Anneliğin sessiz yükü: Güdüler, suçluluk ve paylaşmayı öğrenmek

Mayıs ayı, anneliğin en çok görünür olduğu; çiçeklerle, hediyelerle ve güzel sözlerle kutlandığı bir zaman. Ancak bir de görünmeyen bir tarafı var: Sessizce taşınan yükler, içten içe büyüyen sorgulamalar ve dile getirilemeyen bir yetersizlik hissi.
Bir psikolog olarak en sık karşılaştığım konulardan biri, annelere yüklenen “kusursuz olma” beklentisi. Çocuğun beslenmesinden uykusuna, sosyal gelişiminden akademik sürecine kadar her şeyden birincil derecede sorumlu tutulan anneler, çoğu zaman kendi iç seslerinden çok dış seslere kulak veriyor. Sosyal medya, kulaktan dolma bilgiler, iyi niyetli ama uzman olmayan yönlendirmeler… Hepsi annenin zihninde bir karmaşa yaratıyor. Sonuç? Sürekli bir “Acaba doğru mu yapıyorum?” sorusu.

GÖRÜNMEZ BASKI
Oysa çocuk gelişimi, tek bir doğruya indirgenemeyecek kadar dinamik ve bireysel bir süreçtir. Her çocuk farklıdır; dolayısıyla her annenin yolu da kendine özgüdür. Ancak içinde bulunduğumuz kültürde annelere, bu özgünlüğü yaşama alanı tanımak yerine, standart kalıplar sunuluyor. Bu kalıplar çoğu zaman annenin içgüdüleriyle çelişiyor ve onu kendi doğallığından uzaklaştırıyor.
Burada önemli bir noktaya daha değinmek gerekiyor: Günümüz annelerinden yalnızca “anne” olmaları değil; aynı zamanda öğretmen, psikolog, aşçı, oyun kurucu, organizatör ve hatta zaman zaman bir kariyer yöneticisi gibi davranmaları bekleniyor. Bu beklenti gerçekçi olmadığı gibi sürdürülebilir de değil. Hiçbir insanın bu kadar farklı uzmanlık alanında yeterli olması mümkün değil. Bu beklenti, anneliği güçlendirmek yerine, annenin tükenmişliğini arttırıyor.

GÜDÜSEL ANNELİK…
Tam da bu noktada “güdüsel annelik” kavramının altını çizmek isterim. Güdüsel annelik; annenin çocuğunu gözlemleyerek, hissederek ve onun ihtiyaçlarına duyarlılıkla yanıt vererek kurduğu doğal bağdır. Bu bağ, kitaplardan ya da dışarıdan gelen tavsiyelerden çok daha güçlüdür. Çünkü her anne, kendi çocuğunun uzmanıdır.
Ancak günümüzde anneler, bu içsel bilgeliğe güvenmek yerine, çoğu zaman dış onay arayışına yöneliyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri de sürekli tetiklenen vicdan duygusu. “Yeterince ilgileniyor muyum?”, “Doğru besliyor muyum?”, “Ona yetebiliyor muyum?” gibi sorular, anneliğin doğal bir parçası olan kaygıyı, kronik bir suçluluk hissine dönüştürüyor. Üstelik çocuk bakımı yalnızca anneye ait değil. Babalar da en az anneler kadar çocuklarının hem fiziksel bakımında hem de duygusal gelişiminde aktif rol alabilir. Bu bir “yardım” değil, ebeveynliğin doğal bir parçası. Sorumluluğun paylaşılması hem annenin yükünü hafifletir hem de çocuğun gelişimini destekler.

UZMAN DESTEĞİ…
Anneliğin yükünü hafifletmenin bir diğer yolu da doğru desteklere ulaşmak. Her şeyi tek başına yapmak zorunda olmak yerine, uzmanlardan destek almak ve sorumluluğu paylaşmak hem anne hem çocuk için daha sağlıklıdır.
Bu noktada nitelikli eğitim kurumları önemli bir rol üstlenir. İyi bir okul; yalnızca çocuğa eğitim veren değil ebeveynliğin yükünü paylaşan bir destek alanıdır. Çocuğun gelişimini bütüncül ele alan bir yaklaşım, annenin “her şeyi ben yapmalıyım” yükünü hafifletirken, babanın da sürece aktif katılımını destekler.
Bir çocuk için en kıymetli şey; her şeyi mükemmel yapan bir anne değil birlikte sorumluluk alan, birbirini destekleyen ve duygusal olarak dengede kalabilen ebeveynlerin varlığı.
Kendinize güvenin; ihtiyaç duyduğunuzda destek istemekten, sorumluluğu paylaşmaktan ve kendinize de alan açmaktan çekinmeyin. Anneler Gününüz kutlu olsun.

Adres: Alikahya Fatih Mah. Horasan Cad. No:25 İzmit/KOCAELİ
Telefon: 0 553 363 1166
Instagram: bilgebaykusokullari

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...