Yavru Vatan’ı keşfe çıkıyoruz: Kıbrıs

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 10/06/2021
Altın kumları, tenha plajları, sakin köyleri ve doğal güzellikleriyle tatil için sık sık tercih ettiğimiz destinasyonlardan biri olan Yavru Vatan Kıbrıs, tarihi ve kültürüyle de ziyaretçilerini büyülüyor
.stripslashes($urun->baslik).

HAZIRLAYAN: GAMZE KIR SAPANCI & AKIN SAPANCI (@GAMZENIKA)

 

‘Kıbrıs tatili’ denildiğinde hepimizin aklına otele kapanmalı bir tatil gelir. Açıkçası uçak firmaları çok uygun fiyata bilet kampanyası yapmasaydı, Kıbrıs için bir gezi planı yapar mıydık bilmiyorum. Fırsat ayağımıza gelince değerlendirmek istedik, işte o vakit araştırmalara başladık. Meğer Kıbrıs’ta keşfedilecek ne kadar çok şey varmış.

 

 

GAZİMAĞUSA

 

Gezmek istiyorsanız otel tercihinizi Girne’de yapın, ulaşım bu şekilde çok daha rahat sağlanıyor ve Girne iyi bir destinasyon. Bizim otelimiz Girne merkeze 5 dakika mesafedeydi, rahatlıkla her yeri gezebildik.

Cuma akşamı yol yorgunluğu ve miskinlikle geçti, otelimizin içinde bulunan Babaçakka Restaurant’ta güzel bir akşam yemeği yedik. Babaçakka’da meze çeşitleri ve ana yemekle birlikte sunulan fiks menü oldukça doyurucu, aynı zamanda makul fiyatlarda.

Birinci gün gezimize Gazimağusa yani Lagamusta ile başlamaya karar verdik. En uzak noktadan başlayarak günü iyi değerlendirmekti amacımız. Yol boyu kuruyan saman balyaları dikkatimizi çekti hatta durup harika fotoğraflar bile çektirdik. Burada ilk durağımız ise Barnabas Kilisesi oldu. Barnabas (Sümela’yı rüyasında gören havari) isimli Kıbrıslı havarinin evinin de olduğu tarihi mekânda kazılar sonucu bu lunan pek çok eşyanın sergilendiği bir de müze var. Müze ve kiliseye giriş ücretli.

 

 

SALAMİS ANTİK KENTİ

 

İkinci rotamız olan Salamis Antik Kenti’ne doğru yol alıyoruz. Salamis Harabeleri olarak da bilinen antik kente giriş ücretli. Daha girişte bir güzellikler diyarına adım attığımızı anladık. Burada tanıştığımız bir rehberden, kentin zirve noktasından denize doğru bakıldığında, 500 metrelik alan sonrasında, denizin içinde de kentin devamının olduğunu öğreniyoruz ve adeta büyüleniyoruz. Bazen deniz çekildiğinde kentin görünebilir hale geldiği de rivayetler arasında. Görenler var mı bilmiyoruz fakat bunu duyduğumuzda Salamis Antik Kenti kalbimizde derin izler bırakıyor.

Salamis Antik Kenti, küçük bir Efes gibi. Antik tiyatrosu, kafasız heykelleri, günümüze kadar gelen harika sütunlarıyla tam bir tarihi şölen yaşatıyor bize.

Salamis Antik Kenti’nde uzun zaman geçirdikten sonra rotamızı yakındaki Lala Mustafa Paşa Camii’ne çeviriyoruz. Asıl adı St. Nicolas Katedrali, Osmanlı döneminde minare eklenerek camiye dönüştürülmüş bir yapı. Lala Mustafa Paşa Camii dış görünümüyle oldukça heybetli. Hemen yanında bulunan kafeteryalar turistlerin dinlenme mekânı haline gelmiş. Camiden çıkıp sola doğru yürüdüğünüzde St. George Grek Kilisesi diye yine heybetli fakat kaderine terk edilmiş bir yapı karşınıza çıkacak, mutlaka görün, oldukça güzel bir yapı. Hemen yanında da Simeon Kilisesi bulunuyor. Buraya gelirken yolda görünen fakat şu anda otopark olarak kullanılan bazı tarihi alanlar da var, Venedik Sarayı kalıntıları da bunlardan biri.

Gazimağusa oldukça tarihi bir ilçe, buradan dönerken İskele Karpaz yolunda denize girme imkânınız da var. Hatta vaktiniz varsa Bafra’yı mutlaka ziyaret edin, burada Altın Kum Plajı çok methediliyor. Bizim zamanımız kısıtlı olduğundan gidemedik.

 

 

GİRNE ÇOK HAREKETLİ

 

Dönüşte Lefkoşa’ya yani Nicosia’ya uğruyoruz. Burada da Cumhuriyet Parkı ve ilerisinde hala yapım aşamasında olan Rauf Denktaş kabir anıtını ziyaret ediyoruz. Görevli polis yıllardır Rauf Denktaş’a hizmet ettiğini ve kabir anıtı bitene kadar devam edeceğini anlatıyor, Cumhuriyet Parkı’nda bulunan Kıbrıs Savaşı anıtı ve sancaklardan da bahsediyor. Bilgileri aldıktan sonra rotamızı otelimize gitmek üzere Girne’ye yani Kyrenia’a çeviriyoruz.

Girne akşam başka güzel, oldukça hareketli. Eski Liman’da pek çok restoran ziyaretçilerini bekliyor, biz Canlı Balık Restoran’ı tercih ediyoruz.

Öte yandan Girne Kordon’da yürüyüş yapabilir, belediye binasının hemen önünde bulunan publarda içeceğinizi yudumlayıp, Girne akşamının tadını çıkarabilirsiniz. Teknede canlı müzik yapan kafeleri de oldukça güzel.

 

 

BELLAPAIS MANASTIRI

 

Kıbrıs’taki son günümüzü ise sabahın en erken saatlerinde başlatarak dolu dolu geçirmek istiyoruz. Sabah deniz bir harika, mutlaka kimseler uyanmadan denize girin ve tadını çıkarın.

Kahvaltımızı yapıp otelimizden erkenden ayrıldıktan sonra hedef Bellapais Manastırı. Bellapais Manastırı tam bir seyir noktası. Beşparmak Dağları’nın eteklerine kurulmuş, Fransızca ‘Abbasi de la Paix’ yani Barış Manastırı anlamında.

Hala uluslararası konserlerin verildiği oldukça kültürel bir tarihi yapı. Muhteşem Girne manzarası ile ziyaretçi akınına uğruyor. Gotik sanatın şaheseri ve Yakın Doğu’daki en güzel örneği olarak tanımlanıyor. İkinci durağımız ise Hilarion Kalesi. Lefkoşa-Girne yolu üzerinde Hilarion Köyü’ne doğru tepeye tırmanıyorsunuz. Kaleye girdikten sonra yaklaşık 312 metrelik tırmanışa hazır olun.

Tabi bu tırmanış esnasında harika manzaralar ve tarih sizin yanınızda olacak. Zirveye ulaşmadan, Limonata Kafe’de taze sıkım limonatanızı, balkon manzarasında içmenizi tavsiye ederiz. Zirveye çıkana kadar size epey enerji vermiş olacak. Yukarı doğru çıkarken malzeme odaları, gözetleme kuleleri dikkatinizi çekecek. Kraliyet Sarayı ve su sarnıçlarını da görmek mümkün. Sindire sindire gezmekte fayda var.

Zirveye ulaştığınızda dilek ağacı ve muhteşem Girne manzarasında derin bir nefes alın, bu yolun inişi de var. Çıkış kadar zor olmasa da koştur koştur inerek Hilarion Kalesi maceramızın sonuna geliyoruz.

 

 

BARBARLIK MÜZESİ

 

Üçüncü durağımız Lefkoşa’da bulunan Barbarlık Müzesi. Barbarlık Müzesi’ni anlatırken kelimelerin yetersiz kalacağını, gezerken ürpereceğinizi belirtmek isterim. Burası Kıbrıs /Rum olaylarının en derin izlerini taşıyan bir ev. Subay Doktor Nihat İlhan’ın evi. Doktor Nihat İlhan görevde olduğu gece Rum çetelerinin evi basıp, eşi ve 3 çocuğunu taradıkları ev burası. Şimdi müze.. 

O akşama dair tüm gerçeklerin sergilendiği korkunç bir müze. Olayın yaşandığı akşam banyo küvetine saklanan Mürüvvet İlhan ve 3 çocuğunun banyoda öldürülmesi, tarihe ‘Banyo Katliamı’ olarak geçmiş.

Odalarda kurşun ve banyoda kan izlerini görmek hala mümkün. O gecenin izlerinin yanı sıra o dönemlere ait pek çok fotoğraf diğer odalarda sergileniyor. Kurşun izleri siyah çerçeve ile belirtilmiş. O gece evde Doktor Nihat’ın ailesi ile birlikte misafirler de var. Hepsi için bahçede bir anıt yapılmış. Kalbimiz buruk, gözümüz yaşlı bir şekilde buradan ayrılıyoruz.

 

GİRNE KALESİ

 

Dönüşe az bir zaman kala Girne’ye geri dönüp son ziyaret noktalarını da tamamlamak istiyoruz. Girne Kalesi hemen sahilde, alt tarafta bir girişi bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında sanki hiçbir şey yok gibi görünen kalenin içi tam bir tarih müzesi. Müzeye giriş ücretli. Merak edenler için söyleyelim, Kıbrıs’ta müze kart geçerli değil.

Kalenin denize bakan açık alanında denizi ve yat limanını seyre dalabilir, ardından yukarıda bulunan kilise ve diğer yapıları gezebilirsiniz. Lüziyan İşkence Odaları oldukça ilgimi çekmişti. O zamanlar yapılan işkence yöntemlerinin canlandırmasının da yapıldığı bu müze çocuklar için pek uygun değil.

Kalenin tepesinde ise Batık Gemi Müzesi yani Shipwreck bulunuyor. Burası da oldukça ilginç bir müze. Yaklaşık 50 yıl önce Girne’den batık geminin kalıntıları çıkarılmış ve kalede sergilenmeye başlanmış. Geminin gövdesinin de sergilendiği üst kısma çıkmayı unutmayın.

Kıbrıs’ta neler yemeli?

• Meşhur şeftali kebabı mutlaka denenmeli. İçinde şeftali yok merak etmeyin, Şef Ali’nin Kebabı olduğu için adı böyle. Bol soğanlı ve maydanozlu köfteler zara sarılarak pişiriliyor. Oldukça lezzetli.

• Hellim peyniri yemeden zaten dönmeniz mümkün değil, her otelin sabah kahvaltısında kızarmış hellim peyniri mutlaka vardır. Ayrıca akşam yemeklerinde de meze olarak getiriyorlar.

• Babaçakka’da, deniz manzarasına karşı sakin ve huzurlu bir akşam yemeği yemenizi de tavsiye ediyorum.

 

 

YAPMADAN DÖN-ME-YİN!!!

• Kıbrıs’ı kültürel bir gezi şeklinde gezmeden

• Şeftali kebabı yemeden

• Hilarion Kalesi’ne tırmanmadan

• Barbarlık Müzesi’ni görmeden

• Hellim peyniri yemeden ve almadan

• Girne’de akşam yürüyüşü yapmadan

DÖNMEYİN!

 

 

KIBRIS’A GİTMEDEN BİLMENİZ GEREKENLER

 

• Kıbrıs’a her Türk vatandaşı TC kimliği ile giriş yapabiliyor. Dış Hatlar Terminali’nde, pasaport kontrol noktasında, Kıbrıs’a giriş belgesi alıyorsunuz. Bu belgeyi kaybetmeyin, hem girişte hem çıkışta lazım oluyor, kontrol noktalarında göstermeniz gerekiyor.

• Eğer Kıbrıs için kısa süreli bir gezi planlıyorsanız, mutlaka araba kiralayıp gezmenizi öneriyoruz. Benzin ucuz olduğundan çok rahat edeceksiniz. Ortalama bir aracın fiyatı günlük 150-200 TL. Sadece şu var ki en az 3 günlük kiralama oluyor, bu sebeple direkt havaalanında kiralamak mantıklı. Kıbrıs’ta trafik sağ şeritten akıyor, yani direksiyon sağda. Başlangıçta alışmak zor gelse de alışılıyor. Ayrıca yollar tek şerit ve yol boyu radar var, hız limiti 65/75, çok çok yavaş bir gezi sizi bekliyor olacak, şimdiden kendinizi buna hazırlayın.

• Amaç adım adım gezmekse, kaldığımız yerin pek de önemi yoksa, makul fiyatlarda ve denize sıfır pek çok otel bulmanız mümkün. Biz Jasmin Court Hotel ve Casino’da konakladık. Dağ manzaralı oda tercih ederseniz fiyat düşüyor ancak deniz manzarası da aradaki küçük farka değiyor, acımayın. Sabah uyandığınızda masmavi bir denizi karşınızda görmeniz bile yetiyor.

• Para olarak Türk Lirası geçerli, KKTC olarak resmi dil Türkçe, sadece K’ler G olarak söyleniyor ki oldukça tatlı bir konuşmaları var. Kendinizi gerçekten Yavru Vatan’da hissediyorsunuz.

NASIL ARANDI: #gurmekaşif #kıbrıs #yavruvatan #geziyazısı #gamzekırsapancı #akınsapancı #girne #barbarlık #bellapaismanastırı

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.