
Tuba Demir Art & Brows’un kurucusu Tuba Demir, “İş hayatında güçlü olmak isteyen kadınlar kendilerine güvensinler, asla vazgeçmesinler… Kendine güvenen bir kadının başarısız olma gibi bir ihtimali olamaz” diyor.”
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
1991 Ankara doğumluyum. Lisans eğitimimi Sakarya Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Yönetimi bölümünde tamamladım. Eğitim sürecim boyunca insan ilişkileri, ekip yönetimi ve organizasyonel yapı üzerine yoğunlaştım ancak içimde her zaman estetik, bakım ve güzellik sektörüne karşı özel bir ilgi vardı. Bu ilgimi profesyonel bir alana taşımak için gerekli eğitimleri aldım, sertifikasyon süreçlerinden geçtim ve 2019 yılında kendi markamı kurarak Tuba Demir Art & Brows’u hayata geçirdim. Evliyim ve iki kız çocuğu annesiyim. Hem anne hem girişimci bir kadın olarak hayatın iki güçlü rolünü bir arada yürütüyorum. Bu denge zaman zaman zorlayıcı olsa da beni besleyen ve güçlendiren bir yolculuk olduğunu düşünüyorum.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Güzellik sektöründe kalıcı olmanın tek yolu kalite ve güven inşa etmekten geçiyor. Biz en başından beri hızlı büyümeyi değil, sağlam temellerle ilerlemeyi hedefledik. Üst düzey hijyen standartları, sürekli eğitim alan uzman kadromuz ve kişiye özel hizmet anlayışımız bizi farklı kılan en önemli unsurlar oldu. Her müşterimizin kendini özel ve değerli hissetmesi bizim için en büyük öncelik. Ayrıca trendleri yakından takip ediyor, yenilikleri hızlıca uygulamaya geçiriyoruz.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Ben başardım” dediniz?
Aslında iş hayatında hiçbir zaman “Ben başardım” demedim. Çünkü başarı benim için bir varış noktası değil, sürekli gelişen bir süreç. Her zaman “Daha iyisini nasıl yapabilirim?” sorusunu sordum. Müşterilerimizin salonumuzdan memnuniyetle ayrılması, bizi başkalarına tavsiye etmeleri ve tekrar tekrar tercih etmeleri en büyük motivasyon kaynağım.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Girişimcilik ve iş hayatı, ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor. Özellikle işin ilk yıllarında neredeyse tüm enerjimi markamı büyütmeye ayırdım. Yoğun tempoda aileme ve kendime ayırdığım zaman diliminin azaldığı oldu. Bir anne olarak kızlarımla daha fazla vakit geçirmek isterdim ancak şuna inanıyorum: Çocuklar annelerinin güçlü duruşunu, üretkenliğini ve azmini gördükçe bundan ilham alıyor. Ben onların karşısında vazgeçmeyen bir kadın modeli olmak istiyorum. Bu da benim için en büyük motivasyon.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle kendilerine güvenmeleri gerekiyor. Kadınlar çoğu zaman potansiyellerinin farkında olmuyor ya da cesaret etmekte zorlanıyorlar. Oysa özgüven, başarı yolculuğunun temel taşı. Kendine inanan, hedefini net belirleyen ve disiplinli çalışan bir kadının başarısız olma ihtimali yoktur.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Hizmet kalitesinin yükselmesine katkı sağladığımızı düşünüyorum. Her yeni ve kaliteli işletme, sektörde tatlı bir rekabet oluşturur. Bu rekabet de hem işletmeleri hem hizmet standartlarını yukarı taşır.
Ayrıca kadın istihdamına katkı sağlamak benim için çok kıymetli. Ekibimdeki kadınların ekonomik olarak güçlenmesi, kendi ayakları üzerinde durması ve mesleki olarak gelişmesi beni en az işletmemin büyümesi kadar mutlu ediyor.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Ne olursa olsun asla vazgeçme! Zor zamanlar olacak, yorulacaksın, belki şüpheye düşeceksin… Ama eğer bir hayalin varsa ve onun için çalışıyorsan, sonunda mutlaka karşılığını alırsın.” Bugün geldiğim noktada şunu çok net görüyorum: Sabır, emek ve inanç bir araya geldiğinde başarı kaçınılmaz oluyor.