
Kadınlara bahşedilmiş meziyetlerin, bazen iş hayatında başarılı olmaya yetmediğini söyleyen Sevinç Aytin, o anlarda kadının varoluşundan gelen gücün farkında olması gerektiğini düşünüyor ve hemcinslerine, “Umudun tükendiğinde, tarihimizdeki kadınlara bak…Yenilginin bir bitiş değil de cesaretle yeniden doğuş olduğuna inan” diye sesleniyor.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Sevinç Aytin Danışmanlık ve Ticaret Ltd. Şti.’nin kurucusuyum. 1999 yılından beri sigorta sektöründe faaliyet gösteriyorum. Sigorta şirketlerinin genel müdürlüklerindeki kurumsal görevimden, acenteliğe evrilme sürecim 2017 yılında gerçekleşti. 2025 yılında kendi şirketimi kurdum. Çayırova, Şekerpınar ve Körfez Hereke’deki ofislerimizde, genç ve dinamik ekibimizle birlikte hizmet veriyoruz.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Her zaman çözüm odaklı, kararlılıkla, değişime ve yeniliklere açık, ulaşılabilir, güven odaklı ve kendimi geliştirerek çalıştım. Çalışma sistemim sayesinde müşterilerimizle tam güven tesis ettiğimize ve farkımızın buradan kaynaklandığına inanıyorum. Diğer farkımız ise acente olarak genç sigortacılar yetiştirmeyi şiar edinmiş olmamız. Z kuşağının sigorta sektörünü keşfetmesini ve sektörde çalışmasını önemsiyorum ve bu alanda eğitim vermeye zaman ayırıyorum.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Ben başardım” dediniz?
2010 yılı kırılma noktam oldu. Her şeye sıfırdan başlamam gerekti. Ayaklarım dibe dokundu, farkına vardım. Pes etmedim. Azimle gayret ederek suyun yüzüne çıktım. Gördüğüm mavilik bana aitti. Bireysel başarımdı.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Çalışmak ve başarmaktan başka yolum ve şansım yoktu. İşim daima ilk sırada olmak zorundaydı. Çocuklarımla birlikte geçirdiğim zaman sınırlıydı. Kendime zaman ayırmak ise mucize gibiydi.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Kadınlara bahşedilmiş meziyetler iş hayatında başarılı olmaya yetmiyor bazen. İşte o anlarda kadının varoluşundan gelen gücün farkında olması ve yılgınlığa kapılmaması gerekiyor. Umudun tükendiğinde, tarihimizdeki kadınlara bakmak…Yenilginin bir bitiş değil de cesaretle yeniden doğuş olduğuna inanmak.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Yaptığım işin ne kadar önemli olduğunun bilincine, sigortacılık sektörüne girdiğim 1999 yılında yaşadığımız büyük depremle vardım. Bu büyük facia, maalesef çok fazla can ve mal kaybına neden olmuştu. Bununla beraber, hayatta kalanların yaşamaya devam edebilmesi için sigorta adeta bir yara bandı, can simidi olmuştu ve biz buna yakinen şahit olduk. Yaptığımız iş itibariyle hem bireylerin hem de kurumların kötü gün dostuyuz. İnsanların gelecek kaygılarını, gerçekleşen risklerdeki kayıplarını azaltıyor; kendilerini güvende hissetmeleri için çalışıyoruz.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Sigortacılık, hayatı kapsayan bir meslek olduğu için yıllar çabuk geçti doğrusu. Pek çok şey söyleyebilirim… Karar vermem gereken her şey için mottom “Ucunda ölüm yok ya, en kötü ne olabilir. Atış yapmazsam, ıskalama ihtimalim yüzde yüz.” Geriye dönüp bakınca 10 yaş genç halime “doğru rotadasın” derdim.