RECEP DURUL & KOCAELİSPOR

İş Dünyası2 ay önce

16 yıllık hasret sona erdi; şimdi hedef, kalıcı başarıyı sürdürülebilir bir yapıyla geleceğe taşımak. Recep Durul, Kocaelispor’un yeni hikâyesini; Avrupa hedefi, ekonomik dönüşüm ve güçlü bir kulüp vizyonu üzerine inşa ediyor

Kimi zaman bir futbol kulübünü yönetmek, sadece transfer yapmak, maç kazanmak ya da şampiyonluk kupasını kaldırmak değildir. Kimi zaman bir şehrin hayalini omuzlamak, milyonlarca liralık ekonomik yükün altında ayakta kalmak, eleştirilerle mücadele etmek ve bütün bunlara rağmen hedefe yürümeye devam etmektir.
Kocaelispor Başkanı Recep Durul için bu süreç, yalnızca bir başkanlık hikâyesi değil; kendi ifadesiyle “parkurlardan oluşan” uzun ve zorlu bir yolculuk.
Amatör liglerin sancılı günlerinden Süper Lig’e uzanan bu yolculukta; ekonomik krizler, teknik direktör değişiklikleri, ağır eleştiriler, büyük beklentiler ve radikal kararlar vardı. Ancak bütün bu süreçlerin sonunda ortaya çıkan tablo, bugün yalnızca Süper Lig’de mücadele eden bir futbol kulübü değil; yeniden ayağa kalkmış bir şehir markası.
Kocaeli Life olarak kapak konuğumuz Recep Durul ile Kocaelispor’un 16 yıllık hasreti sona erdiren şampiyonluk hikâyesini, Süper Lig’de kalıcılık mücadelesini, kulübün ekonomik dönüşümünü, Avrupa hedeflerini, eleştirilerle geçen zorlu dönemleri ve başkanlık koltuğunun bilinmeyen yükünü konuştuk. Recep Durul; bazen rakamları, bazen hayalleri, bazen de geceleri uykusuz bırakan sorumluluklarını anlattı.
Karşınızda; Kocaelispor’u sadece bir futbol kulübü değil, bir şehrin en güçlü marka elçisi olarak gören Recep Durul’un samimi, çarpıcı ve çok konuşulacak röportajı…

Kocaelispor’u 16 yıl sonra yeniden Süper Lig’e çıkarmanız büyük bir başarıydı. Sizin için daha zor olan hangisiydi; kulübü Süper Lig’e taşımak mı orada kalıcı hale getirmek mi?
İkisinin de kendine göre farklı zorlukları var. Süper Lig’e çıkmak da orada kalıcı olmak da ayrı bir mücadele gerektiriyor. Ancak bana göre ilk aşama, yani Kocaelispor’u yeniden Süper Lig’e taşımak daha zordu. Çünkü bu şehir tam 16 yıl boyunca Süper Lig hasreti yaşadı. Böyle bir özlemi sona erdirmek kolay değildi. Bunun için öncelikle doğru bir kadro kurmak gerekiyordu. Ancak iyi bir kadro kurmak sadece para harcamakla olmuyor. Futbolda sıkça kullandığımız iki kavram vardır; “Parasız olmuyor” ve “Parayla da olmuyor.” Aslında bu iki cümle birbirini tamamlıyor.
“Parasız olmuyor” derken şunu kastediyorum; transfer yapabilmeniz için belli bir bütçe oluşturmanız gerekiyor. Ama istediğiniz geliri elde edemediğinizde ve kalıcı giderleriniz gelirlerinizin üzerine çıktığında, o zaman gerçekten parasız olmuyor. Diğer taraftan “Parayla da olmuyor.” Çünkü çok büyük bütçeleriniz olabilir, istediğiniz transferleri yapabilirsiniz ama oyunculardan beklediğiniz verimi alamıyorsanız, kaynaklarınızı doğru kullanamıyorsanız ve parayı israf ediyorsanız, o bütçenin de hiçbir anlamı kalmıyor.
Başarının temelinde doğru planlama var. Gelir-gider dengesini koruyabilir, doğru oyuncuları doğru maliyetlerle kadronuza katabilirseniz, hedefe ulaşıyorsunuz. Asıl zorluk da burada başlıyor. Bir kulübü yönetirken sadece finansı yönetmiyorsunuz; aynı zamanda psikolojiyi, baskıyı ve beklentileri de yönetiyorsunuz. Bütün bu halkaları doğru şekilde birbirine eklediğinizde zor görünen süreçleri daha yönetilebilir hale getirebiliyorsunuz. Biz, bunu başardık. Elbette kolay olmadı. Teknik direktör değişiklikleri yaşandı, farklı süreçlerden geçtik, önemli kararlar aldık. Ama sonunda hedefimize ulaştık ve Kocaelispor’u şampiyon yaparak yeniden Süper Lig’e taşıdık.

PARKURLARI BAŞARIYLA GEÇTİK
Süper Lig’e çıktıktan sonra sizi bekleyen en büyük zorluk neydi?
Gerçek mücadele ondan sonra başladı. Ben bunu bir parkur olarak görüyorum. İlk parkuru tamamladık, sonra ikinci parkura geçtik; bu da Süper Lig’de kalıcılığı sağlamaktı. Bana göre bu süreç en az ilki kadar zordu. Çünkü doğru planlamayı sürdürebilmeniz; doğru teknik direktörle, doğru oyuncularla ve doğru yönetim anlayışıyla yolunuza devam etmeniz gerekiyordu. Güçlü finansal kaynaklara ulaşmak da bu sürecin en önemli parçalarından biriydi.
İlk sezonumuzda giderlerimizi karşılayacak seviyede bir gelir oluşturamadık. Bunun en önemli sebeplerinden biri sponsorluk gelirlerinin henüz istediğimiz noktaya ulaşmamasıydı. Düşünün; Süper Lig’e yeni çıkmış bir kulüpsünüz ve önce güven oluşturmanız gerekiyor. Sonuçta Kocaelispor 16 yıl boyunca bu ligin dışında kaldı. Bu süreçte birçok kişi farklı kulüplere yöneldi, desteklerini başka takımlara verdi. Kocaelispor’un yeniden güç kazanması ve güven ortamının oluşması için zamana ihtiyaç vardı.
Göreve geldiğimizde yaklaşık 300 milyon liralık bir mali açık devralmıştık. İkinci yılımızda bu açığı önemli ölçüde aşağı çektik. Doğru transfer politikası, doğru teknik direktör, doğru yönetim anlayışı ve belirlediğimiz strateji sayesinde Süper Lig’de kalıcılığın temellerini attık. Böylece ikinci parkuru da başarıyla geçtik.
Şimdi ise üçüncü parkurdayız. Her sezon kendi içinde yeni zorluklar getiriyor. Yine doğru transferler yapmak, mali disiplini korumak, takım uyumunu sağlamak ve taraftarımızla aynı hedefe odaklanmak zorundayız. Finansı doğru yönettiğimiz, doğru oyuncuları seçtiğimiz ve takım ruhunu koruduğumuz sürece bu parkurda da başarılı olacağımıza inanıyorum.

ŞEHRİN MARKA ELÇİSİYİZ
Bugün dönüp baktığınızda, Recep Durul’un başkan olduğu gün ile bugünkü Kocaelispor arasındaki en büyük fark nedir?
Bugün artık rotasını çizmiş bir Kocaelispor var. Alt liglerde mücadele etmek sadece sportif anlamda değil, psikolojik olarak da hem şehri hem taraftarı yıpratan bir süreçti. Çünkü her taraftar takımını Süper Lig’de görmek ister. Süper Lig’de yer aldığınızda sadece futbol oynamıyorsunuz; şehrinizi temsil ediyor, ekonomisine katkı sağlıyor, turizmini hareketlendiriyor ve marka değerini büyütüyorsunuz.
Bugün Kocaelispor’un yeniden Süper Lig’de olmasıyla birlikte şehrin kimliği çok daha güçlü şekilde ortaya çıktı. Kocaeli’nin bilinirliği arttı, taraftar sayımız arttı. Eskiden Kocaelispor’u belirli bir kesim takip ederken bugün binlerce insan kulübün etrafında kenetlenmiş durumda. Türkiye artık Kocaelispor’un yeniden ayağa kalktığını görüyor.
Üstelik artık sadece Süper Lig’de kalmayı konuşmuyoruz. Avrupa hedefi koyuyoruz. Bu bile Kocaelispor’un geldiği noktayı gösteriyor. Artık birçok rakibin dikkatle takip ettiği, hesaba kattığı bir kulüp haline geldik. Alt liglerdeki Kocaelispor ile bugünkü Kocaelispor arasında çok büyük bir vizyon farkı var.
Dünyaya baktığınızda da bunu görüyorsunuz. Barcelona, Manchester United, Chelsea ya da Bayern Münih… Bu şehirlerin dünya çapında tanınmasında kulüplerinin çok büyük payı var. Spor kulüpleri şehirlerin en güçlü marka elçileridir. Kocaeli de bugün aynı yolda ilerliyor. Kocaelispor’un başarısı arttıkça şehrimizin adı daha fazla duyuluyor. Marka değeri yükseliyor, bilinirliği artıyor. Bence bugün geldiğimiz noktadaki en önemli fark da bu. Kocaelispor artık sadece bir futbol kulübü değil; şehrin vizyonunu ve değerini büyüten önemli bir marka haline geldi.

HERKES KONUŞUYOR AMA…
Başkanım, kongrede “Kocaelispor’u yönetmek dünyanın en zor işi” dediniz. Bu cümleyi size kurduran şey neydi? Sizi en çok zorlayan insanlar mı ekonomik şartlar mı yoksa beklentiler mi?
Çok sesli bir şehirde yaşıyoruz. Armonisi yüksek, sürekli büyüyen, sürekli göç alan ve demografik yapısı sürekli değişen bir şehir burası. Seksen bir ilden insanın yaşadığı çok zengin bir mozaikten söz ediyoruz. Böyle bir şehirde herkesin Kocaelispor hakkında bir fikri var. Basın da konuşuyor, taraftar da konuşuyor, dışarıdan insanlar da konuşuyor. Herkes Kocaelispor’u yönetmeye çalışıyor. Eleştiri elbette olacak ama bazen kulübü gerçekten gönülden destekleyenlerin sayısı, eleştirenlerden daha az kalıyor.
Ben o gün bunu anlatmak istedim. Çok sesli ve beklentisi yüksek bir camiayı yönetmek gerçekten kolay değil. Farklı görüşleri aynı hedefte buluşturabilmek ciddi bir liderlik gerektiriyor. Bizi en çok zorlayan da saha içinden çok saha dışındaki müdahaleler oldu. Kulübün içine sürekli müdahale edilmeye çalışıldı. Herkes yönetimin içinde olmak istedi, herkes karar vermek istedi.
Bugün geldiğimiz noktada bu konuda önemli bir eşiği aştığımızı düşünüyorum. Kulübü daha sağlıklı yönetebileceğimiz bir yapı oluşturduk. Gerektiğinde dış etkenleri izole etmeyi başardık. Bu da yönetim anlamında bizi çok daha güçlü hale getirdi.

ŞAMPİYON ISLIKLANIR MI?
Kongrede “Para verin diyoruz vermiyorlar, aday olun diyoruz olmuyorlar, sonra da eleştiriyorlar” dediniz. Bu sözleriniz çok konuşuldu…
Evet, az önce de söyledim; çok sesli, armonisi yüksek bir şehirde yaşıyoruz. Herkes konuşuyor, herkes eleştiriyor. Ama “Buyurun, gelin görev alın” dediğimizde kimse sorumluluk üstlenmek istemiyor. O zaman da ister istemez şu soruyu soruyorsunuz; madem bu kadar eleştiriyorsunuz, neden taşın altına elinizi koymuyorsunuz?
Bakın, bu takım şampiyon oldu. Ama buna rağmen yönetim de başkan da ıslıklandı. Dünyanın neresinde şampiyon olan bir takımın yönetimi protesto edilir? Gerçekten bunu anlamakta zorlanıyorum.
Bu şehirde ne olursa olsun eleştirmeyi tercih eden bir kesim var. Başarıyı bile eleştiriyorlar. Hatta başarıya adeta ceza kesiyorlar. Böyle bir ortamda görev yapıyoruz. Biz ise bunlara takılıp kalmadık. Yolumuza baktık, işimize odaklandık. Çünkü Kocaelispor’un buna ihtiyacı vardı.
Diğer taraftan sürekli destekten söz ediliyor ama iş maddi katkıya geldiğinde tablo değişiyor. Açık konuşmak gerekirse, bu şehirde Kocaelispor için gerçekten gönülden fedakârlık yaparak maddi destek veren insan sayısı çok az.

KİMSE ‘BEN VARIM’ DEMEDİ
”Bu takım kimsenin oyuncağı değil” derken de aslında bunu mu kastettiniz?
Evet, tam olarak bunu kastettim. Defalarca söyledim; “Buyurun yönetime girin, ben çekileyim.” Ama iş sorumluluk almaya geldiğinde kimse çıkıp “Ben varım” demiyor. Gerekçe olarak da kulübün borcu gösteriliyor. Peki o zaman soruyorum; size tamamen borçsuz bir Kocaelispor mu teslim edelim? Eğer bugün bu zorlukların altına girmeyecekseniz, neden sürekli konuşuyorsunuz? Bizim hedefimiz hiçbir zaman sadece borçsuz bir kulüp oluşturmak olmadı. Asıl hedefimiz, kendi gelirini üretebilen, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsallaşmış ve sürdürülebilir bir Kocaelispor inşa etmek.
Biz hiçbir zaman “Borçsuz bir kulüp olursa yönetiriz” demedik. Tam tersine, en zor dönemde sorumluluk aldık. Sadece elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyduk. Bugün aynı cesareti gösterecek yönetici ya da başkan adayı maalesef çıkmıyor. Bir ara gerçekten bırakmayı düşündüm. “Artık devam etmeyeceğim” dedim. O zaman da aynı insanlar bu kez “Kulübün borcu var”, “Biraz daha bekleyelim” demeye başladılar. Neyi bekliyorsunuz?
Ortada ne cesaret var ne de bu yükü omuzlayacak irade. İşte kongrede söylediklerimin temelinde de bu vardı. Kocaelispor’u iyi günde herkes yönetmek ister. Önemli olan zor gününde bu kulübü ayağa kaldırabilmektir. Biz bunu başardık. Bu şehre böyle bir hizmet ettik. Bütün süreç boyunca hiçbir zaman kendimizi ön plana çıkarmadık. Hep Kocaelispor’u vitrine çıkardık. Bana göre olması gereken de buydu.

KİMSEYE HİZMET ETMEYİZ
”Ben varken Kocaelispor’u kimse satın alamaz” sözünüzün arkasındaki hikâye nedir?
Burada kastettiğim şey çok net. Bugün bazı kulüpler, büyük kulüplerin arka bahçesi olmayı tercih ediyor. Kendi kulüpleri var ama aynı zamanda başka kulüplerle organik ilişkiler kuruyor, farklı yapıların içinde yer alıyorlar. Böyle olunca da gönüllerinin bir tarafı başka yerde, bir tarafı kendi kulüplerinde kalıyor. Bize de zaman zaman “Şu kulüplerle birlikte hareket edelim”, “Aynı yapının içinde olalım” gibi teklifler geldi. Biz ise çok net bir duruş sergiledik.
Biz Kocaelisporuz.
Hiçbir kulübün gölgesinde yürümeyiz.
Hiçbir kulübün arka bahçesi olmayız.
Biz yalnızca Kocaeli’yi temsil etmiyoruz; aynı zamanda Türk futbolunu temsil eden bir kulübüz. Bu nedenle kendi kararlarımızı kendimiz alırız. Amatör liglerden bugünlere çok büyük emeklerle geldik. O yüzden kimsenin yönlendirdiği ya da başka kulüplerin çıkarlarına hizmet eden bir yapı olmayacağız. Federasyonda da Kulüpler Birliği’nde de her zaman Kocaelispor’un menfaatini savunuruz. Benim olduğum yerde böyle ilişkiler kurulmaz. Kocaelispor’un bağımsızlığı her şeyden önce gelir.

GENÇ, DİNAMİK, MÜCADELE EDEN…
Kongrede yeniden güven tazelediniz. Yeni dönemde taraftarı nasıl bir Kocaelispor bekliyor?
Anadolu kulüplerinin finansal gerçekleri belli. Bizim sınırsız harcama yapma lüksümüz yok. Dengeli hareket etmek zorundayız. Göreve geldiğimizde yaklaşık 300 milyon liralık bir mali açık devralmıştık. Bugün geldiğimiz noktada bu yükü büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Bu da aslında ne kadar doğru bir mali disiplin uyguladığımızın göstergesi. Futbola sadece para üzerinden bakmıyorum. Bugün dünya futboluna baktığınızda bunu açıkça görebiliyorsunuz. Irak, Ürdün, Cezayir gibi ülkeler, kadro değerleri kendilerinden kat kat yüksek olan Arjantin, Brezilya, Almanya ya da İngiltere gibi takımlarla başa baş mücadele edebiliyor. Demek ki başarı sadece pahalı futbolcularla gelmiyor. Başarı; mücadele ruhuyla, takım olabilmekle ve doğru organizasyonla geliyor.
Biz de Kocaelispor’da tam olarak bunu oluşturmak istiyoruz. Kolej takımı ruhuna sahip, genç, dinamik, mücadele eden, kulübe ekonomik değer kazandıran bir takım… Bugün 500 bin euroya aldığımız bir oyuncuyu yarın birkaç milyon euroya verebilecek bir yapı kurmak istiyoruz. Hem sahada mücadele eden hem de kulübe gelir sağlayan futbolcular yetiştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda altyapımızdan gelen gençleri de bu yapının içine dahil edeceğiz. Biz hem yarışan hem yetiştiren bir kulüp olmak istiyoruz.
Avrupa hedefimiz de bunun ayrılmaz bir parçası. Avrupa hedefi demek sadece şampiyon olmak demek değildir. Avrupa’da mücadele eden bir kulüp olduğunuzda artık sadece Kocaeli’de değil, ulusal ve uluslararası alanda da şehriniz konuşulur. Kocaelispor büyüdükçe Kocaeli de büyür. Bu yüzden hedefimiz; mücadele eden, para kazandıran, üretken ve taraftarını gururlandıran bir Kocaelispor oluşturmak.

PAHALI FUTBOLCU LÜKSÜMÜZ YOK
Başkanım, taraftar büyük transferler görmek istiyor. Transfer çalışmalarında nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Açık söylemek gerekirse öyle bir lüksümüz yok. Bizim önceliğimiz mali disiplin. Gelir-gider dengesini bozduğunuz anda kulübü çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakırsınız. Bunun bedelini yıllarca ödersiniz. Bu nedenle pahalı oyuncular değil, kaliteli ve gelişime açık oyuncular tercih edeceğiz. Daha önce bunun örneklerini yaşadık. Düşük maliyetlerle kadromuza kattığımız oyuncuların piyasa değerini ciddi şekilde yükselttik. Bugün aynı modeli devam ettirmek istiyoruz.
Hedefimiz; kulübe sportif katkı sağlayacak, aynı zamanda bonservis değeri üretecek futbolcular bulmak. Biz milyonlarca euro verip transfer yapan bir kulüp olmayacağız. Hem mali yapımız hem de transfer limitimiz zaten buna izin vermiyor. Ama doğru oyuncuyu bulmak konusunda kendimize güveniyoruz. Bizim anlayışımız, pahalı transfer yapmak değil; doğru transfer yapmaktır.

SAHADA ADALET OLMALI
Bir dönem “Avrupa hedefi” dediğinizde bu çok tartışılmıştı. Bugün geldiğimiz noktada Avrupa kupaları hâlâ ulaşılabilir bir hedef mi?
Kesinlikle ulaşılabilir. Bugün dünya futboluna baktığınızda bunun çok sayıda örneğini görüyorsunuz. Dünya Kupası’nda adını daha önce hiç duymadığınız ülkeler, çok güçlü futbol ülkeleriyle başa baş mücadele ediyor. Yeşil Burun Adaları’nın İspanya ile berabere kalması bunun en güzel örneklerinden biri. Ben hep şunu söylüyorum; futbol sadece pahalı oyuncularla kazanılan bir oyun değil. Futbolun içinde görünmeyen detaylar var. Başarıyı belirleyen en önemli unsur mücadele ruhu, birliktelik, takım olabilmek ve kenetlenmektir.
Bunun yanında sahada adaletin olması da çok önemli. Dünya Kupası’nda hakem yönetimlerini izledik. Sahada adalet olduğunda herkes mücadele edebiliyor. Türkiye’de de en büyük temennimiz bu. Yeter ki sahada adalet olsun. O zaman her takım hedeflerine ulaşabilir. Geçtiğimiz sezon bizim kaybettiğimiz 21 puan var. O puanları alabilseydik bugün ligi dördüncü sırada tamamlayacak ve Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edecektik. Dolayısıyla Avrupa hedefi hayal değil. Doğru planlama, doğru yönetim ve adil rekabet ortamı olduğunda ulaşılabilecek gerçek bir hedef.

UZUN VADELİ HEDEF…
Avrupa hedefinin dışında Kocaelispor’un kısa ve uzun vadeli hedefleri neler?
Biz artık sadece yarışan değil, aynı zamanda üreten bir kulüp olmak istiyoruz. Üretkenlik dediğimiz zaman işin merkezine altyapı giriyor. Bugün altyapımızda yaklaşık 1.500 sporcumuz bulunuyor. Bu bizim en büyük gücümüz. İlk hedefimiz Kocaelispor’u yeniden Süper Lig’e taşımaktı ve bunu başardık. İkinci hedefimiz Süper Lig’de kalıcı olmaktı artık bu aşamayı da geçtiğimize göre genç oyuncularımıza daha fazla şans verme zamanı geldi.
Her sezon teknik ekibimizin uygun gördüğü en az iki ya da üç genç oyuncunun A takıma kazandırılmasını istiyoruz. Elbette bunların kendi altyapımızdan yetişmiş oyuncular olması bizi çok daha fazla mutlu eder. Bunun yanında yetiştirdiğimiz futbolcuları Türk futboluna kazandırırken kulübümüze ekonomik katkı sağlayacak bir sistem oluşturmak istiyoruz.
Yani hem sportif hem ekonomik anlamda sürdürülebilir bir döngü kurmayı hedefliyoruz. Oyuncu yetiştiren, oyuncu geliştiren ve geliştirdiği oyuncudan gelir elde eden bir Kocaelispor… Bizim uzun vadeli vizyonumuz tam olarak bu.

TARAFTARA DÜŞEN GÖREV
Yeni sezonda taraftardan ve şehirden beklentiniz nedir?
Öncelikle daha bilinçli bir taraftar profili görmek istiyoruz. Geçtiğimiz sezon yaklaşık 10 milyon lira ceza ödedik. Elbette bunu sadece biz yaşamadık ama bu rakamlar kulüpler için çok ciddi yük oluşturuyor. Tribünlerde desteğin artmasını istiyoruz ama bunun yanında küfürün azalmasını, provokasyonlardan uzak durulmasını ve olayların büyütülmemesini de önemsiyoruz.
Kocaelispor’un en büyük gücü taraftarıdır. Futbol taraftarla güzel. Onlar tribünde bize inanç versin, biz de sahada mücadelemizi ortaya koyalım. Hem futbolcular hem de taraftar aynı armayı temsil ediyor. Bu bilinçle hareket ettiğimiz sürece çok daha güçlü olacağız. Taraftarımız zaten Türkiye’nin en güçlü taraftar gruplarından biri. Ancak bu sezon çok daha zorlu geçecek. Rekabet artacak, güçlü rakiplerle mücadele edeceğiz. Bu yüzden rakiplerle uğraşmak yerine kendi hedeflerimize odaklanmamız gerekiyor. Biz rakipleri değil, Kocaelispor’u büyütmeliyiz. Tribünler de bu hedefe güç katmalı.

ATEŞTEN GÖMLEK
Gelelim size… Başkanlık koltuğundaki Recep Durul ile tribünde maç izleyen Recep Durul arasında nasıl bir fark var?
Aslında çok büyük fark var. Başkanlık koltuğu büyük bir sorumluluk demek. Ben hep “ateşten gömlek” diye tarif ediyorum. Çünkü artık sadece maçı izleyen biri değilsiniz; kulübün bütün sorumluluğunu omuzlarınızda taşıyorsunuz. Tribünde oturduğunuzda tamamen duygularınızla hareket ediyorsunuz. Kızıyorsunuz, seviniyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz. O an tamamen taraftar refleksiyle yaşıyorsunuz. Ama başkan olduğunuzda durum değişiyor. O zaman sadece sonucu değil, o sonuca nasıl ulaşacağınızı düşünmek zorundasınız. Kulübün geleceğini planlıyor, takımı güçlendirecek kararlar alıyor hem sahaya hem de tribüne yön verecek bir sorumluluk üstleniyorsunuz. Dolayısıyla başkanlık makamında çok daha sakin, çok daha kontrollü ve çok daha rasyonel olmak zorundasınız çünkü verdiğiniz her karar yalnızca bugünü değil, Kocaelispor’un geleceğini de etkiliyor.

EN ZOR KARARLAR…
Başkan olarak bugüne kadar aldığınız en zor karar neydi? Bugün aynı şartlar oluşsa yine aynı kararı verir miydiniz?
En zor kararlar her zaman baskının en yüksek olduğu dönemlerde alınan kararlardır. Sıkıntılı süreçlerde inisiyatif almak, sorumluluk üstlenmek ve kararlılığınızı ortaya koymak kolay değildir. Benim için de en zor kararlar o dönemlerde aldığım kararlardı. Teknik direktör tercihleri, teknik direktör değişiklikleri, başkan adayı olma kararım, kulübün geleceğiyle ilgili attığımız adımlar ve Süper Lig’de kalıcılığı sağlayabilmek adına aldığımız radikal kararlar bunların başında geliyor.
Bugün aynı şartlar oluşsa hiç düşünmeden yine aynı kararları alırım. Çünkü siz doğru olduğuna inandığınız kararları vermezseniz, başkalarının kararlarıyla hareket etmeye başlarsınız. O zaman da hata kaçınılmaz olur. Benim her zaman inandığım bir söz var; “En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.” Aldığım kararların hiçbiri anlık ya da duygusal kararlar değildi. Hepsi bilgi, deneyim ve inancın birleşmesiyle ortaya çıktı. İçini dolduramadığım hiçbir kararın altına imza atmadım.

Bir başkan olarak sizi en çok ne yoruyor; ekonomik dengeyi korumak mı sportif başarı baskısı mı yoksa taraftarın beklentilerini yönetmek mi?
Beni en çok yoran konu ekonomi. Daha doğrusu kaynak oluşturmak. Çünkü futbolcu maaşlarını, vergileri zamanında ödemeniz gerekiyor. Cari giderleri aksatmamanız gerekiyor. Bunların herhangi birinde gecikme yaşandığında kulübü ciddi yaptırımlar bekliyor. Transfer yasakları, FIFA yaptırımları ve benzeri cezalar bir kulübün karşılaşabileceği en büyük risklerden biri. Dolayısıyla bizi en çok yoran konu finansal sürdürülebilirliği sağlamak oluyor. Ama çok şükür, bunu da adım adım aşıyoruz. Her geçen gün mali yapımız daha da güçleniyor. İnşallah önümüzdeki süreçte bu parkuru da tamamen geride bırakacağız.

KALICI GELİR, KALICI BAŞARI
Bugün Kocaelispor’un sınırsız bir bütçesi olsa ilk neyi değiştirirdiniz?
Açık söyleyeyim; çok paramız var diye çok para harcamazdım. Benim yönetim anlayışım bu değil. İnsan kendi parasını harcarken nasıl dikkatli davranıyorsa, Kocaelispor’un kaynaklarını kullanırken de aynı hassasiyeti göstermek zorunda. Ben yine üretken bir kulüp anlayışından vazgeçmezdim. Önceliğim kalıcı yatırımlar olurdu. Kulübe sürekli gelir sağlayacak fiziki yatırımları artırırdık. Yeni tesisler, yeni gelir alanları oluştururduk. Kulübün varlıklarını güçlendirecek arsalar kazandırırdık. Çünkü önemli olan çok para harcamak değil, kulübün geleceğini güvence altına almaktır. Paramız var diye rahatlayan değil, daha güçlü bir gelecek inşa eden bir yönetim anlayışını tercih ederim.

Başarıların görünen tarafı konuşuluyor. Peki kimsenin bilmediği, sizi geceleri uyutmayan dönemler oldu mu?
Elbette oldu. Özellikle mağlubiyetlerden sonra sosyal medyayı çok takip ediyordum. Yapılan ağır eleştiriler, hakaretler insanı gerçekten etkiliyor. O dönemlerde bunları çok fazla kafama takıyordum, sonra bir şeyi fark ettim. Yapılan eleştiriler Recep Durul’a değil, başkanlık makamınaydı. Bunu anladıktan sonra olaylara bakış açım değişti. Artık hiçbir eleştiriyi kişisel almıyorum çünkü biliyorum ki o eleştiriler bana değil, taşıdığım sorumluluğa yapılıyor. Bu farkındalık beni hem psikolojik olarak rahatlattı hem de daha güçlü hale getirdi.

HAYATIMIN MERKEZİ KOCAELİSPOR
Recep Durul’u herkes başkan olarak tanıyor. Peki evde, iş hayatında ve dost meclisinde nasıl bir Recep Durul var?
Açıkçası sosyal hayata çok fazla zaman ayıramıyorum. Fırsat buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Dost meclislerinde de elbette sürekli Kocaelispor konuşmuyoruz. Hayatın farklı yönlerinden bahsediyoruz ama gerçek şu ki zamanımın büyük bölümü Kocaelispor’a ait. Haftanın neredeyse altı günü kulüpte geçiyor. Evde olduğum zamanları akademik çalışmalar yaparak, araştırarak ve yaşam boyu eğitim anlayışıyla kendimi geliştirecek konular üzerine yoğunlaşarak değerlendiriyorum. Bu görev gerçekten büyük fedakârlık istiyor. Bir hedefiniz varsa, o hedefe ulaşmanın kolay bir yolu yok. Fedakârlık yapmanız gerekiyor. Bu süreçte eşimin desteği benim için çok kıymetli. O da çalışan, sorumlulukları olan biri, buna rağmen her zaman yanımda oldu. Birbirimize destek olarak hayatımızı sürdürüyoruz.

Bir gün başkanlığı bıraktığınızda Kocaelispor taraftarı sizi nasıl hatırlasın istersiniz?
Aslında bunun cevabı benim için çok net. Ne kupalarla ne unvanlarla ne de başka şeylerle anılmak gibi bir beklentim var. Ben sadece bu şehre ve Kocaelispor’a değer katmış, zor zamanlarında sorumluluk almış ve kulübüne samimiyetle hizmet etmiş bir insan olarak hatırlanmak isterim. Benim için geriye kalacak en büyük miras da bu olur.

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...