24-05-2024 07:00

VM Medical Park Kocaeli Hastanesi

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 09/03/2023
Sağlık sektöründeki 27 yıllık tecrübesi, hasta odaklı üstün hizmet anlayışı, ileri tanı ve tedavi yöntemleri, uzman hekim kadrosu ve yüksek hizmet kalitesiyle Türkiye’nin en büyük hastane zincirlerinden olan Medical Park’ın ilimizde hizmet veren hastanesi VM Medical Park Kocaeli, fark yaratmaya devam ediyor. İlimizde 48 bin metrekare kapalı alanda 10 ameliyathane, 101 poliklinik ve 151 yatak kapasitesiyle hizmet veren VM Medical Park Kocaeli Hastanesi, kadrosuna yeni katılan uzman hekimlerle şimdi daha da güçlü. Kocaeli’nin en büyük özel hastanesi olma unvanını da taşıyan VM Medical Park Kocaeli Hastanesi kadrosuna dahil olan kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Mahmut Yesin, ortopedi ve travmatoloji uzmanı Op. Dr. Zafer Çoban, tıbbi onkoloji uzmanı Uzm. Dr. Süleyman Temiz, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları Uzm. Dr. Murat İmal ve Uzm. Dr. Nejla Çelenk Uysal ile check-up hekimi Dr. İlyas Türköz, geçtiğimiz günlerde hasta kabulüne başladı. VM Medical Park Kocaeli’nin gücüne güç katan uzman hekimler, alanlarıyla ilgili merak edilenleri, Kocaeli Life okurlarıyla paylaştı
.stripslashes($urun->baslik).

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Yesin: “Kalp damar hastalıklarında risk faktörlerine dikkat!”

Kalp damar hastalıklarının dünyada ölüm nedenlerinde ilk sıralarda geldiğini belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Yesin, “Kalp hastalığı ve felç için en önemli risk faktörleri sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı ve alkolün zararlı kullanımıdır” dedi.

VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Yesin, kalp damar hastalıkları hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Kalp ve damar hastalıkları nelerdir?

Kalp damar hastalıkları, kalp ve kan damarlarının bir grup bozukluğudur. Bu hastalıklar 3 başlık altında toplanabilir:

• Koroner kalp hastalığı: Kalp kasını besleyen kan damarlarının hastalığı

• Serebrovasküler hastalık: Beyni besleyen kan damarlarının bir hastalığı

• Periferik arter hastalığı: Kolları ve bacakları besleyen kan damarlarının hastalığı

 

Damar tıkanıklığının tedavi yöntemleri nelerdir?

Bütün damar tıkanıklıklarının (kalp damarı, şah damarı, bacak damarı, kol damarları vs.) tedavileri ilaçla tedavi (medikal takip), balon/stent yöntemi ya da açık ameliyat dediğimiz cerrahi yöntemlerle yapılır. Son yıllarda ameliyatsız yöntem olan balon/stentleme yöntemi ile açık ameliyatlardan daha yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabilmektedir.

 

Anjiyografi nedir?

Eskiden kasık bölgesinden girilen, son dönemde ise daha sık olarak el bileğindeki küçük bir damardan girilerek küçük borucuk şeklinde kateter dediğimiz malzemelerle yapılan bir damar görüntüleme/damarı görme işlemidir.

 

Anjiyo yaptıktan sonra damarın tıkalı olduğu ortaya çıkarsa ne yapılır?

Damar tıkanıklığını tespit ettiğimizde, hasta ve yakınlarına detaylı bilgilendirme yaptıktan sonra ilaç tedavisi düzenleyip balon ve stent dediğimiz, damarı açmaya yarayan yöntemle yine el bileğinden bu işlemi yapıyoruz.

 

YÜZDE 100 TIKALI DAMARLAR DA AMELİYATSIZ AÇILABİLİYOR

Tüm damarlar bu yöntemlerle açılabiliyor mu?

Günlük pratiğimizde nadir de olsa çok zor diyebildiğimiz damar tıkanıklıkları da olabiliyor. Bunlardan en önemlisi tam tıkanmış (yüzde 100 tıkalı) damar tıkanıklıklarıdır. Bu tip tıkanıklıklara kronik total oklüzyon (CTO) diyoruz. Eskiden bu tip tıkanıklıklar için tek tedavi yöntemi açık kalp ameliyatıydı ancak son zamanlarda teknolojinin ilerlemesiyle mikro müdahalelerle ameliyatsız açılabiliyor. Bu tip damarları açmak için çok ciddi emek, özellikli malzeme, özel teller, özel mikrokateterler ve özel balonlar gerekmektedir.       

Eğer kateter laboratuvarınızda bu tip malzemeler yoksa ya da bu konuda tecrübeniz yoksa bu damarları açmak/açmaya çalışmak hastaya fayda yerine zarar getirebilir. Dolayısıyla, bu konuda tecrübeli bir hekimin müdahalesi doğru olacaktır. Nitekim kendi kliniğimizde bu tip zor damarların müdahalesini yapıyoruz. Bir diğer zor işlem ise damar tıkanıklığı kireçlenmiş ve normal balon stentleme yöntemi ile açılamayan damarlardır. Genelde yaşlı hastalarımızda ya da böbrek yetmezliği olanlarda bu durumla sık karşılaşırız. Bu tip tıkanıklıklar için de aterektomi dediğimiz damar içini traşlama yöntemini kullanıyoruz. Yine bu yöntemde de damarların yırtılma riski yüksektir. Ancak tecrübeli operatörler tarafından düşük riskle yapılabilmektedir.

 

HAYAT KURTARAN 4 TÜYO

Damar tıkanıklıklarının çoğunda ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mahmut Yesin, çoğu müdahalenin el bileğinden yapılabildiğinin altını çizerek şu uyarılarda bulundu:

“1- Kalp damar tıkanıklığı dünyadaki en sık ölüm sebebidir. Kalp için kontrollerimizi aksatmamalıyız.

2- Özellikle şeker hastalığı olanlar veya sigara içen hastalarda ayak yarası varsa ve yürürken bacaklarda ağrısı varsa mutlaka bacak damar tıkanıklığı için kardiyoloji uzmanına başvurması gerekmektedir. Erken teşhis edildiği takdirde bacak kesilmesinin önüne geçilebilir.

3- Görme bozukluğu ya da kısa süreli felç atağı geçirenlerde şah damar tıkanıklığı olabilir, basit bir yöntem olan ultrason ile tetkik edilmelidir.

4- Kollarda uyuşma şikayeti olan hastalar için kol damarlarının muayenesi mutlaka yapılmalıdır.”

 

Op. Dr. Zafer Çoban: “Ön çapraz bağ kopması herkeste görülebilir”

Diz ekleminin ikisi eklem içinde, ikisi dışında olmak üzere 4 bağdan oluştuğunu belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Zafer Çoban, bunlardan eklem içinde ve önde bulunan ön çapraz bağın asıl görevinin kaval kemiğinin öne gitmesi ve içe dönmesini engellemek olduğunu söyledi. Aktif olan herkeste görülebilen ön çapraz bağ kopmasının sporcularda ve özellikle de kadın sporcularda daha sık yaşandığına dikkat çeken Op. Dr. Çoban, ön çapraz bağ yaralanmalarında güncel tedavi yollarını anlattı.

Ön çapraz bağ kopması belirtileri nelerdir?

Ağrı, kanama nedeni ile şişlik, bazı hastalarda eklemden ses gelmesi ve spor yapıyorsa sporuna devam edememesidir.

 

Tanı konulması ve sonrasındaki süreç hakkında bilgi verebilir misiniz?

Tanı, fizik muayene ve MR ile konulur. Ön çaprazın kendiliğinden iyileşme şansı yoktur. Ameliyat olması gerekli hastaların ameliyatlarını ihmal etmesi sonucunda çok kötü sonuçlar oluşabilir. Bunlar menisküs yırtılması ve kıkırdak kırılması sonucunda diz kireçlenmesine kadar varabilir.

 

TÜRK HEKİMİN TEKNİĞİ ABD’NİN PRESTİJLİ TIP DERGİSİNDE YAYINLANDI

Güncel tedavi ve yeni tedavi yöntemlerinden bahsedebilir misiniz?

Ön çapraz bağ kopmasının güncel tedavisi başka yerden alınan greftlerin (yamaların) açılan tünellere yerleştirilmesi ile yeni bağ oluşturulmasıdır. Birçok cerrahi teknik tariflenmiştir ve bu tekniklere göre kullanılan tendon ve sabitlemek için kullanılan birçok implant vardır. Ön çapraz bağ yaralanmasında ülkemizde uygulanan tekniklerden biri de Prof. Dr. Yavuz Kocabey’in kendi adı ile literatüre giren ve ABD’nin en prestijli dergisinde kabul gören bir tekniktir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda ön çapraz bağ kopması rekonstrüksiyonunda kullanılan en güvenli tendon, kemik-patellar tendon-kemik greftidir. Bu tendonu almak, diz önünde kapak kemiğinden kemik almak ve patellar tendonundan bir parça ve kaval kemiğinden kemik parçası alımını içermektedir. Bununla yapılan ön çapraz bağ rekonstrüksiyonları çok sağlam olmasına rağmen diz önünde ağrı yapması nedeniyle bu teknik zor vakalar dışında tercih edilmemektedir. Prof. Dr. Yavuz Kocabey, Press-Fit tekniğinde ise bu tendonu kapak kemiğinden kemik parçası almadan kullandığımız için hastalarda ön diz ağrısı yapmamaktadır. Bu teknik kanamayı azaltmakta, böylelikle şişlik az olduğundan hastalarımız daha az ağrı duymakta, kaval kemiklerine implant konulmadığı için ağrıları azalmakta ve konforu artmaktadır. Bu işlem sonucunda hastalarımız bir gün sonra ayağa kalkabilmekte ve hareket etme imkanına kavuşarak fizik tedaviye daha kolay adapte olmaktadırlar.

 

Uzm. Dr. Süleyman Temiz: “Kanserle mücadelede ilk adım korunmak olmalı”

Kansere yol açan etkenlerden korunmanın önemine dikkat çeken VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Süleyman Temiz, “Kişisel korunma ve çevresel faktörlere rağmen kanser gelişen hastalarda, kanserin erken evrede yakalanması, bu hastaların tedavisinde en önemli adımdır. İleri evre kanser hastalarında tam kür her zaman mümkün olamamaktadır” dedi.

 

Kanserle mücadelede ilk adımın kanserden korunmak olduğunu söyleyen VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Süleyman Temiz, her insanın biyolojik yapısının farklı olması nedeniyle kanser tedavisinin de her hastada farklı etkilere ve yan etkilere yol açtığını vurguladı. Uzm. Dr. Süleyman Temiz, kansere yol açan sebepler ve tedavi yolları hakkında bilgilendirmede bulundu.

Kanserden korunmak için nelere dikkat edilmelidir?

Öncelikle sigara içen bireylerin, sigarayı kendi çabaları ile bırakması, gerekirse psikolojik destekle veya hekim gözetiminde (nikotin bantları, sigara bırakmada kullanılan ilaçlar vs.) bırakması, kanserden korunmada önemli faktörlerden birisidir. Sigaranın, başta akciğer kanseri olmak üzere, baş boyun, yemek borusu, mide, mesane ve böbrek kanserlerine yol açtığı saptanmıştır. Kadın hastaların meme muayenesini öğrenmesi ve belirli aralıklarla meme dokularını kontrol etmesi önemlidir. Muayene sırasında meme dokusunda fiziksel değişikliklerin görülmesi (kızarıklık, portakal kabuğu şekli, meme ucunun çekilmesi, meme ucunda kanlı akıntı vs.) ya da sert oluşumların saptanması, hastanın doktora erken başvurmasına ve tanının erken konulmasına yardımcı olması açısından önem kazanmaktadır.

 

Sağlıklı beslenme ve check-up ne kadar önemli?

Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam tarzı ve egzersiz her bireyin kanserden korunmada yapması gereken önceliklerinden biri olmalıdır. Mümkünse hava kirliliği ve sanayinin yoğun olduğu çevrelerden uzakta yaşamak, kanser oluşum riskini azaltabilmektedir. Sağlıklı olan her bireyin belirli periyodlarla check-up yaptırmaları ve doktor kontrolünde olmaları, çoğu kanserin erken safhada yakalanmasını ve tedavisinin hızlıca yapılmasını sağlar.

 

Kanser tanısı konulan hastalar onkoloji uzmanı tarafından nasıl değerlendirilir?

Öncelikle hastanın fiziksel muayenesi yapılır. Semptomlarına yönelik görüntülemeler yapılır. Fiziksel olarak veya görüntülemelerde kanser olduğu düşünülen her hastada tanı amaçlı biyopsi yapılır ve kanserin tipi belirlenir. Sonrasında kanserin evrelemesi yapılır ve erken evrede yakalanan hastalar, kitlenin çıkarılması için cerrahiye yönlendirilir. Testis ve böbrek kanserlerinde ise kitleden biyopsi yapılması yayılımı kolaylaştırdığı için, kitlenin olduğu testis ya da böbreğin tamamının çıkarılması gerekir.

 

Kanserin kısaca tedavisinden bahseder misiniz?

Cerrahi tedavi uygulanmış yüksek riskli hastalara, kanser tekrarının azaltılması ya da önlenmesi için kemoterapi ve/veya radyoterapi tedavisi uygulanır. Küçük hücreli akciğer kanseri ya da lenfoma tiplerinde ise cerrahi tedavi yapılmaz ve doğrudan kemoterapi verilir. İleri evre kanser hastalarında ilk seçenek olarak kemoterapi verilir. Ağrı, kanama, kitle basısı nedeniyle oluşan yutma güçlüğü veya öksürük gibi semptomların giderilmesi veya beyin metastazları (yayılım) için de radyoterapi uygulanır.

 

Uzm. Dr. Murat İmal: “Sağlıklı çocuklar için aşı şart”

Aşı uygulamasıyla kişiye bağışıklık savunması oluşturularak, hastalık etkeni ile karşılaştığında hastalığa yakalanmasının engelleneceğini ya da hafif atlatmasının sağlanacağını belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat İmal,  “Yeni doğan bebeklerinin aşılarının, Sağlık Bakanlığı’nın temel sağlık hizmeti olarak uygulanan aşı takvimine göre düzenli yapılması sağlıklı bir nesil için çok önemlidir. Aşılardan tam sonuç alınması için uygun yaşlarda ve uygun dozda yapılmaları gerekir” dedi.

Aşılama takvimi nedir?

Aşıların amacı, zayıflatılmış virüs veya bakterileri bağışıklık sistemine tanıtmak, daha sonra karşılaştığında hızlı tepki vermesini sağlamaktır. Aşılar kol veya bacağa uygulanabilir. Bazı aşılar ağızdan, bazıları kas içine bazıları ise deri altına yapılır.

Aşılama doğumdan hemen sonra başlar ve ilköğretimin sonuna kadar devam eder. Sağlık Bakanlığı programında olan aşılar Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz yapılmaktadır. Temel sağlık birimleri haricinde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları da aynı aşı programını takip etmektedir.

 

Bebek ve çocuklarda rutin aşı takvimi dışındaki aşılar nelerdir?

Sağlık Bakanlığı’nin rutin aşılama programı dışındaki aşılar şunlardır:

• Bebek ve çocuklarda ishali engellemek için rotavirüs aşısı.

• Beyin zarı iltihaplanmasını engellemek için meningokok aşısı.

• Genital siğiller ve ileri yaşta rahim ağzı kanseri gelişimini engellemek için HPV aşısı.

• Grip aşısı.

Rota aşısı 2-3 aylıkken başlanır, aşı markasına göre 2-3 doz yapılabilir.

Meningokok hastalığı ağır, sakat bırakıcı ya da öldürücü bir hastalıktır. Özellikle 1 yaşın altındaki çocuklarda daha sık ve ağır seyreder. Meningokok aşısı, 2. aydan itibaren önerilmektedir. Aşının doz sayısı bebeğin ayına göre değişebilir.

 

Uzm. Dr. Nejla Çelenk Uysal: “Ülkemizdeki her 5 çocuktan 1’inde alerji görülüyor”

Çevrede bulunan, normalde çoğu kişide sorun yaratmayan bazı maddelere bazı kişilerin vücütlarının aşırı tepki vermesinin alerji olarak tanımlandığını  belirten VM Medical Park Kocaeli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nejla Çelenk Uysal, “Alerji tanısı genel bir tanım olmakla birlikte çok farklı hastalık tipleriyle karşımıza çıkabilir. Alerjik astım bronşit, alerjik nezle, alerjik egzema, kurdeşen bunlardan sadece birkaçıdır” dedi.

Alerji çevremizde bulunan ve normalde çoğu kişide sorun yaratmayacak bazı maddelere bazı kişilerin vücütlarının aşırı tepki vermesi halidir. Alerji tanısı genel bir tanım olmakla birlikte çok farklı, hastalık tipleriyle karşımıza çıkabilir. Alerjik astım bronşit, alerjik nezle, alerjik egzema, kurdeşen bunlardan sadece birkaçıdır.

2025’TE ASTIMLI SAYISI 100 MİLYON ARTACAK

Son yıllarda özellikle solunum yolunu tutan alerjik astım, bronşit, alerjik nezle ve gıda alerjilerinin artışı dikkate değerdir. Dünya Sağlık Örgütü öngörüsüne göre şu an dünyada 330 milyon olan astım hasta sayısının 2025 yılında 100 milyon artmasını beklemektedir. Dünya genelinde ise çocukların yüzde 14’ü astım tanısı ile izlenmektedir. Ülkemizde ise her 10 çocuktan biri hassas hava yolu hastalığına sahip, her 5 çocuktan biri ise alerjiktir.

 

ÇOCUKLARDA GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

• Çocukları kafein içeren gofret, kakaolu çikolata, kakaolu kahvaltılık gevrek, kakaolu fındık ezmesi gibi gıdalardan; kahve, kola, tein içeren siyah çay, buzlu çay gibi içeceklerden uzak tutmalıyız.

• Dışarıda hazırlanmış şekerli gıdalardan uzak tutmalı, evde yapılan hamur işleri ise tam tahıllı undan esmer şekerle ve zeytinyağı ile hazırlanmalıdır. Şekerden kaçınmak ana hedef olmalıdır. Şeker ihtiyacını meyveli ya da az sütlü tatlılardan, kahvaltıda ise pekmez ve kuşburnu gibi az şekerli marmelatlardan karşılamalıyız.

• Hayvansal gıdalardan balığın bol tüketilmesi, kırmızı ette kuzu etinin tercih edilmesi, doğal beslenmiş tavuk ve hindi etinin yanında mutlaka bol sebze tüketilmesi gerekmektedir.

• Meyve suyu yerine meyvelerin kendisini bütün ve lifli tüketmeye ve bol bitkisel protein kaynağı olarak baklagiller tüketilmeye teşvik edilmelidir.

 

Dr. İlyas Türköz: “Check-up kişiye özel yapılmalı”

Check-up’ın cep telefonu gibi, araba gibi hayatımızın bir parçası haline gelmeye başladığını belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Check-up Hekimi Dr. İlyas Türköz, “Check-up’ın en önemli özelliği, içeriğinin kişiye özel olarak belirlenmesidir. Check-up’ta nelere bakılacağı yaşınıza, cinsiyetinize ve sizin sağlık ve genetik risklerinize göre hazırlanmalı, size özel olmalıdır” dedi.

 

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle radyasyon yayan elektronik araçları daha sık kullanmanın yanı sıra, zararlı koruyucu maddeler içeren kanserojen besinleri de bilinçsizce tükettiğimizi ifade eden VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Check-up Hekimi Dr. İlyas Türköz, bu durumun geçmişe kıyasla sağlığımızı daha fazla riske attığına dikkat çekti. Yüksek teknolojik endüstriyel üretim sayesinde bitkisel ve hayvansal gıdaların miktarı artsa da vitamin ve minerallerden oldukça fakir hale geldiklerinin altını çizen Dr. İlyas Türköz, yoğun stres, radyasyon, kafein, hazır ve paketli gıdalar, uyku düzensizliği, güneş görmeden geçirilen günler, alkol, sigara, egzoz dumanı ve kirli hava, hareketsizlik gibi etkenler de eklendiğinde insanların birçok hastalığa karşı savunmasız hale geldiğini vurguladı.

CHECK-UP HAYATIMIZIN VAZGEÇİLMEZİ OLDU

Günümüzde yüzlerce sağlık bozucu etkenin olduğu bir ortamda kişilerin hastanelere ayıracak vaktinin de çok azaldığını belirten Dr. İlyas Türköz, bu aşamada check-up’un (tam bakım) hayat kurtarıcı bir tetkik olarak öne çıktığını belirtti. Check-up’ın cep telefonu gibi, araba gibi hayatımızın bir parçası haline gelmeye başladığını belirten Dr. Türköz, şunları söyledi: “Check-up yaptırarak içeriği zayıf ürünler nedeniyle maruz kaldığımız vitamin ve mineral eksikliklerini, şeker ve yağ içeriği yüksek besinlerin vücudumuza verdiği zararları öğreniyoruz. Ayrıca farkında olmadığımız bir hastalığımız varsa, erken teşhis etme şansına sahip olarak tedaviye erken dönemde başlıyoruz. Kanser taramalarımızı yaptırmakla kalmayıp olası riskli durumların hızlıca müdahalesini başlatabiliyoruz. Hepsinden önemlisi, hayatımızda bugüne kadar hangi sağlık hatalarını yaptığımızı öğrenerek daha sağlıklı bir hayat için yeni bir başlangıç yapabiliyoruz. En cazip olanı da günler, belki de haftalar sürecek muayene ve tetkikleri, hayattan kopmadan bir günde bitirerek zamandan büyük tasarruf sağlıyoruz. İşte tüm bu nedenlerle check-up artık hayatımızın bir vazgeçilmezi haline gelmiştir.”

 

KİŞİYE ÖZEL OLMALI

Check Up’ın en önemli özelliğinin içeriğinin kişiye özel olarak belirlenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Türköz, “Check-up içeriği ile nelere bakılacağı yaşınıza, cinsiyetinize ve sizin sağlık ve genetik risklerinize göre hazırlanmalı ve size özel olmalıdır. Bunu da check-up’a başlamadan hekiminizle konuşup son şeklini vererek belirlemelisiniz. İyi bir check-up programı mutlaka sonuçlar açıklandıktan sonra size özel kısa bir eğitimle son bulmalıdır. Hasta olmamak, hastalıkları engellemek sizin elinizdedir. Karar verip bunun için adım attığınızda kimse sağlığınızı sizden alamaz” ifadelerini kullandı. İnsan vücudunun çalışan mükemmel bir makine olduğunu söyleyen Dr. Türköz, bu durumun devamlılığı için araçlara yaptırılan yıllık rutin bakımlar gibi insan vücudunun da check-up’a ihtiyacı olduğunu belirtti.  Günümüzde insanların yaklaşık yüzde 40’ının kalp ve damar sistemi hastalıklarına bağlı olarak hayatını kaybettiğinin altını çizen Dr. Türköz, “Kalp damar hastalıklarından sonra en yaygın ölüm sebebi ise kanserdir. Günümüzde çoğu kronik hastalık erken önlem alınarak, yaşam tarzını değiştirerek önlenebilmektedir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

 

 

NASIL ARANDI: #tıp # sağlık # medical # vm medical park kocaeli # kocaeli life # çapraz bağ # hekim # check up # onkoloji # uzman # ortopedi

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.