Sıcak yaz günlerinin ferahlatan lezzeti; Dondurma

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 11/06/2021
.stripslashes($urun->baslik).

Kim buldu, nasıl buldu, bugünlere nasıl geldi? Önce tarihine bir göz atalım, sonrasında kendi dondurmamızı yaparız belki.

Dondurmanın bilinen bir mucidi yok. Tarihçilere göre bugün yediğimize benzeyen, yani sütle yapılan ilk dondurmanın kökeni 2 bin 200 yıl öncesine, Asya’ya dayanıyor. Çinlilerin, M.Ö. 200’lerde bir tür süt-pirinç karışımını karda dondurarak elde ettiği yiyecek, ilk sütlü dondurma olarak kabul ediliyor. Peki Çinlilerin sütlü dondurma ‘icadı’, bugün dondurmanın anavatanı olarak bilinen İtalya’ya nasıl geldi?

Burada iş, Marco Polo’ya düşmüş. Venedikli seyyah, 13. Yüzyıl’da meşhur Çin gezisinden Avrupa’ya döndüğünde cebinde dondurma tarifleri de varmış. İşte o tarifler, aşçılar tarafından sürekli geliştirilerek, 16. Yüzyıl’a gelindiğinde dondurmaya dönüşmüş. Söylencelere göre dondurma Fransa’ya, Kral 2. Henry ile evlenen İtalyan soylu Catherine de Medici’nin aşçıları tarafından 1553’te götürülmüş. 17. Yüzyıl’da hüküm süren İngiltere Kralı 1. Charles da sofrasından dondurmayı eksik etmezmiş. Hatta tarifini kimselerle paylaşmaması için aşçısına hatırı sayılır miktarda bir ödeme yapmış.

Dondurmanın Avrupa’da aristokratların sofrasından çıkıp bizlere ulaşmasını ise Sicilyalı bir göçmene, Francisco Procopio Cuto’ya borçluyuz. Procopio, 1670’de Paris’in ilk kafesi olan Café Procope’u açmakla kalmayıp, kenti dondurmayla tanıştırmış. Yarattığı trend öyle tatlıymış ki 1676’ya gelindiğinde Paris’te dondurmacı sayısı 250’ye ulaşmış, dondurma pastane ve restoranların da menüsüne girmiş.

Avrupa’da hızla yayılan dondurma modası, Kuzey Amerika’ya ise 18. Yüzyıl’ın ortalarında ulaşmış. İlk dondurma fabrikası ABD’de, Jacob-Fussell tarafından 1851’de kurulmuş. 20. Yüzyıl’da soğutucuların ve yeni nesil dondurma makinelerinin icadı gibi teknolojik gelişmeler dondurmayı iyice yaygınlaştırarak bugünkü konumuna getirmiş.

Tarihten günümüze uzun bir yolculuk yapan dondurma hayatımızda var olmaya devam edecek, bizimle birlikte gelişecek. Özetle bu yaz da bol bol dondurma tüketeceğiz. O halde kendi dondurmanızı yapmaya ne dersiniz? Hazırsanız, başlıyoruz.

 

 

 

ŞEFTALİLİ DONDURMA

 

Malzemeler

 

• 300 gr doğal yoğurt (tercihen ev yapımı)

• 200 gr şeftali

• 50 gr bal (çok tatlı sevenler bal miktarını arttırabilir)

• 3 adet reyhan yaprağı

 

Üzeri için;

• Lavanta taneleri (opsiyonel)

Krokan için;

• 100 gr beyaz şeker

• 20 gr tereyağı

• Fındık

 

Yapılışı

 

Şeftalinin kabuklarını soyup, gelişi güzel dilimleyin. Dilimlediğiniz şeftalileri mutfak robotundan geçirip püre haline getirin. Ayrı bir kapta yoğurdu güzelce karıştırın. Üzerine bal, şeftali püresi ve incecik kestiğiniz taze reyhan yapraklarını ekleyin. Bu şekilde tekrardan karıştırıp soğuması için buzluğa koyun. İyice soğuduktan sonra, karışım artık dondurma makinesine girmeye hazırdır. Makinaya göre değişmekle birlikte, benim makinamda 50 dakikalık bir süre içerisinde yumuşak, kremamsı, hafif ve leziz bir dondurma haline gelmektedir.  *Dondurma makineniz yoksa karışımı kalıba döküp üzerini kapatarak buzluğa koyun. İstediğiniz kıvama gelene kadar, her yarım saatte bir iyice karıştırmayı ihmal etmeyin.

 

Üzeri için: Dondurma makinada karışırken, üzerine süs olarak koymak için basit bir krokan yapabilirsiniz. Toz şekeri tavada altın rengi olacak şekilde eritin. İçine tereyağı koyup, iyice karıştırın. Ateşten almadan hemen önce bütün haldeki fındıkları ekleyip, erimiş şekeri fındıklara yedirin. Fırın tepsisine fırın kâğıdı serip, krokanı üzerine dökün. Soğuduktan sonra gelişi güzel kırıp, dondurmanızı süsleyin.

 

NASIL ARANDI: #serkanyeşildağ #yazar #dondurma #yaztatlısı #şeftali #köşeyazarı #köşeyazısı #yemek

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazılarını İnceleyin;
Sefer tası

1 hafta önce
Yeni sezona umutla…

1 ay önce
Şov yapma yemek yap!

3 ay önce
Popüler olmayı bırakalım

4 ay önce
Evde kokoreç

6 ay önce
İftar sofraları çorbasız olmaz

Yazan: Serkan Yeşildağ

7 ay önce
Mutfakların lezzetli minikleri; Mikro filizler

Ağzımızı tatlandıralım!

İştahınız bol olsun!

Japonlar gibi kızartma yapın!

Evde lahmacun yapalım mı?

Pandemi yeme-içme alışkanlıklarımızı nasıl etkiledi?

Ne yersen O’sun

Yedikleriniz sizi ele veriyor

Aradığımız tek şey samimiyet!

Beynimizi ‘Doyurmak’ önemli!

İyi yemek insanları bir araya getirir

Ellerinize sağlık

Peynir; yemekten önce mi sonra mı yenilmeli?

Eti nasıl marine etmeliyiz?

Mikrodalga fırınlar sağlıklı mı?

İyi yemeğin sırrı

Sofrada doğru davranıyor muyuz?

Bu ülkeyi yemek kurtaracak

Zeytinyağını sofranızdan eksik etmeyin!

Ekmek kadayıfı mı bread pudding mi?

Bu lezzeti ıskalamayın!

Doğru yemek için doğru yağ seçin!

Son zamanların yükselen trendi: Raw Food

Mükemmel Hamburger nasıl olmalı?

Meslekte kalıcı olmanın sırrı

Yeni nesil dondurma

Hangi yemekte, hangi baharat?

Yeme-içme sektöründe markalaşmak şart

Gün boyu aç kalmayın!

İyi bir şef nasıl olmalı?

Zan altında bırakmadan önce...

Kurban etini nasıl değerlendirelim?

Bırakın, aşçı olsun!

Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketin!

Etin İlk mutfağı ahırdır!

Nereden başlayacağını biliyor musun?

Hayatın ta kendisidir yemek

Bayram sofraları kurulsun!

Hobi olarak restoran açmayın!

Gurme müfettişler kapımızda

Sofranızdan sebzeyi eksik etmeyin

Franchising alacak işletmeciler dikkat!

Mutfak aşkı

Sosta en önemli unsur: Denge

Bol lezzetli ramazanlar

Lezzet mi? Sunum mu?

Yemeği endüstriyelleştirmeyelim!

Yemek seçiminiz kişiliğinizi ele veriyor

Biri kar tatili mi dedi?

KYÖD, Rotary ve KOÜ bir araya gelirse…

AVM’lerin yeni yıldızı ‘Food Court’lar