotik obezite cerrahisinin uygulanabilirliği, cerrahın değerlendirmesi ve hastanın bireysel durumuna bağlı olarak belirlenmelidir. Cerrahın deneyimi ve hastanın ihtiyaçları, en uygun tedavi seçeneğini belirlemede önemli rol oynar.
Minimal invaziv cerrahi sayesinde hastalar artık ameliyattan korkmamalı mı?
Özellikle 2026 yılı itibarıyla yapay zeka destekli sistemlerin de sürece dahil olmasıyla birlikte robotik obezite cerrahisi başarı oranlarını en üst seviyeye taşımıştır. Özetle ameliyat riski belirgin azaldığından korkulacak durum yoktur.

Gelecekte obezite cerrahisinde bizi nasıl teknolojiler bekliyor? Ameliyatsız çözümler cerrahinin yerini alabilir mi?
Robotik cerrahi, sadece ameliyatın nasıl yapıldığını değil; cerrahın rolünü, klinik karar süreçlerini ve hasta güvenliğini yeniden tanımlayan bir kırılma noktasıdır. Minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlar, robotik sistemlerle birleştiğinde ortaya bambaşka bir cerrahi ekosistem çıkmaktadır. Daha küçük kesiler, daha az kanama, daha kısa iyileşme süreleri ve daha yüksek hassasiyet artık vaat değil, günlük pratiğin parçasıdır. Yapay zeka ile daha fazla otonomi kazanan bu sistemler geleceğin obezite cerrahi yöntemlerini belirleyecektir. Ameliyatsız obezite tedavisi konusunda yoğun çalışmalar mevcut olmakla beraber halihazırda en etkin ve kalıcı obezite tedavi yöntemleri cerrahi yöntemlerdir.

Yorum yap

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...