29-02-2024 20:52

Küllerinden yeniden doğdu: Puffy Bubble Waffle

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 02/02/2024
Hatay depreminde enkaz altında kalan Puffy Bubble Waffle, İzmit’te yeniden hayat buldu, kısa sürede şubeleşerek tüm Türkiye’ye yayılmaya başladı
.stripslashes($urun->baslik).

Antakya’yı künefe şehri olarak bilirsiniz değil mi? UNESCO tarafından gastronomi kenti ilan edilen Hatay’ın o meşhur künefesi lezzetiyle herkesi büyülerken bir çift çıktı, künefe şehrinde waffle dükkanı açtı. Çok cesurca değil mi?

“Burası künefe şehri, waffle olur mu?” diyenlere aldırmadan, kendi deyimleriyle ‘deli cesareti’ ile yola çıkan Doğukan-Zeynep Yıldız çifti, bubble waffle’ı tüm Antakya’ya sevdirmeyi başardı.

Öyle ki “Olmazsa oturur kahve içeriz” diye tuttukları 15 metrekarelik dükkan daha tabelası bile asılmadan doldu taştı, kapıda kuyruklar oluştu. Antakyalılar, Puffy Bubble Waffle’ı öyle sevdi ki pandemide ayakta kalan ender işletmelerden biri oldu. Hatta pandemi döneminde 15 metrekarelik dükkan büyüdü, 70 metrekareye çıktı.

Puffy Bubble Waffle’ın mimari çiziminden dekorasyonuna, waffle’ın hamurundan içeriğine kadar her şeyi kendileri yapan Yıldız çifti tam şubeleşme kararı almışken, tüm Türkiye’yi hatta dünyayı yasa boğan asrın felaketi yaşandı.

Hatay gibi Puffy Bubble Waffle da enkaz altında kaldı. Girişimci, atak, cesur ve yenilikçi bir yapıya sahip olan Yıldız çifti “Şimdi ne yapacağız?” diye düşünürken, depremzede arkadaşlarını ziyaret için geldikleri İzmit’i çok sevdi ve yine deli cesaretiyle bir günde kentimize yerleşmeye karar verdi.

İşte Puffy Bubble Waffle, İzmit’te küllerinden yeniden doğdu. Öyle bir doğdu ki 8 ay gibi kısa bir sürede Samsun ve Tekirdağ’a franchise verdi, İstanbul’da şube açtı. Yıldız çiftinin 2024 hedefi 10 şubeye ulaşmak. Uzun vadede ise ‘waffle’ denildiğinde Türkiye’de ilk akla gelen marka olmak…

Sizleri, Zeynep-Doğukan Yıldız çiftinin başarılı girişimcilik hikayesiyle baş başa bırakıyoruz. Şimdiden keyifli okumalar…

Puffy Bubble Waffle’ın kuruluş hikayesine geçmeden önce sizi tanıyabilir miyiz?

Zeynep Yıldız: 1994, Suudi Arabistan Riyad doğumluyum. Liseyi bitirene kadar ailemle birlikte Riyad’ta yaşadım, üniversiteyi kazandıktan sonra Türkiye’ye geldim. İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunuyum. Üniversiteyi bitirdikten sonra ailemin memleketi Hatay’a döndüm. Doğukan’la birbirimizi lise yıllarından beri tanıyoruz. O da Arabistan’daydı, benden iki yıl önce Türkiye’ye döndü ama bağımızı hiç koparmadık.

Doğukan Yıldız: 1991, Adana Seyhan doğumluyum. Ailemin işi nedeniyle uzun yıllar Suudi Arabistan’da yaşadık. Üniversiteye kadar Riyad’da okudum, eşimle de zaten orada tanıştım. Üniversite için Eskişehir’e geldim, işletme ve uluslararası ticaret olmak üzere iki bölüm bitirdim. İş hayatına ticarete atılarak başladım, evlilik gündeme geldiğinde eşime söz verdiğim için işi gücü bırakıp Antakya’ya taşındım.

 

Doğukan Bey’i ikna etmek zor oldu mu?

Zeynep Yıldız: Evlilik hazırlığı yaparken Doğukan, Eskişehir’de yaşıyordu. Doğukan tek çocuk, biz ise 7 kardeşiz. Doğukan kalabalık aile seviyordu. Bir de kendimize güveniyorduk, hangi şehirde olursa olsun, ne iş yaparsak yapalım başarılı olacağımızı düşünüyorduk. Bu düşünceler doğrultusunda Doğukan işi gücü bıraktı, Hatay’a geldi. Evlendik ve düzenimizi orada kurduk. Ben bir mimarlık ofisinde çalışıyordum, Doğukan da ticaret yapmaya başlamıştı.

Doğukan Yıldız: Her yerde iş yapabileceğimden emindim. Evet, Hatay’da sıfırdan başladım. Hiç çevrem yoktu ama bir şeyler yapıp, para kazanmam lazımdı. Bir yer tutup, mobilya ve dekorasyon işleri yapmaya başladım. Zeynep projelendirmesini ve çizimini yapıyordu, ben de uygulamasını. Ofisler, otel resepsiyonları, kafeler gibi çok mekan yaptım. Baktık işler iyi gidiyor, Zeynep’e bir mimarlık ofisi açtık. Bir gün yaptığım mekanın karşısında boş bir dükkan gördüm, ‘Burada bir şey mi yapsak acaba?’ diye düşündüm, akşam eve gittiğimde bu fikrimi Zeynep’le paylaştım. Gece boyunca bunun üzerine konuştuk.

 

Markanın temelleri atılıyor galiba…

Zeynep Yıldız: Doğukan bir akşam eve geldi ve gördüğü o küçük dükkandan bahsetti. Gece boyunca konuştuk. ‘Yeni nesil waffle’ olarak adlandırılan, son dönemde dünyanın dörtbir yanında oldukça popüler hale gelen, yıllardır bildiğimiz klasik çiçek şeklindeki waffle’dan hem görüntüsü hem de dokusuyla farklı bubble (baloncuk) waffle’dan bahsetti. Doğukan ataktır ve daha cesurdur, ben biraz kaygılıydım. Günün sonunda Doğukan beni ikna etti. Ve bir hafta içinde dükkanı tuttu. İki gün sonra dükkana bakmaya gittiğimde pembe-mavi bir mekanla karşılaştım. Renkleri belirlemiş, boyatmış bile. Ben de içini projelendirdim, çizimini yaptım. Puffy Bubble Waffle’nın temelleri işte böyle atıldı. O dönemde Antakya’da bubble waffle yapan bir yer yoktu, Türkiye’de ise sayıları çok azdı.

KÜNEFE ŞEHRİNDE…

Künefe şehri Antakya’ya waffle dükkanı açmak cesaret ister, hiç endişelenmediniz mi?

Doğukan Yıldız: Herkes aynı şeyi söyledi: “Burası künefe şehri, waffle olur mu?” dedi. Biz şuna güvendik. Dekorasyon işi yapıyorduk ve çok farklı bir mekan ortaya çıkarabilirdik. İlk etapta renkleriyle, dekorasyonuyla, yani dış görüntüsüyle müşteriyi mekana çekebilirsek, gerisini hallederiz diye düşündük. Düşündüğümüz gibi de oldu.

Zeynep Yıldız: Doğukan öğrencilik yıllarında kafelerde çalıştığı için ilk etapta ne yapılması gerektiğini biliyordu, hemen sistemi kurdu. Ürünler geldi, mutfağa girdik ve denemeye başladık. O sırada kapı açıldı, küçük bir çocuk ve babası içeriye girdi. ‘Ne satıyorsunuz, bir şeyler yiyebilir miyiz?’ diye sordular. Daha dükkanın tabelası bile yoktu. O an ne yapacağımızı bilemedik, ‘Waffle satıyoruz’ dedik. ‘Bize de birer waffle’ dediler, donduk kaldık. Hemen mutfağa girip, ürünü çıkardık. Külahta bir waffle yapmıştık, küçük çocuk bayıla bayıla yedi, ağzı burnu çikolata içindeydi. Sonra dükkanı hiç kapatamadık.

 

Mekanın dekorasyonu çok dikkat çekiciydi sanırım.

Zeynep Yıldız: Bizim o tarafta mekanlar hep siyah ya da beyazdır. Bizim 15 metrekarelik dükkan pembe-mavi renkleriyle, dekorasyonuyla o kadar büyük ilgi gördü ki daha tabela takılmadan insanlar fotoğraf çektirmek için gelmeye başladı. Bizim ‘Olmadı, oturur kahve içeriz’ diye yaptığımız dükkan inanılmaz iş yapar hale geldi. Ben ofis işlerini bırakıp koşarak dükkana gelmeye başladım. Baktık olacak gibi değil yanımıza 2-3 yardımcı aldık. Bir hafta olmadan dükkan tıklım tıklım doldu, insanlar oturacak yer bulmakta zorlandı, tabureler koymaya başladık. Biz hamuru hazır almıştık, ‘bir ay yeter’ diye düşündüğümüz paketler bir haftada bitti. Dükkanı açtık bir kere, kapatamayız da… Bunun üzerine Doğukan mutfağa girdi, hamur tarifleri denemeye başladı. Birkaç denemenin sonunda ortaya öyle bir hamur çıkardı ki inanılmaz lezzetli oldu. Artık bir yere bağlı kalmayacak, kendi hamurumuzu kendimiz yapacaktık.

BARDAKTA WAFFLE

Waffle’da en önemli şey hamur değil mi?

Zeynep Yıldız: Evet, en önemlisi iyi bir hamurdur. Waffle’ın hamuru yumurta kokmamalı, dışı çıtır çıtır, baloncukları da puf puf olmalı. Biz öyle bir hamur yaptık ki çok beğenildi. Bubble waffle normalde külahta sunuluyor ama kimi zaman hamur kırılıyordu ve dolayısıyla çöp oluyordu. Bu durum hem maddi hem manevi olarak bizi üzüyordu. Kırılan parçaları ziyan olmasın diye bardağa koyup, çikolata sosu ve meyve ile süsleyerek satmaya başladık. Öyle büyük ilgi gördü ki külah isteyen kalmadı. Daha kolay yenildiği için herkes bardakta waffle’ı tercih eder oldu. İnsanlar ellerine aldıkları kaşıkla yürürken, arabada, istediği her yerde yiyebiliyordu. Bardakta waffle tamamen bizim ortaya çıkardığımız bir üründü, 2019’dan sonra başka yerlerde de kullanılmaya başlandı.

 

Antakyalılar waffle’ı sevdi demek ki…

Doğukan Yıldız: Bütün Antakya’nın sosyal medya profil fotoğrafları bizim mekanla dolmaya başladı. Tabii sadece mekanla olmuyor, lezzet de önemli. Mekana bir kere gelir insan, lezzet yoksa bir daha getiremezsiniz. Antakya halkı bizim waffle’ı o kadar çok sevdi ki ciddi bir gelir elde etmeye başladık. Tam bu esnada pandemi patladı. O süreçte tutunan nadir esnaflardan biriydik. Dükkanı kapattık ancak paket servise devam ettik. Ve pandemide 15 metrekarelik dükkanı 70 metrekareye çıkardık. Pandemiden sonra insanlar daha büyük bir dükkanla karşılaştı, çok şaşırdı. İşler o kadar iyi gidiyordu ki eşimle birlikte ortak bir şirket kurduk, ben aynı zamanda ıslak mendil paketleme firması devraldım. Hem dükkanda ihtiyacımız olan ıslak mendilleri yapıyor hem de dışarıdan iş alıyordum. Şehir şehir gezip, şube açmayı planlıyorduk ancak 6 Şubat’ta meydana gelen ve Hatay’ın da aralarında bulunduğu 11 ilde etkili olan deprem, tüm hayatımızı alt üst etti.

DEPREMDE YIKILDIK!

Tüm ülkeyi derinden sarsan, hepimizi çok üzen büyük bir afetti. Depremde sizin bir kaybınız oldu mu?

Zeynep Yıldız: Şansımıza şehir merkezinden biraz uzakta oturuyorduk. Evimiz orta hasarlıydı, zorlukla çıktık. Ofisimiz yıkılmıştı, mobilya bölümü, ıslak mendil paketleme fabrikası, hepsi enkaz altındaydı. Puffy’ye ne olduğunu bilmiyorduk. Depremde çok yakın arkadaşlarımızı kaybetmiştik, ilk on gün zaten bunları hiç düşünmedik. Herkesin yaşadığı üzüntüleri, kaygıları, zorlukları yaşadık diyebilirim. Ofisten çok yakın arkadaşımız depremde enkazdan çıkmıştı, tedavi sürecinde memleketi olduğu için İzmit’e sevk edilmişti. Doğukan ile birlikte arkadaşımızı görmeye İzmit’e geldik.

 

İzmit’e geldiniz ve kaldınız sanırım.

Zeynep Yıldız: Depremde Antakya yok olmuştu, yaşanabilir bir şehir değildi artık. Doğukan hep hızlı karar alan bir insan, ‘Bir şey yapmam lazım’ diye düşünüyordu. Bir akşam İzmit’i keşfe çıktı, döndüğünde ‘Burada iş yaparız’ dedi. Ben ‘Ailem orada, nasıl olacak’ falan desem de deli cesareti bir karar aldık. Doğukan işleri toparlamaya Hatay’a gitti ve akşam beni aradı ‘Ben eşyaları kurtarabiliyorum sen hemen bir ev tut. Eşyaları bugün yüklüyorum, sabaha karşı oradayım, eve indireceğim’ dedi. Kartepe bölgesinde bir emlakçı buldum, aynı gün içinde bir ev tuttum, Hatay’dan gelen eşyaları temizlik bile yapmadan eve indirdik. Ev işini hallettikten sonra işe yoğunlaştık. Ben birkaç yerle görüştüm ancak 2.5 yaşında bir kızım vardı ve bırakacak kimsem yoktu. Doğukan da hızlı bir şekilde dükkan arıyordu.

 

Dükkan bulmanız zor olmadı galiba.

Zeynep Yıldız: Yahya Kaptan bölgesine kuaföre gelmiştim, laf lafı açtı, o bölgede devredilecek bir dükkan olduğunu öğrendim. Doğukan yine hızlıca karar aldı ve dükkanı tuttu. Simsiyah bir dükkandı. Hatay’daki konseptin bir benzerini burada uygulayacaktık ancak İzmit’te iş yapacak kimseyi tanımıyorduk. Doğukan’ın Hatay’da bir ustası vardı, hemen onu getirtti, tadilat 40 gün sürdü. Hatay’daki konseptin aynısını buraya taşıdık. Zor bir süreçti ama keyifli geçti. Dükkanı açtığımızda o kadar büyük ilgi gördü ki markamızın tesadüfen tutmadığını anladık. Demek ki bir şeyleri doğru yapıyormuşuz diye düşündük. Biz Puffy Bubble Waffle’da gerçekten çok özel bir hizmet veriyoruz.

HER ZAMAN TAZE

Puffy Bubble Waffle’ı diğerlerinden farklı kılan nedir?

Zeynep Yıldız: Menümüzde yer alan ürünlerin tamamını kendimiz deneyimleyerek oluşturduk. Puffy Oreo, Puffy White, Puffy Pink gibi… Waffle’da uyum çok önemlidir, menüyü oluştururken birbirlerine yakışan ürünleri bir araya getirdik. İlk başlarda müşterilerimiz waffle’ın üzerine konulacak ürünler için ‘Kendimiz seçebiliyor muyuz?’ diye soruyordu ancak menüyü inceledikten sonra fikri değişiyordu. Çünkü menüde sevdiği ürünleri bir arada bulabiliyordu. Bizi diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise hamurunu burada yapıyor olmamız. Hamur hiçbir zaman bayat olmuyor, her zaman taze ve sıcacık servis ediyoruz. Tazelik bizim için çok önemli. Şunu unutmamak lazım; güzel bir konsept yaparsanız ilk başta müşteriler konsepte gelir. İkinci evresinde hem konsepte hem lezzete gelmeye başlar ama üçüncü evrede sadece lezzete gelirler. O lezzeti tutturamazsanız, müşteri bir daha gelmez.

 

Müşteri profiliniz daha çok hangi kesimden oluşuyor?

Doğukan Yıldız: Ailelere de hitap ediyoruz, üniversiteli gençlere de… Her kesimden müşterimiz var. Aileleriyle birlikte gelen çocuklar burada enerjilerini atıyor, gençler fotoğraf ve reels videoları çekiyor. Waffle’ın yanı sıra içeceklerimiz de gençlerin çok ilgisini çekiyor. Fresh içecekler yapıyoruz, gençler çok beğeniyor.

AYDINLATMAK İSTEDİK

Girişte bir zürafa gördüm, özel bir anlamı var mı?

Zeynep Yıldız: Hatay’daki dükkanımızda böyle bir figür yoktu ancak biz yeniliklere çok açığız. ‘Markayı daha ileriye nasıl taşıyabiliriz, kendimize nasıl bir sembol bulabiliriz’ diye düşündüğümüzde, figürleri tek tek gözden geçirdiğimizde zürafada karar kıldık. Yaptığımız araştırmalarda öğrendik ki zürafa eski zamanlarda ‘bulunduğu bölgeyi aydınlatan’ anlamını taşırmış. Biz de bu sokağı aydınlatalım istedik. Müşterilerimiz de çok beğendi.

 

Yanılmıyorsam 8 aydır buradasınız, İzmit’i sevdiniz mi?

Zeynep Yıldız: Çok sevdik. Bunun en büyük nedeni depremden sonraki süreçte İzmit bizi çok iyi karşıladı. Benzer acıları yaşamış bu şehrin insanları bizi anladı, bize kucak açtı. Deprem sonrası Hatay’a ilk yardım elini uzatan şehir de Kocaeli olmuştu. TIR’ların üzerinde en çok ‘Kocaeli’ yazısını gördük. Çadır kentlerden aş evlerine kadar her yerde ‘Kocaeli’ yazıyordu. Bir gönül bağımız oluştu diyebilirim. Konumu itibariyle de çok güzel, İstanbul’a çok yakın. Ailemden ayrıldığıma elbette çok üzüldüm ancak onlar burada işlerimizin yolunda gittiğini öğrenince çok sevindiler. Hatay’a sık sık gidip geliyoruz, İzmit bundan sonra yaşayacağımız şehir gibi gözüküyor.

HEDEF: 10 ŞUBE

Bundan sonraki hedefiniz?

Doğukan Yıldız: Şubeleşmeyi düşünüyorduk, kendi kendine oldu diyebilirim. Zaten alt yapımız hazırdı, franchise verebilecek durumdaydık. Bir yeğenimiz Samsun’da şube açmak istedi. Kısa bir süre önce şubenin açılışını tamamladık, şu an inanılmaz mutlu çünkü çok büyük ilgi gördü. Tekirdağ’a da franchise verdik. Hep İstanbul’da bir dükkan açmak istiyorduk. Yakın bir arkadaşımızla birlikte İstanbul’da bir dükkan tuttuk, artık Kadıköy’de bir şubemiz var. Kurumsal çizgimizi çok iyi oluşturduğumuzu düşünüyorum. Şubelerimizde konsept, renkler, hamur, şekerleme, her şey aynı. Dükkan tutulduktan sonra projeyi Zeynep çiziyor, sistem o kadar düzgün kuruldu ki kısa sürede açılışa hazır hale getiriyoruz.

2024 hedefimiz ise 10 şubeye ulaşmak. İzmit’te de çoğalmayı düşünüyoruz. Çarşıda, Umuttepe ve Başiskele’de şubeler açmayı planlıyoruz. Memleketlerimiz Hatay ve Adana’da da şube açma planlarımız var. Öte yandan Sapanca’da yeni bir projeye başlıyoruz. Farklı bir proje olacak. 700 metrekarelik bir alanı kiraladık, burada hem bungolav işletmeciliği yapacağız hem de ön tarafına Puffy Bubble Waffle açacağız. Projesi çizildi, ruhsatı alındı. Puffy White House’ı kısa zaman içinde açmayı planlıyoruz. Uzun vadede Puffy Bubble Waffle markasının Türkiye’yi sarmasını hedefliyoruz. Waffle’a farklı bir boyut getirmek, ‘waffle’ denildiğinde ilk akla gelen marka olmak istiyoruz.

 

Son olarak sormak istiyorum, sizce başarınızın sırrı nedir?

Zeynep Yıldız: Bence özenli olmak. Biz yaptığımız işi çok ciddiye aldık ve çok özendik. Özgündük hep. Hem dekorumuzda hem tatlılarımızda özgünüz. Waffle’ı hiçbir işletmeye bakarak, birilerini taklit ederek yapmadık, hep ‘daha iyi nasıl olur’ diye uğraştık. Biz gittiğimiz hiçbir yerde ‘Burada waffle’cı var mı, gidip tadına bakalım, fiyatlarını inceleyelim’ demedik. Bir de şuna dikkat ediyoruz; franchise verirken marka değerini korumaya çalışıyoruz. Puffy Bubble Waffle’ı kim, nerede açarsa açsın çizgisini korumasını, çok iyi iş yapmasını ve sahibini mutlu etmesini istiyoruz. Başarımızın altında yatan nedenler bunlar.

 

Alikahya Fatih Mah. Kural Sok. No: 14 İzmit/ KOCAELİ

Telefon: 0 544 443 34 33

Instagram: @puffybubblewaffle

NASIL ARANDI: #puffy bubble waffle # tatlı # waffle # kocaeli # izmit # yemek

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.