Şehrin kalbi yeşil – siyah atıyor

İş Dünyası2 ay önce

Üst üste gelen galibiyetlerle şehrin kalbi yeşil-siyah atarken, Başkan Recep Durul’un kararlı vizyonu Kocaelispor’u Süper Lig’de sağlam adımlarla ilerleyen ve Avrupa kupalarına uzanan büyük bir yolculuğa hazırlıyor

Kocaeli’de sokakların rengi, insanların tutkusu ve şehrin ortak paydası her zaman aynıdır: Yeşil-siyah.
Bu hikâyenin merkezinde ise 16 yıl sonra yeniden Süper Lig’e dönen, her maçta sadece sahada değil, şehirde de nefesleri değiştiren bir kulüp var: Kocaelispor.
Recep Durul başkanlığında yeniden yapılandırılan kulüp; doğru planlama, cesur hedefler ve kararlı bir liderlikle bugün bambaşka bir noktada.
Galatasaray galibiyetiyle birlikte tüm Türkiye’nin gündemine oturan Kocaelispor, aslında “tesadüf” denilemeyecek kadar iyi kurgulanmış bir sürecin meyvelerini topluyor.
%95’lik başarı oranına sahip bir kadro planlaması, Avrupa kupalarını hedefleyen bir vizyon, 2027’de tamamlanacak modern tesisler ve akademi düzeyine taşınmış güçlü bir altyapı… Hepsi aynı hedefe hizmet ediyor: Kocaelispor’u kalıcı ve sürdürülebilir bir başarıya taşımak.
Ama bu hikâyenin en önemli kahramanlarından biri de hiç kuşkusuz taraftar… Takım ve taraftar, ayrılmaz iki parça olarak aynı hikâyeyi yazmaya devam ediyor. Kocaelispor’un bugün geldiği nokta, “inandığınızda ve doğru yönettiğinizde hiçbir hayalin sınırı yoktur” cümlesinin canlı bir karşılığı gibi…
Şimdi, sahadan tribüne, yönetim odasından altyapı sahalarına uzanan bu güçlü yolculuğun detaylarını, Kocaelispor Başkanı Recep Durul’dan dinleyelim.

Kocaelispor, 16 yıl aradan sonra yeniden Süper Lig’e çıktı. Gelinen noktada, sezonun başından bu yana takımın performansını, kadro yapılanmasını ve hedefleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
16 yıl sonra Süper Lig’de olmak hem bizim için hem de şehir adına büyük mutluluk. Geçen yıl yola çıkarken “Şampiyon olacak takımı kuracağız” demiştik. O hedefle hareket ettik ve kupayı şehrimize getirdik. Ardından yeni bir dönem başladı; Süper Lig çok daha sert ve güçlü bir lig. Bu nedenle kadro yapılanmamızı da buna göre şekillendirdik. Önce teknik direktör tercihini belirledik, sonrasında oyuncu seçimlerini bu doğrultuda gerçekleştirdik. Uyum sürecini doğru yönetebilirsek Süper Lig’de başarılı olacağımıza inandık ve hâlâ aynı düşüncedeyiz. Bu sezon hedefimizi “Avrupa kupalarına katılmak” olarak koyduk. Çünkü hedef koymadan hiçbir yarışmayı sürdüremezsiniz. Bu benim yönetim anlayışımın temelidir.

Teknik direktör tercihi noktasında neden yerli bir isimle ilerlediniz?
Yabancı mı yerli mi diye çok düşündük. Analizlerimiz gösterdi ki Türk kültürünü, futbol iklimini ve taraftar yapısını en iyi anlayacak olan yerli bir hocadır. Yabancı hocalar kadroyu kurar, başarı için çalışır ama sonunda ülkelerine dönerler. Oysa bizim ihtiyacımız olan hem sahaya hem kulüp kültürüne dokunacak bir isimdi. Son yıllarda yerli teknik direktörlerin başarısı da bunu destekledi.

Bu noktada neden Selçuk Hoca?
Selçuk Hoca’yı tercih etmemizde birçok etken oldu. Futbolculuk kariyeri, Galatasaray ve diğer takımlardaki performansı, karakteri, oyun bilgisi, uluslararası futbol çevresindeki güçlü bağlantıları ve yabancı dil hakimiyeti önemliydi. Aynı zamanda iyi bir gözlemci, analizci ve çok iyi bir iletişimci. Türkiye’de federasyon, hakemler ve futbol camiası ile sağlam ilişkilerinin olduğunun farkındaydık. Bu nedenle kulübün yapısına en uygun ismin o olduğuna karar verdik. Gaziantep’te de başarılı işler yaptı. Orada sorunların teknik değil, yönetimsel olduğunu düşündük. Bu nedenle ona güvenimiz tamdı. Ayrıca milli takım hedefi olan, başarıya aç bir teknik direktör olması bizim vizyonumuzla da örtüşüyor.

Kadro oluşturma süreci nasıl ilerledi?
Transferleri Selçuk Hoca’nın bilgi, deneyim ve görüşleri doğrultusunda gerçekleştirdik çünkü alanında uzman olan o. Ben yapım gereği uzmanlık alanlarına saygı duyan bir yöneticiyim. Bizim görevimiz doğru insanları bir araya getirmek ve başarıyı mümkün kılacak ortamı hazırlamak. Kadro kurulurken hem istikrarlı hem de milli takım hedefi olan oyuncuları seçtik. Gelişime açık, karakterli futbolculardan oluşan bir yapı oluşturduk.

YÜZDE 95 BAŞARI VAR
Bugünden bakınca bu kadro yapılanmasını ne kadar başarılı görüyorsunuz?
Şu an için başarı oranımızın %95 seviyesinde olduğunu söyleyebilirim. Normalde bu oranlar %70-% 80 civarında olur. Dolayısıyla çok doğru bir yapılanma kurduğumuzu sahada da görüyoruz. Teknik ekibimize çalışma ortamında özgürlük tanıdık, müdahale etmedik. İzolasyon sistemi kurduk; yani hocamızın çalışma düzenine saygı göstererek müdahil olmaktan kaçındık. Transfer sürecinde de aynı yaklaşımı benimsedik.

İNANMAK ÇOK ÖNEMLİ
Galatasaray, Süper Lig’in en güçlü takımlarından biri. Böyle önemli bir rakibe karşı alınan galibiyet şehirde büyük yankı uyandırdı. Bu sonuç kulüp için, şehir için ve sizin için ne ifade ediyor?
Öncelikle bu tür maçları kazanmak için sahaya çıkmadan önce güçlü bir inanç ve sabır gerekir. Galatasaray’ı yenmemizin temelinde tam da bu vardı.

Maç öncesinde soyunma odasında futbolculara ne söylediniz?
Dedim ki: “İsimler değil, sahada gösterilen karakter maç kazandırır. Siz sadece kaliteli futbolcular değilsiniz; birlikte oynayan, birbirine inanan güçlü bir takımsınız. Hiçbir rakibi gözünüzde büyütmeyin. Onlar da Süper Lig’de, siz de. Maçı kazanan rakamlar değil, yürek olur. Mücadele, ruh ve takım olma bilinci kazanır.”
Ayrıca şunu da ekledim: “Bu maçı alın, gerisini bana bırakın. Ben buradayım ve size, teknik ekibimize, taraftarımıza güveniyorum çünkü biz Türkiye’nin en güçlü taraftar gruplarından birine sahibiz. Bir araya geldiğimizde aşamayacağımız engel yoktur. Hedefe kilitlendiğimizde ulaşamayacağımız hiçbir nokta olmaz.”
Biz bu inançla sahaya çıktık ve karşılığını aldık. Selçuk Hoca’nın da bu motivasyona paralel şekilde takımı hazırlamasıyla ortaya kolektif bir başarı çıktı. O da başarıya aç, hedef odaklı ve oyuncularla güçlü bağ kurabilen bir teknik direktör. Hepimiz aynı frekansa geçtik.
Sonuç bizim için sürpriz değildi çünkü inancımızı sahaya yansıttık. Galibiyet, tesadüf değil; doğru motivasyon, doğru hazırlık ve takım ruhunun net bir göstergesidir.

Böyle güçlü rakipleri yendikten sonra taraftar nezdinde beklentiler de yükseliyor. Bu baskıyla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Böyle durumlarda en önemli konu duyguları doğru yönetebilmek. Kulüp olarak hem zihinsel hem duygusal anlamda dengede kalmalıyız çünkü profesyonel yönetim günlük duygularla hareket etmek değil; sakin, mantıklı ve bütünsel kararlarla ilerlemek demektir.
Ben her zaman şunu söylerim: Başarı görünenin yalnızca %10’udur; geri kalan %90’ı mücadele, zihinsel emek ve süreç yönetimidir. Futbolda da hayatta da sürekli çalışan bir “mikro işlemci” gibi düşünmeli, refleks değil bilinçle hareket etmelisiniz.
Biz sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı düşünüyoruz. Çünkü başarı bir kez elde edilip bırakılan bir şey değil; üzerine yenisini koyarak devam ettiğiniz bir yolculuktur. Bu bilince sahip olduğumuz için ne beklentiler ne baskılar bizi olumsuz etkiliyor. Tam tersine, daha sakin, daha kontrollü ve hedefe odaklanmış şekilde kaldığımız yerden yolumuza devam ediyoruz.

BAŞARIMIZ, TESADÜF DEĞİL
Kocaelispor son haftalarda art arda başarılı sonuçlar aldı. Bu istikrarlı yükselişi sürdürülebilir kılmak için neler yapıyorsunuz?
Başarıyı sürdürülebilir kılmak için öncelikle disiplin şart. Sadece sahadaki mücadele değil, kulübün yönetiminden teknik ekibe kadar tüm süreçlerde doğruları üretmek ve sürekli gelişime açık olmak gerekiyor. Biz bu sistemi; inovatif bakış açısı, katılımcı ve kapsayıcı yaklaşımlar, ortak akıl ve güçlü iletişim üzerine kurduk. Teknik ekibimiz ile yönetim arasında sağlıklı bilgi akışı var. Kulüp içinde ihtiyaç duyulan ekipman, teknoloji ve organizasyonel yapı da bu anlayışla planlanıyor.
Doğru bir döngü oluşturduğunuzda sorunlar en aza iner ve başarı kendini tekrar edebilir hale gelir. Bu nedenle hem yönetim hem teknik kadro hem de oyuncuların sürekli gelişime açık olması çok önemli. Liderlik yaklaşımımız da bunu destekliyor. Yenilikçi düşünme, farkındalıkla hareket etme ve doğru zamanı doğru hamleyle değerlendirme prensibiyle ilerliyoruz. Bizim en güçlü yönümüz, liderlik yaklaşımının tüm kulübe yayılması ve bu anlayışa sahip bir ekip oluşturulması. Kısacası; biz başarıyı tesadüfe değil, doğru sistem kurulumuna ve bu sistemi sürekli geliştirerek sürdürmeye bağlıyoruz.

HEDEF: AVRUPA’YA GİTMEK
Son haftalardaki galibiyet serisi Kocaelispor’un geleceğine dair nasıl bir umut veriyor? Bu doğrultuda hedefleriniz güncellendi mi?
Aslında sezon başında koyduğumuz hedef çok netti: Avrupa kupalarına katılmak. Biz ara hedeflerle ilerlemiyoruz. Belirlediğimiz rotaya sadık kalıyoruz. Sadece şartlar değişirse o zaman değerlendirme yaparız. Şu anda böyle bir durum yok. Avrupa’ya gitmek istiyoruz; ister Türkiye Kupası’nı kazanarak, ister ligi ilk altı içinde bitirerek… Hedefimiz bu.

Bu hedefleri koyarken sizi bu kadar kararlı hale getiren neydi?
Takımımızın potansiyeline, teknik ekibimize ve oyuncularımızın gelişim kapasitesine güveniyoruz. İnancımız ve sabrımız ezbere değil; ne yaptığımızı bilerek, planlayarak hareket ediyoruz. Dolayısıyla üst üste gelen galibiyetler bizi şaşırtmıyor, aksine motive ediyor. Önümüzde ligin sonuna kadar alınabilecek 60 puan var. Biz bu puanların tamamına talibiz. Elbette ne kadarını alabileceğimizi göreceğiz ama bizi Avrupa’ya taşıyacak puanları almak konusunda inançlıyız.

ÜÇÜNCÜ KUPAYI İSTİYORUZ
Türkiye Kupası için ne diyeceksiniz?
Kupa bizim için çok önemli. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Kocaelispor geçmişte iki kez Türkiye Kupası’nı kazandı; şimdi üçüncüsünü istiyoruz. Bu potansiyele sahibiz ve bunu başarabileceğimize inanıyoruz. Umarım sezon sonunda hem ligde hedefe ulaşmış hem de Türkiye Kupası’nı yeniden bu şehre kazandırmış oluruz.

Galatasaray maçı sonrası bazı açıklamalarınız nedeniyle disiplin cezası gündeme geldi ancak daha sonra bu ceza iptal edildi. Bu süreç nasıl gelişti?
Maç sonrası yaşananlar aslında bastırılmış duyguların dışa vurumuydu çünkü uzun süre boyunca sahada bazı haksızlıklarla karşılaştığımızı düşünüyorduk. Galibiyet sonrası yaşanan sevinç, bu duyguların yoğun bir şekilde açığa çıkmasına neden oldu. Biz sadece taraftarımızın, camiamızın sesi olduk. Genel anlamda adaletsizlikten, ayrımcılıktan bahsettim; hiçbir kulübü veya kişiyi hedef almadım. Ancak sözlerim farklı yorumlanınca ortaya yanlış bir algı çıktı. Bu durum da doğal olarak çeşitli kesimlerde yankı buldu.
Önce disipline sevk edildim, ardından ceza verildi. Fakat tedbirsiz olarak disipline gönderilen bir kişi hakkında idari ceza uygulanamayacağına dair usul hatası olduğu tespit edildi. Biz de bu noktada itiraz ettik. İnceleme sonrası karar düzeltildi ve ceza tamamen kaldırıldı. Bizim derdimiz herhangi bir kulüple polemiğe girmek değil. Sadece sahada adil bir yönetim ve eşit şartlarda mücadele edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Yaşanan bu süreç de bunu aslında bir kez daha göstermiş oldu.

BAŞARININ ARKASINDAKİ LİDERLİK
Başkan olarak kulübe ve takıma en büyük katkınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz? Hem iş dünyasındaki deneyiminiz hem de yöneticilik yaklaşımınız göz önüne alındığında…
İş hayatında edindiğim deneyimlerin kulüp yönetiminde önemli bir karşılığı olduğunu düşünüyorum. Ancak yalnızca tecrübe değil, bunun duygu ve zihinsel farkındalıkla birlikte, sorumluluk bilinciyle uygulanması da gerekiyor.
Benim için liderlik; etik değerlerle hareket etmek, doğru zamanda doğru kararları alabilmek ve temsil sorumluluğunun farkında olmaktır. Hem kulübü hem taraftarı hem de Türk futbolunu temsil ettiğim bilinciyle hareket ediyorum. İş hayatındaki bilgi birikimim, yönetsel becerilerim ve stratejik bakış açım kulübe doğrudan yansıyor. Doğru yönetimin sonucunda 16 yıl sonra gelen şampiyonluk da bunun en somut göstergesidir. Bugün de aynı yaklaşımı sürdürüyor, liderlik sorumluluğumu en güçlü şekilde yerine getirmeye çalışıyorum.

YÖNETİMLER 5 YIL KALMALI
Süper Lig’de kalıcı olmak için sizce atılması gereken en kritik adım nedir?
Kalıcı olabilmenin temeli zihinde başlar. Sürdürülebilir başarı için en önemli unsur istikrardır. Ne yazık ki Türk futbolunda yönetimler çok sık değişiyor. Tam istikrar sağlanmışken yeni bir yönetim geliyor ve her şey sil baştan başlıyor. Oysa gerçek başarı uzun vadeli planlamayla gelir. Bu nedenle yönetim sürelerinin en az 5 yıla uzatılması gerektiğine inanıyorum. İstikrarın yanında zihinsel dönüşüm de önemli. Bugünün futbol anlayışı ile eski bakış açısı arasında fark var. Kulüplerimizi inovatif düşünce yapısına çekmemiz hem zihinsel hem yapısal bir dönüşüm sağlamamız gerekiyor. Kurumsal yapıyı güçlendirmek bunun merkezinde yer alıyor.
Başarıyı sürdürülebilir kılmanın yolu, her birimi işinin uzmanlarına teslim etmekten geçer. Nasıl ki bir finans veya muhasebe bölümüne rastgele biri getirilemezse, kulüpteki diğer alanlara da uzman olmayan kişilerin yerleştirilmesi doğru değildir. Bu sadece Kocaelispor için değil, Türkiye’deki tüm spor kulüpleri için geçerli.

ALTYAPIMIZ GÜÇLENİYOR
Kurumsallaşma açısından altyapının önemi nedir? Bu alanda neler yapıyorsunuz? Mevcut durumdan memnun musunuz?
Altyapı, bir kulübün geleceğinin en önemli yapı taşlarından biridir. Biz 16 yıl boyunca Süper Lig’den uzak kaldığımız için bu süreçte hem networkümüz hem de ilişkilerimiz zayıfladı. Oysa geçmişte altyapımızdan büyük kulüplere oyuncular yetiştirir, hatta milli takıma futbolcu kazandırırdık. Son birkaç yıldır bu anlayış değişti. Altyapımızı yeniden yapılandırarak akademi sistemine geçtik. Şu anda uzman eğitmenler eşliğinde çalışan güçlü bir altyapı modelimiz var. Akademimizde yaklaşık 1.200 öğrenci, 8 farklı kategoride eğitim görüyor ve aktif olarak maçlara çıkıyor.
Geçtiğimiz yıl U17 takımımız Türkiye üçüncüsü, U19 takımımız ise Türkiye şampiyonu oldu. Bugün U19 takımımız Süper Lig’de A takımımızla birlikte mücadele ediyor. Şu anda A takım kadrosunda altyapıdan gelen 4–5 oyuncumuz bulunuyor. Ayrıca başka kulüplere kiralık gönderilen genç yeteneklerimiz de var. Teknik ekibimiz uygun gördükçe bu oyuncular sahada daha fazla yer almaya başlayacak. Bununla birlikte yalnızca akademi değil, farklı ilçelerde kurduğumuz futbol okullarıyla da yetenek havuzumuzu genişletiyoruz. Lisanslamalar Kocaelispor üzerinden yapılıyor. Ayrıca kadın futbol takımımız da iki farklı kategoride mücadele ediyor ve bu alanda da önemli bir ivme yakaladık. Kocaeli’deki amatör kulüplerle iş birliği yaparak nitelikli oyuncuları Kocaelispor’a kazandırmak için çalışıyoruz. Bugün tohumları ekip yeşerttiğimiz bir dönem yaşıyoruz. İnanıyorum ki önümüzdeki 1–2 yıl içinde altyapımız meyvelerini vermeye başlayacak. Altyapımız güçleniyor ve bu bize gelecek adına büyük bir umut veriyor.

TESİSLER 2027’DE TAMAM
Başkanım, Kocaelispor Tesisleri ne durumda?
Geçmişte kulübümüzün önemli tesisleri vardı ancak ne yazık ki birçok varlığımızla birlikte onları da kaybettik. Bu durum bizim açımızdan oldukça üzücüydü çünkü Kocaelispor’un tesisleri zamanında Milli Takım’a ev sahipliği yapan, Türkiye’nin gözde kamp merkezlerinden biriydi. Bugün ise Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Doç.Dr. Tahir Büyükakın öncülüğünde çok değerli bir yatırım hayata geçiyor. Körfez Sevindikli bölgesinde, yaklaşık 75 dönümlük arazi üzerinde toplam 7 futbol sahası, konaklama ve misafir takım ağırlama alanları, kapalı spor salonu ve farklı antrenman sahalarını kapsayan modern bir tesis projesi inşa ediliyor. Bu tesisler sadece A Takım için değil, altyapı ve futbol okullarımız için de uzun yıllar hizmet verecek şekilde planlandı. Ayrıca kulübümüze kalıcı gelir sağlayacak bir modelle tasarlanıyor. Projenin 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Tesisler tamamlandığında hem sürdürülebilir gelir elde edeceğiz hem de Kocaelispor uzun yıllar kendi modern tesislerinde çalışmalarını sürdürebilecek.


EN İYİ TARAFTAR BİZDE

Başkanım son olarak bu röportajı okuyan genç taraftara, Kocaelispor’un geleceğini şekillendirecek yeni nesile son olarak ne söylemek istersiniz?
Kocaelispor’un geleceği yeniden inşa ediliyor. Geçmişte bu şehirde iz bıraktık, tarihe adımızı yazdık; bugün ise aynı tarihi yeniden ve daha güçlü şekilde yazma yolundayız. Şu anda taşıdığımız bu “emanet”, sadece bugünün değil yarının da sorumluluğu. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmak için çalışıyoruz. Gençlerimizin ise bu hikâyenin devamını getirecek güce sahip olduğuna inanıyorum.
Kocaelispor, bu şehrin umudu, heyecanı ve birleştirici ruhudur. Taraftarlarımızla birlikte sahaya çıktığımızda sadece futbol oynamıyoruz; aynı zamanda şehirde bastırılmış duygular açığa çıkıyor, insanlar nefes alıyor, yeniden umutlanıyor. Galibiyet sadece skor değil, ortak mutluluğumuz. Bugün Türkiye’nin en iyi taraftar grubuna sahip olduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Çünkü başarı yalnızca sahada yazılmaz; tribünde, meydanda, sokakta, yürekte başlar. Takım ve taraftar birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Geçmişte böyleydi, gelecekte de böyle olacak.
Ben gençlere şunu söylemek istiyorum: Hayal edin, inanın ve cesaret edin. Biz projelerimizi hayal ederek başlattık, inançla sürdürdük, bugün yeniden büyütüyoruz. Çok uzak değil; doğru vizyon ve güçlü birliktelikle Kocaelispor yalnızca ulusal değil, uluslararası başarıların da sahibi olacak. Biz hazırız. Siz de inanın, güvenin ve yanımızda olun. Çünkü bu şehir kazanmayı en çok hak eden şehir.

Yorum yap

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...