
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İnci Çavuşoğlu, kadınların iş hayatında daha başarılı olabilmesi için öncelikle eşit şartların sağlanması gerektiğini söylüyor; “Kadınlar mental olarak çok güçlü ve çok donanımlı… Kendilerine gölge edilmesin, yeter.”
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyım. Yaklaşık 25 senedir özel muayenehanemde hizmet veriyorum. Son 15 senedir, kadın doğum alanında psikolojik kökenli rahatsızlıklarla yoğun olarak çalışıyorum. Hipnoz uygulayıcısı, aynı zamanda cinsel terapist ve aile danışmanıyım. Psikoterapi Enstitüsü’nden 4 sene boyunca bütüncül psikoterapi eğitimi aldım. The Society for The Exploration of Psychotherapy Integration (SEPI)’nin aktif üyesiyim. Yoğun olarak vajinismus ve cinsel işlev bozukluğu hastalarıyla çalışıyorum. Kadın cinselliği ülkemizde hiç bilinmeyen ya da yanlış yönlendirilen bir olgu… Zihin kilitlendiğinde, beden de buna eşlik ediyor ve vajinismus, ilişkide ağrı ya da cinsel isteksizlik gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu noktada hem zihne ve hem de bedene aynı anda müdahale etmek gerekiyor. Çok niş ve ulaşılması güç bir alan… Ben de bu alanda çalışmayı; hemcinslerime bu noktada destek olmayı, onları cinsel anlamda özgürleştirmeyi seviyorum. Son yıllarda tıpta yeni yaklaşım; bedeni ve zihni bir bütün olarak ele almak, hastalıkların kök nedenlerine inmek ve hastalıkları daha oluşmadan önlemek. Bu yaklaşımı kadın doğumun birçok alanında uygulama şansı buluyorum. Özellikle menopoz dönemi şikayetleri doğru yönetilmediğinde yaşlılık döneminde çeşitli sağlık problemleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Uygun hastalarda biyoeşdeğer hormon replasman tedavisi, yaşlanmadan sağlıklı yaş almak için bize önemli fırsatlar sunuyor. Bunun yanında kısırlık, polikistik over hastalığı, endometriozis, adet öncesi duygudurum bozuklukları, adet düzensizlikleri gibi birçok konuda yaşam tarzımızı değiştirerek ve fonksiyonel tıptan destek alarak sorunlara daha köklü çözümler bulabiliyoruz. Hasta olmadan hastalıkları önleyebiliyoruz.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Çok meraklı, sorular soran, çözüm arayan inatçı bir kişilik yapım var. Psikoloji ile ilgilenmeye başladığımda insanın ruhsal yapısının ne zaman şekillenmeye başladığı benim için merak konusu oldu. Anne karnındaki bebeğin psikolojisiyle ilgili yaptığım araştırmalarımı ‘Bebeğin sihirli 1000 günü’ adlı kitabımda topladım. Hem anne adayları hem de sağlık profesyonellerini bu konuda aydınlatarak gelecek için referans bir eser bırakmak istedim. Diğer yandan kadını bir bütün olarak ele almak bana özellikle cinsel terapi alanında farklılık sağladı. Mesela vajinismus hastalarına fiziksel, psikolojik, ilişkisel ve sosyal olarak çok yönlü yaklaşmam bu alanda beni farklı kıldı. Daha kısa sürede daha başarılı sonuçlar almama sebep oldu.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz.
Meslek hayatım boyunca hiç tam olarak “başardım” demedim çünkü bilim son derece dinamik. Yaklaşımlar, tedaviler hızla yenileniyor ve buna paralel olarak benim de kendimi sürekli güncellemem gerekiyor. Ama doğru yolda olduğumu hissediyorum. Her gün kendimi yeni hedefler koyarken buluyorum. Hala yapmam gereken çok şey var.
Bir kadın olarak başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Tabii ki aile hayatımdan, anneliğimden ödün vermek zorunda kaldım çünkü bizim mesleğimizin gecesi gündüzü, bayramı, tatili pek fazla yok. Ve tabii ki acilimiz çok. Çocuğunuz hastayken de doğum çıkabilir, kalkıp hastaneye gidebilirsiniz. Her ne kadar ailemle her anı değerlendirip kaliteli vakit geçirmeye çalışsam da bazen eşimin, kızımın, ailemin haklarına girdiğimi düşünüyorum.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle eşit koşullar tabii ki. Ben kendimi şanslı hissediyorum mesela. Bir kadın olarak cerrah olabildim. Tıpta uzmanlık sınavı olmadan önce, uzmanlığa mülakatle başvurulduğu dönemde, kadınlar cerrahi bölümlere kabul edilmezmiş. Bizim dönemimizde merkezi sınav sistemine geçildiği için hayallerimize ulaşabildik. Ben kadınların özellikle mental olarak çok güçlü ve çok donanımlı olduğunu düşünüyorum. Gölge edilmesin, yeter.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Hekimlik çok kutsal ve evrensel. Şifa dağıtıyorsunuz. Her şeyin başı sağlık ve biz bu sağlık hizmetini sunuyoruz. Ben de bunu layıkıyla yapmaya çalışıyorum.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Son on senedir, aldığım farklı eğitimlerin etkisiyle daha sakinleştiğimi ve olgunlaştığımı hissediyorum. Belki 30 sene önceki İnci’ye birtakım tavsiyelerim olabilir… Kendisine biraz daha fazla zaman ayırmasını öğütleyebilirim mesela. Biz belki jenerasyon olarak durup dinlenmeyi bilmeden çalıştık. Bunu biraz daha dengeleyebilirdim bence. Yoksa İnci’nin bir kadın olarak yürüdüğü yolu beğeniyorum, zoru seçmesini seviyorum, azmini çalışkanlığını seviyorum ve takdir ediyorum.