Mungan Hukuk Bürosu’nun kurucusu: Sırma Mungan

Mungan Hukuk Bürosu’nun kurucusu Av. Sırma Mungan, insanların haklarını bilmesinin ve savunabilmesinin toplumsal huzur için çok önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Ben de yaptığım işle, bir kişinin bile adalet duygusunu yeniden kazanmasına katkı sağlayabiliyorsam, bunun çok değerli olduğunu düşünüyorum.”

Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Öğretmen bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Aslen Mardinliyim ancak çocukluğumdan beri İzmit’te yaşıyorum. Kocaeli Anadolu Lisesinden mezun oldum ve ardından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim hayatıma devam ettim. Avukatlık stajımı tamamladıktan sonra mesleğe serbest avukat olarak başladım. Şu an aktif olarak dava takibi yapıyor, aynı zamanda kişi ve kurumlara hukuki danışmanlık veriyorum. Hukuku, sadece dosyalardan ibaret görmüyorum; insanların hayatına, kararlarına ve geleceğine dokunan bir alan olduğunu düşünüyorum.

Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Sanırım en büyük farkım, insanları gerçekten dinlemek oldu. Müvekkillerimle sadece ‘dosya’ üzerinden değil, yaşadıkları süreci anlayarak ilerlemeye çalıştım. Ulaşılabilir olmak, açık konuşmak ve gerçekçi olmak beni öne çıkardı. Hukuk bazen karmaşık ve ürkütücü olabiliyor; ben bu süreci mümkün olduğunca sade ve anlaşılır kılmaya çalışıyorum. İnsanları sadece bir müvekkil olarak değerlendirmeyip, her olaya “benim ailemden biri olsaydı” diye düşünerek bakıyorum. Bu da hem işimi daha iyi yapmamı ve odaklanmamı sağlarken hem de beni güvenilir kılıyor.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Açıkçası hâlâ “tamam oldu” dediğim bir an yok ama müvekkillerimin yıllar sonra bile beni araması, tavsiye etmesi ve güvenmesi bana “doğru bir şey yapıyorum” dedirtiyor. Başarıyı bir hedef değil, devam eden bir yolculuk gibi görüyorum. Sadece meslekte değil, hayatın her alanında… İyi insan olmayı başarmak, iyi evlat olmak, iyi dost olmak, iyi bir abla olmak, iyi bir avukat olmak … “Ben başardım” dediğimizde aslında sonuca ulaşmış gibi oluyor oysa sürdürülebilir olmak da çok önemli. Bu nedenle, en başta söylediğim gibi bu bir yolculuk ve ben bu yolda olmayı seviyorum.

Bir kadın olarak başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
En çok zamandan ve kendimden ödün verdim diyebilirim. Bazen daha fazla çalışmak, bazen daha güçlü görünmek zorunda kaldım. Bazı ortamlarda ciddiye alınmak için ekstra efor sarf ettiğim de oldu ama şunu öğrendim: Kendin olmaktan vazgeçmeden de ayakta durmak mümkün. Tabii gençken daha kaygılı oluyorsunuz… Meslek hayatımın ilk yıllarında kendime ait zamandan çok ödün verdim, hep daha fazla çalışmalıymışım gibi hissettim. Artık bu işte yıllarını geçirmiş bir avukat olarak, önceliklerim daha net ve zaman yönetimim çok daha iyi.

Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Öncelikle kendilerine inanmaya. Kadınlar çoğu zaman yeterli oldukları hâlde kendilerini sorguluyor. Bir de kadınların birbirini desteklemesi çok kıymetli. Rekabetten çok dayanışmanın bizi daha ileriye taşıdığına inanıyorum… Ama en önemlisi vazgeçmemek.

Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
İnsanların haklarını bilmesi ve savunabilmesi toplumsal huzur için çok önemli. Ben de yaptığım işle, bir kişinin bile adalet duygusunu yeniden kazanmasına katkı sağlayabiliyorsam, bunun çok değerli olduğunu düşünüyorum. Hukuk, toplumu ayakta tutan temel taşlardan biri. Bizler, insanları her daim hukuki yollara teşvik ederek, hukukun üstünlüğünün uygulanmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu da sosyal huzura katkı sağlıyor.

Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Bu kadar kaygılanma, her şey yolunu buluyor” derdim. Sabırlı olmasını, kendine daha çok güvenmesini ve hata yapmaktan korkmamasını söylerdim çünkü gerçekten en çok, zorlandığımız zamanlarda öğreniyoruz. Hani bir söz var ya: “hayat, sen başka planlar yaparken karşına çıkanlardan ibarettir…” O kadar doğru ki. Hiç beklemediğimiz anda hayatımıza girenler, kaybettiklerimiz, umulmadık hastalıklar, sürpriz mutluluklar… Düşününce gerçekten hayatın da bir planı var. Bu nedenle, 10 yıl önceki bana söyleyeceğim en önemli şey “ANI YAŞA” olurdu.

Yorum yap

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...