Yeşil ile mavinin dans ettiği ada Samos

Gezi1 yıl önce

Son zamanlarda gündemimizi meşgul eden “Yunan adaları kapı vizesi” gibi haberleri veya yorumları çokça duymuşsunuzdur. Yunanistan, 30 Mart 2024 itibarıyla Türkiye’nin belirli kıyı bölgelerinden deniz yoluyla ulaşılan 10 adası (Kalimnos, Kos, Limni, Leros, Midilli, Meis, Rodos, Sakız, Samos ve Simi) için kapıda vize uygulaması başlattı. Yani Yunanistan’ın bu 10 adasına giderken; hususi (yeşil), diplomatik (siyah) ve hizmet (gri) pasaportu olmayanların almak zorunda olduğu Schengen vizesini almanız gerekmiyor artık. Bunun yerine gümrük kapısında 60- 80 euro karşılığında vize alıyorsunuz. 7-15 gün seyahat etme imkanı tanıyan bu vize sadece 10 ada için geçerli ve Yunanistan’ın başka bir bölgesine ya da adadan adaya geçişte kullanılamıyor. Mutlaka biliyorsunuzdur ama yine de yazayım; yeşil, siyah ve gri pasaportu olanlar da Yunanistan’a 180 günlük zaman dilimi için 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz girebiliyor. Yine biliyorsunuzdur ama bir hatırlatma daha yapayım pasaportunda K.K.T.C giriş/çıkış damgası olanlar Yunanistan’a giriş yapamıyor, dolayısıyla kapıda vize de alamazsınız! Ayrıca daha önce Schengen vize başvurusu reddedilmiş kişilerin başvurusu kabul edilmiyor!

***

Yunanistan’da turizmin yeni yolunun bir parçası olan kapıda vize uygulaması başlayınca, ülkemizde Yunan adalarına talep patlaması yaşandı. O kadar ki bazı kişilerin feribot rezervasyonları iptal edildi. Ek seferler düzenlendi, bu sefer de otel rezervasyonları iptal edildi. Adalarının bu kadar tercih edilme sebeplerine bakarsak; daha önce Yunan adalarına hiç gitmemiş kişilerin bunu fırsat bilmesi olabilir zira uygulamanın geçici olduğu söyleniyor. Gerçi geçtiğimiz yıllarda ekonomisi dibi gören Yunanistan’ın yüksek makamları, bu kadar dövizi görünce uygulamayı kalıcı yapacaktır ancak Türkiye’de oturum izni olan ya da Türk vatandaşlığına geçmiş mültecilerin durumuna göre değiştirebilirler! Bunu ben söylememiş olayım ama adalara bu kadar yoğun talebin olmasının sebepleri arasında; plajların çok temiz ve halka açık olması, yeme-içme ve konaklama konusunda ülkemize göre fiyatların daha makul olması, inşaat ve müzik gürültüsünün olmaması da gösteriliyor.

Daha önce Yunan adalarından birine gitmediyseniz ve kapıda vize uygulamasından faydalanmak istiyorsanız her birinin kendine özgü güzellikleri ve atmosferi olan adalar arasından seçim yapmanız zor olabilir. Bu sayıda size eşim Ömer Tan’la ziyaret etme fırsatı bulduğumuz ve çok keyif aldığımız Samos (Sisam) Adası hakkındaki düşüncelerimi ve deneyimlerimizi anlatacağım. Rehber olması dileğiyle, keyifli okumalar…

 

Samos Adası

Uzun yıllar Osmanlı’nın susam gereksinimini karşıladığı için Sisam veya Susam Adası olarak da anılan Samos Adası; Batı Türkiye kıyılarından 2 km uzaklıkta Kuşadası Dilek Yarımadası’nın karşısında, ülkemize en yakın olan Yunan adasıdır. Antik çağlarda üzüm bağları ve şarap üretimiyle tanınan, zengin ve güçlü bir şehir devleti (Günümüzdeki Vatikan, Monaco vb. gibi) olan ada, günümüzde Yunanistan’ın Kuzey Ege bölgesinin ayrı bölgesel bir birimi. Pisagor teoremine adını veren filozof ve matematikçi Pisagor’un, filozof Melissus ve Epikuros (Epikür)’un, dünyanın güneş etrafında döndüğünü ilk defa öne süren gök bilimci Aristarchus (Aristarkus)’un doğduğu yer olan ada; tarih boyunca Cenevizlilerden Romalılara, Perslerden Fenikelilere ve Osmanlı’ya kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bu uygarlıkların izlerini taşıyan tarihi, Artemis Tapınağı ve Heraion gibi yapılarıyla kültür mirası olan ada aynı zamanda bölgeye özgü yemekleri, şarapları, tavernaları, enfes sahilleri ve doğal güzellikleriyle ziyaret edilmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Nasıl gidilir?

Samos Adası’na; Kuşadası, Bodrum veya Seferihisar limanlarından düzenli olarak yapılan feribot veya katamaran seferleriyle kolayca ulaşım sağlanıyor (Arabalı feribot yok). Biz Kuşadası’ndan katamaran ile Vathy şehrine gittik. Sefer süresi yaklaşık 45 dakika sürüyor. Adanın Pythagorio şehrine de feribot var ama bizim otelimiz Vathy’deydi. Eğer seyahatinizi tur şirketiyle değil de kendi imkanlarınızla gerçekleştirecekseniz; seyahat planınızı önceden yapıp, feribot biletinizi almanızı, kapı vizesi için gereken evraklarınızı eksiksiz hazırlamanızı öneririm. Yola çıkmadan önce de feribot ve otel rezervasyonlarınızı mutlaka teyit edip, iptal edilmediğinden emin olun! Çünkü sosyal mecralarda ve basında feribot ya da otel rezervasyonları iptal edilen birçok kişinin mağduriyetini okudum. Yaz aylarında yoğunluk olduğu için gümrüklerde fazla bekleyeceğinizi, eksik evrakınız varsa ödediğiniz vize ücretini geri alamayacağınızı unutmayın! Feribottan iner inmez limanın hemen karşısında bulunan binalarda araba kiralayacağınız firmalar var (Bizim girdiğimiz ofisin sahibi şansımıza Türk idi). Biz araba kiraladık ama motor kiralayan da çok. Motor kiralamak daha uygun olabilir ama dağ köylerine gidenlerin yorumlarına göre küçük motorlarla dik rampaları çıkmak zor oluyormuş. Eğer deniz tatili için gittiyseniz, gününüzün çoğunu plajda geçirecekseniz, araba kiralamanız gerekmeyebilir. Diğer şehirleri ziyaret etmek için otobüs ya da taksi kullanabilirsiniz.

Ne zaman gidilir?

Tipik Akdeniz iklimine sahip Samos’a her mevsim gidilebilir ama deniz tatili isteyenler için en uygun zaman, sıcaklığın yüzmek için ideal olduğu nisan- ekim ayları arası. Temmuz ve ağustos adanın en yoğun, en popüler olduğu aylar ve fiyatlarlar diğer aylara göre biraz daha yüksek. Sıcaklıklar 35 hatta 40 derecelere kadar çıkıyor. Eylül ve ekim aylarında sıcaklıklar daha düşük, turist yoğunluğu daha az yani ada daha sakin. Kalabalığı seviyorsanız temmuz- ağustos, sevmiyorsanız eylül-ekim ayları Samos’a gitmek için ideal aylar. Havanın çok soğuk olmadığı kış aylarında da gidilebilir ancak çok yağışlı geçtiğini bilmenizde fayda var.    

Nerede kalınır?

Samos’ta konaklama konusunda seçenek çok. Biz arkadaşlarımızın tavsiye ettiği Hotel Myrini, Vathy’de olduğu için orada konakladık ama Kokkari veya Pitagorion’da da kalmak keyifli olur.

 

Samos’ta görülmesi gereken yerler

Samos/ Vathy

Ana kent olan Samos (Vathy olarak da anılıyor), adanın kuzeydoğusunda yer alıyor. Büyük bir limanın bulunduğu bölge, en hareketli, en popüler ve diğer yerleşkelere göre en kalabalık yer. Feribottan iner inmez sizi karşılayan küçük dükkânlar, tavernalar, oteller sahil boyunca devam ediyor. Geceleri ışıl ışıl olan sahilde yürümek, küçük tavernalarda, kafelerde oturup bir şeyler yiyip içmek oldukça keyifli. Vathy’nin merkezinde bulunan meydanın ortasında meşhur aslan heykeli var. Siyah kaide üzerindeki beyaz aslan heykeli, 1930 yılında Yunanistan’ın özgürlüğünün yüzüncü yılını kutlamak amacıyla dikilmiş. Meydanın etrafında ise kafeler, barlar ve tavernalar var. Meydan gündüz sessiz ama akşam saatlerinde yayılan müzik sesleri geç saatlere kadar devam ediyor. Adanın tarihini öğrenmek isterseniz sahildeki Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Tepelere doğru dar ve dolambaçlı yolları tırmanarak Vathy’nin yüksek kesimlerindeki ara sokaklarında küçük ama sevimli Rum evlerinin fotoğraflarını çekebilir, şehri panoramik olarak seyredebilirsiniz.

Kokkari

Yunancada ‘küçük soğan’ anlamına gelen Kokkari, başkent Vathy’ye 10 kilometre uzaklıkta, tipik beyaz evlerin bulunduğu şirin bir sahil kasabası.

İsminden de anlaşıldığı gibi burada soğan yetiştiriliyormuş ama günümüzde turizm, tarımın önüne geçmiş. Çok sayıda zeytin ve çam ağaçlarının, üzüm bağlarının olduğu yerleşimde dağların yeşilliği ile denizin mavisi birlikte çok güzel manzaralar oluşturuyor, adeta dans ediyor. Denizi dalgalı olduğu için sörf yapanların tercih ettiği Kokkari’de sörf eğitimi veren bir okul da mevcut. Sahilde bulunan gece kulüpleri, barları, tavernalarıyla turistlerin gözde yeri olan Kokkari, adanın en canlı ve eğlenceli yeri.

Karlovasi

Adanın kuzeybatı kesiminde yer alan Karlovasi, Vathy’ye 32 kilometre uzaklıkta ve adanın ikinci büyük şehri. Kıyı şeridi boyunca birçok kum veya taşlı plajı olan Karlovasi, Samos’un sembolü haline gelmiş olan kalp şeklindeki Potami Plajı’na yaklaşık beş kilometre uzaklıkta. Bölgede Potami şelalesi de var, zamanımız olmadığı için biz gitmedik. Zaten yolu biraz zorluymuş. Gitmek isterseniz spor ayakkabısı ve yedek kıyafetler götürmeyi unutmayın. Gün sonunda güneşi Karlovasi’de batırmak da keyifli bir tecrübe… Deniz ve doğa güzelliklerinin yanında Karlovasi’yi önemli bir yerleşke yapan başka bir özellik ise Ege Üniversitesi Bilgi ve İletişim Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nün burada olması.

Pythagorion

Ünlü matematikçi ve filozof Pisagor’un doğduğu ve yaşadığı yer olan Pythagorion (Pisagor) kasabası adanın popüler ve mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri. Kasabanın merkezindeki sahilde teknelerin yanaştığı bir liman ve sahil boyunca uzanan tavernalar var.

Limanda buruna doğru gidince Pisagor’un heykeli olan anıtını görüyorsunuz. Kaidenin üzerinde Pisagor teoremini gösteren yazılar bulunuyor. Ara sokaklarında otantik ve harika bir atmosfer bulabileceğiniz kasaba aynı zamanda Antik Samos’un arkeolojik alanı.

Deniz kenarında bir tepede erken dönem bazilika kalıntıları ve kale duvarlarını görebilirsiniz. Pythagorion, Samos Heraionu (Zeus’un karısı tanrıça Hera için yapılan, bugün sadece bir sütunu ayakta kalmış 115 sütunlu görkemli tapınak -ki Efes Artemis Tapınağı’ndan sonra ikinci büyük iyon tapınağı olarak biliniyor-) ile birlikte 1992 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş. Pythagorion’a kadar gitmişken, buraya çok yakın olan uzun ve kumlu plajı, dalgasız sığ sularıyla adanın en gözde plajlarından biri olan Psili Ammos’a da uğrayabilirsiniz.

Manolates

Samos’un kuzey kıyısında, Karlovasi ile Kokkari arasında yer alan, turistlerin tercih ettiği, otantik bir dağ köyü. Manolates; şarap üretimi, güzel manzarası ve seramikleriyle ünlü. Sokaklarında hediyelik eşya alabileceğiniz çok sayıda seramik atölyeleri ve dükkanları var. Doğa yürüyüşü yapmayı seviyorsanız köyde hiking (Kırsal kesimdeki patikalarda veya parkurlarda yapılan uzun ve hareketli bir yürüyüş) parkurları da var. Dağ köylerinin dar ve dolambaçlı yolları çok dik ama tırmanmaya değer çünkü manzaralar çok güzel.

Plajlar

Adada sanırım kırktan fazla mavi bayraklı plaj bulunuyor. Her biri birbirinden güzel ve temiz olan plajları seçmesi zor ama en popüler olanları: Kokkari Plajı, Potami Plajı, Mikro Seitani & Megalo Seitani Plajları, Tsamadou Plajı, Livadaki Plajı, Avlakai Plajı ve Psili Ammos Plajı diyebilirim.

Dini yapılar

Adada dolaşırken çok sayıda manastır, kilise ve şapel karşınıza çıkıyor. Sahilde, köylerde, dağların tepesinde hatta mağaranın (Spiliani Manastırı) içinde bile. Birkaçından bahsetmek gerekirse; Agios Spyridonas Kilisesi: Vathy’de bulunan kilise, Samos’un Yunanistan ile birleştirilme kararı alındığı için tarihi öneme sahip. Agios Nikolaos Kilisesi: 19. yüzyılın sonlarında Bizans mimari tarzıyla inşa edilen Ortodoks Kilisesi; Karlovasi’nin en görkemli ve etkileyici kilisesi. Büyük mermer sütunlu dış cephesi, mavi beyaz kubbesi, uzun çan kuleleri, palmiyeli giriş yoluyla dikkat çekiyor. Megali Panagia (Büyük Meryem Ana) Manastırı: 1586 yılında rahip Nilus ve Dionysos tarafından kurulan manastır, Koumaradaioi Köyü’nün iki kilometre güneydoğusunda. Manastırın iç kısmında 16. yüzyıl freskleri, minber, görkemli taht ve sunak, 18. yüzyılda yapılmış yaldızlı ahşap oymalar bulunuyor.

Aktiviteler

Yunanistan, uzun süredir sürdürülebilir turizmi teşvik ediyor. Sürdürülebilirlik derken sadece doğal kaynakları, çevreyi korumakla kalmıyor, yerel halkın da turizme entegre olmasını sağlıyor. Böylece bacasız sanayi olan turizm ile çevreyi kirletmeden ekonomisini iyileştiriyor. Samos’ta da turistlerin ilgisini çekecek, yerel halkın para kazanacağı çeşitli aktiviteler gerçekleştiriliyor. Bunların başında şarap tadımı turları geliyor. Samos’un şarapları dünyaca ünlü ve uluslararası yarışmalardan aldığı yüzlerce ödül var. Şarap severler için düzenlenen bu turlar hem yerel halka hem de ekonomiye katkı sağlıyor. Yunan hükümeti, turizmin sadece yaz aylarında yoğunlaşmasından ve bölgenin aşırı kalabalık hale gelmesinden de hoşlanmıyor. Bu nedenle aktivitelerin bütün yıla yayılması için uğraşıyor. Bu sebeple yaz sezonu dışında yemek pişirme ve aşçılık dersleri, doğa yürüyüşleri, mağara keşifleri, rüzgâr sörfü, tırmanma gibi aktiviteler de yapılıyor.

Yeme-içme

Samos’un ekonomisi ağırlıklı olarak turizme dayalı olduğu için gastronomi önemli bir rol oynuyor. Yunanistan’ın genelinde olduğu gibi Samos’ta da pişirilen yemekler, mezeler her zaman taze ve lezzetli. Bunun bir sebebi de adada üretilen yüksek kaliteli sızma zeytinyağı ile pişirilmesi. Komşu Yunanistan ile mutfak kültürümüz birbirine benziyor.

Cacık, dolma, baklava, döner vb. gibi ortak lezzetlerimiz var. Yunan mutfağında deniz ürünleri kadar mezeler de önemli. Çok çeşitli olan mezelerden en popüler olanı sebze, et, karides veya deniz mahsullerinin peynire sarılıp kızartılmasıyla yapılan Saganaki. Ayrıca morina, sazan, kefal gibi balıklarla yapılan taramasalata ve bakaliaros denilen böreği sayabiliriz. Antik çağlardan beri şarapçılık geleneğine sahip adada üretilen dünyaca ünlü şaraplar ve uzo en çok tercih edilen içecekler.

Alışveriş

Adanın kayalık arazilerinde yetişen zeytinlerden üretilen düşük asitli, aromatik zeytinyağı, dağlardaki çiçek ve güzel kokulu otlarla beslenen arılardan üretilen bal, koyun ve keçi peyniri adaya gelen turistlerin en çok aldığı ürünler. Ayrıca Manolates Köyü’nde imal edilen seramik objeler (özellikle Pisagor’un adalet kupası), Pisagor teoremi baskılı tişört ve magnet satın alabilirsiniz.

Daha önce Mikonos, Santorini ya da Rodos gibi Yunan adalarından birine gittiyseniz, Samos’u beğenmeyebilirsiniz ama biz çok sevdik ve hoşça vakit geçirdik. Hatta bulduğumuz ilk fırsatta adanın gezemediğimiz bölümlerini keşfedebilmek için tekrar gitmeye değer diye düşünüyoruz.  Seyahatiniz bol olsun…

 

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...