
Mevsim geçişiyle birleşen okul döneminde çocuklarda sık görülen enfeksiyonları, bağışıklığı desteklemenin doğru yollarını ve çocuk hastalıklarında ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları Özel Akademi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Ece anlattı
Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar yeniden sınıflarına ve arkadaşlarına kavuştuğu için mutlu; ailelerin gündeminde ise yine o tanıdık sorular var: “Bu kadar sık hastalanması normal mi, öksürüğü ne zaman ciddiye almalıyım, ateşi çıktığında hemen ilaç vermeli miyim?”
Özellikle mevsim geçişiyle birleşen okul dönemi, ebeveynler için hastalıklarla ilgili kaygıların da arttığı bir süreç. Özel Akademi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Ece ile okul döneminde çocuklarda sık görülen enfeksiyonlardan bağışıklığı desteklemenin doğru yollarına, antibiyotik ve ateş düşürücü kullanımından öksürükte dikkat edilmesi gereken belirtilere kadar ailelerin en çok merak ettiği konuları konuştuk.
Esra Hocam, yazdan sonbahara geçişte ani sıcaklık değişimleri çocukları gerçekten hasta eder mi yoksa “üşüttü, hasta oldu” düşüncesi tıbben doğru bildiğimiz yanlışlardan biri mi?
Bu soruyu, son günlerde ailelerimden de sıkça duyuyorum:) İnsan vücudu elbette geniş bir sıcaklık aralığına adapte olabilir; ancak günlük alışkanlıklarımızı da değişen hava koşullarına uyarlamamız gerekir. Öncelikle şunu net söyleyelim: Enfeksiyonun ortaya çıkması için soğukla değil, virüs veya bakteri gibi bir etkenle karşılaşmak gerekir. Ancak okulların açılması ve kapalı alanda daha uzun süre toplu vakit geçirilmesi özellikle solunum yolu virüslerinde bulaşı artırır. Bunun yanında mevsimin bir anda değişmesi ve polen çeşitliliğinde artış, alerjik yatkınlığı olan çocuklarda daha çok burun akıntısı ve mukozal yakınma demektir. Terli bir çocuğun hızla soğuması veya soğuk yiyecek tüketmesi tek başına enfeksiyon oluşturmazken; ani sıcaklık değişimi mukozal bariyer mekanizmalarındaki tahribata bağlı risk oluşturabilir. Bu nedenle “soğuk aldı ve mikrop kaptı” şeklinde doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değilse de çocukları ani sıcaklık değişikliklerden korumak gereklidir. Asıl önemli olan çocuğu hava koşullarına uygun giydirmek, terletmemek ve kapalı ortamlarda hijyen kurallarına dikkat etmektir.

Okulların açılmasıyla birlikte ailelerin en sık karşılaştığı sağlık sorunları neler oluyor?
Çocuğun evden düzenli olarak ayrılıp kreş veya okula başladığı ilk dönem, enfeksiyonlarla karşılaşmanın en belirgin şekilde arttığı dönemdir. Bu durum, bağışıklık sisteminin doğal öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Çocuk, daha önce karşılaşmadığı mikroorganizmalarla tanışır ve bunlara karşı bağışıklık yanıtı geliştirir. Dolayısıyla özellikle kreşin ilk yılında sık hastalanmak bağışıklık sisteminin direkt zayıf olduğu anlamına gelmez. Burada hastalığın sayısından çok, çocuğun enfeksiyonları ne kadar ağır geçirdiği ve aralarda tamamen normale dönüp dönmediği önemlidir.
NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ?
Çocukların bağışıklığını güçlendirmek amacıyla kullanılan vitaminler, şuruplar, propolis, balık yağı gibi takviyelere yaklaşımınız nedir?
Bağışıklık üzerine sözde mucize etkili karışımlara veya sosyal medyada yoğun şekilde reklamı yapılan multivitaminlere ümit bağlamayı doğru bulmuyorum. Vitamin ve mineral desteği gerekli olduğunda; çocuğun yaşı, beslenme şekli, büyümesi, mevcut hastalıkları göz önünde bulundurularak doktor önerisi ile kişiselleştirilmelidir. Örneğin D vitamini ve omega-3 gibi kemik sağlığı, bağışıklık ve beyin gelişimi üzerine tartışmasız kıymetli destekler olsa da doğal yollarla alımında yetersizlik söz konusu olduğunda, yine doktor gözetiminde planlanarak verilmelidir. Özetle, çocukta sağlıklı büyümenin ve bağışıklığı desteklemenin en güçlü yolu yeterli ve dengeli beslenme, kaliteli uyku, fiziksel aktivite, aşıların tamamlanması ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmaktır.
Burun akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş… Aileler hangi belirtileri evde takip edebilir, hangi belirtilerde mutlaka bir çocuk hekimine başvurmalı?
Her burun akıntısında veya ateşte hastaneye başvurmak gerekmeyebilir. Aşıları yaşına uygun şekilde tamamlanmış, genel durumu iyi, sıvı alımı ve beslenmesi devam eden, keyifle oyun oynayan bir çocukta basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu çoğu zaman evde takip edilebilir. Ancak çocuğun genel durumunda belirgin bozulma, sıvı alamama, idrarında belirgin azalma, nefes almakta zorlanma, morarma, bilinç değişikliği, şiddetli veya giderek artan ağrı, ense sertliği ya da ateşle birlikte basmakla solmayan döküntü gibi bulgular mevcutsa gecikmeden acil tıbbi değerlendirme gerekir.

NEDEN HEP YORGUN?
Çocuktaki öksürüğün sıradan bir enfeksiyonun ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini nasıl anlarız?
Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra öksürüğün 4-6 haftaya kadar aralıklı devam etmesi oldukça sık karşılaştığımız bir durumdur. Ancak öksürüğün süresi kadar karakteri ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği de önemlidir. Öksürüğe solunum sıkıntısı, hızlı veya zor nefes alma, göğüste çekilmeler, morarma ya da belirgin hırıltı eşlik ediyorsa daha ciddi bir alt solunum yolu problemi düşünülmeli ve çocuk değerlendirilmelidir. Çocuk; özellikle koşarken, gülerken veya fiziksel aktivite sırasında tekrarlayan öksürük, hırıltı veya nefes darlığı yaşıyorsa astım açısından değerlendirilmesi gerekebilir. Gece uykuda tekrarlayan öksürük de özellikle başka belirtilerle birlikteyse reflü veya alerjik hastalıklar açısından ipucu olabilir. Ani başlayan ve özellikle yemek yerken veya küçük parçalarla oynarken ortaya çıkan şiddetli öksürükte ise yabancı cisim aspirasyonu mutlaka akılda tutulmalıdır.
Okul başladıktan sonra “Çocuğum çok yorgun geliyor” diyen aileler hangi noktada bunu normal bir adaptasyon süreci olarak görmeli, hangi noktada araştırmalı?
Okula yeni başlayan çocukta günün uzaması, yeni bir çevreye uyum sağlama ve zihinsel-fiziksel aktivitenin artması nedeniyle bir süre eve yorgun gelmek normal olabilir. Burada öncelikle uyku düzenine, beslenmeye ve ekran kullanımına bakmak gerekir. Çocuk yeterli uyku uyuduğu, yeterli dengeli beslendiği halde belirgin ve sürekli bir halsizlik yaşıyorsa, günlük aktivitelerine katılımı azaldıysa, büyüme-gelişmesinde sorun varsa, kilo kaybı, solukluk, sık enfeksiyon veya sürekli ağrı gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa çocuk hekimi tarafından değerlendirilmeli; muayene ve öyküsü doğrultusunda hangi tetkiklerin gerekli olduğuna doktor tarafından karar verilmelidir.

DİRENÇ GELİŞEBİLİR
Çocuklarda antibiyotik kullanımı hâlâ çok tartışılan bir konu. Antibiyotik hangi durumlarda gerekli, hangi durumlarda gereksiz?
Çocuklarda en sık yapılan hatalardan biri, viral enfeksiyonlarda antibiyotiğe başlamak. Özellikle basit nezle, grip benzeri hastalıklar ve viral gastroenteritlerin büyük bölümünde antibiyotiğin tedavi edici bir faydası yoktur. Antibiyotik yalnızca bakteriyel enfeksiyon düşünüldüğünde ve hekim tarafından gerekli görüldüğünde kullanılmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı hem yan etkilere hem de antibiyotik direncinin gelişmesine katkıda bulunur. Buna karşılık bakteriyel enfeksiyon düşünülen bazı orta kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, belirli cilt ve yumuşak doku enfeksiyonları veya ciddi sistemik enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisi önemli ve hatta hayat kurtarıcı olabilir. Antibiyotiğin gerekip gerekmediğine karar vermek kadar, doğru dozda ve önerilen süre boyunca kullanmak da önemlidir.
Peki, ateş düşürücülerin kullanımı konusunda ailelerin yaptığı en yaygın yanlışlar neler?
Ateş, enfeksiyon sırasında bağışıklık yanıtının bir parçasıdır. Bu nedenle ateş düşürücü kullanırken en sık yapılan hata, yalnızca termometredeki rakamı düşürmeye odaklanmaktır. Çocuğun genel durumu iyi ve rahat ise yalnızca ateşin derecesi nedeniyle ateş düşürücü vermek çoğu durumda gerekli değildir. Kullanılacaksa da çocuğun kilosuna uygun dozun uygulanması ve doz aralıklarına dikkat edilmesi gerekir. Çocuğun o anki kliniğine göre doktor önerisiyle parasetamol veya ibuprofen kullanılabilir ancak bu ilaçları rutin olarak dönüşümlü vermek çoğu durumda ek bir fayda sağlamaz ve dozlama hatası riskini artırabilir.

GRİP AŞISI GEREKLİ Mİ?
Çocuğu hastalıklardan korumaya çalışırken; hijyen konusunda “fazlası” bağışıklık açısından ters etki yaratabilir mi?
Çocukların sağlıklı bir çevrede yaşaması ve temel hijyen kurallarının öğretilmesi elbette çok önemli. Ancak hijyen ile sterilizasyonu birbirine karıştırmamak gerekiyor. Çocuğun her an her mikroorganizmadan uzak tutulmaya çalışılması gerçekçi de değil, gerekli de değil. Çocukların çevreyle normal şekilde temas etmesi ve bağışıklık sistemlerinin çeşitli mikroorganizmalarla karşılaşarak gelişmesi, doğal bağışıklığın olgunlaşması ve ilerleyen dönemde çocuğun hastalıklara karşı dirençli olması için gerekli. Mikrobiyal çeşitliliğin az olduğu toplumlarda alerjik hastalıkların daha sık görüldüğüne dair çalışmalar var örneğin. Benim önerim çok basit: El yıkama, güvenli gıda ve su tüketimi, uygun tuvalet hijyeni gibi temel kurallara uyun ama çocuğunuzu steril bir fanus içinde büyütmeye çalışmayın. Özetle, kirlenmek güzeldir ve belli önlemlerle hayatın doğal akışına izin vermek tıbben de değerlidir. 🙂
Grip aşısı çocuklar için kimlere ve hangi dönemde öneriliyor? Her çocuğun grip aşısı olması gerekir mi?
Mevcut uluslararası verilere göre 6 ay ve üzerindeki çocuklar için yıllık influenza aşısı önerilebilir; özellikle risk grubundaki çocuklarda ve onların yakın temaslılarında aşılama daha da önemlidir. Kronik hastalığı ya da daha önce gribe bağlı alt solunum yolu enfeksiyonu geçirme öyküsü bulunan çocukların; bulaş riski açısından evde küçük bir bebeği, kronik hastalık tanısı veya bağışıklığı baskılanmış bir birey bulunan aile bireylerinin aşılanması çok değerlidir. Aşı mümkün olduğunca grip sezonu başlamadan önce yapılmalıdır ama henüz hastalık geçirilmemişse daha sonra da yapılabilir. Sonuç olarak, sonbahar ve kış aylarında çocukların hiç hastalanmamasını hedeflemek yerine; hastalıkları doğru yönetmeyi, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmayı ve ciddi hastalık belirtilerini zamanında fark etmeyi hedeflemek gerekir. Okul yıllarını sağlıklı ve güvenli şekilde geçirebilmek için çocukların hastalanmasını beklemeden, güvendiğiniz bir çocuk hekimi ile izlemini düzenli sürdürmek ve aşılarını zamanında tamamlamak en doğru yaklaşımdır.
Tüm güzel çocuklarımın ve ailelerinin sağlıklı, verimli ve keyif dolu bir okul dönemi geçirmesi dileğiyle…
ÖZEL AKADEMİ HASTANESİ
Adres: Ovacık Mah D-100 Karayolu No:22-24 Yahya Kaptan Durağı Başiskele/Kocaeli
Telefon: (0262) 300 41 41
İns: @dr.Esraece