
“Kalbim iki kişilik atıyor”
Melis Yener, anne olmadan önce hayatı daha çok kendi penceresinden yaşarken, oğlu Aybars’ın doğumuyla birlikte her şeye onun gözünden bakmaya başladığını söylüyor. “Onun için daha güçlü, daha sabırlı ve daha anlamlı bir hayat kurmayı öncelik haline getirdim” diyen Melis Yener, anneliğin hayatında yarattığı derin dönüşümü samimiyetle anlatıyor.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Sevgiye ve aileye değer veren, hayatını oğluyla birlikte anlamlandıran; sade ama derin duygularla yaşayan bir anneyim. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, her gün biraz daha gelişen ve oğluna en iyi şekilde yetebilmek için çabalayan bir kadınım. Aynı zamanda güçlü duruşuyla işini büyütmeye, ayakta tutmaya çalışan; sorumluluklarının arasında sevgisini ve zarafetini kaybetmemeye özen gösteren biriyim.
Onu ilk gördüğünüz anda ne hissettiniz?
Onu ilk gördüğüm an, sanki içimde biriktirdiğim tüm endişeler bir anda silinip gitti. Daha kucağıma verilmeden önce ortalığı inleten o güçlü ağlayışı hâlâ kulaklarımda… Sonra onu bana verdiler; yanağımı yanağına yasladığım o anda birden sustu. Sanki beni hissetti, “korkulacak hiçbir şey yok” der gibi derin bir iç çekişle sakinleşti. İşte o an, onunla birlikte ben de huzura kavuştum; kalbimde tarifsiz bir dinginlik ve sonsuz bir sevgiyle…
Sizce anneliğin en keyifli yanı nedir?
Bence anneliğin en keyifli yanı, onun her geçen gün biraz daha büyüdüğünü görmek, dünyayı keşfederken yeni şeyler öğrenip kendi küçük mucizelerini yaratışını izlemek.
Peki, annelikte en çok zorlandığınız duygu?
Annelikte en çok zorlandığım duygu, zaman zaman içimi yoklayan o sessiz soru: “Acaba ona gerçekten yetecek miyim, annem kadar güçlü ve iyi bir anne olabilecek miyim?” Bu düşünce bazen bir endişe gibi gelse de aslında içimde taşıdığım sevginin ve ona en iyisini verme isteğimin en gerçek yansıması.
Kokusu size ne hissettiriyor?
Kokusu bana tarifsiz bir güven ve derin bir aitlik duygusu hissettiriyor; sanki hayatın tüm karmaşası bir anda duruyor ve ben tam da olmam gereken yerde, en huzurlu halimle var oluyorum.

Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Aslında birlikte ne yaptığımızın pek bir önemi yok; onunla çocuk gibi oynamaya bayılıyorum. Yanında sanki yeniden çocuk oluyorum, en yakın arkadaşıymışım gibi hissettiğim o anlarda içimi tarifsiz bir mutluluk kaplıyor. Onunla eğlenmek, onunla gülmek bu dünyadaki en büyük mutluluk benim için. Bazen en basit anlar bile onunla bambaşka bir anlam kazanıyor; sadece ona bakıp varlığından keyif almak bile her şeye yetiyor.
Çocuğunuza baktığınızda kendinizden en çok hangi parçayı görüyorsunuz?
Çocuğuma baktığımda kendimden en çok onun içindeki başarma isteğini, o kararlı azmini ve dünyaya karşı taşıdığı o naif, zarif duruşu görüyorum. Sanki kendi içimde var olan en saf ve en güçlü parçalar, onda yeniden hayat bulmuş gibi hissettiriyor.
Anne olmadan önce, “asla yapmam” dediğiniz neleri yaptınız?
Aslında anne olmadan önce “asla yapmam” dediğim keskin sınırlarım yoktu. Ama annem bizi hep büyük bir özenle, adeta üzerimize titreyerek büyütürdü; ben de kendi kendime “Onun kadar korumacı olmam, oğlumu biraz daha hayata hazırlayan, daha dengeli bir anne olurum” diye düşünürdüm. Aybars doğduktan sonra anladım ki bu, anneliğin doğasında varmış. İstesem de istemesem de içimden sürekli “ya bir şey olursa” diyen o güçlü sesle onu korumak, üzerine titremek geliyor. Meğer bu, anneden çocuğa geçen en derin, en içgüdüsel sevgi biçimlerinden biriymiş.
Anne olmadan önceki ‘siz’ ile bugünkü ‘siz’ arasında en büyük fark nedir?
Anne olmadan önceki ben daha çok kendine odaklı, hayatı kendi penceresinden yaşayan biriydi; şimdi ise kalbim iki kişilik atıyor. Artık her şeye onun gözlerinden bakmayı, onun için daha güçlü, daha sabırlı ve daha anlamlı bir hayat kurmayı öncelik haline getirdim. Sanki içimde bambaşka bir derinlik, daha önce fark etmediğim bir şefkat ve güç ortaya çıktı; beni ben yapan birçok şey aynı kalsa da artık her şeyin merkezinde onun varlığıyla şekillenen yepyeni bir “ben” var.
Çocuğunuzun sizi ‘nasıl bir anne’ olarak tanımlamasını isterdiniz?
Çocuğumun beni her zaman güzel hatırlamasını isterim. Bu soru ona sorulduğunda yüreğinin sımsıcak olmasını, içini huzur ve sevgiyle dolduran bir anne olarak anmasını dilerim. Ve en önemlisi, ne olursa olsun annesinin her daim yanında olacağından, onu koşulsuzca sevip destekleyeceğinden hiç şüphe duymamasını isterim.
Hayata dair ona verdiğiniz en önemli öğüt nedir?
Hayata dair ona verdiğim en önemli öğüt, her zaman bugün olduğu gibi sevgi dolu kalması ve bu dünyadaki en değerli erdemin sevgi olduğunu hiç unutmaması. İyi bir insan, iyi bir evlat ve iyi bir arkadaş olmanın kıymetini bilmesini; hayatın geçici nimetlerine aldanmadan, kalbindeki o saf iyiliği her şartta koruyabilmesini dilerim. Çünkü inanıyorum ki insanı gerçekten değerli kılan, kalbinde taşıdığı sevgi ve iyiliktir.
Yıllar sonra okuduğunda, ona bu satırlardan ne söylemek isterdiniz?
Yıllar sonra bu satırları okuduğunda bilmeni isterim ki seni bugün her şeyden çok seviyorum ve bu sevgi yarın da, yıllar sonra da asla değişmeyecek. İyi ki benim evladımsın, iyi ki sana anne olmak bana nasip oldu. Sen benim bu dünyadaki cennetimsin; varlığınla hayatıma anlam, kalbime tarifsiz bir huzur kattın.
Anne olmak, bu hayatta sahip olduğum en güzel mevki ve beni bu duyguyla tanıştırdığın için sana minnettarım. Sevgili oğlum, büyüsen de benim kalbimde hep o minik, ışık saçan meleğim olarak kalacaksın.