Tarihi, kültürü, mimarisi, müziği ile ünlü Bulgaristan

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 13/09/2021
Yakın bir yurt dışı tatili istiyorsanız; tarihi dokusu, göz alıcı dağları, yemyeşil parkları, altın sarısı kumsalları, zengin mutfağı ve sıcakkanlı insanlarıyla Bulgaristan sizi bekliyor
.stripslashes($urun->baslik).

HAZIRLAYAN: DİŞ HEKİMİ MÜZEYYEN TOPÇU TAN

 

Dünyada ve ülkemizde yaşanan felaketlerden bıktık, usandık! Herkeste bir uzaklara gitme, kafa dinleme arzusu var. ‘Pandemide nereye gidebiliriz ki?’ diye düşünüyorsanız ve daha önce gitmediyseniz, tam da bu mevsimde Bulgaristan iyi bir seçenek olabilir. Elbette bir Ege’nin, Akdeniz’in yerini tutamaz ama hem deniz hem de kültür gezisi yapabileceğiniz bir destinasyon. Ayrıca Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen para birimi leva olarak kaldığı için diğer Avrupa ülkelerine göre seyahatiniz daha ekonomik olacaktır.

Bulgaristan, tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, müziğiyle, insanıyla güzel bir ülke… Hemen her mevsim yapabileceğiniz aktiviteler bulunuyor. Yazın 380 kilometre kıyı şeridiyle turistlerin ilgisini çeken Bulgaristan’da; Karadeniz’in dalgalı sularında yüzüp, kışın kayak merkezlerinde kayabilir ya da termal sularında şifa bulabilirsiniz. Baharda yemyeşil doğanın içinde yerel dokuları bozulmamış şirin köyleri keşfedip, Tuna Nehri ve muhteşem dağ manzaralarının görsel şölenini izlerken, ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Sanat ve kültür ilgi alanınız ise zengin tarihinin sergilendiği müzeleri, sanat galerilerini gezebilir, müzik ve opera festivallerine katılabilirsiniz.

Yerleşimin tarih öncesi çağlarda başladığı Bulgaristan’ın kısaca tarihine bakarsak; uzun yıllar boyunca Traklar, Yunanlar ve Romalılara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. 681 yılında I. Bulgar Devleti, 1185 yılında II. Bulgar Devleti kurulduktan kısa bir süre sonra da Osmanlı tarafından fethedilmiş, yaklaşık 500 yüzyıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış ve 1908 yılında bağımsız bir çarlık olmuş. 93 Harbi (1877-1878)’nden sonra III. Bulgar Devleti kurulmuş… II. Dünya Savaşı’nın ardından 1990’a kadar sosyalist rejimle yönetilmiş. Böylece Bulgaristan kültürü; Kelt, Osmanlı, Roma, Slav, Trak ve Yunan kültürlerinden etkilenerek gelişmiş.

BULGARİSTAN'A NASIL GİDİLİR?

Bulgaristan, Türk vatandaşlarına vize uyguluyor (Yeşil, kırmızı ve gri pasaport sahipleri vizeden muaf tutuluyor). Bulgaristan’ın başkenti Sofya’ya İstanbul’dan 1 saatlik uçuşla ulaşmak mümkün. Ancak Bulgaristan’da yaşayan Türklerin Türkiye ile olan aile bağları sebebiyle sık yapılan otobüs seferleri, tur şirketlerinin düzenlediği turlar ya da özel aracınızla da Bulgaristan’a gidebilirsiniz. Gideceğiniz lokasyonun yakınlığına göre ya Edirne Kapıkule sınır kapısından ya da Kırklareli Dereköy sınır kapısından çıkış yapabilirsiniz.

BURGAZ

Tarih boyunca önemli bir liman kenti olan Burgaz, Bulgaristan’ın güneydoğusunda yer alıyor ve Kırklareli ile komşu. Mayıs ayından eylülün sonuna kadar denize girilebilen Burgaz, Karadeniz’in gözde sahil kentlerinden biri ancak Karadeniz’dir bu; hırçındır, sağı solu belli olmaz. Bu yaz şiddetli dalgalardan dolayı bizim Kandıra sahillerinde denize girmek sık sık yasaklandı. Belki eylülde, Karadeniz’in, insanların doğayı hor kullanmalarına olan kızgınlığı geçer ya da yorgunluktan dinginleşir. Belki de daha şiddetli olur, kim bilir? Denizin yanı sıra Burgaz’da görülmesi gereken şehrin sembolü anıtlar, kilise ve katedraller, arkeolojik kalıntı ve müze de var. Zamanınız varsa ve doğaseverseniz; kentin kuzeyinde, Karadeniz’in hemen yakınında bulunan 5 km uzunluğunda, ortasında bir kum şeridi ile ikiye bölünmüş olan Atanasovsko (Atanasovo) Tuz Gölü’nü, Bulgaristan’ın en büyük doğal gölü ve yaban hayat sığınağı olan Burgaz Gölü’nü ve Poros Ormanı’nı görmelisiniz.

ALYOSHA MONUMENT HEYKELİ

Burgaz’ın büyükçe olan kent meydanının tam ortasında 18 metre yüksekliğinde ‘Sovyet Askeri’ heykeli bulunuyor. Tek bir asker heykeline ‘Alyoşa’ denildiği için heykelin ismi Alyosha Monumet. Bu heykel, II. Dünya Savaşı sırasında Burgaz’a yardıma gelen Sovyet Ordusu onuruna yapılmış. 1953 yılında dikilen heykelin alt kısmında ‘şehre gelen orduyu halkın sevgiyle karşılaması’ temalı bir kesit anlatılıyor. Ancak kimi Burgazlı bu heykel için ‘geçmişini unutma’ diyor, kimisi ise ‘geçmişini unut’ diyerek yıkılmasını istiyor. Bulgaristan’da totaliter rejimin 1989’da çökmesiyle komünist dönemde yapılmış olan pek çok ikonik anıt yerinden kaldırılmış, bir kısmı heykeller için yapılan müzeye taşınmış ama ona rağmen hala yüzden fazla anıt heykel olduğu söyleniyor. Zaten gezerken adım başı karşınıza çıkan anıt ve heykellerden bunu anlıyorsunuz. Burgaz’da 6 adet plaj bulunuyor. Bunlardan en kalabalık ve popüler olanı şehir merkezine yakınlığı nedeniyle merkez plajı… İki kilometre uzunluğundaki plajda ücretsiz duş, soyunma kabinleri, şemsiye ve şezlong imkanı bulunuyor.

AZİZ KİRİL VE METODIUS KATEDRALİ

Burgaz’ın simgelerinden ve ülkenin en güzel kiliselerinden biri olduğu söyleniyor. Kilise, şehir merkezinde büyükçe bir meydan olan Aziz Kiril ve Metodius Meydanı’nda... Adını Slav halkları arasında kardeş azizler, Slav alfabesinin yaratıcıları ve Hıristiyanlığın misyonerlerinden almış. Güzel bir dış cephesi var. Penceredeki vitrayları Sofya’daki St. Aleksander Nevski kilisesinin vitraylarını boyayan sanatçılar tarafından yapılmış. Burgaz her yıl düzenlenen ‘Spirit of Burgas’ gibi Bulgaristan’daki en iyi müzik festivallerinden birine de ev sahipliği yapıyor.

NESEBAR

Nesebar, etrafı denizle çevrili olup karayla bağlantısı dar bir geçitle sağlanan Burgaz’ın eski bir sahil kasabası. Antik çağda Hıristiyanlık merkezi olarak bilinen Nesebar’ın girişinde Aziz Nikolay heykeli karşılıyor ziyaretçileri. Arnavut kaldırımlı dar sokakları ve tarihi mimarisiyle 1983 yılında UNESCO tarafından ‘Dünya Mirası’ ilan edilen antik şehri dolaştıktan sonra eşsiz deniz manzarasına sahip bir kafede kahvenizi yudumlayabilirsiniz.    

SUNNY BEACH

Burgaz’ın yaklaşık 35 km kuzeyinde, Burgaz ilindeki Nesebar Belediyesi’ne bağlı bir belde. 50’li yılların sonunda Bulgar ailelerinin hafta sonlarını değerlendirmek üzere (Bizim tabirimizle yazlık ) gitmeye başladıkları Sunny Beach, şu anda turistler tarafından çok tercih edilen, Bulgaristan’ın en büyük tatil beldesi haline gelmiş. Ancak betonlaşmadan da fazlasıyla nasibini almış diyebilirim... Sunny Beach’de turistlerin ilgisini çeken bir başka alternatif ise 46 dönüme inşa edilmiş olan aquapark (su parkı).

VARNA

Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısında bulunan Varna aynı zamanda ülkenin üçüncü büyük şehri… Bulgaristan’ın en büyük limanı da burada… 500 yıla yakın Osmanlı idaresinde kalan şehrin en önemli geçim kaynağı turizm ve limancılık sektörü. Varna; Zlatni Pjasaci kum plajı, Aziz Konstantin ve Elena gibi önemli plajları ile her yaz yüzbinlerce turistin uğrak yeri haline gelmiş. Bulgaristan’ın Karadeniz kıyılarındaki şehirlerinde her 1 Temmuz’da güneşin doğuşu plajlarda hep birlikte Uriah Heep grubunun July morning (Temmuz sabahı) şarkısı eşliğinde karşılanıyormuş. Komünizm çöktükten sonra festivale dönen bu ritüel ‘Özgür ruhların bayramı’ olarak kutlanmaya başlanmış. O tarihlerde Bulgaristan’ın kıyı şehirlerindeyseniz, erken kalkmayı unutmayın!

VELİKO TIRNOVO

Bulgaristan’ın kuzey dağlarının eteklerinde yükselen ve Yantra Nehri’nin kıvrımlarıyla ikiye bölünen Veliko Tırnovo, 11. ve 12. yüzyıllarda Bulgaristan’a başkentlik yapmış. Öte yandan Bulgaristan’ın ilk anayasası 1870’de Veliko Tırnovo’da onaylanmış. Bu yüzden şehrin, ülke için ayrı bir önemi var. Ormanlarla kaplı yemyeşil tepelerden biri olan Tsarevets tepesinde restore edilerek bugüne kadar korunmuş görkemli kaleye baktığınızda ve sağlı sollu geleneksel mimariye sahip evlerin olduğu taş sokaklarında dolaştığınızda, Tırnovo’nun eski günlerine geri dönmüş gibi hissediyorsunuz. Özellikle geçmiş yüzyıllara özgü mimari tarzını koruyan Osmanlı ve Bulgar evlerinin bulunduğu General Gurko Caddesi (Ulitsa General Gurko) görülmeye değer.

ASEN ANITI

Devasa bir dikilitaşın etrafında atlı üç heykel Bulgaristan İmparatorluğunun ilk üç çarını simgeliyor ve şehrin manzarası en iyi bu anıtın olduğu terastan izlenebiliyor. Yantra Nehri vadisinin ve Asen Anıtı’nın muhteşem manzarası, zamanın akışını durdurmak ve güzel fotoğraflar çekmek için çok uygun. Günün sonunda nehre bakan terasa sahip otantik bir kafede yorgunluk kahvesini yudumlarken, manzaranın tadını çıkartıp, sessizliğin sesini dinleyebilirsiniz. Kahvenin yanında lokum ikram edilirse sakın şaşırmayın zira şehir esnafının bir bölümü Türk kökenli.

SOFYA

Bulgaristan’ın başkenti ve en büyük kenti olan Sofya; Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri. Vitosha Dağı’nın eteklerinde konumlanan şehir, her tarafı dağlarla çevrili geniş Sofya Vadisi’nde bulunuyor. Stratejik konumu nedeniyle yüzyıllardır ülkenin kültür ve ticaret merkezi olarak varlığını sürdüren bu şehir, zengin bir tarihe de sahip. İlk sakinlerinin ‘Serdi’ adlı Trakyalı bir kabile olmasından dolayı ismi; önce Serdnopolis, Roma devrinde Serdica, M.S. II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ulpia Serdica, Bizans devrinde Triadica, IX. yüzyıldan sonra Bulgarca Sredec, 14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Saint Sophia Kilisesinden dolayı Sofia ve Osmanlı döneminde ise Sofya olarak geçer. Sofya’nın yerleşim tarihi yedi bin yıl öncesine kadar gidiyor. Şehirde ve çevresinde neolitik, kalkolitik ve bronz çağlarına ait tarihi kalıntılar bulunmuş. Büyük bir bölümü modern yapılaşmanın altında kalan Roma yerleşkesi Serdica (Antik Serdika)’nın kalıntıları, metro inşaatı sırasında bulunmuş. Şehirde çok sayıda tarihi eserin bulunmasına bağlı olarak Ulusal Arkeoloji, Müze Enstitüsü, Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi, Ulusal Askeri Tarih Müzesi başta olmak üzere birçok müze ve ulusal sanat galerisi bulunuyor. Serdika Kalesi’nin yakınlarındaki Sofya’nın en eski binası olduğu düşünülen Aziz George Rotunda Kilisesi (St. George) ve ikonik Ortodoks kubbeleri, gösterişli altın varaklarıyla parlayan Aleksandr Nevski Katedrali şehrin en önemli dini yapılarından.

ALEKSANDR NEVSKI KATEDRALİ

Dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden biri olarak da nam salan Aleksandr Nevski Katedrali, Sofya’nın simgelerinden biri. İçerisinde 10 bin kişiyi aynı anda bulundurabilen katedral, Balkanlar’da bulunan en büyük ikinci katedral olma özelliğine sahip ve Neo-Bizans mimarisinin güzelliğini ilk günkü gibi yansıtıyor.

ST. SOFIA HEYKELİ

Sveta Nedelia Meydanı’nda, yaklaşık 20 metre yüksekliğinde, sol elinde bilgeliğin sembolü baykuş, sağ elinde barışı simgeleyen defne yapraklarından yapılmış taç olan bir kadın heykeli var. Bu heykel; pagan Romalılar tarafından, Hristiyan oldukları için işkenceyle öldürülen 3 kızının acısına dayanamayıp ölen, kilise tarafından azize ilan edilen ve adına St. Sofia Kilisesi inşa edilen St. Sofia’nın heykeli. 2000 yılında meydanda bulunan Lenin heykeli Sosyalist Sanat Müzesine kaldırılıp, yerine St. Sofia Heykeli dikilmiş.

ULUSAL KÜLTÜR SARAYI

Sofya’nın merkezinde bulunan Ulusal Kültür Sarayı, mimari tasarımıyla dikkat çekiyor. Kaleyi andıran yapı; sanat sergilerine, konserlere ev sahipliği yapan çok amaçlı bir kültür merkezi…

BANYABAŞI CAMİİ

Sofya’da, Osmanlı döneminde yapılan 32 camiden günümüze ancak 5’i erişebilmiş. Bu camilerden Seyfullah Efendi (Banyabaşı Camii) ibadete açık olan tek cami.

Sofya çok büyük bir şehir değil ve yürüyerek dolaşmak mümkün ancak müze ve sanat galerilerini, St. Sofia Kilisesini, antika pazarı, kapalı pazarları, Sofya Merkez Sinagogu ve Kadınlar Pazarını, şehre birkaç dakika mesafedeki parkları ve bahçeleri de gezmek isterseniz başkente birkaç gün ayırmanız gerekir. Tüm bu tarihi güzelliklerin yanı sıra Sovyet rejimi döneminde yapılan çok katlı sosyal konutların bakımsızlığına değinmeden geçmeyeyim.

Sofya aynı zamanda üniversiteler şehri. 6 üniversiteye sahip ve çok sayıda öğrencimiz de bu üniversitelerde öğrenim görüyor. Ayrıca Sofya’nın Vitosha Dağına yakın kayak merkezi de oldukça popüler.

FİLİBE

Filibe, Bulgaristan’ın 2. büyük şehri. Yine Sofya gibi, Veliko Tırnovo gibi Avrupa’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olarak biliniyor. Şehir, M.Ö. 6. yüzyılda kurulmuş ve ülkenin güney bölgesinin idari, ekonomik ve kültürel merkezi olmuş. Filibe adını Makedonya Kralı II. Flip’ten almış. Antik Roma tiyatrosu, kaleleri, anıtları, kiliseleri, Osmanlı yapıları, Roma stadyumu ile UNESCO geçici miras listesinde olan şehir, 2019 yılında da Avrupa kültür başkentlerinden biri olmuş. Yeri gelmişken belirtmeden geçemeyeceğim; Bulgaristan’ın dokuz tarihi yapısı UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.

Maritsa Nehri (Meriç)’nin yatağı boyunca, yedi tepe üzerinde yer alan Filibe’nin dar ve dolambaçlı sokaklarını herhangi bir araca ihtiyaç duymadan yürüyerek keşfedebilirsiniz. Şehrin merkezi olan Knyaz Aleksandar I Caddesi‘nde yer alan stadyumun yanı sıra Balkanlar’daki en büyük camilerden biri olan Cuma Camii, yine Osmanlıdan miras kalan Çifte Banya Hamamı, Filibe Antik Kenti, Tarih Müzesi, Stefan Stambolov Meydanı mutlaka gezilecek yerler listenizde olmalı.

Aslında Bulgaristan’la ilgili yazacak daha çok şey var ancak yer kısıtlı. ‘Nerede kalınır?’ sorusuna yanıt vermek gerekirse; Bulgaristan’da apart otel, üç yıldızlı, beş yıldızlı, eski yeni birçok otelde kaldık. Bizim için temiz olması birinci sırada yer aldığı için kaldığımız yerler eski olsa da temiz olması hoşumuza gitti. Belki şansımıza kaldığımız her yerde rahat ettik. Pandemi döneminde kendi yemeğimizi yapma şansımız olduğu için apart otelde kalmayı tercih ederiz.

Son olarak müzik konusuna değinmeden geçmek olmaz. Ortaçağa kadar uzanan müzik kültürüne sahip Bulgaristan, en başarılı halk müziği topluluğu olarak Grammy ödülü de almış. Ayrıca hemen her şehirde müzik ve opera festivalleri yapılıyor.

Başka bir seyahatte buluşmak üzere, sağlıkla kalın…  

NASIL ARANDI: #müzeyyentopçutan #dişhekimi #bulgaristan #geziyazısı #burgaz #alyoshamonumentheykeli #kültür #tarih #mimari #nesebar #varna #asenanıtı #filibe #kocaeli

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.