Sevgi dolu bir anne : Op. Dr. Inci Çavuşoğlu

   0 Kişi Yorum Yaptı
Meslek yaşamı boyunca sayısız bebeğin manevi annesi olan başarılı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. İnci Çavuşoğlu’nu, bu kez ‘Aslı’nın annesi’ olarak konuk ettik sayfalarımıza…
.stripslashes($urun->baslik).

RÖPORTAJ: ZEYNEP AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, Lotus Gebe’nin kurucusu, hipnoterapist, psikoterapist, Masterson terapisti, EFT Master ve rüya analisti… Bu unvanların hepsi, kendisini geliştirmekten asla vazgeçmeyen çok başarılı bir hekime, Op. Dr. İnci Çavuşoğlu’na ait… Dr. Çavuşoğlu, bugüne kadar binlerce kadının annelik duygusunu tatmasına vesile oldu; pek çok ailenin evlat özlemini dindirdi. Hastalarını hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyileştirebilmek için kendisini sürekli yeniledi; adını Türkiye’nin hipnoz, psikoterapi ve kadın doğum konularında derinlemesine analizler yapabilen sayılı hekimleri arasına yazdırdı. Sahibi olduğu Lotus Gebe Anne ve Bebek Merkezi’nde, sayısız anneye fiziksel ve psikolojik anlamda destek oldu; sağlıklı bir gebelik ve doğum süreci geçirmeleri için elinden gelenin fazlasını yaptı… Ve bu parlak kariyeri oluşturan tüm unvanlar içinde, o en çok ‘Aslı’nın annesi’ olmayı sevdi… Henüz ihtisasını bile tamamlamadan kucağına aldığı kızını sevgiyle sarıp sarmaladı; onu büyütürken her anne gibi büyük mutluluklar, endişeler, korkular yaşadı. Yoğun çalışma hayatı içinde, kızını en iyi şekilde yetiştirebilmek için çabaladı. Anneler Günü’nü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde, meslek yaşamı boyunca sayısız bebeğin manevi annesi olan Op. Dr. İnci Çavuşoğlu’nu, bu kez ‘Aslı’nın annesi’ olarak konuk ettik sayfalarımıza… Bugün 26 yaşında çok başarılı bir avukat olan güzel kızı Aslı’yı büyütürken yaşadıklarını; deneyimlerini ve annelere önerilerini büyük bir keyifle dinledik. ‘Annelik, gerçek bir sanattır’ diyen Op. Dr. İnci Çavuşoğlu’nun annelik serüvenini sizin de aynı keyifle okuyacağınıza eminiz…

 

Eğitime aşık bir hekim olduğunuzu biliyorum… Yaptığımız son söyleşiden beri hayatınızda neler değişti?

 

Elbette, eğitimlerime hiç hız kesmeden devam ettim. Son dönemde rüya analizi eğitimlerimi tamamladım. Aynı zamanda psikoterapist ve Masterson terapistiyim. Üsküdar Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin danışma kurulundaki görevim ve aynı üniversitede hipnoz alanında yaptığım çalışmalar da halen devam ediyor. Üsküdar Üniversitesi’ndeki hocalarımızla birlikte yazdığımız kitap basım aşamasına geldi; kitabın ‘kadın hastalıkları ve doğumda hipnoz’ bölümünü ben yazdım. Ayrıca, iki farklı kitaba daha kendi alanımla ilgili bölümleri yazarak destek verdim. Bir yılda üç kitabın bölümlerini yazınca, yayıncı arkadaşlarım artık kendi kitabımı yazmam için ısrar ediyor. Aktüel ve insanlara ulaşacak bir kitap yazmak istiyorum çünkü insanların daha çok bilmeye ihtiyacı var. Bu yaz kendi kitabımı yazmaya odaklanacağım.

 

Aldığınız bu eğitimleri sadece branşınız olan kadın doğum alanında mı kullanıyorsunuz?

 

Bugüne kadar aldığım eğitimlerle geniş kitlelere hitap edebilecek yeterliliğe fazlasıyla sahibim. Yetişkin, çocuk, ergen, aile, çift terapileri yapabilirim ama enerjimi bu kadar geniş bir alana yayarak dağılmak istemiyorum. Bu nedenle daha çok kendi alanımla sınırlı kalıyorum. Yine de takip ettiğim, alan dışı danışanlarım özellikle ergenler var.

 

İLK GÖRÜŞTE ETKİLENDİM

 

Hocam, Kocaelililer sizi tanıyor, mesleki başarılarınızı yakından takip ediyor. Ben bu kez iyi bir eş ve sevgi dolu bir anne olan İnci Çavuşoğlu’nu tanımak istiyorum… Mesela, merak ediyorum; eşinizle nasıl tanıştınız?

 

E şimle, tıp fakültesine başladıktan altı ay sonra arkadaşlarım vasıtasıyla tanıştım. Benim ilk senemdi, Şenol da bir dönem üstümdeydi. Önce arkadaş olduk, birkaç ay içerisinde de çıkmaya başladık. O günden bu zamana kadar da hiç ayrılmadık.

 

Bu bir ilk görüşte aşk hikayesi mi?

 

Her ne kadar psikolojiyle çok uğraşıyor olsam da mantıklı bir tarafım da vardır. Evet, sevgiye çok önem veririm fakat ilk bakıştaki aşkı çok sağlıklı bulmuyorum. Şenol’a hissettiğim ilk bakışta aşk değildi belki ama görür görmez çok etkilendiğim doğrudur.

 

Sizi en çok hangi yönü etkiledi?

 

Ortak bir arkadaş grubumuz vardı ve biz o grubun içerisinde birbirimizle uyumluyduk. Ben çok hareketli ve aktif birisiydim, o da aynı benim gibiydi. Çok neşeli, pozitif ve hareketliydi… Belki de birbirimize bu kadar çabuk uyum sağladığımız için arkadaşlığımız kısa süre içinde ilerledi. Üniversitede çok zorlu bir eğitim sürecinden geçtik. Tıp fakültesi zordu, Hacettepe’de tıp öğrencisi olmak daha da zordu. O dönem Şenol’un hayatımda olması, sevgisi, desteği bana çok iyi geldi.

 

 

EN BÜYÜK KAZANIMIM

 

Ne zaman evlendiniz?

 

T ıp fakültesini birlikte okuduk, 4 sene sonra da evlendik ve Ankara’ya yerleştik. İhtisasımı Ankara’da tamamladım. Bu süreçte de kızımız Aslı dünyaya geldi.

 

İnci Hanım, Şenol Bey nasıl bir eş?

 

Son derece destekleyici. Çoğunlukla eş, arkadaş; kimi zaman baba gibi şefkatli… Şenol, benim hayatımın en büyük kazanımıdır ve beni ben yapan çok önemli bir faktördür. Aynı zamanda meslektaş olduğumuz halde iş hayatında asla egoları olmayan; beni her alanda destekleyen ve motive eden bir eştir.

 

Ankara’dan İzmit’e gelişiniz nasıl oldu?

 

Aslı doğduktan sonra Ankara’da onun bakımıyla ilgili ciddi sıkıntılar yaşamaya başladık. O dönemde nitelikli bakıcı bulmak imkansız gibi bir şeydi. Şimdiki gibi yatılı bakıcılar yok, öyle kamerayla takip sistemleri yok… Aslı’yı emanet edebileceğimiz, istediğimiz kriterlere sahip birini bulamadık. Hep gözüm arkada işe gidiyordum, içim bir türlü rahat etmiyordu. Özellikle kayınvalidem çok destek olmaya çalıştı ama yine de zordu. Dolayısıyla uzmanlığımı tamamlar tamamlamaz, eşimin memleketi olan İzmit’e taşınmak bizim için çok mantıklı oldu. Sağ olsun kayınvalidemin de büyük desteğiyle sonraki dönemi çok rahat geçirdim.

 

GEBELİĞİM ZOR GEÇTİ

 

Hocam, Aslı planlı bir bebek miydi?

 

Tamamen plansızdı ama ilk duyduğum andan itibaren beni çok mutlu etmişti. Onun kalp atışını duyduğum ilk anı hala hatırlıyorum; içime çok büyük bir coşku ve sevinç dolmuştu.

 

Nasıl bir hamilelik geçirdiniz?

 

Zor bir hamilelik geçirdim çünkü çok fazla bulantım oldu. Üstelik hamileliğim, asistanlık dönemimin de en yoğun dönemine denk gelmişti. Sağ olsun bu konuda da kıdemlilerim beni hep destekledi, birkaç hafta içinde beni daha rahat çalışabileceğim alanlara geçirdiler.

 

Bir kadın doğum uzmanı olarak, kendi gebeliğinizi hastalarınızı yorumlayabildiğiniz kadar rahat yorumlayabildiniz mi?

 

İlk gebelik olunca ister istemez hep bir çömezlik oluyor. Bununla beraber, uzmanı olduğum bir alanda, okuduğum öğrendiğim her şeyi birebir yaşama ve deneyimleme şansım oldu. Gerçekten çok mutlu bir gebelik geçirdim. Evet, fiziksel açıdan zordu ama çok da keyifli bir dönemdi.

 

Gebeliğinizde kafanıza takılan, bir kaynağa başvurmanızı gerektiren bir durum oldu mu?

 

Açıkçası, ben çok iyi bir öğrenciydim ve teorik olarak konuya tamamen hakimdim. Yalnız şöyle bir durum yaşadım. 37’nci haftada, doğum iznine çıkmadan önce son bir ultrason muayenesinden geçiyorsunuz. O muayeneyi gerçekleştiren hekim arkadaşım, bebeğin başının normalden küçük ve oval, bacak boyunun da olması gerekenden uzun olduğunu; bunun bir problem olabileceğini söyledi. O anki korkumu, paniğimi, oradan nasıl ağlayarak çıkıp gebeliğimi takip eden hocaya koştuğumu asla unutamam. Ancak, hocam “Hiç merak etme, her şey normal” dedikten sonra rahatladım ve birkaç gün sonra da doğum yaptım.

 

 

HAZIRLIKSIZ YAKALANDIM

 

Doğumunuz nasıl oldu?

 

Kızım hem erken hem de anne karnında tersti ve sanırım, biraz önce anlattığım olayın da etkisiyle beklediğimden önce doğdu. Bütün sürecin en şok edici kısmı buydu. Kontrole diye gidip doğumun başladığını öğrendik. Hocalarım hiç vakit geçirmeden bebeği almamız gerektiğini söyledi. Yanımda ne bir eşya, ne de doğum çantam var… Üzerimde kot pantolonla, tek başıma ameliyathaneye girdim. Doğumdan çıktığımda benim üzerimde ameliyat önlüğü vardı, Aslı da doğarken neye sarmışlarsa hala öyleydi. Kızımı kucağıma alıp, eşimin evden çantamızı getirmesini beklemiştim.

 

Seçme şansınız olsa normal doğumu tercih eder miydiniz?

 

Elbette, seçme şansım olsa kızıma da kendime de o fırsatı tanımak isterdim. Yine de şu açıdan içim rahat: Benim doğumumda süreç normal ilerlemiş, doğum başlamıştı ve kızım gelmeye hazırdı. Sadece, gelmek için yanlış pozisyondaydı. Hekimler olarak biz, bebeği erken almayı sevmiyoruz, bebeğin kendisinin doğumu başlatmasını önemsiyoruz. Kızım açısından da doğumunu kendisinin başlattığını biliyorum, o yüzden içim daha rahat.

 

Aslı’yı alıp eve geldikten sonra hayatınız ne yönde değişti?

 

O zamanlar doğun izni 8 haftadaydı. Dolayısıyla sonrasında hemen çalışmaya başladım. Biz cerrahi branş olduğumuz için uzun uzun izin alabileceğimiz bir durumumuz da yoktu. Uzmanlığı alabilmek ve yeterlilik için belli bir zamanda belli bir ameliyat sayısına ulaşmalıydık. Şu anda aslında çok önemsiz olduğunu düşündüğüm ama eğitim hayatı boyunca önemsediğimiz böyle durumlar vardı. Dolayısıyla işe erken başlamak durumunda kaldım.

 

ANAÇ BİR YAPIM VAR

 

Aslı, uslu bir bebek miydi?

 

Çok yoğun bir çalışma hayatım olmasına rağmen gebeliğimi de doğum sonrası süreci de çok güzel hatırlıyorum. Normalde de anaç bir yapım olduğu için ufak tefek sıkıntıları da kolay tolere ettim. Aslı, çok zahmetli bir bebek değildi, her bebekte olabilecek sıkıntıları vardı. Sadece erken dönemdeki sarılığı bizi çok yormuş ve üzmüştü. Kızımın bakımında eşimin desteği de çok büyük oldu. Uzun nöbetlerim sırasında onunla hep babası ilgilendi. Aslı uzun süre emmişti. Şenol’un, emzirmem için Aslı’yı alıp hastaneye bana getirdiği çok olmuştur.

 

Şenol Bey de siz de çalışırken, Aslı’ya kim baktı?

 

Aslı 4 yaşına gelene kadar Ankara’daydık. Hüsranla biten çok sayıda bakıcı denememiz oldu. Bir dönem kayınvalidem İzmit’ten gelip baktı Aslı’ya. Benim ihtisas sınavına girdiğim dönemde Aslı’yı İzmit’e getirip babaannesine teslim ettik, bir süre Ankara-İzmit arasında mekik dokuduk. Ben hafta içi blok nöbetler tutup, her hafta sonu İzmit’e kızımı görmeye geldim. Sonra kreş yaşı geldi, zaten 4 yaşındayken de tamamen İzmit’e taşındık.

 

Çok yoğun bir çalışma hayatınız var. Aslı büyüdükçe işler zorlaştı mı? Aslı’nın eksikliğinizi hissetme noktasında size sitemi oldu mu?

 

O konuda da kayınvalidemin hakkını asla ödeyemem, her ihtiyacımız olduğunda kalkıp gelmiş, beni hiç zorda bırakmamıştır. Dolayısıyla, Aslı’nın iyi bakılmasıyla ilgili hiç endişem olmadı. Yalnız, onun İzmit’te olduğu dönemde, ben yine hafta sonu koşa koşa İzmit’e geldim ve Aslı beni görünce, başını çevirdi. Bunu hiç unutmuyorum. Bunun dışında ileriki yaşlarında da başka bir tepkisi olduğunu hatırlamıyorum.

 

 

 

 

GÜVEN İLİŞKİSİ KURULDU

 

Bunu neye bağlıyorsunuz?

 

Aslı, gerçekten çok yoğun bir sevgi ve ilgi ortamında büyüyordu. Bir de o dönem, bilmeden de olsa yaptığım en doğru şey, Aslı’ya hiç yalan söylememek oldu. O uyurken kaçıp gitmedim, arkadaşlarımla buluşacağımda ona ‘işe gidiyorum’ demedim. Aslı uykudan uyanınca annesini bulamama gibi bir güvensizlik ya da kandırmaca yaşamadı hiçbir zaman. Bazen yüzü düşse de bu dürüstlük, aramızda bir güven ilişkisi kurulmasına sebep oldu. O dönem, eşimle cuma akşamlarını birbirimize ayırmaya çalışırdık, beraber aktiviteler planlardık. Cuma akşamları Aslı’ya da alternatif, ilgisini çeken bir program oluştururduk. ‘Baban ve ben sinemaya gidelim, siz de halanlarla şuraya gidin, olur mu?’ derdik ve sevinçle kabul ederdi. Bu sayede kendimize ve ona özel bir alan da oluşturmuştuk.

 

Aslı’yı büyütürken nelere dikkat ettiniz?

 

Biraz önce de bahsettiğim gibi dürüstlüğe çok dikkat ettim. Kızım, bizim için en değerli varlık olduğunu; bununla beraber bizim, onun dışında da bir hayatımız bulunduğunu çocuk yaşında fark etti. Yanında değilken onu ihmal etmediğimizin farkındaydı. Aslı’yı büyütürken en korktuğum şey istekleri hiç bitmeyen, tatmin olmayan, şımarık bir çocuk olmasıydı. Bunun için de onu sürekli birikime teşvik ettik. İsteği şeyi alabilmemiz için ikimizin de para biriktirmesi gerektiğini söyler, sonra biriktirdiğimiz paraları birleştirip birleştirip istediği her neyse alırdık.

 

Çocuk gelişimiyle alakalı takip ettiniz yayınlar oldu mu?

 

Bizim zamanımızda, bu kadar taze bilginin bulunduğu yayınları bulmak zordu. Bir Doğan Cüceloğlu, bir Atalay Yörükoğlu vardı… Şimdiki materyaller çok daha fazla ve internet ortamında her türlü bilgiye ulaşmak çok kolay.

 

Çocuk gelişimiyle ilgili sayısız ekol var… Bu kaynaklar neye göre seçilmeli?

 

Okumak, araştırmak tabii ki çok önemli ama annelere, öncelikle çocuklarını gözlemlemelerini öneririm. Her çocuğun ihtiyaçları, beklentileri, ona uygulanacak metotlar farklı olabilir ve anneler çocuklarıyla aralarında olan o sezgisel bağla, onları kolaylıkla hissedebilir, ihtiyaçlarını fark edebilir. Bu noktada anneler sezgilerine güvensinler. Bol bol okusunlar, gözlemlesinler ve sıkıştıkları noktada profesyonel destek almaktan da çekinmesinler. Bir çocuğu büyütürken en önemli şey yerinde, zamanında, koşulsuz, yeterince sevgi vermek ve zamanı geldiğinde onun bireyleşmesini, özerkleşmesini desteklemektir. Ekol olarak baktığımızda artık ödül-ceza sistemi çok fazla önerilmiyor; daha çok çocuğu gerçeklik zeminine çekecek metotlar kullanılıyor. Çocuğa, dünyanın kendisi etrafında dönmediği; onun, ailenin içine yeni gelen ve çok sevilen bir birey olduğu hissettirilmeli. Aile, her zaman tek kural koyucu da olmamalı çünkü bu, çocukta ters bir kimlik oluşturabilir. Çocukla konuşulmalı, istekleri dikkate alınmalı, seçenekler sunulmalı ve onun için en doğrusunun nasıl olacağına birlikte karar verilerek onayı alınmalı. Daha sonra alınan bu karara hem aile hem de kendisi bağlı kalmalı.

 

HEP YANINDA OLMALIYIZ

 

Bu öneriler özellikle ergenlik dönemi için çok önemli…

Ergenlikte, çocuğun bedeni hızla gelişir ama ruhsal gelişim maalesef aynı paralelde olmuyor. Çocuğun kendi içinde yaşadığı bu zıtlık, bizleri de etkileyebilir. En önemli nokta şu ki çocuğumuzun karşısında değil, her zaman yanında olmalıyız. Çözümü, alternatifler oluşturarak bulmalıyız.

 

Bu tutum, çocuk doğduğu andan itibaren mi uygulanmalı?

 

Tabii ki başından itibaren böyle bir bakış açısı sergilemeliyiz fakat kaybedilen bir zaman varsa da hiçbir şey için geç değildir. Psikolojide doğrular tek değildir, görecelidir, bireyseldir. Duygusal durumlar her zaman değişime ve gelişime açıktır. Davranışlar, tutumlar, kişilik yapısı değişebilir. Dışarıdan birisini değiştiremezsiniz, bu sadece kişi kendisi isterse mümkündür. Bununla beraber, etrafımızdaki kişiler hayatın içindeki duruşumuzdan, yapıcı tavrımızdan, iyi halimizden, pozitif enerjimizden olumlu yönde etkilenir.

 

 

ERGENLİĞE KADAR BİR PRENSESTİ

 

Aslı’nın ergenliği nasıl geçti?

 

Aslı, çok uyumlu, prenses gibi bir çocuktu. İyi huylu, kibar, zarif bir kızdı. Ta ki ergenliğe kadar… Ergenlikte biraz sorun yaşadık. Kendi kimliğini bulmak için verdiği bir mücadele vardı. Çok büyük sıkıntılar yaşamadık ama bireyleşme konusunda zıtlaşmalarımız oldu. Aslı’nın ergenliği, benim psikolojiye ilk giriş dönemlerime denk geldi ve sakin kalmam gerektiğini biliyordum. Kız çocukları genellikle anneleriyle daha çok çatışıyor. Bu noktada eşimin yardımı çok büyük oldu. Şimşekleri üzerimde hissettiğim ve düştüğüm anlarda, hep eşim kaldırdı beni. Şimdi diyorum ki Aslı, kendisi olabilmek adına, kendi içindeki o gerilimleri yaşamalıymış. İyi ki de öyle olmuş çünkü şu an geldiği noktadan gayet memnunum.

 

O dönemdeki çatışmaları nasıl aştınız?

 

Zaman ve sevgi ile. Seven anne-baba olarak hep yanında durduk. Zaten bizi üzen bir durum yaşatmadı, ciddi asilikleri yoktu. Sadece her zamankinden farklı olarak daha dilbaz ve tepkisel olmuştu. Ergen anne-babaların çok fazla yapabileceği bir şey yok bence. Çocuklarını sevsinler, dağ gibi onların yanında dursunlar yeter. Güvenli sınırları da çizerek, özgürlüğüne saygı duyarak, onlara doğrunun ne olduğunu hissettirelim. Zaten amacımız da çocuklarının kendi başlarına birer birey olabilmesi değil mi? Çocuklar eninde sonunda kendi çatışmalarını kendileri çözüyor; sonra güvenli, dik duran, onu her şekilde sahiplenen anne-babaya geri dönüyor… Çünkü onun çatışması aslında ailesiyle değil, kendisiyle. Anne-baba olmak bir sanat gerçekten.

 

Bir anne olarak, en çok hangi noktada zorlandınız?

 

Fazla mükemmeliyetçi bir yapım olduğu için Aslı’yı biçimlendirmekten, farkında olmadan onu kendime benzetmeye çalışmaktan çok korktum. Kendisi olarak var olmasına ve hayatı deneyimlemesine engel olmak istemedim. Çok müdahaleci olduğunuzda çocuk ya size çok yapışır, sizin yokluğunuzda mahvolur ya da tamamen anneyi reddedip ters kimlik olarak ilerler ve kendini kaybeder. İşte ben, bu dengeyi bulamamaktan çok korktum çünkü bu kitaptan okunup öğrenilecek bir şey değil. Sezgilerinizle, çocuğunuzu hissederek davranmalısınız.

 

Aslı, şu anda 26 yaşında, çok başarılı bir avukat… Meslek seçimi noktasında onu yönlendirdiniz mi?

 

Sınavlara hazırlanırken sayısalcı olsa da Aslı, tıp okumayı hiçbir zaman düşünmedi. Ben, yapısal özellikleri dolayısıyla hukuk okumasını öneriyordum fakat mimarlık da biraz kafasını karıştırıyordu. Sonra bir gün hukukçu bir aile dostumuza danışıp, Aslı’yı onunla görüştürdük. O diyalogdan sonra kendi kararıyla hukuk okumayı seçti; Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden başarıyla mezun oldu. Şimdi hayatından çok memnun, uluslararası hukuk alanına yöneldi.

 

BERABERKEN ÇOK EĞLENİYORUZ

 

Artık o da genç bir kadın… Şu anda anne-kız ilişkiniz nasıl?

 

Ben biraz daha duygusal, merhametli bir yapıdayım; Aslı, belki de jenerasyonu gereği benden daha rasyonel, gerçekçi ve keskin sınırları olan bir kız. Karakter olarak birbirimizden çok farklı olsak da hayata bakışımız aynı… Bu nedenle çok iyi anlaşıyoruz ve birlikte çok eğleniyoruz.

 

Beraber neler yaparsınız?

 

Her şeyi… Beraber yurt dışı seyahatlerine gideriz, hiçbir şeye üşenmeyiz, çok gezeriz, çok eğleniriz, alışveriş yaparız, kitap okuruz, yemek yaparız. Beraber ne yaparsak yapalım, keyif alırız. Aslı’nın babasıyla da arası çok iyidir ama bizim ikimizin ilişkisinin bir de çok keyifli ‘kız-kıza’ boyutu var. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, ben sadece Aslı ile birlikteyken değil, eşimleyken de çok iyi vakit geçiririm. Kafamız çok uyar, Şenol çok iyi bir tatil arkadaşıdır. Tek sorun, onun tarihi ören yerlerini gezmeyi biraz fazla sevmesidir. O mutlu olduğu zaman ben de mutlu olduğum için birbirimizi hiç kısıtlamayız.

 

İnci Hocam, sizi bu kadar yakından tanımak çok keyifliydi, teşekkür ederim…

 

Anneler Günü yaklaşırken, annelik üzerine yaptığımız bu söyleşi benim için çok güzel bir anı olacak; ben de size ve Kocaeli Life ailesine teşekkür ederim.

 

NASIL ARANDI: #inci çavuşoğlu #kadın hastalıkları #kadın doğum #vajinismus #lotus gebe #masterson terapisti #gebelik #bebek merkezi #aslı çavuşoğlu #şenol çavuşğlu #annelik #hipnoterapist

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.