Uzman Diyetisyen Ecem Şahin

Uzman Diyetisyen Ecem Şahin, başarıyı tek bir anla tanımlamıyor; her gün yeniden emek vererek, gelişerek ve dönüşerek ilerlemeyi seçiyor. Onun için asıl başarı, ulaşılan noktadan çok, o yolda kalabilme kararlılığında saklı.

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
1992 doğumluyum ve mesleğimde onuncu yılımı geride bırakıyorum. İstanbul’da edindiğim mesleki deneyimin ardından, doğup büyüdüğüm şehir olan Kocaeli’ye dönerek altı yıl önce Körfez’de kendi beslenme danışmanlık merkezimi ve pilates stüdyomu kurdum. Burada sağlıklı yaşamı hareketle birleştiren bütüncül bir yaklaşım sunuyorum. Mesleğimi yalnızca diyet listeleriyle sınırlı görmüyor; sağlıklı olmanın temelinde beden, zihin ve duygusal iyi oluşun birlikte yer aldığına inanıyorum.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
En önemli noktanın, her zaman ‘insanlara nasıl daha fazla fayda sağlayabilirim’ sorusunu kendime sıkça sormam olduğunu düşünüyorum. Henüz öğrenciyken pilates eğitmenliği belgesi almam da bu bakış açısının bir sonucuydu. Çünkü beslenme ve hareketin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğuna inanıyorum. Danışanlarımızdan aldığımız olumlu geri dönüşler ve memnuniyetler de bu bütüncül yaklaşımın bizi farklı kılan en önemli unsurlardan biri olduğunu gösterdi.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Ben başardım” dediniz?
Açıkçası hayatımın hiçbir döneminde ‘başardım’ dediğim bir an olmadı çünkü benim için başarı, ulaşılması gereken tek bir nokta değil; sürekli devam eden bir yolculuk. Danışanlarımın yüzlerinin gülmesi, sağlıklı alışkanlıklar kazandıklarını görmek, yaşam kalitelerinin arttığını fark etmek ve memnuniyetlerini dile getirmeleri doğru bir yolda olduğumu hissettiren en değerli geri bildirim oluyor.

Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Kendi işimi kurduğum dönemde, taşıdığım sorumluluğun, yaşımın ve tecrübemin ötesinde bir ağırlık barındırdığının çok farkındaydım. Doğru yönlendirme bekleyen, güven duyan pek çok insan vardı ve onlara en doğru şekilde ulaşabilmek için yoğun bir tempo içinde çalıştım; bugün de aynı sorumluluk bilinciyle çalışmaya devam ediyorum. Bu süreçte zaman zaman özel hayatıma ve kendime ayırmam gereken zamanı işime yönlendirmiş olabilirim ancak bunu hiçbir zaman zorunluluk ya da pişmanlık olarak görmedim. Aksine bilinçli bir tercih olarak yaşadım. Yaptığım işin ve danışanlarımla kurduğum bağın beni beslediğini o zaman da hissediyordum, bugün de aynı duyguyu taşıyorum.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Kadınların öncelikle kendi kadın kimliklerinin bilincinde olmaları ve bireysel farkındalıklarını geliştirebilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bir kadının, daha çocukluk yıllarından itibaren hayal kurabileceği, kendini tanıyabileceği ve hayat amacını özgürce şekillendirebileceği bir alana ihtiyacı var çünkü ne yazık ki bazı kadınlara yalnızca belirli roller biçiliyor. Dile getirilen hedefler hak ettiği ciddiyetle değerlendirilmeyip, göz ardı edilebiliyor. Oysa bir kadının önce hayal kurmaya, sonra o hayali cesaretle ifade etmeye ve bu yolda desteklenmeye ihtiyacı var. Kadınlar destek gördüklerinde, yalnızca kendi hayatlarını değil, bulundukları toplumu da dönüştürebilecek güce sahipler.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Yaptığım işin kentimize ve topluma en önemli katkısının, beslenme ve hareketi bütüncül bir yaklaşımla bir araya getirmek olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde hem diyetisyen hem de pilates eğitmeni kimliğini taşıyan, bu iki alanı birlikte sunan ilk örneklerden biri olmak, benim için aynı zamanda önemli bir sorumluluk anlamı taşıyor. Kendi merkezimde bu iki alanı aynı çatı altında birleştirdim. Bu yaklaşım sayesinde bireyler yalnızca kilo kontrolü değil; bedensel, zihinsel ve duygusal anlamda da daha dengeli bir yaşamla tanıştı. Bu modelin benimsenmesi, artan ilgi ve sağlıklı yaşama yönelik farkındalığın güçlenmesi ise yaptığım işin topluma değer kattığını hissettiren en önemli göstergelerden biri.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
On yıl önceki hayallerimden birinin üniversitede akademik kadro içinde yer almak olduğunu hatırlıyorum. Gerçekleşmediğinde üzülmüştüm hatta kendi iş yerimi açtığım ilk gün, bir üniversiteden başvurum için olumlu sonuç aldım ancak bu teklifi kabul edemedim. Hayat beni kendi merkezimi kurduktan sonra bambaşka yere getirdi ve bugün çok değer verdiğim, emekle büyüttüğüm bir deneyimin içinde yer alıyorum. Geriye dönüp baktığımda “iyi ki o hayalim o zaman gerçekleşmemiş” diyorum çünkü bulunduğum yerden son derece mutluyum. Bugün ise akademiye dair hayalim hala benimle; sadece zamanı değişti. Bugün de bu hayal için emek vermeye devam ediyorum. Bu yüzden 10 yıl önceki kendime şunu söylemek isterdim: ‘YOLUN AÇIK OLSUN… Hayallerin belki yön değiştirir, zamanı değişir ama kalpten inanılan ve emek edilen hayaller mutlaka bir gün gerçekleşir.’

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...