Kadın sağlığına adanmış bir yolculuk: Doç. Dr. Ünal Turkay

Bilimin disiplinini, Anadolu’nun samimiyetiyle buluşturan bir hekim… Doç. Dr. Ünal Turkay, kadın sağlığını yalnızca bir uzmanlık alanı değil, güvene dayalı bir yol arkadaşlığı olarak tanımlıyor

Bazı hekimler vardır; sizi önce bilgisiyle ikna eder, sonra sakinliğiyle rahatlatır, en sonunda da cümlelerinin arasına ustalıkla yerleştirdiği küçük ama güçlü ‘güven’ duygusuyla kalbinizde yer eder.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ünal Turkay’ın hikâyesi tam da böyle bir yerden başlıyor.
Endüstri meslek lisesinde, elektronik devrelerin arasında öğrenilen sabır, dikkat ve analiz disiplini; yıllar sonra insan bedeninin mucizevi sisteminde karşılığını buluyor. Bir sistem bozulduğunda arızayı sabırla arayan, bağlantıları tek tek kontrol eden o zihin, bugün kadın sağlığında aynı dikkatle ve titizlikle çalışıyor.
Bu ay kapak konuğumuz, yılların klinik deneyimini ve akademik disiplinini kendi kliniğinde daha mahrem, daha kişiye özel bir yaklaşımla buluşturan Doç. Dr. Ünal Turkay.
Bu sayımızda, bir hekimin mesleki başarısından çok daha fazlasını konuşuyoruz. Bilimin ışığında ama insanın kalbine dokunan bir yaklaşımı…
Kadın sağlığını bir uzmanlık alanı olmanın ötesinde, bir sorumluluk ve adanmışlık olarak gören bir bakışı… Şimdi sözü Doç. Dr. Ünal Turkay’a bırakıyoruz.

Ünal Hocam, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Tıp yolculuğunuz nasıl başladı, kadın hastalıkları ve doğum alanına yönelmenizde hangi faktörler etkili oldu?
Endüstri meslek lisesi elektronik bölümünde eğitim alırken sistemleri, devreleri, bağlantıları öğrendim. Belki de o yıllarda fark etmeden şunu kavradım: Bir sistem doğru çalışmadığında, sorunu bulmak için sabır, dikkat ve analiz gerekir. Yıllar sonra tıpta da aslında aynı şeyi yaptığımı fark ettim; insan bedenini, özellikle kadın bedenini bir bütün olarak değerlendirerek…
Ancak elektronik bana mantığı öğretirken, içimde büyüyen başka bir istek vardı: İnsana dokunmak. Bir hayatın en özel anlarında yanında olmak. İşte bu arzu beni tıp fakültesine taşıdı. İstanbul Tıp Fakültesi’nde bilimin temellerini attım.
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldığım asistanlık eğitimi, mesleğimin yapı taşlarını oluşturdu. Orada yalnızca kadın doğum pratiğini değil; kriz anında sakin kalmayı, riskli gebelikte soğukkanlılığı, doğum anında sabrı öğrendim.
Ardından Bayburt Devlet Hastanesi’nde iki yıl süren mecburi hizmet… Anadolu’nun sade ama güçlü kadınlarıyla tanıştım. Kimi zaman imkânların kısıtlı ama yüreğin geniş olduğu ortamlarda hekimlik yaptım. Orada şunu gördüm: Kadın sağlığı sadece tıbbi bir konu değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluktu.
Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde öğretim üyeliği süreci ise benim için ayrı bir dönüm noktasıydı. Bilgiyi aktarmak, genç hekimlere rehberlik etmek, bilimsel bakışı canlı tutmak… Öğretirken aslında daha çok öğrendim. Akademik disiplin, klinik deneyim ve insani yaklaşım bu dönemde daha da bütünleşti.

YENİ KLİNİĞİNDE…
Uzun yıllar özel hastane ortamında çalıştınız, kendi kliniğinizi açarak neyi farklı yapmak istediniz?
VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nde geçirdiğim yıllar, modern tıbbın teknolojik imkanlarını hasta konforuyla buluşturduğum bir süreç oldu. Ancak içimde hep daha kişisel, daha birebir, daha özel bir alan oluşturma isteği vardı. Ve sonunda kendi kliniğimizi açtık. Bu karar sadece mesleki bir adım değildi, yılların birikimini kendi değerlerimle harmanlama kararıydı. Daha sakin, daha mahrem, daha kişiye özel bir kadın sağlığı anlayışı kurma isteğiydi.
Bugün kliniğimizde, o yolculuğun her adımında öğrendiklerimi taşıyorum. Anadolu’nun samimiyetini, akademinin disiplinini, özel sektörün konforunu ve en önemlisi insanî dokunuşu…
Çünkü inanıyorum ki: Kadın sağlığı sadece teşhis ve tedavi değildir. Kadın sağlığı, güven inşa etmektir. Kadın sağlığı, dinlemektir. Kadın sağlığı, bazen sadece “yanındayım” diyebilmektir. Her kadın bir hikâyedir. Ben de o hikâyelerin en güvenilir yol arkadaşı olmayı seçtim.

Ünal Hocam, yeni kliniğinizde verdiğiniz hizmetlere kısaca değinir misiniz?
Kadın hastalıkları ve doğum, benim için yalnızca bir uzmanlık alanı değil; bir kadının hayat yolculuğunda en hassas eşiklerde yanında olma sorumluluğudur. Yıllar içinde edindiğim klinik tecrübe ve akademik birikimi, bugün kendi kliniğimde daha bütüncül ve kişiye özel bir anlayışla sunuyorum. Kliniğimizde gebelik takibinden riskli gebeliklere; minimal invaziv cerrahi alanında laparoskopik ve histeroskopik cerrahiden genital estetiğe, jinekolojik onkolojiden ürojinekoloji uygulamalarına kadar geniş kapsamlı hizmet sunuyoruz.
Her alanda temel yaklaşımımız, yalnızca hastalığı değil, hastayı merkeze almaktır. Tanı sürecinden tedaviye, cerrahi planlamadan takip aşamasına kadar her adımı şeffaf, anlaşılır ve güven temelli bir iletişimle yürütüyoruz. Kısacası kliniğimizde sunduğumuz her hizmetin temelinde aynı ilke var: Bilimsel doğruluk, etik yaklaşım ve insani dokunuş. Her hastamın hikâyesini ayrı, değerini eşsiz görüyorum.

HPV: SESSİZ BİR VİRÜS
Ünal Hocam, HPV ve rahim ağzı kanseri konusunda farkındalık son yıllarda çok daha önemli hale geldi… Siz bu alanda nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
HPV sessizce hayatımıza sızabilen ancak bilinçle yolunu kapatabileceğimiz bir virüstür. Dünya genelinde en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan biridir. Yapılan çalışmalar, her 5 kadından birinin hayatının bir döneminde HPV ile karşılaştığını gösteriyor. Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerler; kişi farkında bile olmadan virüsle temas etmiş olabilir. HPV’nin 200’den fazla tipi vardır. Bunların büyük bir kısmı vücut tarafından bağışıklık sistemi sayesinde temizlenir. Ancak bazı “yüksek riskli” tipler, özellikle HPV 16 ve 18, uzun süre kalıcı olduğunda rahim ağzı kanseri gelişimine zemin hazırlayabilir. İşte bu nedenle HPV’yi yalnızca bir enfeksiyon değil, potansiyel olarak önlenebilir bir kanser sürecinin başlangıcı olarak görmek gerekir. Rahim ağzı kanseri ani gelişmez. Yıllar içinde hücresel değişimlerle ilerler. Bu da bize büyük bir avantaj sağlar: Erken tarama… HPV testi ve smear taraması sayesinde hücresel değişiklikler kanser oluşmadan önce tespit edilebilir. Bu noktada yapılan müdahale, kanser gelişimini tamamen engelleyebilir.

Erken teşhisin bu kadar hayati olduğu bir hastalıkta, kadınlar hangi sıklıkta tarama yaptırmalı?
Unutmamak gerekir ki rahim ağzı kanseri, erken evrede yakalandığında yüzde 90’ın üzerinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Yani burada kader değil, bilinç belirleyici oluyor. Korunmanın en güçlü adımı ise aşıdır. HPV aşısı, yüksek riskli tiplere karşı koruma sağlar. 15 yaşından önce 2 doz, 15 yaşından sonra 3 doz şeklinde uygulanır ve hem kız hem erkek çocuklara önerilir. Çünkü HPV sadece kadınları değil; erkekleri ve dolayısıyla toplumu ilgilendirir. Aşı olmak yalnızca bireysel bir karar değil, toplumsal bir koruma zincirinin halkasıdır.

Peki HPV’nin tedavisi var mı?
HPV’yi doğrudan ortadan kaldıran bir ilaç yoktur ancak çoğu vakada vücut, güçlü bir bağışıklık yanıtı ile virüsü kendiliğinden temizler. Bu nedenle bağışıklık sisteminin güçlü olması önemlidir. Bağışıklık destekleyici yaklaşımlar sürece katkı sağlayabilir ancak asıl belirleyici olan düzenli takip ve gerekli durumlarda lezyonların uygun şekilde tedavi edilmesidir. Burada en etkili “tedavi”, aslında önlemdir:
•Düzenli tarama
•Aşılama
•Bilinçli takip
HPV ile mücadele, sadece bir enfeksiyonla savaşmak değildir. Bu, bir kadının kendi sağlığının sorumluluğunu almasıdır. Bu, annelerin kızlarını, babaların oğullarını koruma kararıdır. Bu, geleceğe yapılan bir yatırımdır. HPV’yi tanımak, korkmak için değil; güçlenmek içindir. Rahim ağzı kanserini önlemek mümkündür. Ve bu yolculukta hiçbir kadın yalnız değildir. Kendi hikâyenizin kahramanı olmak her zaman sizin elinizde.

GENİTAL ESTETİK
“Genital estetik” son yıllarda kadın sağlığı açısından daha fazla konuşuluyor. Bu tür girişimler hangi durumlarda gerçekten ihtiyaç haline geliyor?
Genital estetik, yalnızca kozmetik bir talep olarak değerlendirilmemelidir. Çoğu zaman fonksiyonel sorunların, doğum sonrası değişimlerin ya da yaşam kalitesini etkileyen rahatsızlıkların bir sonucu olarak gündeme gelir. Bu girişimler, doğru hastaya, doğru endikasyonla uygulandığında hem fiziksel konforu hem de psikolojik iyilik halini destekler. En sık karşılaştığımız durumları şöyle özetleyebilirim:
1. Vajinal genişlik ve pelvik sorunlar:
Doğum sonrası vajinal genişlik, gaz kaçırma gibi pelvik rahatsızlıklara yol açabilir. Cerrahi onarımlar, bu sorunları gidererek, kişinin konforunu ve yaşam kalitesini geri kazandırır.
2. Labioplasti ve enfeksiyon:
Büyük labiumlar, nemli bir ortam yaratarak tekrarlayan enfeksiyonlara sebep olabilir. Labioplasti hem enfeksiyon riskini azaltır hem de kişiye özgüven kazandırır.
3. Lazerin etkisi:
Lazer uygulamaları, kolajen üretimini tetikleyerek dokuyu yeniler. Menopoz sonrası vajinal atrofi ve kuruluk gibi durumlarda, lazer dokuyu sıkılaştırır, nem dengesini geri kazandırır ve tekrarlayan enfeksiyonları önlemeye yardımcı olur.
4. Cerrahi ve cerrahi olmayan çözümler:
Cerrahi onarımlar, kalıcı yapısal değişimler sunarken; lazer, cerrahi olmayan, hızlı bir iyileşme ve konfor sağlar.
5. Yaşam kalitesi:
Tüm bu yöntemler, kadının hem fiziksel sağlığını hem de ruhsal iyiliğini destekler. Genital estetik, kadının yaşamında hem konfor hem de özgüven kapılarını aralar.

Ünal Hocam, sizi sadece başarılı bir cerrah olarak değil, aynı zamanda sporcu kimliğinizle de tanıyoruz. Kürek sporuyla ilgileniyorsunuz hatta lisanslı olarak yarışlara katılıyorsunuz, bunun mesleki performansınıza katkısı nedir?
Kürek sporundaki ekip uyumu, zamanlama ve dayanıklılık, cerrahi alandaki takım çalışması ve koordinasyonla birebir örtüşüyor aslında. Kürekte nasıl ki her kürekçinin senkronu, suda ilerleyişi belirler; cerrahide de ekip uyumu, hastanın iyileşme yolculuğunu şekillendiriyor. Kürek, sabır ve azim aşılayarak, bana cerrahi stresle başa çıkmada da ruhsal bir güç sağlıyor. Bu spor, ekip ruhunun ve kendine güvenin cerrahi alandaki yansıması olarak, hastalarla empati kurmayı ve dayanışmayı da besliyor. Yani kürek, sadece bedensel değil, cerrahi alanda da ruhen güçlenmemi sağlıyor.

KADIN GÜÇLENDİKÇE
TOPLUM GÜÇLENİR
Prof. Dr. Hasan Terzi ile yıllardır güçlü bir ekip halinde çalıştığınız biliniyor. Bu iş birliği devam ediyor mu, ortak klinik çalışmalar ya da araştırmalar yapıyor musunuz?
Prof. Dr. Hasan Terzi ile yıllar önce başladığımız bu yolculuk, bugün de hasta odaklı yaklaşımımızla devam ediyor. Ben kliniğimde, o ise farklı bir hastanede ancak riskli vakalarda aynı hassasiyetle omuz omuzayız. Bu birliktelik, en iyi bakımı sağlama tutkumuzu pekiştiriyor. İleriye bakarken, daha özverili ve daha büyük fayda sağlayacak işler için birlikte adım atmaya devam ediyoruz. Hastalarımız için her zaman daha iyisini hedefliyoruz.

Bir kadın doğum uzmanı olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sizin için ne ifade ediyor? Kadın sağlığı perspektifinden bu özel günü nasıl değerlendiriyorsunuz?
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, her kadının kendi bedeni ve hayatı üzerinde söz sahibi olmasının önemini vurgular. Kadın sağlığına adanmış bir hekim olarak, biliyorum ki sağlık, her kadının hayatta daha güçlü ve özgüvenli adımlar atmasının temelidir. Bugün, kadınların sağlıklı, eşit ve güçlü bir gelecek için attıkları her adımı yürekten destekliyorum. Çünkü kadınlar güçlendikçe, toplum da güçlenir.

Adres: Yahya Kaptan Mah., Şehit Ali İhsan Çakmak Sok., Comfort Plaza, C Blok, No: 40, D: 3, İzmit/KOCAELİ
Telefon: 0 262 233 15 15
0 530 816 90 44
Instagram: doc.dr.unal_turkay
Web: drunalturkay.com

Yorum yap

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...