27-05-2024 22:48

Kendi küçük, ünü büyük yeşil ülke Slovenya

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 21/06/2023
Doğa harikası manzaraları, gizemli mağaraları, Ortaçağ’dan kalma görkemli yapıları ile gezginlerin en çok görmek istediği ülkelerden biri olan Slovenya; ekolojisi ve sürdürülebilirliği ile Avrupa’nın en yeşil, en temiz ülkesi
.stripslashes($urun->baslik).

Slovenya resmi adıyla Republika Slovenija (Slovenya Cumhuriyeti), Orta Avrupa’nın güneyinde bulunan 2 milyon nüfuslu küçük bir ülke. Kuzeyinde Avusturya, kuzeydoğusunda Macaristan, doğu ve güneyinde Hırvatistan, güneybatısında Adriyatik Denizi ve batısında ise İtalya ile komşu. Slovenya tarihi 6. yüzyıla kadar dayanıyor… 18. yüzyıldan itibaren Avusturya-Macaristan Krallığı’na dahil olan Slovenya, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Sırplar ve Karadağlılar ile birleşerek 1929’da Yugoslavya Krallığı ismini alacak olan birliği kurar. II. Dünya Savaşı’nda cephelerden biri olan Yugoslavya’da krallık savaş sonrası yıkılır. 1943’te Demokratik Federal Yugoslavya, 1946’da Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti ve nihayetinde 1963 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti ismini alır. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Devlet Başkanı Josip Broz Tito’nun 4 Mayıs 1980 yılında ölümünden sonra artan ekonomik bunalım ve etnik çekişmeler sebebiyle 80’lerin sonunda iç savaş başlar ve 2000’li yıllara kadar sürer. 20 yıla yakın süren bu kanlı sürecin sonunda Yugoslavya yedi ayrı bağımsız ülkeye bölünür. 25 Haziran 1991’de bağımsızlıklarını ilk ilan eden Slovenya ve Hırvatistan olur.

***

Dağılan Yugoslavya Federasyonu zamanında en çok sanayi yatırımı Slovenya’ya yapıldığından, Balkan ülkeleri arasında en gelişmiş ve refah düzeyi en yüksek ülke Slovenya olur. 2004 yılında da Avrupa Birliği’ne katılır.

 

Nasıl gidilir?

İstanbul’dan Slovenya’nın başkenti Ljubljana (Lübliyana)’ya direkt uçuşlar bulunuyor. Yaklaşık iki saat süren yolculukla Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı’na varıyorsunuz (Biz denemedik ama gezginler Sofya’dan uçakla Avrupa ülkelerine gitmenin daha ekonomik olduğunu söylüyor). Havaalanından şehir merkezine otobüs, taksi ya da araç kiralayarak gidebilirsiniz. Tur şirketiyle gidiyorsanız otelinize kadar shuttle denilen servis aracı hizmeti alıyorsunuz. Eğer turla gitmediyseniz araba kiralamak, kısa zamanda daha çok yeri keşfetmenizi sağlar.

Ne zaman gidilir?

Slovenya, iklim geçiş noktasında bulunduğu için ülke genelinde farklı iklim tipleri görülüyor. Akdeniz iklimi görülen güney batısında deniz tatili yapılırken, kuzey ve kuzey batıda kış sporları tatili yapılabiliyor. Kış sporlarını seviyorsanız kışın gitmek sizin için daha mantıklı olabilir. Yüksek ve güzel manzaralı Alp Sıradağları’nın (Julian Alpleri ve Karawanken Alpleri) olduğu bölgede kış turizmi oldukça gelişmiş durumda. Aynı zamanda ülkede bulunan çok sayıdaki kaplıcalardan birinin kayak merkezine yakın mesafede olması hem spor hem sağlık tatili yapmak için mükemmel bir fırsat sunuyor. Slovenya ve Avrupa ülkelerinin milli takımları da burada antrenman yapıyor. Ülkenin geri kalanında ise yazların kurak ve sıcak, kışların soğuk ve yağışlı geçtiği karasal iklim etkili. Yaz mevsimi turistler tarafından en çok tercih edilen ve en kalabalık olan dönem. Festivaller, eğlenceli partiler yaz sezonunda olduğu için çok daha canlı. Kalabalıktan hoşlanmıyor ve kafa dinlemek istiyorsanız bahar aylarında ülke yemyeşilken gitmenizi tavsiye ederim…

Biz eşim Ömer Tan ile Slovenya’ya iki kez mayıs ve bir kez de ekim olmak üzere üç kez iş seminerleri için gittik. Slovenya’nın mayısını sevdim zira bizim yıldız çalısı diye adlandırdığımız, bahçemizde de olan pittosporum tobiralar çiçek açmıştı ve her yer mis gibi kokuyordu (Portakal çiçeğinin kokusuna benzer). Ülkenin yaklaşık %60’ı ormanlarla kaplı, İsveç ve Finlandiya’dan sonra Avrupa’daki orman oranı en yüksek üçüncü ülke…

Halka açık bisikletleri, doğalgaz kullanan otobüsleri ve büyük şehirlerin merkezlerinde araba kullanmanın yasak olduğu Slovenya, ekolojisi ve sürdürülebilirliği ile Avrupa’nın en yeşil, en temiz ülkesi.

***

Çok uzun sahil şeridi olmasa da (Adriyatik sahil şeridi 50 km civarında) Slovenya’nın turizm potansiyeli oldukça yüksek. Bunun sebebi karstik (kalkerli) alanlarda oluşan çok sayıdaki mağara, kayak merkezleri, termal merkezleri, gölleri ile çok sayıda turist çekiyor olması. Tabii Avrupa’daki en uygun ülkelerden biri olması da tercih edilmesine etken oluyor. Adriyatik kıyısındaki Portoroz, Piran ve ülkenin tek limanı ve dış ticaretinde önemli bir yere sahip olan Koper; mağaralarıyla ünlü Postojna; Slovenya’nın başkenti Ljubljana, doğa güzellikleriyle ünlü Bled ve Bled Gölü Slovenya’da başlıca gezilecek görülecek yerleri arasında.

Ljubljana (Lübliyana)

Günümüz ve eski Yugoslavya’nın en önemli kentlerinden biri olan Ljubljana, Slovenya’nın başkenti ve en büyük şehri. Ülkenin ekonomik, kültürel, siyasi ve idari merkezi. Alplerin eteklerindeki bu yeşil şehir, doğal güzelliğini Ljubljanica Nehri ile tamamlıyor. Nehrin iki yanına kurulan şehir, eski ve yeni şehir olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Küçük ve şirin bir şehir olan Ljublijana’yı yürüyerek veya bisikletle keşfetmek mümkün. Yapılan arkeolojik kazılarda ilk yaşam belirtileri M.Ö. 3. yüzyıla kadar uzanan Ljubljana M.Ö. 50’li yıllarda Romalılar tarafından kurulmuş. 5. yüzyılda Hunlular tarafından işgal edilen Ljubljana daha sonra uzun süre Habsburg Hanedanlığ’ının (Avusturya Hanedanlığı) hakimiyeti altında kalmış. Ljubljana mimarisinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ve Eski Yugoslavya’nın izlerini görüyoruz.

Avrupa’nın en temiz başkenti seçilen Ljubljana’da çöpler evlerde ayrıştırılıyor. Ayrıştırılan çöpler geri dönüşüm tesislerinde işlenerek atıkların yüzde 70’i dönüştürülüyor. Çöpü ayrıştırmadan sokaktaki bir çöp konteynerine atmak isterseniz bir bedeli oluyormuş. Çöp konusunda sıkı kuralların olması, geri dönüşümü bir yaşam tarzı haline getirmiş. Böylece hem tertemiz hem de çöpten gelir elde eden bir şehir haline gelmişler yani bir taşla iki kuş vurmuşlar.

Ljubljana, kültürel ve doğal güzellikleri keşfetmek için ideal bir şehir. Yeşilliği ve doğal alanları ile ön plana çıkan Ljubljana, sisli havasıyla da ünlü. Şehirde yılda 60 günden fazla yoğun sis görülüyor.

Ljubljana Köprüleri

Ljubljanica Nehri üzerinde birçok köprü inşa edilmiş. Şehrin doğası ve tarihi dokusu ile uyum içinde olan bu köprülerden en popüler olanları: Tromostovje (Üçlü Köprü) ve Zmajski Most (Ejderha Köprüsü). Adını üç köprü şeklinde olmasından alan Üçlü Köprü, şehrin en popüler buluşma yeri. Preseren Meydanı’nı eski şehre bağlayan köprülerden ortada olandan tek yönlü araç geçebiliyor yandaki iki köprü ise yaya ve bisiklet ulaşımına ayrılmış. Taş parmaklıklar ve lambalarla süslenmiş.

Ejderha Köprüsü, ismini antik çağdan beri şehrin sembolü ve koruyucusu olarak kabul edilen ejderhadan almış. Araç trafiğine açık olan köprünün her iki yanında yeşil bronz kanatlı ejderha heykelleri bulunuyor. Köprü ilk olarak 1872 yılında inşa edilmiş ancak 1895 yılındaki depremde ağır hasar görünce maddi imkansızlıklar nedeniyle taştan değil betondan inşa edilmiş. 1901 yılında açılan köprü, betonarme köprülerin en güzel örneklerinden biri sayılıyor. Nehrin her iki yakası da kafe, restoran ve barlarda oturan insanlarla cıvıl cıvıl ve hareketli.

***

Her Avrupa ülkesinde olduğu gibi Ljubljana’da halkın sosyalleştiği, festival ve müzik etkinliklerinin yapıldığı meydanları var. İçlerinde en popüler olanları Mestni trg ve Prešeren trg.

Mestni Trg (Ljubljana Şehir Meydanı)

Üçlü Köprü’den geçip Stritarjeva Caddesi’nden devam edince Ljubljana Şehir Meydanı karşınıza çıkıyor. Slovenya tarihindeki en büyük deprem olan 1511 Idrija depreminde yıkılan Ortaçağ yapılarının yerini Barok ve Rönesans yapıları almış. Fazla büyük olmayan meydanın ortasında 1751’de inşa edilen Barok Carniola Çeşmesi ve dikilitaş tarzı sütun kaidesinde üç mermer heykel bulunuyor. Slovenya’nın üç nehri Sava, Krka ve Ljubljanica’yı temsil ettikleri söyleniyor. Meydanın yanındaki belediye binası Rönesans mimarisi ile 1718 yılında inşa edilmiş. Günümüzde bir heykel müzesine dönüştürülen belediye binasının karşısındaki binaların altındaki dar geçitlerden ve binaların arasındaki dar sokaklardan Ljubljanica Nehri’ne ulaşabiliyorsunuz. Meydanda ve araç trafiğine kapalı Mestni Trg Caddesi’nde yemek yiyebileceğiniz, pek çok kafe, restoran ve geleneksel ürünlerin satıldığı dükkanlar bulunuyor.

Prešernov trg (Preseren Meydanı)

İsmini Slovenlerin ulusal şairi France Preseren’den alan meydan, şehrin en hareketli noktalarından biri. Meydanda bulunan ünlü şairin heykeli, karşıdaki evlerden birinin penceresine bakıyor. Bu pencerede şairin sevgilisi Julija Primic’in rölyefi bulunuyor. Bu durum şairin sağlığında sevgilisine okuduğu şiirleri sembolize ediyor.

Frančiškanska cerkev Marijinega oznanjenja (Fransisken Kilisesi)

Preseren Meydanı’nda Katoliklerin en büyük cemaatlerinden olan Fransiskenlerin bölge kilisesi olan Fransisken Kilisesi, Barok tarzda inşa edilmiş. 16. yüzyıl başyapıtı olan kilise, 2008 yılında kültürel bir anıt olarak koruma altına alınmış. Preseren Meydanı’nın ortasında pembe bir doğum günü pastası gibi duran kilisenin ön yüzünde Ljubljana’nın en büyük Madonna heykeli olan bakır bir St. Mary heykeli bulunuyor. Günün yorgunluğunu meydanda bulunan güzel kafe ve restoranlarda çıkartabilirsiniz.

 

Ljubljana Kalesi

12. yüzyılda savunma amaçlı inşa edilen kalenin bulunduğu tepe şehrin ilk kurulduğu yermiş. Eski şehrin merkezinden rahatlıkla görülen kaleye yürüyerek ya da füniküler ile çıkabiliyorsunuz. Biraz yorucu oluyor ama biz yürüyerek çıktık. Kalenin içinde bir seyir kulesi var. Buradan yemyeşil Slovenya manzarasını görünce yorgunluğunuzu unutuyorsunuz…

Zaman sorununuz yoksa Tivoli Parkı, Slovenya Ulusal Müzesi’ni de ziyaret edebilirsiniz.

Portorož

Adriyatik Denizi’nin kuzey doğusunda yer alan Portoroz, Piran Belediyesi’ne bağlı önemli bir sahil beldesi. İsmi İtalyanca ‘gül limanı’ anlamına gelen Portorose’dan geliyor. İtalya sınırına 22 km, Hırvatistan sınırına ise 8 km uzaklıkta olan Portoroz, deniz turizminin yanında kongre ve termal turizmi ile de dikkat çekiyor. Bu sebeple şehir yaz- kış kalabalık ve hareketli. Avrupa’nın en önemli termal merkezi olan şehirde çok sayıda lüks oteller, moteller ve casinolar var. Tesislerin büyük çoğunluğunda SPA ve termal havuzlar mevcut. Hem deniz hem de termal tatil yapma imkanı ile Avrupalıların yazlık beldesi haline gelmiş olan Portoroz’da çok sayıda Alman, Avusturyalı ve Macar görebilirsiniz. Ülkede Slovence konuşuluyor ama hemen herkes Almanca, Macarca ve İngilizce de konuşabiliyor.

Portoroz ilk olarak 13. yüzyılda sağlık tesisi olarak ün kazanmış. Bugün hala 800 yıllık geleneği sürdüren termal havuzları, ilgi çekici etkinlikleri, komşu ülkelerin mutfaklarından etkilenerek çeşitlenen mutfağı ile cazip bir tatil merkezi olmaya devam ediyor. Şehirdeki en büyük etkinliklerinden biri, Internautica isimli uluslararası tekne fuarı. Her yıl mayıs ayında düzenlenen fuarın on binlerce ziyaretçisi oluyor.

Şehir merkezi İzmit’e çok benziyor. Tek farkla; deniz çok temiz, sahilde plajlar var, her yerden denize girilebiliyor. Bizim D-100’deki gibi yoğun trafik de yok. Tarihi yapıların olmadığı şehirde; kongre, termal ya da deniz tatili amaçlı gitmediyseniz görecek çok fazla şey yok. Sahilde yürüyüş yaptıktan sonra deniz kıyısındaki restoranlarda yemek yiyebilirsiniz.

Piran

Portoroz’a 4 km mesafede olan Piran, Adriyatik Denizi’ne uzanan küçük bir burun ve koyun etrafına konumlanmış küçük bir kasaba. Ortaçağ mimari yapısıyla dikkati çeken Piran’a 1-2 saat zaman ayırırsanız pişman olmazsınız.

Postojna

Slovenya’nın İç Carniola bölgesinde, geleneksel bir kasaba olan Postojna; İtalya’nın Trieste şehrine 35 km, Ljubljana’ya 52 km, Portoroz’a 73 km uzaklıkta. Sahip olduğu birçok mağarasıyla ön plana çıkan Postojna; yeşillikler içinde sessiz, sakin doğa harikası şirin bir yer. Paleolitik Çağdan beri yerleşim olduğu bilinen bölgede çok sayıda mağara bulunuyor. Planina Mağarası, Otok Mağarası, Pivka Mağarası ve Siyah Mağara gezip görülecek mağaralar arasında yer alıyor. En önemli mağara ise Postojna Mağarası ki küçük yüzölçümüne rağmen binlerce mağara barındıran Slovenya’nın en önemli ikinci mağarası. Mağaraları gezmek dışında, bisiklet kiralayarak veya yürüyerek Postojna’yı keşfedebilirsiniz.

Postojna Mağarası

Slovenya’nın en önemli turistik yerlerinden biri olan Postojna Mağarası, dünyanın en çok ziyaret edilen mağaralarından biri, her yıl bir milyona yakın kişi ziyaret ediyor. Mağara sistemi yaklaşık 2 bin 400 kilometre uzunluğunda ve yeraltı nehrinin birleştirdiği 4 mağaradan oluşuyor. Ülkedeki Migovec Mağarası’ndan sonra ikinci en uzun karstik mağara sistemi. Mağara Pivka Nehri’nin bölgedeki kireci milyonlarca yıl boyunca oymasıyla oluşmuş. Dünyanın en ilginç canlılarından kabul edilen ve ortalama yüz yıl yaşayan endemik kör semenderlere (Proteus Anguinus) ev sahipliği yapıyor. Mağaranın içi elektrikli trenle geziliyor. Halka açık olan bölümünü gezmek bir buçuk saat sürüyor. Turun 3.5 kilometresi trenle gidildikten sonra geri kalan parkur yürüyerek geziliyor. Bu nedenle rahat bir yürüyüş ayakkabısı giymenizde fayda var. Ayrıca dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun, mağaranın içindeki sıcaklık her zaman 8 - 9°C civarı olduğu için yanınıza kalın giysiler almalısınız. Mağarayı dolaşırken, eski yeraltı geçitlerini keşfedip, dikit ve sarkıt oluşumlarını izlerken yeraltı dünyasının güzelliklerine hayran kalıyorsunuz.

Pivka Nehri

Postojna Mağarası’nın oluşumuna neden olan 27 kilometre uzunluğundaki Pivka Nehri, bildiğimiz nehirlerden biraz farklı. “Karstik kayıp nehir” deniliyor yani denize, göle dökülmüyor, Rak Nehri ve ardından Unica Nehri ile birleştiği Planina Mağarası’nda yeraltına inip orada kayboluyor.

Predjama Kalesi

Bölgede görülmesi gereken önemli yerler arasında Predjama Kalesi de yer alıyor. Postojna’dan yaklaşık 10 km mesafede ormanın içinden, dar bir yoldan gidiliyor. 12. yüzyılda, 123 metrelik bir kayalığın ve bir mağaranın üzerine Rönesans mimarisi ile inşa edilen bu ihtişamlı yapı, soylu aileler için yapılmış bir kale şato. Saldırılara karşı güvenli olması için yüksek kayalıkların üzerine oyulmuş, dik uçurumun üstünde olan kale ilginç mimarisi ile hayranlık uyandırıyor. Bizim zamanımız olmadığı için kalenin içini gezemedik ama Ortaçağ döneminden kalma bu gizemli kalede döneme ait eşyaların sergilendiğini öğrendik. Kaleye çıkmak isterseniz rahat ayakkabı, kalın giysiler götürmeyi unutmayın.

Bled Gölü ve Adası

Bled, Ljubljana’ya yaklaşık bir buçuk saat mesafede küçük bir kasaba. Eğer araç kiralamadıysanız Ljubljana’dan direkt otobüsle ya da Bled’e on dakika mesafedeki Lesce kasabasına trenle gelebilir ve otobüsle aktarma yapabilirsiniz. Bled Gölü ise çevresini 1.5-2 saatte dolaşabileceğiniz küçük bir göl. Zamanınız varsa gölün ortasında yer alan adaya gondol benzeri sandallarla geçip, adadaki kiliseyi görebilirsiniz. Gölü ve adayı daha yüksekten görmek ve güzel fotoğraflar çekmek istiyorsanız Osjtrica Tepesi’ne ya da Bled Kalesi’ne çıkmalısınız. Gölün etrafı yeşil tepeler ve ağaçlarla çevrili. Mayıs ayında yemyeşil olan Bled, sonbaharda sarıya döndüğünde de oldukça hoş görünüyor. Yaz aylarında ise göldeki plajlarda yüzebilir ya da tekne turu yapabilirsiniz.

 

Bled Kalesi

Tarihi Ortaçağ’a kadar dayanan Bled Kalesi, göl kenarındaki yüksek bir tepenin üzerine inşa edilmiş. Göl kıyısından tırmanarak ya da merkezden kalkan otobüslerle birkaç dakikada kaleye ulaşabilirsiniz. Kalenin içinde küçük bir müze, seyir terası ve restoran bulunuyor. Kaleden göl ve adanın güzel karelerini fotoğraflayabilirsiniz. Yine göl kenarından Bled Kalesi’nin değişik açılardan fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Bohinj Gölü

Bir buzul gölü olan Bohinj Gölü, Bled’den yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Julian Alpleri’nin eteğinde yer alıyor. Slovenya’nın en büyük gölü olan Bohinj Gölü’nün etrafını yürüyerek ya da bisikletle dolaşabilirsiniz. Triglav Milli Parkı’nın içinde olan Bohinj Gölü, Bled Gölü’ne göre ziyaretçi açısından daha sakin. Etrafındaki dağların, ağaçların ve gökyüzünün göle düşen yansıması, göle bir başka güzellik katıyor. Ördeklerin yüzerken suda yarattıkları devinimde, yeşilin ve mavinin tonlarının birbirine karışmasını izlemek oldukça keyifli.

 

Yeme- içme

Avusturya, İtalya, Macaristan ve Hırvatistan’a komşu olan Slovenya, bu ülkelerin mutfaklarından da etkilenmiş. Sahil bölgesindeki şehirlerde deniz mahsulleri tüketilse de yemekleri genel olarak et ağırlıklı. Farklı bölgelerinde çeşitli etler tüketiliyor. En çok domuz eti kullanılıyor. Bunun yanı sıra koyun, keçi ve kümes hayvanları da sıklıkla tüketiliyor. Slovenya’nın geleneksel yemeklerinden bahsetmek gerekirse; Strukljt: Mantıya benziyor. İçine et ya da sebze doldurularak yapılıyor. Bograç: Macarların geleneksel Goulash yemeği ülkenin sevilen yöresel yemekleri arasına girmiş. Parça etli, sulu çorba ile tas kebabı arası bir et yemeği. Burek: Bizim böreklere benziyor. Kıymalı, patatesli, ıspanaklı, peynirli çeşitleri var. Jota: Bir tür güveç. Kranjska Klobasa (Karniyol sosisi): En çok tüketilen ve sevilen Sloven yemeği. Idrian Zlikrofi (Idrija köfteleri): Ev yapımı erişte hamurundan hazırlanan içi patates dolgulu bir yemek. Gibanica: Slovenya’nın kırsal bölgelerinde popüler olan elma, fındık ve kuru üzüm içeren katlı pasta.  Potica: Hamurdan yapılan ve ceviz vb. gibi çeşitli dolgularla doldurulan en tipik Sloven tatlısı.

Alışveriş

Slovenya’dan dönerken alınabilecek hediyelik eşyaların başında dantelden yapılmış örtüler; ejderha logolu magnet, kupa, anahtarlık vb. gibi ürünler; geleneksel kıyafetli bebekler ve şarap geliyor. Ayrıca ahşap ve cam işçiliğinin çok yaygın olması vesilesiyle bu materyallerden üretilen çeşitli hediyelik eşyalar bulmanız da mümkün.

NASIL ARANDI: #gezi yazısı # müzeyyen topçu tan # slovenya # avrupa # gezi # ljubjana # portoroz # postojna # bled gölü # predjama kalesi # pivka nehri

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazılarını İnceleyin;
Güneş şehri Szeged

Doğal ve tarihi güzelliklerinin yanı sıra üniversitesi, sıcak su kaplıcaları, festivalleri ve her sokakta karşınıza çıkan, bakmaya doyamayacağınız güzellikte ArtNouveau ve Neoklasik tarzdaki binalarıyla mutlaka görülmesi gereken bir şehir…

3 ay önce
Noel'in rüya şehri: Drama

Son yıllarda trend olan ‘Noel Pazarı’ turlarını merak ediyorsanız, alternatif olarak Yunanistan’ın Drama şehrindeki ‘Noel Baba Köyü’ ya da ‘Drama’nın Rüya Şehri’ diye adlandırılan tema parkı ziyaret edebilirsiniz

5 ay önce
Makedonya’nın gözbebeği: Manastır

Başta büyük önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere II. Meşrutiyet, İttihat Terakki ve Cumhuriyet döneminin önde gelen asker ve siyasilerini yetiştiren Askeri İdadi’nin de bulunduğu Manastır’ı gezmenin tam zamanı…

6 ay önce
Balkanların incisi: Ohrid

Makedonya’nın en güzel şehri, en önemli turizm merkezi olan ve 1979’da UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi’ne alınan Ohrid; arkeolojik eserleri, kalesi, camileri, kiliseleri ve çok kültürlü yaşamın izlerini taşıyan tarihi geçmişiyle tam bir kültür hazinesi…

8 ay önce
Kurabiyesi kadar tatlı bir şehir: Kavala

Yüzyıllardır ayakta kalan tarihi dokuya tanık olmak; rengarenk, cumbalı, asırlık evlerin bulunduğu Arnavut taşlı dar sokaklarda yürürken geçmişe yolculuk yapmak; pırıl pırıl denizde yüzmek, tertemiz plajlarda güneşlenmek, taze deniz mahsullerinin tadına varmak Kavala’da mümkün

8 ay önce
Ege’de güneşin en güzel battığı zümrüt ada:

Yemyeşil dağları, tertemiz plajları, çekici körfezleri, tarihi, fosil ormanları ve gastronomisi ile aradığınız her şeyi bir arada bulabileceğiniz Midilli; her zevke hitap eden bir ada…

10 ay önce
Avrupa’nın en genç şehri:

Konumu nedeniyle Birleşik Krallık ve İngiltere için stratejik bir öneme sahip olan Birmingham, nüfusunun yüzde 40’ını oluşturan 25 yaş altındakiler ile Avrupa’nın en genç şehri olarak biliniyor

1 yıl önce
Bergama’dan Berlin’e Pergamon

Dünyanın ilk sağlık merkezi, ilk ve en büyük sunağı, ilk parşömen üretimi, ilk Asya kütüphanesi ve en dik tiyatrosu ile antik dünyada tarihe yön veren, ilkleriyle ünlü bir şehir; Bergama…

1 yıl önce
Sanatın, kültürün, modanın kalbinin attığı hayaller şehri: Paris

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olan Paris’i gezerken kendinizi adeta bir açık hava müzesinde hissedeceksiniz

1 yıl önce
Avrupa’nın en romantik şehri: Paris

Paris, sadece Fransa’nın değil aynı zamanda sanatın, kültürün, modanın, finansın, gastronominin de başkenti. Paris denilince akla; moda, sanat, görkemli tarihi yapılar, parfüm ve kozmetik geliyor

1 yıl önce
İstanbul’dan Budin’e köprü olan şehir: Osijek

Kanuni Sultan Süleyman tarafından Drava Nehri üzerine yaptırılan, İstanbul’dan Budapeşte’ye giden yolu kısaltan, o dönem dünyanın sekizinci harikası olarak adlandırılan köprü sonrasında yok edilmiş olsa da Osijek görülmeye değer bir şehir

2 yıl önce
Akdeniz'in İncisi, Gaudi'nin Fantastik Şehri: Barselona

Dünyanın en güzel şehirlerinden biri Barselona… Egzotik, fantastik, büyüleyici ve masalsı yapıları, zengin kültürünü yansıtan müzeleri, hareketli sokakları, lezzetli yemekleri ve eğlenceli gece hayatıyla sizi büyüleyecek

2 yıl önce
Eğlenceli ve açık fikirli şehir: Sitges

Küçük olmasına rağmen uluslararası film festivali, karnavalları, plajları ve marjinal gece hayatı ile son yıllarda Mikonos, İbiza ve Saint Tropez ile rekabet edecek kadar güçlü bir şehir: Sitges

2 yıl önce
Modern Tıbbın Kurucusu Hipokrat'ın Adası: KOS

Deniz-kum-güneş, spor, tarih, kültür, gastronomi, eğlen- ce... Bir tatilden beklenen her şeyi karşılayan ada: Kos

2 yıl önce
Huzurlu Yeşilin, Sakın Maviyle Buluştuğu Kıymetli Bir Hazine: Balaton Gölü

Yeni yerler keşfetmek, spor yapmak, yüzmek, festivallere katılmak, termal kaplıcalarında tedavi görmek, üzüm bağlarında şarap tatmak isterseniz, 'Macaristan Denizi'ni yani Balaton Gölü’nü ziyaret etmelisiniz

2 yıl önce
Mimarisi, doğası ve etkinlikleriyle gündemde kalmayı başaran keyifli bir şehir: SUBOTİCA

Art Nouveau mimarisinin en güzel örneklerini görmek, doğanın kucağında sakin ve huzurlu bir tatil yapmak isterseniz, Subotica tam size göre

2 yıl önce
Açık Hava Müzesi Tadında Şehirler

Köklü geçmişi, buram buram tarih ve sanat kokan sokakları, mimarisi, kültürü ve doğal güzellikleriyle ünlü Münih, Salzburg ve Viyana’yı gezerken kendinizi açık hava müzesinde gibi hissedeceksiniz

2 yıl önce
İçinden Nehir Geçen Masalsı Şehirler

Neckar Nehri’nin iki yakasına kurulan, Almanya’nın en masalsı ve romantik şehirlerini gezerken, Ortaçağ’a doğru zaman yolculuğuna çıkacaksınız

2 yıl önce
Galler’in gözbebeği: Swansea

Swansea, Britanya’nın ve Galler’in en güzel kumsallarına, plajlarına ve görkemli yamaçlarına sahip doğa harikası bir şehir

2 yıl önce
Köklü bir geçmişe sahip önemli bir dünya şehri: Londra

Londra, İngiltere’nin ve dünyanın en önemli iş ve finans merkezi olduğu kadar turizm açısından da en çok ziyaretçi çeken, en hareketli kenti

3 yıl önce
Avrupa’nın kültür başkenti: Berlin

Berlin, her ne kadar II. Dünya Savaşı’nda bombalarla yerle bir edilmiş olsa da kendini toparlamış; tarihi, siyasi rolü, kültür-sanatı ve doğası ile de Avrupa’nın göz bebeği olmayı başarmış

3 yıl önce
Atamızın evini gezmenin tam zamanı Selanik

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının yıl dönümünde, doğduğu şehir Selanik’e ve doğduğu eve gitmeye ne dersiniz?

3 yıl önce
Gemiyle Adriyatik gezisi

Yaz bitti, çoktan… Sonbaharı da ortaladık. İşlerinizin yoğunluğundan ya da başka sebeplerden dolayı henüz tatil yapamadıysanız; ekim ayında çıkacağınız en güzel tatillerden biri belki de ‘Gemiyle Adriyatik’ gezisi olabilir. Tabii denizden ve gemi yolculuğundan hoşlanıyorsanız…

3 yıl önce
Tarihi, kültürü, mimarisi, müziği ile ünlü Bulgaristan

Yakın bir yurt dışı tatili istiyorsanız; tarihi dokusu, göz alıcı dağları, yemyeşil parkları, altın sarısı kumsalları, zengin mutfağı ve sıcakkanlı insanlarıyla Bulgaristan sizi bekliyor

3 yıl önce
Yunanistan’ın en yeşil adası Thassos

Thassos; muhteşem kumsalları, turkuaz rengi denizi, resmedilmeye değer köyleri, tarihi yapısı ve eğlence hayatıyla bir tatilde aradığınız her şeyi size sunmaya hazır

3 yıl önce
Yunanistan’ın 5. Büyük adası: Sakız Adası

Dünya üzerinde sakız ağaçlarının yetiştiği ve damla sakızı üretiminin yapıldığı tek yer olan Sakız Adası hem köklü tarihi hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülüyor

3 yıl önce
Şövalyeler adası Rodos

Her köşesinde binlerce yıllık tarih yatan, dar sokakları şövalyelerin izleriyle dolu olan Rodos Adası; turkuaz rengi denizi, tertemiz plajları, geleneksel mutfağı ve gece hayatıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor

3 yıl önce
Sardunya Adası

Masmavi ve berrak denizi, bembeyaz kumsalları, birbirinden güzel plajlarıyla meşhur Sardunya Adası, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için kültürel gezileri tercih edenlerin de uğrak yeri

3 yıl önce
Dünyanın en güzel adalarından: Tenerife

Kanarya Adaları'nın en büyüğü Tenerife; muhteşem denizi, birbirinden güzel plajları, doğal güzellikleri hatta eğlenceli karnavallarıyla heyecan dolu bir tatil arayanların adresi...

3 yıl önce
Tarih kokan şehir: Kiev

Dünyayı iyilik kurtaracak

Mitolojik öyküler ve efsanelerle dolu; Mora Yarımadası

Vikingler diyarı; Norveç

Batının en uç noktası: Fas

Yunanistan’ın en büyük adası; GİRİT

Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bir tarih yatıyor: Kral Kızı Hamamı

Lavanta kokulu köy

Rüya gibi bir gemi yolculuğu