
Erkek egemen bir sektörde başarıya ulaşırken kendi kimliğinden ve zarafetinden ödün vermeyen Zengin İzolasyon Yönetim Kurulu Başkanı Şennur Zengin, kadınlara ve gençlere verdiği destekle başkalarının da yolunu açıyor
İş hayatındaki başarılarıyla gururlandıran, zarafetiyle hayranlık uyandıran, tanıdıkça daha çok sevdiğiniz kadınlardan biri Şennur Zengin… Çalışkan, cesur, kararlı… Üstelik yüzü kadar kalbi de güzel. İnsanlara yaklaşımındaki samimiyet, paylaşmayı önemseyen tavrı ve tüm sorumluluklarının arasında koruduğu incelik, onu tanıyanlar için çok özel bir yere taşıyor.
Zengin İzolasyon Yönetim Kurulu Başkanı Şennur Zengin, eşi Volkan Zengin’le birlikte kurduğu şirketin 24 yıllık başarı hikâyesinde büyük pay sahibi. Bir odadan yönetilen işleri bugün farklı şehirlerde ve ülkelerde önemli projeler üstlenen bir yapıya dönüştüren bu yolculuğun her aşamasında onun emeği var. Kadınların sayıca az olduğu bir sektörde bilgisi ve çalışkanlığıyla kendine yer açan Şennur Hanım, bugün başka kadınların yolunu açmayı, gençlere meslek kazandırmayı da aynı heyecanla önemsiyor.
İşine duyduğu tutkuya, ailesine bağlılığı ve hayatı dolu dolu yaşama isteği eşlik ediyor. İki kızı Lal ve Bal’ın kendi ayakları üzerinde duran, vicdanlı ve özgür bireyler olarak yetişmesini isterken onlara yaşamıyla örnek oluyor. Yoğun iş temposunun içinde dostlarına, sanata, seyahate ve yeni şeyler öğrenmeye de zaman ayırıyor.
Bu ay kapağımıza konuk olan Şennur Zengin’le emekle büyüttüğü işini, kadın dayanışmasını, anneliği ve yıllar içinde değişen hayata bakışını konuştuk. Başarılarını anlatırken yaşadığı zorlukları da içtenlikle paylaşan Şennur Hanım’ın hikâyesinde, kendi yolunu çizmek isteyen her kadına cesaret verecek çok şey var…

İş dünyasında güçlü ve başarılı bir kadın olarak tanınıyorsunuz. Sizi bugün bulunduğunuz noktaya taşıyan hikâye nerede ve nasıl başladı?
Benim hikâyem, köklerimle bağlı olduğum ve kendimi ait hissettiğim Kocaeli’de başladı. Çalışmanın ve emeğin değerini erken yaşlarda öğrendiğim kalabalık bir ailede büyüdüm. Beş kız kardeşten biri olmak bana paylaşmayı, mücadele etmeyi ve hayatın içinde kendime ait bir yer açmayı öğretti. İmkânlarımız sınırlıydı; ancak ailemden aldığım disiplin, sorumluluk duygusu ve kendi ayaklarım üzerinde durma isteği, çalışma anlayışımın temelini oluşturdu.
Mesleğimle birlikte, kadınların daha az görünür olduğu, ağırlıklı olarak erkeklerin yer aldığı bir sektöre adım attım. Çalışma hayatım boyunca kendimi geliştirmeye, bulunduğum her ortamda bilgim, emeğim ve ürettiğim değerle var olmaya çalıştım. Karşıma çıkan zorluklar beni yolumdan uzaklaştırmak yerine daha dayanıklı, çözüm odaklı ve kararlı biri hâline getirdi.
Hayat arkadaşım Volkan Zengin’le mesleki yollarımızın kesişmesi ve ardından Zengin İzolasyon’u birlikte kurmamız, hayatımın önemli dönüm noktalarından biri oldu. Mütevazı imkânlarla başlayan yolculuğumuz, yıllar içinde büyük ve nitelikli projeler üstlenen, farklı şehirlerde ve ülkelerde faaliyet gösteren kurumsal bir yapıya dönüştü.
Bugün bulunduğum noktayı tek bir başarıya ya da karara bağlamıyorum. Beni buraya aldığım eğitim, çalışma hayatında kazandığım deneyim, ailemden taşıdığım değerler, doğru insanlarla yol yürümek ve zor dönemlerde vazgeçmemek getirdi. Bugün geldiğimiz noktayı, hiç engelle karşılaşmadan ilerlemenin değil; değişen koşullarda öğrenebilmenin, dönüşebilmenin ve yeniden devam edebilmenin bir sonucu olarak görüyorum.
Zengin İzolasyon’daki yolculuğunuzdan, şirketin bugün ulaştığı noktada üstlendiğiniz rol ve sorumluluklardan biraz söz eder misiniz?
Zengin İzolasyon’un hikâyesi büyük imkânlarla değil; mesleki bilgimizle, emeğimizle ve birbirimize duyduğumuz güvenle başladı. Bir odadan yönetilen işler, sahada geçirilen uzun saatler ve tek tek kazanılan müşteriler, zaman içinde 24 yıllık deneyime sahip güçlü bir kurumsal yapıya dönüştü.
Bugün su yalıtımı ve endüstriyel zemin sistemleri başta olmak üzere, teknik bilgi, saha deneyimi ve mühendislik yaklaşımı gerektiren projelerde yer alıyoruz. Derin ve kazıklı temellerden deniz içi ve kıyı yapılarına, metro hatlarından otoyol ve köprülere, veri merkezlerinden sanayi, sağlık, enerji, arıtma ve turizm yatırımlarına kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. Dokuz şehirde, 25 şantiyede ve üç ülkede eş zamanlı iş yürütebilen bir organizasyona ulaşmamız, sadece sayısal bir büyüme değil, yıllar içinde oluşturduğumuz bilgi birikiminin, çalışma disiplininin ve müşterilerimizle kurduğumuz güven ilişkisinin de bir sonucu. Şirketin gelişim sürecinde hemen her bölümünde görev aldım. Bu deneyim bugün şirketin bütününe hâkim olmamı ve kararları farklı yönleriyle değerlendirebilmemi sağlıyor. Yönetim kurulu başkanı olarak sorumluluğum artık günlük işleyişin ötesinde; kurumsal yapının güçlendirilmesi, finansal sürdürülebilirlik, stratejik planlama ve iş geliştirme alanlarını kapsıyor.
Bugünün ihtiyaçlarını yönetirken Zengin İzolasyon’un değişen koşullara uyum sağlayan, güçlü ve sürdürülebilir bir kurum kültürüne sahip ve geleceğe hazırlanmış bir yapı olması için çalışıyorum. Bizim için başarı, büyürken niteliği, güveni ve kuruluş değerlerimizi koruyabilmek.

HAYAT BOYU ORTAKLIK
Hayat arkadaşınızla aynı zamanda iş ortağı olmak çalışma düzeninizi ve karar alma süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Eş olmakla iş ortağı olmak birbirinden farklı iki ilişki ve enerji biçimi. Aynı hayatı ve şirketi paylaşmanın sağladığı derin bir güven var; ancak bu birlikteliğin bilinçli biçimde yönetilmesi gerekiyor. Evdeki bir konuyu işe, işte yaşanan bir fikir ayrılığını da özel hayata taşımamayı yıllar içinde öğrendik. Birbirimizin sınırlarını, güçlü yönlerini ve karar alma biçimlerini tanıdıkça bize ait bir çalışma düzeni ve iletişim dili oluştu.
Volkan’ın teknik ve operasyonel yönü çok güçlü. Ben ise finans, organizasyon, insan ilişkileri, kurumsal yapı ve stratejik yönetim tarafında daha etkinim. Sorumluluk alanlarımızın net olması karar süreçlerini kolaylaştırıyor ve birbirimizin yetkinliğine alan açıyor.
Elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Zaman zaman fikir ayrılıkları yaşıyoruz ancak aynı hedefe farklı pencerelerden bakabilmek, doğru yönetildiğinde şirket için önemli bir zenginliğe dönüşüyor. Kararları kişiselleştirmemeye ve tartışırken birbirimize duyduğumuz saygıyı korumaya özen gösteriyoruz.
Hem evliliğimizde hem de iş ortaklığımızda bizi ayakta tutan temel unsur karşılıklı güven oldu. Uzun bir yol arkadaşlığında mesele her zaman aynı fikirde olmak değil; farklı düşündüğünüzde de birbirinizin niyetinden ve ortak amacınızdan emin olabilmek.
İzolasyon ve yapı sektörü, kadınların daha az görünür olduğu alanlardan biri. Bu sektörde bir kadın yönetici olarak kendinize nasıl bir yer açtınız?
Mesleğe başladığım yıllarda kadınların sahadaki görünürlüğü bugünkünden çok daha azdı. Pek çok toplantıda, şantiyede ve hatta kaldığım lojmanda tek kadın bendim. İlk karşılaşmalarda insanların önce kadın olduğumu, ardından yaptığım işi fark ettiğini hissediyordum. Önyargılarla karşılaştım fakat sürekli kabul görmeye çalışmak yerine işimi doğru yapmaya, bilgimi geliştirmeye ve aldığım sorumluluğun arkasında durmaya odaklandım.
Kadın olduğum için daha sert görünmeye veya kendimi sektörün hâkim diline göre değiştirmeye çalışmadım. Disiplini, sezgiyi, iletişim gücünü ve ayrıntıları fark etme becerisini yönetim anlayışımın doğal bir parçası olarak kullandım. Kadınların iş hayatında güçlü olabilmek için kendilerinden uzaklaşmaları gerektiğine inanmıyorum.
Zamanla bu sektörde yer edinmenin, birilerinin size yer açmasını beklemekle değil; bilgi, emek, tutarlılık ve kararlılıkla mümkün olduğunu gördüm. Bana hazır bir alan sunulmadı; yaptığım işin niteliği ve yıllar içinde oluşturduğum güvenle kendi alanımı kurdum. Bugün benden sonra gelecek kadınların teknik kadrolarda ve karar mekanizmalarında daha doğal biçimde yer alabilmesini de önemsiyorum.

DEVAM ETME CESARETİ
İş hayatında aldığınız en cesur karar hangisiydi? Bugün geriye baktığınızda “İyi ki bu adımı atmışım” dediğiniz bir dönüm noktası var mı?
İş hayatında aldığım en cesur karar, kurumsal hayatın daha öngörülebilir düzeninden ayrılarak kendi şirketimizi kurmaktı. Elimizde büyük bir sermaye, hazır bir müşteri portföyü veya sonucu garanti edilmiş bir iş planı yoktu. En önemli gücümüz mesleki bilgimiz, çalışma disiplinimiz ve birbirimize duyduğumuz güvendi. Bugünün ekonomik koşullarından geriye baktığımda, o kararın ne kadar cesur olduğunu daha iyi anlıyorum.
Bugün “İyi ki” dediğim şey yalnızca Zengin İzolasyon’u kurmak değil, karşılaştığımız zorluklara rağmen 24 yıl boyunca sürdürebilmiş olmak. Pek çok girişim, başlamaktan çok devam edebilme iradesiyle gerçek bir hikâyeye dönüşüyor.
Cesaretin korkusuzluk olduğuna inanmıyorum. Cesaret; riskleri görmek, belirsizliği kabul etmek ve sonuç ne olursa olsun doğru bildiğiniz yönde ilerleyebilmektir. O gün attığımız adım hem şirketimizin hem de hayatımızın yönünü değiştirdi.

BİLANÇONUN ÖTESİNDE…
Sizce başarılı bir iş kadını olmanın en önemli ölçüsü nedir? Büyüyen bir şirket, güçlü bir ekip, toplumsal etki ya da bunlar arasında kurulan denge mi?
Başarıyı yalnızca büyüyen rakamlarla tanımlamıyorum. Ekonomik açıdan sağlam, kârlı ve sürdürülebilir bir yapı kurmak iş hayatının temel gerekliliklerinden biri. Ancak bir şirketin değeri bilançosunun yanı sıra sektörüne kattıkları, yetiştirdiği insanlar, topluma sunduğu fayda ve oluşturduğu kurum kültürüyle de ölçülür.
Bana göre başarı; büyüyen bir şirket, birbirine güvenen bir ekip, toplumsal etki ve insanın kendi hayatıyla kurduğu denge arasında sağlıklı bir bağ oluşturabilmektir. İş hayatındaki kazanımlar insanı ailesinden, kendisinden ve değerlerinden uzaklaştırıyorsa o başarının bir tarafı eksik kalır.
Üstlendiğimiz büyük ve nitelikli projelerle gurur duyuyorum. Bununla birlikte bir çalışma arkadaşımızın gelişimine tanıklık etmek, bir gencin meslek edinmesine katkı sağlamak veya başka bir kadına cesaret verebilmek de benim için çok değerli. Bu nedenle başarıyı, yalnızca ulaştığımız sonuçlarla değil, o süreçte insanlar ve toplum üzerinde oluşturduğumuz etkiyle birlikte değerlendiriyorum.
Zengin İzolasyon’da kadın istihdamını artırmak veya kadın çalışanların yolunu açmak adına pozitif ayrımcılık uyguluyor musunuz?
Türkiye’de pozitif ayrımcılıktan çok liyakati ve herkese eşit sunulan fırsatları konuşabildiğimiz bir çalışma düzenine ulaşmayı isterim. Nihai hedef, cinsiyetten bağımsız olarak doğru kişinin bilgi, emek ve potansiyeliyle doğru görevde yer alması olmalı. Ancak kadınlarla erkeklerin iş hayatına her zaman aynı imkânlarla başlamadığını da görmezden gelemeyiz.
Yapı ve izolasyon sektöründe saha koşulları, uzun ve değişken çalışma saatleri, seyahat ve konaklama zorunlulukları kadınların kalıcı biçimde yer almasını güçleştirebiliyor. Bu nedenle mesele yalnızca kadınları işe almak değil; çalışabilecekleri, gelişebilecekleri ve sorumluluk üstlenebilecekleri koşulları oluşturmak.
Kadın adaylara ve genç kadın mühendislere daha cesaretlendirici yaklaştığımız zamanlar elbette oluyor. Bunu liyakatin yerine cinsiyeti koymak değil, başlangıçtaki fırsat eşitsizliğini dengelemek ve potansiyellerini gösterebilecekleri imkânı sağlamak olarak görüyorum. Aynı yeterliliğe sahip adaylar arasında sektörde daha az temsil edilen kadına fırsat verilmesini anlamlı buluyorum.

GELECEĞE YATIRIM
Sektörün nitelikli eleman ihtiyacına çözüm üretmek amacıyla GENÇ-ZEN Eğitim Programı’nı hayata geçirdiniz. Bu proje nasıl doğdu; gençlere hangi eğitim ve mesleki fırsatları sunuyor?
GENÇ-ZEN, sahada uzun yıllardır gözlemlediğimiz bir ihtiyaçtan doğdu. Yapı sektörünün temel sorunlarından biri, uygulama bilgisine ve meslek disiplinine sahip nitelikli çalışanlara ulaşmak. Biz bu sorunu dile getirmekle yetinmek yerine çözümün bir parçası olmak istedik. Bir sektörden nitelikli insan kaynağı bekliyorsanız, o insanları yetiştirme sorumluluğunu da paylaşmanız gerekir.
Programın çıkış noktalarından biri meslek liselerine ve zanaata hak ettiği değeri yeniden kazandırma düşüncesiydi. Uzun yıllar gençlere başarının tek yolunun üniversite olduğu anlatıldı. Oysa ülkemizin iyi yetişmiş teknisyenlere, uygulamacılara ve zanaat ustalarına ciddi ihtiyacı var. Meslek sahibi olmayı yalnızca istihdam açısından değil, üretim kültürümüzün geleceği bakımından da önemsiyoruz.
GENÇ-ZEN kapsamında su yalıtımı, uygulama teknikleri ve malzeme bilgisinin yanında iş sağlığı ve güvenliği, kişisel gelişim, finans, temel hukuk, finansal okuryazarlık, saha disiplini, ekip çalışması ve mesleki sorumluluk eğitimleri veriyoruz. Gençleri üretim tesislerine ve aktif şantiyelere götürerek süreci yerinde görmelerini sağlıyoruz. Bir uygulamanın sadece nasıl yapıldığını değil, neden o şekilde yapılması gerektiğini de anlamalarını istiyoruz.
Programın Millî Eğitim ile yürütülen kurumsal bir yapıya dönüşmesi ve eğitimi tamamlayan gençlerin “Nitelikli İzolasyon Teknisyeni” sertifikalarının e-Devlet sistemine işlenmesi bizi ayrıca gururlandırdı. Böylece eğitim, katılım belgesinin ötesine geçerek meslek hayatında karşılığı bulunan resmî bir yetkinliğe dönüştü.
GENÇ-ZEN’i, Zengin İzolasyon’a çalışan yetiştiren bir program olarak görmüyoruz. Bu, sektöre ve ülkemizin üretim geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım. Bir gence meslek kazandırmak, kendi hayatını kurabileceği gerçek bir imkân sunmak demek.
KOİDER çatısı altında farklı sektörlerden kadınlarla bir araya geliyorsunuz. Bu dayanışmanın kadınların iş hayatındaki gücüne ve görünürlüğüne nasıl bir katkı sunduğunu düşünüyorsunuz?
Kadın olarak çalışmanın, üretmenin ve yönetici olmanın getirdiği zorlukları farklı biçimlerde deneyimliyoruz. Sektörlerimiz ayrı olsa da karşılaştığımız görünür ve görünmez engeller çoğu zaman birbirine benziyor. KOİDER, bu deneyimleri tek başımıza taşımak yerine bilgiye, dayanışmaya ve ortak etkiye dönüştürebildiğimiz bir yapı.
Kadınların iş hayatında güçlenmesinin önemli yollarından biri, birbirlerinin bilgisinden ve tecrübesinden haberdar olmaları. KOİDER yalnızca sosyal veya ticari bir ağ değil; deneyim paylaşımının, iş birliklerinin ve yeni fırsatların oluştuğu bir zemin. Bir kadının daha önce geçtiği yol, başka bir kadının aynı yerde zaman ve enerji kaybetmesini önleyebiliyor.
Dayanışmanın kalıcı olması için iyi niyetin ötesine geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgi paylaşımına, ortak üretime, ticari iş birliklerine ve kadınların başarılarını görünür kılmaya dönüşmeli. Birlikte hareket ettiğimizde karar mekanizmalarındaki temsilimiz ve iş dünyasındaki etkinliğimiz de artıyor.
Bazen bir kadının hayatında fark yaratan şey büyük bir sermaye değil; doğru zamanda kurduğu bir bağlantı veya kendisine güvenen başka bir kadının varlığı olabiliyor. KOİDER’in en kıymetli tarafı, bu imkânları çoğaltan bir ekosistem oluşturması.
Sosyal yaşamda oldukça aktif birisiniz. İş dünyasının yoğun temposu içinde sosyal yaşamınızı canlı tutmak sizi nasıl besliyor?
Sosyal yaşam benim için işten uzaklaştığım bir kaçış alanı değil; merakımı ve bakış açımı canlı tutan önemli bir kaynak. Farklı insanlarla bir araya gelmek, seyahat etmek, yeni kültürler tanımak, müze ve sergileri gezmek, tiyatro izlemek düşünce dünyamı besliyor.
İnsan sürekli aynı sektörün, çevrenin ve gündemin içinde kaldığında olaylara hep aynı pencereden bakmaya başlayabiliyor; benim ifademle kendi kör alanına düşüyor. Dostlarla yapılan bir sohbet, karşılaştığınız farklı bir fikir veya başka bir kültürle kurduğunuz temas, size daha önce düşünmediğiniz bir bakış açısı kazandırabiliyor.
Sosyal yaşamı bir lüks olarak görmüyorum. Hayatı yalnızca çalışarak anlamanın mümkün olmadığına inanıyorum. İyi bir yönetici olabilmek için işinizi bilmenin yanında insanı, çevreyi, toplumu ve değişen hayatı da anlamak gerekiyor. Sanat, seyahat ve farklı insanlarla kurduğum bağlar beni dinlendirmenin ötesinde hem insan hem de yönetici olarak geliştiriyor.

KUSURSUZ DEĞİL GERÇEK
İki kız çocuğu annesi olarak, onların sizi çalışırken ve üretirken görmesinin hayatlarına nasıl bir örnek oluşturduğunu düşünüyorsunuz? Onlara aktarmak istediğiniz değerler neler?
Lal ve Bal benim en kıymetlilerim. Çocukların önce gördüklerini, sonra duyduklarını biliyorum. Bu nedenle onlara bir şeyi söylemeden önce kendi hayatımda göstermeyi önemsiyorum. Çalışmanın, üretmenin, öğrenmenin ve kendi ayakları üzerinde durmanın değerini hayatı yaşama biçimimden görmelerini istiyorum.
Beni sadece çalışan bir anne olarak değil; sorumluluk alan, yorulan, hata yapan, öğrenen ve gerektiğinde yeniden başlayan gerçek bir kadın olarak tanımaları önemli. Onlara kusursuz bir anne veya kusursuz bir hayat modeli sunmaya çalışmıyorum. Kendi yollarını bulabilecekleri iç güveni kazanmalarını istiyorum.
Hayatlarından tatmin duyan, mutlu ve kendilerini özgürce ifade edebilen bireyler olmalarını diliyorum. Meraklarını kaybetmemeleri, öğrenmeye açık olmaları, emeğe ve insana saygı duymaları benim için çok kıymetli. Onlara aktarmaya çalıştığım temel değerler emek, dürüstlük, vicdan, bağımsızlık, saygı ve cesaret.
Kendi kararlarını verebilsinler, seçimlerinin sorumluluğunu taşısınlar ve hayatlarını başkalarının onlar için çizdiği sınırlara göre kurmasınlar. Ekonomik ve düşünsel bağımsızlığın özgürce karar verebilmenin önemli bir dayanağı olduğunu bilmelerini isterim. Bununla birlikte hayatı yalnızca kariyer ve başarıdan ibaret görmemelerini; vicdanlarını, merhametlerini ve insanlıklarını korumalarını diliyorum.
Benim yolumdan yürümeleri gerekmiyor. Onlar adına bir hayat seçmek yerine, kendi hayatlarının öznesi olabilme cesaretini kazanmalarına destek olmak istiyorum.

GÜÇLÜLER DE YORULUR
Yoğun ve sorumluluklarla dolu bir günün ardından Şennur Zengin’i dinlendiren, yenileyen ya da yeniden motive eden şeyler neler?
Beni en çok hayatın sade ve gerçek tarafı yeniliyor. Ailemle geçirdiğim sakin bir akşam, kızlarımla yaptığım içten sohbetler, denizde veya deniz kenarında geçirilen zaman, yürümek, pilates, iyi bir kitap, ruh hâlime eşlik eden sakin bir müzik ve bazen yalnız kalmak bana iyi geliyor. Yeni bir şehrin sokaklarında amaçsızca yürümeyi, mimarisini keşfetmeyi ve o şehrin hikâyesini hissetmeyi de seviyorum.
Günlük hayatımın büyük bölümü karar vermek ve çözüm üretmekle geçiyor. Bu nedenle en çok, benden bir kararın veya sonucun beklenmediği, kendimle kalabildiğim sakin anlarda dinleniyorum. Doğanın renkleri ve özellikle deniz zihnimdeki kalabalığı azaltıyor. Denize baktığımda hayatın bütün telaşının dışında başka bir ritmin de var olduğunu hatırlıyorum. Bazen biraz geri çekilip hayatıma dışarıdan bakmak, önceliklerimi yeniden görmemi sağlıyor. Yenilenmek için çoğu zaman büyük değişimlere değil, kendimle yeniden temas kurabileceğim küçük ve gerçek molalara ihtiyaç duyuyorum.
İnsanların sizi güçlü bir kadın olarak görmesi, her zaman güçlü kalmanız gerektiği yönünde bir baskı oluşturuyor mu?
Bulunduğum yaş ve biriken yaşanmışlıklarımla birlikte güç kavramı, hayatımda anlamını en çok güncellediğim konulardan biri. Zaman geçtikçe gücün sadece dayanmak değil, kendine karşı dürüst olabilmek olduğunu da öğreniyor insan.
Güçlü görünmenin zaman zaman görünmeyen bir bedeli olabiliyor. İnsanlar her sorunu çözebileceğinizi, her yükü taşıyabileceğinizi ve ne yaşarsanız yaşayın devam edebileceğinizi düşünüyor. Bir süre sonra siz de aynı beklentiyi kendinize yöneltiyorsunuz.
Oysa güç hiç kırılmamak, yorulmamak veya her sorunun cevabını bilmek değil. Gerektiğinde durabilmenin, üzülebilmenin, yardım isteyebilmenin ve “Bugün iyi değilim” diyebilmenin de gücün bir parçası olduğunu artık biliyorum. Ben de zorlanıyorum ve bazen ne yapacağımı hemen bilemiyorum; bunları artık zayıflık olarak görmüyorum.
Gücümü en çok ailemden; kızlarımdan, eşimden, kız kardeşlerimden ve hayatın bana kazandırdığı seçilmiş kardeşlerimden alıyorum. Başarabildiklerimin verdiği cesaret, karşılaştığım zorluklarda gösterebildiğim sabır ve geçmiş deneyimlerim de bana güven veriyor. Annemden ve babamdan kalan değerler ise bugün hâlâ yaslandığım görünmez bir duvar gibi. Onların yokluğu hayatımdaki en büyük eksikliklerden biri; öğrettikleri ise kararlarımda ve hayata karşı duruşumda yaşamaya devam ediyor. Zorlandığımda geriye dönüp ne kadar uzun bir yoldan geldiğimi hatırlıyorum. “Bunu da taşıyabilirsin” diyen iç sesim biraz da oradan geliyor.

ŞİMDİ PAYLAŞMA ZAMANI
Şu anda hayatınızın hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz? Önünüzde gerçekleştirmek istediğiniz nasıl bir iş ve yaşam hikâyesi var?
Kendimi hayat boyunca biriktirdiklerimi anlamlandırma ve aktarma döneminde hissediyorum. İnsan ilk yıllarda var olmaya, kendini kanıtlamaya ve ayakta kalmaya çalışıyor. Ardından büyümek, yapıyı güçlendirmek ve artan sorumlulukları taşımak geliyor. Bugün yaptıklarımın neye dönüştüğünü ve benden sonra nasıl devam edeceğini daha fazla düşünüyorum. Elli yaşın bana getirdiği en kıymetli duygulardan biri, kendimi sürekli ispat etme ihtiyacının yerini daha sakin bir özgüvene bırakması oldu. Neyi yapabildiğimi bildiğim kadar neyi yapmak istemediğimi de biliyorum. Zamanın ve enerjinin sınırsız olmadığını fark edince ikisini de daha anlamlı alanlara yöneltmek istiyorsunuz. İş hayatındaki öncelikli hedefim, Zengin İzolasyon’un kurumsal yapısını daha da güçlendirmek.
Sektöre nitelikli gençler kazandırmak ve kadınların ekonomik ve toplumsal olarak güçlenmesine katkı sağlayan çalışmalarda daha fazla yer almak da gelecek planlarım arasında. Yaşam tarafında aileme, kendime, Urla’daki hayatıma, seyahate, ilgi alanlarıma ve anlamlı sosyal projelere daha bilinçli alan açmak istiyorum.
İş dünyasında yer edinmek isteyen genç kadınlara ne söylemek istersiniz?
Öncelikle kendilerini tamamen hazır hissetmeyi beklemesinler. İnsan çoğu zaman yola bütün cevapları bilerek çıkmıyor; başladıktan sonra öğreniyor, karşılaştığı güçlüklerle gelişiyor ve yürüdükçe kendi gücünü keşfediyor.
Başkalarının onlar için çizdiği sınırları kendi gerçekleri zannetmesinler. Eğitim alsınlar fakat öğrenmeyi diplomayla tamamlanmış saymasınlar. Mesleki yetkinliklerine ve kendilerini ifade edebilme becerilerine sürekli yatırım yapsınlar. Yolları her zaman kolay olmayacak. Zorluklarla mücadele ederken kendilerine yabancılaşmasınlar. Başkalarını taklit etmek veya kadın kimliklerini geri plana itmek zorunda değiller. Hata yapmaktan, yön değiştirmekten ve gerektiğinde yeniden başlamaktan korkmasınlar. Yardım istemeyi zayıflık olarak görmesinler ve başka kadınlarla dayanışma kurmaktan çekinmesinler. Bir kadının başarısı diğerinin alanını daraltmaz; ardından gelenler için yeni bir imkân oluşturur. Kendi hayatımdan süzülen tek bir cümle bırakmak isterim:
Başlamak için güçlü olmayı beklemeyin. İnsan çoğu zaman yola güçlü çıkmaz; yürüdükçe güçlenir.
Merkez
Adres: Seymen Mah. Bebek Sok. No: 4 Başiskele/KOCAELİ
Telefon: 0 262 343 42 76-77
Zengin İzolasyon Market
Adres: Seymen Mah. D-100 Karayolu üzeri No: 27/A Başiskele/KOCAELİ
GSM: 0 539 642 93 11
Web: www.zenginizolasyon.com.tr