
Akademik birikimini klinik deneyimle birleştirerek kendi yolunu çizen; cesareti, emeği ve kararlılığıyla hem mesleğinde hem girişimcilikte iz bırakan Dr. Fatma Furuncuoğlu, başarıya giden yolda en büyük ihtiyacın fırsat eşitliği olduğunu söylüyor.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
1986 yılında İzmit’te doğdum. 2009 yılında Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı’nda doktora ve uzmanlık eğitimimi tamamlayarak, endodonti uzmanı (kanal tedavisi uzmanı) unvanını aldım. Uzmanlık eğitimimin ardından 2,5 yıl özel sektörde çalıştım. Daha sonra Sakarya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde Dr. Öğr. Üyesi ve Endodonti Anabilim Dalı Başkanı olarak görev aldım. Dört yıl boyunca hem bölümün akademik ve fiziksel yapılanma sürecinde aktif rol üstlendim hem de öğrencilerin teorik dersleri ile preklinik ve klinik eğitimlerinde görev yaptım. Daha sonra akademik kariyerime ara vererek Kocaeli’de özel sektöre dönüş yaptım. Çene cerrahisi uzmanı olan eşim Dr. Halit Furuncuoğlu ile birlikte MEDS Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni kurduk, mesleki çalışmalarımıza burada devam etmekteyiz. Mesleki gelişimimin yanı sıra aktif olarak kitap kulüplerine katılmaktayım. Seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi ve farklı kültürleri tanımayı çok seviyorum. Ailece kayak tutkunuyuz ve fırsat buldukça yurt içi ve yurt dışı geziler yapıyoruz. Halit’in eşi, Ömer, Ayşe Nil ve Mihra’nın annesiyim.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Uzman bir diş hekimi olarak hem akademide görev yaparak güncel bilimsel yayınları yakından takip etme hem de özel sektörde modern yaklaşımları klinik pratiğe entegre etme fırsatı buldum. Bu süreç, mesleki donanımımı fakültelerde verilen temel eğitimin çok ötesine taşıma imkânı sağladı. Özellikle kanal tedavisi gibi komplike ve problemli vakalarda, birçok meslektaşımın hasta yönlendirdiği ve hatta kendi tedavileri için tercih ettiği bir hekim olmak benim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bugün MEDS Diş Kliniği’nde, tüm bu akademik ve klinik birikimimizi hasta odaklı yaklaşımımızla birleştiriyoruz. Hastalarımızın diş hekimine korkarak değil, güvenerek gelmeleri ise başarımızın en önemli göstergesi diyebilirim.

Hangi noktaya geldiğinizde ‘Ben başardım” dediniz?
Hayatım boyunca kendime hedefler koyan birisiydim, konfor alanında kalmayıp her zaman kendimi daha yukarıya taşıma gayreti içerisindeydim. Bu çabamın sonucu olarak bütün eğitim hayatım boyunca “başardım” dediğim zamanlarım oldu ve bunlardan en önemlisi farklı bir şehirde, bir bebekle doktora sürecimi tamamlamamdı, diyebilirim. Ancak asıl “başardım” dedirten, MEDS Ağız Ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni eşim Halit Furuncuoğlu ile birlikte kurmamız oldu. Süregelen çalışma düzenimi bırakıp, kendi tercihimle çok daha meşakkatli bir yola adım attım. Çalışan ve üç çocuk annesi bir kadın olarak; bu yolculuk hiç kolay olmadı ama tüm zorluklara rağmen başardım.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Benim her zaman yapılacaklar listem vardır, bu sayede hayat akışımı dengeli şekilde ilerletmeye çalışırım. Özellikle anne olduktan sonra bu dengeyi kurmak çoğu zaman kolay değildi. Bazen çocuklarımla geçirmek istediğim anlardan işim için ödün verdim bazen de çocuklarım için işimden… Kendime ayıracağım vakit ise ancak işimden ve ailemden sonra oldu. Ama bunları kötü bir hisle söylemiyorum. Hem işim hem de 3 çocuğum ve eşim varsa, bu dengeyi sağlamak benim görevim ve bunların tamamı benim hayatımın kendisi aslında diye düşünüyorum.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Kadınlar çok güçlü, çok çalışkan ve birçok sorumluluğu aynı anda taşıyabilir. Bütün kadınların hayatlarında bir sürü başrolü var. Bu rollerin her birinde beklenti çoğu zaman bir erkekten beklenilenin çok üstünde! Bu koşullarda güçlü kalabilmek için kadınların öncelikle kendilerine güvenmeleri ve her zaman mükemmel olamayacaklarını kabul etmeleri gerekiyor. Ayrıca bu yoğunluğumuzun fark edilmesine ve desteklenmeye ihtiyacımız var. Çalışma hayatındaki en büyük ihtiyacımızın ise fırsat eşitliği olduğunu düşünüyorum.
Yaptığınız işin kentimize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını, değer kattığını düşünüyorsunuz?
Yaptığım işin kentimize ve topluma en büyük katkısının, insanlara doğrudan dokunabilmek olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar belki de 15-20 bin insanın ağzında benim yaptığım kanal tedavisi, kaplama ya da dolgu duruyor. Birçok zorluğunun yanında insanlarda kalıcı bir etki, kalıcı bir eser bırakmak ve onların bundan fayda görmesi mesleğimin en tatmin edici yanlarından biri.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
“Bitcoin al 🙂 Sakin ol. Büyük resmin farkında ol, detayların seni yormasına izin verme. Her dönemin stresi de tadı da farklı, stresinden çok güzelliklerini görmeye çalış.”