Casa Design’ın Kurucuları: Merve Kavan & M.Şule Saraç

Casa Design’ın kurucuları Merve Kavan ve M. Şule Saraç, başarıyı bir varış noktası olarak değil; her projede kendini aşma disiplini olarak tanımlıyor. Onlar için önemli olan “başardık” demek değil, her tasarımda çıtayı biraz daha yukarı taşıyabilmek.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Merve Kavan: Kocaeli doğumluyum. Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra tasarıma olan ilgimin peşinden Milano’ya gittim ve IED’de iç mimarlık lisans eğitimi aldım. Mezun olduktan sonra Şule ile birlikte tasarım ve uygulama firmamız olan Casa Design’ı kurduk. Bugün hem iç mimari projeler hem de marka odaklı mekan tasarımları yapıyoruz. Tasarım yapmayı; bir fikri hayata geçirip insanların deneyimleyebileceği güçlü mekanlara dönüştürmeyi çok seviyorum. Özellikle özgün projeler üretmek benim için en büyük motivasyon kaynağı.

M. Şule Saraç: Nevşehir doğumluyum. Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık bölümü mezunuyum. Evli ve bir çocuk annesiyim. Mimariye ve yapılara olan ilgim lise yıllarında başladı. Bugün projelerimizde hem teknik doğruluğu hem de güçlü bir mimari dili ön planda tutmaya özen gösteriyoruz. Casa Design olarak ortağım Merve ile birlikte farklı bakış açılarımızı birleştirerek; kullanıcı odaklı, karakterli ve zamansız projeler üretmeye devam ediyoruz. Yaptığımız tasarımı uygulamak bizim için hayalin gerçeğe dönüşmesiyle eş değer.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Sektörde bizi farklı kılan en önemli unsur, tasarımı sadece estetik bir çıktı olarak görmememiz. Her projeye markanın kimliğini, kullanıcının ihtiyaçlarını ve mekânın ruhunu birlikte okuyarak başlıyoruz. Sürecin yalnızca tasarım kısmında değil, uygulama ve saha aşamalarında da aktif rol alıyor; mimari doğruluk ile güçlü tasarım dilini bir araya getiriyoruz. Bu bütüncül ve sahaya hakim yaklaşımımızın sürdürülebilir başarımızın temelini oluşturduğuna inanıyoruz.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Başardık” dediniz?
“Başardık” dediğimiz tek bir an olmadı. Bizim için asıl kırılma noktası; tasarladığımız mekânların sadece iyi görünmekle kalmayıp, kullanıcı tarafından gerçekten benimsenmesi ve tavsiye edilmesi oldu. Projelerimizin çizim masasından çıkıp sahada aynı güçle hayata geçtiğini görmek ve yeni işlerin memnuniyetle gelen referanslarla büyümesi, doğru yolda olduğumuzu hissettirdi. Bugün hâlâ “başardık” demekten çok, her projede çıtayı biraz daha yukarı taşımaya odaklanıyoruz.

Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Açık konuşmak gerekirse, bu yolculukta en çok zamandan ve konfor alanımızdan ödün verdik. Tasarım odaklı bir iş kurup büyütürken; uzun çalışma saatleri, yoğun saha temposu ve sürekli üretme baskısı hayatımızın doğal parçası hâline geldi.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Bizce kadınların iş hayatında daha güçlü olması için en çok ihtiyaç duyduğu şey özgüvenle desteklenmiş mesleki yetkinlik.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Yaptığımız işin kentimize katkısının, nitelikli ve kullanıcı odaklı mekânlar üretmekten geçtiğine inanıyoruz. Her projede estetik kadar işlevselliği ve uzun ömürlü çözümleri önceliklendiriyoruz. Tasarımdan uygulamaya kadar sürecin içinde olarak bulunduğu çevreye değer katan, yaşam kalitesini yükselten ve şehir kimliğine katkı sağlayan projeler üretmeyi hedefliyoruz.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Asla pes etme” deriz. “Her şeyin hemen olmasını bekleme. Disiplinli ve istikrarlı ilerlediğinde, bugün hayalini kurduğun noktaya düşündüğünden daha sağlam adımlarla ulaşacaksın.”

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...