
Fizyoterapist Oğuz Çelen, fıtık ve kronik ağrıların tedavisinde yalnızca şikâyetin bulunduğu bölgeye değil, bedenin bütününe odaklanıyor
Bel ve boyun fıtıkları, günümüzde pek çok kişinin yaşam kalitesini etkileyen kas-iskelet sistemi problemleri arasında yer alıyor. Ağrı, uyuşma, güç kaybı ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerle ortaya çıkabilen bu sorunların tedavisinde yalnızca MR görüntülerine değil, kişinin genel sağlık durumuna, hareket alışkanlıklarına ve günlük yaşam koşullarına da odaklanmak gerekiyor. Fizyoterapist Oğuz Çelen ile fıtık tedavisinde doğru bilinen yanlışları, ağrı hafızasını ve sinir sistemini merkeze alan bütünsel rehabilitasyon yaklaşımını konuştuk.
Oğuz Bey, sizi tanıyabilir miyiz?
2019 yılında fizyoterapi ve rehabilitasyon üzerine lisans eğitimimi tamamladım. Mezuniyetimin ardından hem klinik alanda, ortopedik ve nörolojik hem de fıtık problemlerinde kendimi geliştirmeye odaklandım. Meslek hayatım boyunca bir çok köklü kurumda ve spor kulüplerinde görev alma fırsatı buldum. Bu süreçte farklı hastalıklar üzerine çalışarak özellikle manuel terapi, ağrı, fıtık ve fonksiyonel yaklaşım konusunda önemli bir deneyim kazandım. 2023 yılının başında kendi kliniğimi kurdum. Bugün çalışmalarımı başta manuel terapi, skolyoz, kas-iskelet sistemi problemleri, sinir sistemi, ağrı, hareket kısıtlılıkları, yaşlı rehabilitasyonu, çocuklarda ve erişkinlerde alta kaçırma ve sporcu rehabilitasyonu olmak üzere kişiye özel tedavi programlarıyla sürdürüyorum.
Her fıtık tanısı alan kişinin cerrahi masasına yatması şart mı?
Kesinlikle hayır. Bel ve boyun fıtığı tanısı alan hastaların %95’inden fazlası cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, doğru bir rehabilitasyon ve manuel terapi süreciyle sağlığına kavuşabiliyor. Ameliyat, genellikle idrar kaçırma, ciddi güç kaybı veya dindirilemeyen ağrılar gibi “kırmızı bayrak” dediğimiz acil durumlarda son çaredir. Fıtık, vücudun bir adaptasyon sorunudur ve öncelikle bu adaptasyonu bozan mekanik nedenleri ortadan kaldırmak gerekir.
MR görüntülerinde büyük bir fıtık varken ağrı olmaması ya da tam tersi durumlar nasıl açıklanır?
Bu durum, modern tıbbın ortaya koyduğu önemli gerçeklerden biriyle açıklanabilir: “Resme değil, hastaya tedavi uygulanır.” MR, sadece o anki yapısal durumu gösteren statik bir fotoğraftır ancak ağrı, sinir sisteminin karmaşık bir çıktısıdır. Bazen vücut o fıtığı tolere edecek bir denge kurar ve kişi ağrı hissetmez. Bazen de görüntüde hiçbir şey yoktur ama doku hassasiyeti ve sinirsel stres yüksektir. Bu yüzden klinik değerlendirme, radyolojik görüntüden daha değerlidir.
BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI
Fıtık sadece mekanik bir sorun mu yoksa daha karmaşık bir imdat çağrısı mı?
Fıtığı sadece omurlar arasındaki bir diskin dışarı taşması olarak görmek, buzdağının sadece görünen kısmına bakmaktır. Vücut bir bütündür. Fıtık genellikle bir sonuçtur; asıl sebep ise sinir sistemindeki bir dengesizlik, yanlış yüklenme paternleri veya vücudun stresle başa çıkma kapasitesinin dolması olabilir. Nöro-integratif bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, ağrıyı sadece o bölgedeki bir arıza olarak değil, sistemin geneline yayılmış bir “güvenlik uyarısı” olarak ele alıyoruz.
Bacaklardaki veya kollardaki uyuşma ve güç kaybı her zaman kalıcı bir hasarın işareti midir?
Kesinlikle hayır. Uyuşma ve güç kaybı, sinirin üzerindeki baskının veya dolaşımsal bir kısıtlamanın “yüksek sesli” bir uyarısıdır. Bu durum genellikle sinirin iletim hızının geçici olarak yavaşlamasından kaynaklanır. Doğru müdahale ile sinir hattı üzerindeki baskı kaldırıldığında ve sinirin beslenmesi düzeldiğinde, bu semptomlar çoğu zaman tamamen ortadan kalkar. Ancak bu belirtiler, vücudun “Artık bir şeyler yapmalısın” dediği kritik eşiktir; bu yüzden vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

BEYNİN DEVAM ETTİRDİĞİ ALARM: AĞRI HAFIZASI
’Ağrı hafızası’ nedir ve bu döngü nasıl kırılır?
Ağrı uzun süre devam ettiğinde beyin bu sinyali bir alışkanlık haline getirebilir. Fiziksel hasar iyileşse bile beyin hâlâ o bölgeyi “tehdit altında” algılamaya devam eder; buna ‘merkezi sensitizasyon’ diyoruz. Bu döngüyü kırmak için sadece fiziksel dokuya değil, sinir sistemine de “güvende olduğu” mesajını vermeliyiz. Kademeli hareket yüklemeleri, manuel terapi ile verilen doğru uyarılar ve hastanın süreci anlaması, beynin bu hatalı alarmı kapatmasını sağlar.
Sert yerde yatmak veya sürekli korse kullanmak tedaviyi destekler mi?
Bunlar maalesef en yaygın doğru bilinen yanlışlar. Sert zemin, omurganın doğal kavislerini desteklemez; bunun yerine vücut tipine uygun ne çok sert ne çok yumuşak bir yatak tercih edilmelidir. Korse ise uzun süre kullanıldığında bel çevresindeki kasların tembelleşmesine ve zayıflamasına neden olur. Bizim amacımız dışarıdan bir destek değil, vücudun kendi doğal korsesini (kaslarını) güçlendirmektir. Hareketsizlik iyileştirmez, kontrollü hareket iyileştirir.
Bütüncül yaklaşım
Tedavide tüm sinir sisteminin entegrasyonunu sağlamak neden bu kadar kritik?
Vücudumuz bir saat düzeneği gibi çalışır; bir çarkın aksaması tüm sistemi etkiler. Ayağınızdaki bir basış bozukluğu, sinir hattı üzerinden belinizdeki fıtığı tetikliyor olabilir. Eğer sadece beldeki fıtığa odaklanırsanız, asıl sebebi çözmemiş olursunuz. Bütünsel bir yaklaşım olan NIMT (Nöro-Integratif Manuel Terapi) ile bedenin tüm parçalarının birbiriyle nasıl iletişim kurduğunu analiz ediyoruz. Amacımız sadece ağrıyı dindirmek değil, sistemin tamamını reorganize ederek vücudun kendi kendini tamir etme kapasitesini açığa çıkarmaktır.
Adres: Solin Office, Yeşilova, Yazgı Sokak D:41 No:28, Kat:4 Ofis No: 35 İzmit/Kocaeli
Telefon: 0534 428 00 41
İnstagram: fzt.oguzcelen