16-04-2024 01:34

Koca bir yalan! 

2016-11-11    0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 2016-11-11
.stripslashes($urun->baslik).

Bu kentte 23 yıl boyunca kesintisiz gazetecilik yaptım.

İşletme mezunu olmama rağmen okul bittikten sonra mesleğimi değil de gazeteciliği tercih ettim.

Sıfırdan başladım.

Muhabirlik de yaptım, editörlük de...

Yazı işleri müdürlüğü de yaptım, yayın koordinatörlüğü de...

Hatta kendi gazetesini kuran ekibin içinde yer aldım, patron oldum.

Ama ben yönetim kademesinde bulunmak yerine öğretmenliği seçtim.

Böyle bir misyon edindim.

Çünkü kendi gazetemi kurarken kendime verdiğim bir söz vardı;

“Ne biliyorsam, öğreteceğim.”

Şimdiye kadar sayısız öğrenci yetiştirdim.

Hiç mütevazi davranmayacağım;

Bugün Kocaeli’deki yerel gazetelerde ya da internet sitelerinde çalışan pek çok kişiyi mesleğe kazandırdığım gibi iyi birer gazeteci olarak yetişmeleri için de elimden geleni yaptım.

Kendisiyle barışık olanlar, kompleks yapmayanlar bunu açıkça dile getirir.

Hatta Öğretmenler Günü’nde eski ya da yeni personelimden kutlama mesajları almışlığım bile vardır.

Kocaeli Koz adındaki internet sitesinin sahipleri Gökhan Karabulut ve Yeliz Koray’la da çalıştım.

Gökhan’ın “Benim üzerimde büyük emeğiniz var” dediği günleri de unutmadım.

Ama onlar gazeteciliği unutmuş sanırım.

*******

Öncelikli şunu ifade etmek istiyorum;

Böyle bir yazıyı asla ve de kat’a kaleme almak istemezdim.

Ama mecbur kaldım.

Çünkü Kocaeli kamuoyunun gerçekleri bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Efendim önceki gün Gökhan Karabulut ve Yeliz Koray’ın sahibi olduğu ‘Kocaeli Koz’ adlı internet sitesinde benimle ilgili bir köşe yazısı çıktı.

Köşe yazısını kaleme alan kişi de Yüksel Demirdaş...

İddiaya göre bendeniz La Flora Otel’in altında yeni açılan Yummy House adlı mekana gitmişim!

Bu mekanda düzenlenen Yunan gecesine katılmışım!

Ve yine iddiaya göre bendeniz mahkemelik olduğum eski ortağımla aynı masada oturmuşum!

Bize bazı dostlarımız da eşlik etmiş!

Görenler gözlerine inanamamış!

Yazı şöyle sonlanıyor;

“-Buluşmak için son dönemlerin popüler mekânını seçen ikili belli ki mesaj vermek istemiş.-”

Görenleri bilmem ama ben okuduklarıma gerçekten inanamadım!

Neden mi?

Açıklıyorum;

Yummy House’a hiç gitmediğim gibi önünden bile geçmedim!

Yunan gecesinin varlığından bile haberdar değilim!

Eski ortağımla bırakın aynı masada oturmayı neredeyse bir yıldır yüz yüze bile gelmedim.

Ben o akşam evimde oturmuş sakin sakin dizimi izlerken, hakkımda ne yalanlar uydurulmuş…

Allah’tan o akşam misafirlerim vardı yoksa ben bile kendimden şüphe edecektim.

‘Gittim de haberim mi yok’ diyecektim.

Yalanın bu kadarına gerçekten ‘pes’ diyorum.

Gazeteciliğin doğasında biraz abartı vardır ama ‘YALAN’ yoktur.

Gerçi buna yalan demek hafif kalır.

Düpedüz İFTİRA.

********

İnternet sitesinde yer alan haberi okur okumaz Gökhan’ı aradım, açmadı.

Yeliz’i aradım, o da açmadı.

Yüksel Demirdaş’ın telefonları komple kapalıydı.

“Bu nasıl bir yalandır, bu nasıl bir iftiradır” demek için bir daha aradım, bir daha aradım…

Gökhan telefonumu engelledi, Yeliz mesaj atmakla yetindi; “Haber Yüksel Demirdaş’a ait onunla görüşürseniz daha aydınlatıcı olur” dedi.

Ne mümkün!

Yüksel Bey kayıplarda!

Gazetecilik yapmaya soyunan, ki bunun adına gazetecilik denirse arkadaşlara küçük bir tavsiye.

Yazdığınız ya da yayımladığınız haberin arkasında aslanlar gibi duracaksınız!

Telefonlara çıkmamakla, engellemekle olmaz bu işler!

Haberin muhatabıyla konuşacak cesaretiniz yoksa, YAZMAYACAKSINIZ!

Yazıyorsanız, o telefonu açıp konuşacaksınız, KAÇMAYACAKSINIZ!

Bakın, ‘Yazmadan önce bir sorsaydınız’ falan hiç demiyorum.

Geçtim ben onları.

Köşe yazısını yazan arkadaşa ancak sabah ulaşabildim.

“Neden hakkımda yalan yanlış şeyler yazıyorsun” dedim, ne dese beğenirsiniz?

“Elimde fotoğraflar var.”

Şoka girdim.

Aklımı kaçırıyorum herhalde diye düşündüm.

Evde misafirlerle oturan ben değil miydim yoksa!!!!

Kendimi çimdikledim, duyduklarım gerçekti.

Karşımdaki kişi “Elimde fotoğraflar var” diyordu.

“YAYINLA” dedim.

“ALLAH AŞKINA YAYINLA.”

“YAYINLAMAZSAN…”

*******

Evet şimdi bekliyorum.

Gitmediğim bir mekanda, oturmadığım bir kişiyle çekilmiş fotoğraflarımın yayınlanacağı günü BEKLİYORUM.

Ne yayınlayacaksınız çok merak ediyorum!

Bir şeyi daha merak ediyorum.

Bana İFTİRA attınız ya…

Ne olacak şimdi?

Bu işin içinden nasıl sıyrılacaksınız?

Bir kere benim günahımı aldınız, Allah katında bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

İkincisi hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım, savcının karşısına çıktığınızda ne diyeceksiniz?

Mekanın kamera kayıtlarını isteyeceğim, o zaman ne yapacaksınız?

Bana bu iftirayı atarak;

Kime ve neye hizmet ediyorsunuz bilmiyorum.

Umarım;

Kocaeli Life dergisinin geldiği nokta sizi rahatsız etmemiştir.

Umarım;

Kısa zamanda elde ettiğimiz bu büyük başarı yüzünden değildir.

Umarım;

Sırf bizi baltalamak için atmamışsınızdır bu iftirayı.

Çünkü ben rakiplerimle iyi iş çıkararak rekabet etmek isterim.

Çünkü ben ‘iyi olan kazansın’ derim.

Çünkü ben bilirim, iyi olan her zaman kazanır.

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.