Annelikte yeni bir dil: Koç Anne

Eğitim2 saat önce

Bir çocuğun gelişim yolculuğunda en güçlü rehber, onu gerçekten dinleyen bir annedir. “Koç Anne”, bu rehberliğin nasıl mümkün olacağını anlatıyor

Eğitim dünyasında bazı isimler vardır; sadece mesleklerini icra etmez, aynı zamanda dokundukları hayatlarda iz bırakır. Suzan Kayganacı da tam olarak böyle bir isim. Yıllara yayılan öğretmenlik ve yöneticilik deneyimini, uluslararası düzeyde koçluk yetkinlikleriyle birleştiren Kayganacı, şimdi bu birikimi anneliğin en hassas, en dönüştürücü alanına taşıyor.

Suzan Kayganacı’nın kaleme aldığı “Koç Anne”, anneliğe yeni bir tanım getiriyor. Bu kitap, “mükemmel anne” olma baskısını değil, “bilinçli ve farkında anne” olma cesaretini konuşuyor. Çünkü bazen bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey; yönlendirilmek değil, gerçekten duyulmak… Düzeltilmek değil, olduğu haliyle görülmek… Ve belki de en önemlisi, duygularının anlaşıldığını hissetmek.

Şimdi gelin, Suzan Kayganacı’nın “Koç Anne” yaklaşımının nasıl doğduğunu, hangi ihtiyaçlardan beslendiğini ve aile içindeki ilişkilere nasıl yeni bir nefes getirmeyi amaçladığını kendisinden dinleyelim.

Suzan Hocam, koçluğun pek çok uygulama alanı varken, neden odağınıza anneleri aldınız? Kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı?
Ben, MCC (Master Certified Coach) koç ve koç süpervizörüyüm. Ayrıca AATC takım koçu ve öğrenci koçuyum. Ancak bütün bunların ötesinde, 42 yıl boyunca öğretmenlik ve yöneticilik yapmış bir eğitimciyim. Üniversite yıllarımda pedagojik dersler en önemli alan dersleriydi. Meslek hayatım boyunca çocukları yakından gözlemledim, onlarla sürekli iletişimde oldum. Yani yıllarımı onların gözlerine bakarak, ellerini tutarak ve gönüllerine dokunarak geçirdim. Çocuklar büyürken yalnızca bedenleri değişmez; soruları derinleşir, duyguları çeşitlenip dalgalanır ve sosyal dünyaları giderek genişler. Bu evre kritiktir; anne olmak, iletişim ve ilişkiyi doğru temelden kurmayı, zamanı bilinçle yapılandırıp yönetmeyi ve sezgisel farkındalığı hassasiyetle sürdürmeyi gerektirir. İşte Koç Anne, bu hassasiyeti görünür kılmak ve dillendirmek için doğdu.

 

‘Koç Anne’ ismi oldukça dikkat çekici. Bu isim sizin için ne ifade ediyor?
“Koç Anne” benim için güçlü iletişim becerisine sahip annedir. Anneler, çocuklarıyla kurdukları bağı; derin dinleme, güçlü sorular sorma, yansıtma, empatik yaklaşım ve barışçıl dil kullanma gibi koçluk yetkinlikleriyle daha sağlam, daha sakin ve daha bilinçli bir noktadan yönetebilir. Bu kitapta, annelere bu yetkinlikleri örneklerle nasıl beceriye dönüştürebileceklerini anlattım.

Bir anne güçlü ve dönüştürücü olmalıdır. ‘Koç Anne’, ‘mükemmel anne’ olma iddiasını bırakıp ‘bilinçli anne’ olmayı seçen ve rehberlik eden bir duruşu ifade eder. Koç Anne; susmayı, beklemeyi ve dinlemeyi bilen, o küçük kalbin kendi gücünü bulmasına izin verendir. Çocuk için her şeyi yapan değil; merak ve keşif duygularını besleyerek onu daha doğru bir yerden gören ve olduğu gibi kabul edendir.

Bu kitabı yazarken en çok hangi anneleri düşündünüz? Kimler kendinden bir parça bulacak?
Okul bahçesinde çocuğunu bekleyen, veli toplantılarında merakla öğretmenin söylediklerini dinleyen, akşam çocuğuyla birlikte ödev yapan ve bazen ödevini unuttuğu için telaşla okula götüren… Kısacası tüm anneleri düşündüm. Özellikle 7-12 yaş döneminde; duygusal okuryazarlık, sosyal ilişkiler, ödev stresi ve dijital dünya gibi hassas konuların gündemde olduğu bu süreçte annelerin bir rehbere ihtiyaç duyduğunu biliyorum. İşte bu kitap, annelerin kendilerini bulabilecekleri bir yol arkadaşı olarak hazırlandı.

Kitapta yalnızca teori yok; somut örnekler, vaka analizleri ve ‘Kendime Notlar’ bölümleriyle annenin kendi iç yolculuğuna eşlik eden aktif bir yapı var. Bir baba da okuyabilir; çünkü bu yolculuk sadece annelere değil, ebeveynliğe dair bir farkındalık sunuyor. ‘Keşke çocuğum 7 yaşına gelmeden önce okusaydım, belki her şey daha güzel olurdu’ diye bir pişmanlığı kimse yaşamasın istedim. Herkes çocuğunun büyüme yolculuğuna bilinçle eşlik etsin. Bence bu kitapta herkes kendinden bir şey bulacak.

‘Koç Anne’yi yazarken okuyucuya mutlaka ulaşmasını istediğiniz en temel mesaj neydi?
En temel mesajım şudur: Çocuğun davranışının arkasındaki duyguyu ve ihtiyacı görmeye, anlamaya çalışmak. Bir eğitimci ve koç olarak biliyorum ki 7-12 yaş aralığındaki çocuklara literatür anlamında koçluk yapılamaz. Ancak sohbetler, koçvari bir yaklaşımla yürütülebilir. Bu nedenle anneler, koçluk becerilerini kazanarak çocuklarıyla daha doğru ve sağlıklı bir iletişim kurmalı; onların içsel güçlerini keşfetmelerine, kendilerini tanımalarına ve güçlü bireyler olarak yetişmelerine destek olmalıdır. Özetle, çocukların sesini duyabilmek için büyüklerin kendi seslerini susturmayı öğrenmeleri gerekir. Bu kitapta vermek istediğim en net mesaj budur.

Kitabı okuyan bir annenin hayatında ilk fark edeceği değişim ne olur sizce?
Evdeki telaşın yerini sakin bir güvenin aldığını fark edecekler. Bu kitabı okuyan anne, içindeki bilge, sakin ve güçlü rehberi keşfedecek. Çocuklar; hayal etmeyi, düşünmeyi, fark etmeyi, empati kurmayı ve sorumluluk almayı öğrenecekler. Kendi çözümlerini üretmeyi, güçlü olmayı, kendi ayakları üzerinde durmayı; insana, doğaya, canlılara ve içinde yaşadıkları çevreye değer vermeyi; ilişkilerde şefkatin önemini kavrayacaklar. Anneler ise gerçek başarının kıyaslamak değil, çocuğun kendi değerini fark etmesine eşlik etmek olduğunu bir kez daha hatırlayacaklar.

‘Koç Anne’ yolculuğunun devamı gelecek mi? Yeni projeler var mı?
Elbette; çünkü bir çocuk gelişip özgürleştiğinde, yarının umutları yeniden doğar. Bu farkındalığın yalnızca evde oluşması yeterli değildir. Bu nedenle farklı bakış açılarını besleyecek yeni kitap projeleri var.

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...