Mesleğini ‘AŞK’la yapıyor, mutlu biten hikayelere imza atıyor: Uzm. Dyt. SÜMEYRA CANDAN

“Yolunuz bizimle kesiştiyse, hikayeniz mutlu biter” mottosuyla çıktığı yolda, mesleğini klasik ‘diyetisyenlik’ anlayışının çok ötesinde bir aşkla icra eden Uzm. Dyt. Sümeyra Candan, danışanlarının yaşamında kalıcı izler bırakabilmek için kendisiyle yarışmaya devam ediyor

Bu ay dergimizin kapak konuğu, sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü noktasında farkındalığı olan herkesin adını mutlaka en az bir kez duymuş olduğu, çok başarılı bir isim: Uzman Diyetisyen Sümeyra Candan.
Onu alanında bu kadar başarılı ve tanınmış yapan ise mesleğini ‘klasik diyetisyenlik’ anlayışının çok ötesinde bir bakış açısıyla icra ediyor olması. Sümeyra Candan, yalnızca bir diyetisyen değil fonksiyonel tıp bakış açısıyla bedeni okuyan, fitoterapiyle sürece doğanın şifasını ekleyen, yaşam koçluğu ve NLP uzmanlığıyla zihni de bu dönüşüme ortak eden bütüncül bir rehber. “Yolunuz bizimle kesiştiyse, hikayeniz mutlu biter” mottosunun altında da işte tüm bu donanım yatıyor. Candan, klasik ‘liste diyetleri’nden oldukça farklı bir yaklaşımla, kilo verdirmeyi değil, iyileştirmeyi hedefliyor. Bağırsaktan başlayan, bağışıklık sistemine uzanan ve zihinsel farkındalıkla tamamlanan bu yolculukta danışanlarına tek bir şey vaat ediyor: Sürdürülebilir bir değişim.
Haydi gelin, danışanlarının hayatında kalıcı izler bırakabilmek için kendisiyle yarışmaktan asla vazgeçmeyen ve mesleğine adeta yeni bir soluk getiren Uzm. Dyt. Sümeyra Candan’ı daha yakından tanıyalım; işini ‘aşkla’ yapan kişilere özgü o özgüvenli duruşunun altındaki haklı nedenleri birlikte öğrenelim.

Sümeyra Hanım, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümünden, 2016 yılında ‘İnsülin Direnci ve Ketojenik Diyetler’ lisans teziyle mezun oldum. Aynı yıl, Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde ‘Hassas Bağırsak Sendromu Tanısı Almış Hastalarda GAPS Beslenme Protokolünün Kısa Dönem Etkileri’ adlı uzmanlık tezimi yazarak yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 2016 yılından itibaren çeşitli kurumlarda aktif olarak GAPS Danışmanlığı, Yaşam Koçluğu ve NLP Uzmanlığı, kişisel danışmanlık ve kurumsal beslenme eğitimi hizmeti verdim. 2019 yılından beri de danışanlarıma kendi adımı taşıyan kliniğimde hizmet veriyorum. Tüm bu süreç boyunca aldığım çeşitli eğitimlerle kendimi geliştirmeye devam ettim. Aynı zamanda fonksiyonel tıp diyetisyeni, fitoterapi uzmanı, yaşam koçu ve NLP uzmanıyım. Mesleğimi büyük bir aşkla yapıyorum.

Sümeyra Hanım, beslenme ve diyetetik yolculuğunuzda sizi klasik diyet anlayışının ötesine taşıyan kırılma noktası neydi?
Aslında bu yolculuk, yıllar boyunca aldığım; bana, danışanıma gerçekten bütüncül bir bakış açısıyla bakmayı öğreten eğitimlerle başladı ve devam etti. Kilo ve sağlıklı beslenme, sadece kalori hesabıyla çözülebilecek meseleler değildi ve ben de mesleğini “bir kibrit kutusu kadar peynir” söylemine indirgeyen bir diyetisyen değildim. İnsan bedenine hormonal, metabolik ve psikolojik yönleriyle bakan bir yaklaşımı benimsemeye karar verdim ve bu farkındalıkla, kamudaki görevimden istifa ettim. Bu benim için hem mesleki hem de kişisel anlamda ciddi bir kırılma noktasıydı. Artık danışanlarıma “Yolunuz bizimle kesiştiyse, hikayeniz mutlu biter” mottosuyla, kendi kliniğimde hizmet veriyorum.

Lisans ve yüksek lisans tezlerinizde insülin direnci, ketojenik diyetler ve GAPS protokolü gibi oldukça spesifik konulara odaklanmanızın özel bir nedeni var mıydı?
Yıllardır uygulanan klasik beslenme yaklaşımları, kilo alma ya da verme sürecinin kök nedenlerini sorgulamak yerine çoğu zaman geçici çözümler sunuyor. Danışan bir süre kilo veriyor ancak eski yaşam tarzına döndüğünde adeta bir bumerang etkisiyle verdiği kiloları geri alıyor. Ben bu döngüyü anlamak ve kırmak istedim. Amacım sadece kilo verdirmek değil, bedenin neden kilo aldığını çözümlemekti.

Eliminasyon diyet protokolü bugün hala çok tartışılıyor. Siz bu protokolü kimler için gerekli ve etkili buluyorsunuz?
Eliminasyon diyet protokolü, otoimmün hastalıkların tedavisinde tam bir hayat kurtarıcı. Bu protokol, deri döküntüsü olarak kendini gösteren sedef, egzama, vitiligo; “kilo almamı durduramıyorum, metabolizmam yavaş çalışıyor” dedirten haşimato; “sürekli karnım şiş, hamile gibi dolaşıyorum” dedirten SIBO gibi rahatsızlıklarda, basit beslenme alışkanlığı değişimleriyle danışanın kaderi olmanın ötesine geçerek yüz güldüren şahane sonuçlara imza atıyor. İşte yaşam tarzı değişikliği tam olarak burada devreye giriyor.

BAĞIRSAK FLORASI ÖNEMLİ
Hassas Bağırsak Sendromu ve SIBO gibi rahatsızlıklarda beslenmenin etkisi nedir?
Bağırsak flora dengesizliği ve Hassas Bağırsak Sendromu çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biridir. Bağırsak florasının anormalliği ve bağırsak duvarındaki hasar ve geçirgenlik nedeniyle sadece beyin değil, beyin dışındaki bütün beden de toksik yük altında kalır. Eğer bağırsak duvarındaki faydalı bakteriler hasar görmüşse, korunmasızdır ve her türlü saldırıya açık hale gelir. Yeterince sindirilmemiş yiyecekler, bu sızıntılı bağırsak duvarından kan dolaşımına geçerek yabancı madde olarak algılanır ve saldırıya uğrarlar. Gıda alerjileri ve intoleransları bu şekilde oluşur. Hassas Bağırsak Sendromu da tam olarak burada kendini gösterir. Hassas Bağırsak Sendromu ve SIBO, yaşamı tehdit etmemekle beraber, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde azaltmaktadır.

Danışanlarınızda en sık gördüğünüz, “bağırsaklar alarm veriyor” dediğiniz belirtiler neler oluyor?
Aslında, çok sık görülen bir rahatsızlık olmasına rağmen doktora başvurmadan, bunu bir yaşam biçimi olarak kabul edenlerin sayısı oldukça fazla. Hastalarda bu durum karın ağrısı, gaz, şişkinlik hissiyle birlikte dışkılama sıklığında ve kıvamında değişiklik; sürekli ishal ve kabızlık atakları ya da bunun birbiri ardına gelen periyotlar oluşturması; beyin sisi (bilişsel bulanıklık) ve algılama problemleriyle kendisini gösterir. Çoğu vakada bağırsak duvarı iyileştiğinde bu şikayetler azalır veya tamamen kaybolur.

ÖMÜRLÜK YAŞAM KALİTESİ
Fonksiyonel tıp diyetisyenliği yaklaşımı, klasik “liste diyeti” anlayışından en net hangi noktada ayrılıyor?
Klasik diyet listeleri, danışana geçici çözümler sunarken; fonksiyonel beslenme yaklaşımlarıyla yaş alırken karşılaşılan kronik hastalıkların zeminini ortadan kaldırıyor ve danışanlarımıza ömürlük yaşam kalitesi desteği sağlamış oluyoruz.

Fitoterapiyle çalışmaya sizi ne yönlendirdi?
Aslında önce çok da bilinmeyen “fitoterapi nedir?” sorusunun cevabını vermek isterim. Fitoterapi; günümüzde bitkilerin tıbbi anlamda etkili kısımlarını, özlerini ve bunlardan elde edilerek yapılan farklı formlarını kullanarak uygulanan, destekleyici ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Bitkilerin, tedavi amaçlı kullanımının yanı sıra hastalıkların önlenmesinde de güvenli uygulama alanları bulduğunu biliyoruz. Danışanlarımıza bütüncül bakış açısıyla yaklaştığımızdan bu eğitimlerle onlara daha fazla katkı sağlamayı hedefledik ve hedefliyoruz.

Doğru kullanıldığında bitkilerin beslenme sürecine kattığı en büyük katkı sizce nedir?
Doğru kişi, doğru doz ve doğru amaçla kullanıldığında bitkiler, beslenme sürecini yalnızca destekleyen bir unsur olmaktan çıkar; sürecin daha sürdürülebilir, keyifli ve etkili hale gelmesini sağlar. Kişiye uygun şekilde seçilen bitkiler, metabolizmanın ihtiyaç duyduğu desteği verirken sindirim sisteminin rahatlamasına, ödemin azalmasına ve enerji seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Elbette burada en kritik nokta, bitkilerin bilinçli ve bilimsel bir yaklaşımla kullanılmasıdır. Rastgele ya da kulaktan dolma bilgilerle uygulandığında fayda yerine zarar doğurabilecek bu güçlü destekler, doğru rehberlikle uygulandığında beslenme programlarının etkinliğini artırır ve danışanın sürece olan motivasyonunu da güçlendirir.

CİLT HASTALIKLARINA ÇÖZÜM
Doğru beslenmeyle sedef hastaları üzerinde çarpıcı sonuçlar aldığınız biliyoruz. Neyi farklı yapıyorsunuz?
Sadece sedef değil ürtiker egzama, vitiligo gibi otoimmün hastalıkların temelinde bozulmuş bağırsak florası yer alıyor. Bu hastalıklar sadece buz dağının görünen yüzü. Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun normal dokularına saldırdığı bir durumdur. Otoimmün bir hastalıkta, bağışıklık sistemi vücudun eklemler, cilt gibi çeşitli doku ve organlarını yabancı olarak algılar ve onu yok etmeye çalışır. Bu gibi durumlarda kişide bağırsak hassasiyeti, karında hamile görünümünde şişkinlik, yoğun gaz şikayeti, yorgunluk, kas ağrısı, düşük vücut ısısı, dikkat dağınıklığı, ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, saç dökülmesi, cilt döküntüleri, egzama, eklemler ve diğer dokularda şişme, kronik baş ağrısı gibi belirtiler oluşur. Bu hastalıkların başlıcaları arasında fibromiyalji, polikistikover sendromu, multipl skleroz, romatoid artrit, haşimoto tiroiditi, Tip 1 giyabet gibi hastalıklar, irritabl bağırsak sendromu, ülseratif kolit, chron, gastrit, reflü, candida, kronik kabızlık/ishal, SIBO (yemeklerden hemen sonra yaşanan hamile görünümünde şişkinlik), insülin direnci, Tip 2 diyabet, kronik yorgunluk sendromu, kemik erimesi (osteoporoz), sedef, akne, egzama ve dermatit türleri sayılabilir. Fonksiyonel tıp bakış açısıyla çok kısa sürede bu ve benzeri hastalık ve şikayetlerinize çözüm alabilirsiniz.

ÇAYLARIMIZ TAM NOT ALDI
Kendi ürettiğiniz bitki çayları da çok kısa sürede duyuldu. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Aldığım güncel eğitimler ve yıllar içinde edindiğim danışan deneyimlerim doğrultusunda, tıbbi beslenme tedavisini destekleyen bitkileri, bilimsel temellere dayanan doğru kombinasyonlarla bir araya getirmeye karar verdim. Buradaki temel amacım; yalnızca kilo odaklı değil, sindirimden metabolizma hızına, ödemden enerji dengesine kadar farklı ihtiyaçlara yanıt verebilen destekleyici ürünler oluşturmaktı. Hem içimi keyifli hem de belirli şikâyetlere yönelik hedefli destek sunan bu çaylar; danışanlarımın beslenme sürecini daha sürdürülebilir, motive edici ve bütüncül hale getirmeyi amaçlıyor.

Kendi formülasyonlarınızı hazırlarken en çok nelere dikkat ediyorsunuz? Bu çaylar danışanlarınıza hangi alanlarda destek oluyor?
Öncelikle danışanlarımızın bu süreci yönetmeye çalışırken en çok sorun yaşadıkları konulara odaklandık ve formüllerimizi bu yönde geliştirdik. Çok şükür ki çaylarımız üretime girdiği andan itibaren çoğu danışanımızdan tam not almayı başardı. Eğer bel ve basen yağlarınızdan şikayetçiyseniz, efsane yağ yakıcı formülümüz Burntea; yeni nesil yağ yakıcı kahvemiz Burn Coffe, sellülitsavar Burn-X Sirke, özellikle tatlı krizlerini yönetemiyor ve gece gelen açlık ataklarınız oluyorsa Balance; geçmeyen kronik kabızlık gaz ve şişkinlik şikayetleriniz varsa da Mikrobiom ve Kimyon Çayı, üzerinize yapışan inatçı kilolardan kurtulmak için Return sizin için tam bir cankurtaran olacaktır.

Bu çayları klasik “zayıflama çayı” algısından ayıran temel fark nedir?
Bizim yaklaşımımız, kısa sürede kilo kaybı vaat eden ve çoğu zaman baskılayıcı etkiyle çalışan ürünlerden çok farklı. Amacımız; bedeni zorlayan, geçici sonuçlar sunan çözümler yerine, sağlıklı beslenme sürecini destekleyen, tamamen bitkisel ve fonksiyonel formüllerle danışanlarımıza eşlik etmek. Bu formüller, metabolizmayı baskılamak yerine dengelemeyi, sindirim sistemini desteklemeyi ve bedenin kendi iyileşme mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Böylece elde edilen sonuçlar geçici değil, sürdürülebilir ve uzun vadede yaşam kalitesini artıran bir etki yaratıyor.

RUHUNUZU DA BESLEYİN
Yaşam koçluğu ve NLP eğitimleri, danışanlarınıza yaklaşımınızı nasıl etkiledi?
Danışanlarımız, kliniğimize çoğu zaman sadece fiziksel değil, mental olarak da oldukça yorgun bir halde başvuruyor. Kendi bedenlerinden hoşnut olmadıkları, aynadaki yansımalarıyla yüzleşmekten kaçındıkları bir süreçten geçiyorlar. Oysa, mutlu bir yaşam, önce kişinin kendisini sevmesiyle başlar. Yaşam koçluğu ve NLP eğitimleri sayesinde, danışanlara yalnızca “ne yemeleri gerektiğini” anlatmakla kalmıyor; onların düşünce kalıplarını, motivasyon kaynaklarını ve duygusal tetikleyicilerini de birlikte ele alıyoruz. Beden ve ruhun bir bütün olduğunu fark ettiklerinde, değişimin çok daha kalıcı ve sürdürülebilir hale geldiğini görüyoruz. Sürecin sonunda danışanlarımızı sadece kilo vermiş değil, hayata daha güçlü ve güler yüzle bakan bireyler olarak uğurlamak en büyük kazanımımız oluyor.

HAYAT, YEMEKTEN DAHA LEZZETLİ
Duygusal yeme bozukluklarıyla çalışan bir uzman olarak, danışanlarınıza en sık verdiğiniz farkındalık cümlesi nedir?
Danışanlarıma en sık hatırlattığım şey şudur: “Hayat, yemekten daha lezzetli hale geldiğinde, aşırı yemeyi zaten bırakırsınız.” Çünkü çoğu zaman yeme davranışı açlıktan değil; boşluk, stres, mutsuzluk ya da bastırılmış duygulardan besleniyor. Hayatı farklı alanlarda doyurucu hale getirdiğimizde, yemekle kurulan ilişki de doğal olarak dengeleniyor.

Sağlıklı beslenmeye başlamak isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyen birine ilk öneriniz ne olur?
Geçici çözümler yerine kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri hedeflemek çok kıymetli. Sağlıklı beslenme, bir süre yapılan bir diyet değil, hayatın içine yerleşen, sürdürülebilir bir alışkanlık olmalı. Küçük ama istikrarlı adımlar, en kalıcı dönüşümü beraberinde getiriyor.

Adres: Yahya Kaptan Mah. Şht. Ergün Köncü Sok. İBF İş Merkezi Kat: 2 İzmit/KOCAELİ
Tel: 552 519 00 41
Web: www.sumeyracandan.com.tr
E-posta: info@sumeyracandan.com.tr
Instagram: @uzmdytsumeyracandan

SÜMEYRA CANDAN’IN DANIŞANLARI NE DİYOR?

Fatma Yılmaz Balcıoğlu: “Bütün hastalıklarımdan kurtuldum”
Ankara’da yaşıyorum. Doktor doktor dolaşıp bir türlü çare bulamadığım İBS hastalığıma, araştırmalarım sonucunda ulaştığım Sümeyra Hocamda şifa buldum. Şiddetli karın ağrıları, ishal, şişkinlik, gaz şikayetlerim vardı. Bunlara gastrit ve reflü eşlik ediyordu, aynı zamanda PCOS hastasıydım. İlk görüşmemizde, tüm bunları kendisine gerçekten çok ümitsiz bir şekilde anlattım. Dikkatle dinledi ve benim için bir liste oluşturdu. Eliminasyon diyetine ek olarak aromaterapi ve GAPS’i de işin içine katarak beni şu anki sağlıklı halime kavuşturdu. Ayrıca, bu beslenmeyle istediğim kiloya da indim. En önemlisi de PCOS hastalığımdan dolayı, çocuk sahibi olmam için önerilen işlemlerin hiçbirine ihtiyaç duymadan; kendiliğinden ve istediğim vakitte iki çocuğum oldu. Artık nasıl beslenmem gerektiğini biliyorum ve önce Allah sonra da Sümeyra Hanım sayesinde, artık bende hiçbir hastalık mevcut değil.

Şamil Kurtuluş: “55 günde 27 kilo verdim”
Tenis hocasıyım… Sevgili Sümeyra Hocamla, tenis derslerimiz esnasında tanıştım. Yemek yemeği çok seven birisiyim. Sümeyra Hocam, beni sağlıklı beslenme konusunda çok güzel ikna etti. Onun uzmanlığına ve daha önce aldığı başarılı sonuçlara güvenerek yola çıktım. Bana özel hazırladığı programla 55 günde tam 27 kilo verdim. Artık kendimi çok daha sağlıklı, hafif ve zinde hissediyorum. Her şey için çok teşekkür ederim.

Ayşegül Dinçler: “Keşke daha önce tanısaydım…”
Son üç yıldır sedef hastalığıyla mücadele ediyordum ve romatizma ağrıları beni çok zorluyordu. Ayrıca kullandığım kortizonlu ilaçlardan dolayı çok kilo almıştım. Bir arkadaşımın önerisiyle Sümeyra Hanım’ın kapısını çaldım. Sümeyra Hanım, benim için bir beslenme programı hazırladı. Bu programı uygulamaya başladıktan sadece 9 gün sonra romatizma ağrılarından tamamen kurtuldum, 2 ay sonra ise sedef lezyonlarım gözle görülür şekilde azaldı. Aynı zamanda 2,5 ayın sonunda yaklaşık 14 kilo verdim. Onun sayesinde beslenmemde yaptığım yanlışları öğrendim ve bedenime uygun beslenerek bütün sıkıntılarımdan kurtuldum. Keşke Sümeyra Hanım’ı daha önce tanımış olsaydım…

Esma Demirkol: “Diyetim bana umut oldu”
3 ay önce karaciğerimde siroz ve tümör olduğunu öğrendiğimde hayatımın en zor dönemlerinden birine girdim. Karaciğer nakli için 16 kilo vermem gerekiyordu. Bu süreçte yolum, sevgili Sümeyra Candan ile kesişti. Sümeyra Hocam, bana sadece zayıflatan değil karaciğerimi yormadan bedenimi toparlayan bir sistem kurdu. Bir ayda 9 kilo verdim ve kendimi ilk kez bu kadar zinde ve güçlü hissettim. Ayrıca, tansiyon değerlerim düzeldi, tansiyon ilacımı bıraktım. Bu arada geçirdiğim karaciğer ablasyonunu da bu güçlü hâlimle karşıladım. Sümeyra Hocamın yol göstericiliğiyle beslenme benim için iyileşmenin parçası oldu. Herkese tavsiyem; diyetinizi iyi bir uzmanla yürütün çünkü doğru beslenme bana tedaviden daha fazla umut verdi.

Yorum yap

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...