05-03-2024 07:39

Kadıköy'de yeni yıl ruhu

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 02/01/2023
Kadıköy; ışıl ışıl sokakları, yılbaşı ruhuna uygun süslenmiş mekanları, hareketli esnafları ve enerjik ortamıyla yeni yıl öncesinde görsel bir şölene imza attı
.stripslashes($urun->baslik).

Hazırlayan: Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

İstanbul’un incisi Kadıköy’ün tarihinden bahsedelim önce. Kadıköy‘ün tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kuruluş tarihi M.Ö. 675 yılı olarak kabul edilir. M.Ö. 1000 yılları civarında Fenikeliler tarafından Fikirtepe’de, çeşitli kaynaklarda ‘Harhadon’ adıyla anılan bir ticaret kolonisi oluşturulduğu bilinmektedir. Fikirtepe’deki ilk yerleşmenin karşısında, Moda Burnu ile Yoğurtçu arasında Halkedon (Bakır Ülkesi) adıyla ikinci bir yerleşme daha oluşur. Halkedon (Kalkedon) bu dönemde Apollon Tapınağı ile ün salar. Haydarpaşa Çayırı ise Halkedonlular tarafından at yarışları için kullanılır. M.Ö. 658’de Sarayburnu’na yerleşerek Bizans şehrinin nüvesini atan Bizans, yörenin güzelliğine hayran kalır ve bu güzel yer dururken karşı tarafta (Kadıköy’de) yerleşen insanları körlükle vasıflandırarak, Kadıköy’ü “Körler Diyarı” olarak adlandırır. Bu sebeple çeşitli kaynaklarda bu adla da anılmıştır.

İstanbul’un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet Halkedon’u, meşhur Nasrettin Hoca’nın kızının torunu olan ilk İstanbul Kadısı Celalzade Hızır Bey’e verir. Buna izafeten yerleşme adının da Kadıköy olarak değiştiği söylenir. 18. yüzyıl, özellikle Lale Devri boyunca Kadıköy çevresinin mesire yeri olarak öneminin attığı bir dönem olur. Haydarpaşa, Yoğurtçu, Moda ve Kuşdili çayırları ile Uzun Çayır halkın rağbet ettiği gezinti alanlarıdır. 18. yüzyılda o zamana kadar Türklerin ve Rumların yaşadığı Kadıköy’e, Ermenilerin de yerleşmeye başladığı görülür. Kadıköy ve çevresi 19. yüzyılın ikinci yarısında kararlı bir gelişme göstermeye başlar. Selimiye Kışlası ve Haydarpaşa Askeri Hastanesi gibi önemli yapıların inşasıyla asıl gelişmeler başlar. Bu gelişmeleri takip eden diğer iki önemli olgu da şunlardır: Şehir içi vapur işletmeciliği ve Haydarpaşa-İzmit demiryolunun açılması. Cumhuriyet arifesinde Kadıköy’ün, İstanbul’un en gelişmiş semtlerinden biri olduğu söylenebilir. Kadıköy, Cumhuriyet’e kadar az çok devam eden oldukça renkli bir nüfus yapısına sahip olmuştur. Kadıköy, 1869 yılında o zamanlar daha büyük ve önemli bir merkez olan Üsküdar Sancağı’na bağlanmıştır. Uzun süre Üsküdar’a bağlı olan Kadıköy, 1 Eylül 1930’da ilçe olur. Bu tarihte Kadıköy’ün Kızıltoprak ve Erenköy olmak üzere iki bucağı vardır.’’ Tüm bu gelişmelerin takibinde günümüzde Kadıköy, İstanbul’un kalbi diyebileceğimiz, nadide bir ilçesi konumundadır. Tarihi güzelliği, işlek caddeleri, hareketli esnafları, ışıl ışıl sokakları ile Kadıköy, yeni yıla doğru bambaşka bir ruha bürünür. Caddenin başında sizi karşılayan ışıklar, içeri doğru girdikçe devam eden bir hikâyeye dönüşür. Moda’ya kadar uzanan yeni yıl konsepti insanı büyüler. Biz de bu yazımızda, yeni yıla girerken Kadıköy’de görmeden dönülmeyecek mekânlardan bahsetmek istedik.

Şekerci Cafer Erol

Şekerci Cafer Erol, 200 yıllık hikâyesini bakın nasıl güzel anlatıyor;

“İki yüzyıllık tatlı bir hikâye bizimkisi. 1700’lü yılların sonları… Özel beylik olarak seçilerek Osmanlı Sarayı’na kabul edilen Taşköprülü Müftügiller -soyadı kanunuyla ‘Erol’ soyadını alacaklardır- çeşitli konumlarda sarayda çalışmaya başlarlar. Taşköprülülerin genel olarak helvahane, şekerhane, tatlıhane gibi sarayın tatlı imal edilen bölümlerinde istihdam edilmeleri, şekercilik hususunda esaslı bir tecrübeye sahip olmalarını sağlar. Bu tecrübe Müftügiller’den Mehmet Efendi’yi oldukça cesaretlendirmiştir. Bu cesaretle Mehmet Efendi saray macerasını aratmayacak bir maceraya atılır. 1807’de İstanbul’a gelir ve Eminönü’de bir şekerci dükkânı açar. Bundan böyle sanatını kendi dükkânında icra edecektir. Ta ki Birinci Dünya Savaşı sonrası pek çok dükkân sahibinin kapısına kilit vurduğu, geri dönmemek üzere çıkıp memleketine gittiği büyük İstanbul yangınına kadar. Büyük yangında Mehmet Efendi de dükkânını kaybetmiş, oğlu ve torunlarıyla birlikte ata topraklarına dönmek zorunda kalmıştır. Mehmet Efendi’nin kendisi gibi gözü pek, maceraperest torunu Cafer Erol, İstanbul’dan ayrılırken bir gün mutlaka geri döneceğini biliyordur.

Yıl 1935’e geldiğinde dedesinin izinden giden Cafer Erol, Eminönü’nde bir şekerci dükkânı açar. Torun Cafer Erol’un, İstanbul’a dönüşü aile için de yeni bir maceranın başlangıcı olacaktır. Eminönü’nden sonra sırasıyla Beyoğlu ve Kadıköy’de de dükkânları olur. Yeniden İstanbul ve üç dükkân… Gelinen nokta kazanılan zaferi işaret etmektedir. Her zafer gibi bu zafer de güçlü bir mücadelenin ardından gelmiştir. Cafer Erol büyük bir özveriyle yıllarca üç dükkânla tek başına yürüttüğü mücadelesine 1945’ten itibaren tek dükkânla -Kadıköy’de- devam edecektir.
Yıl 1965’e geldiğinde Cafer Erol’un çocukları büyümüş, babalarına yardım edecek yaşa gelmişlerdir. Nurtekin Erol da babasına yardım ederek başlar işe. O gün bugün işinin başında olan Nurtekin Erol’un yolculuğuna 1992 yılında çocukları da katılır. Bu yolculukta Şekerci Cafer Erol’un hikâyesi yeniden yazılacaktır. Dünkü kuşakların değerlerine sahip çıkan bugünün kuşakları tarafından…

1992’den bu yana Şekerci Cafer Erol’da iki kuşak bir arada. En genç kuşak Hakan Erol. Tecrübeye değer veren Hakan Erol, baba-oğul bir arada çalışmanın zorlu, yaratıcı, aynı zamanda zevkli olduğunu söylüyor. Geleneksel yöntemlerden vazgeçmiyor, yenilikleri de reddetmiyor. Baba Nurtekin Erol’un markasına ve geçmişine olan bağlılığı değişime kolay kolay müsaade etmiyor. Nurtekin Erol yeniye temkinli yaklaşıyor, acele etmeyi sevmiyor. Hakan Erol ise karar verir vermez uygulamaya geçiyor. İki farklı kuşaktan iki insanın değişime ve dönüşüme farklı yaklaşımı ve bu farklılıklardan çıkan anlaşmazlıklar gayet anlaşılır. Bu farklılıkların içinde birbirlerini anlamaya çalışan iki arkadaş olarak yer almaları ise çok değerli. Yaratıcılığın tetiklendiği, her iki tarafın da zevkle kabul edeceği sonuçların ortaya çıktığı bir süreç. Bu süreçten kârlı çıkan da her zaman olduğu gibi markaları Şekerci Cafer Erol. Zira farklılıklardan çıkan enerjiyi yaratıcılığa dönüştürmeleri markaya dünün ve bugünün dengeli uyumu olarak yansıyor.”Sanırım şekerci Cafer Erol’un bugün bu noktaya gelmesinin en önemli sebebi de kuşakların bir arada olması. Öyle güzel anlatmışlar ki yeni ile gelenekselin karmasından çıkan dengeli uyumu. Şimdilerde Kadıköy’ün göz bebeği mekan, yeni yıl arifesinde daha bir muhteşem görünüyor.

Size Cafer Erol’un önünde yaşanan kalabalığın coşkusunu anlatmak isterim. Adeta bir gösteri izlemeye gelmiş gibi herkesin elinde bir fotoğraf makinesi, şahane yılbaşı konseptinin fotoğrafını çekiyor. Bir yanda da içeri girmeye çalışan uzunca bir kuyruk var elbette. Cafer Erol’da, tatlı olarak aklınıza ne geliyorsa var. Hamurlu tatlılar, atıştırmalıklar, lokumlar, akide şekerleri, çikolatalar, mevlüt şekerleri, drajeler, ezmeler. Hem mideye hem göze hitap eden envai çeşit tatlı ve şekerleme. Tam da yeni yıl öncesi hediyeler alınırken, Cafer Erol’da kendinizi kaybedebilirsiniz.

Kemal Usta Waffles

Waffle ve kumpir yemek isterseniz, Kadıköy’de mekânınız belli. Bununla birlikte Kemal Usta da yeni yıl süslemelerine emek harcayan mekânlardan biri. Önünde uzunca bir kuyruk, içeri girmeye çalışan ve fotoğraf çektirmek isteyenler var. Waffle bahane, yeni yıl ruhu şahane  :) Waffle ve kumpir, Kemal Usta’nın imza lezzetleri. Denemeden olmaz.

Beyaz Fırın

Beyaz Fırın’ın hikâyesi 1800’lerin ortasında, Balat’ta başlamış. Büyük dede Kozma Stoyanof’un ailesini geride bırakarak amcalarının yanına gelip yerleştiği Balat’ta açtığı simitçi dükkânı, ardından yanına yerleşen ailesinin ve Beyaz Fırın’ın 5 nesillik hikayesinin doğduğu yer olmuş. 3 oğlu varmış Kosma Stoyanof’un. Oğullarından Dimitri de eşi Katina’yı alıp yanlarına yerleşince, Kosma 3 oğlu için 3 fırın açmış. Oğullardan Petro, Sarıyer’de şimdiki Sarıyer börekçisinin olduğu dükkândaymış. Grigor, Karaköy’deki fırının başında. Ancak babaları Kosma’ya söz verdikleri gibi her sıkıştıklarında Üsküdar’daki Dimitri ve Sarıyer’deki Petro ile birbirlerine destek veriyorlarmış. Kosma’nın Balat’ta poğaça, simit fırını ile başlattığı hikâye bugün tam 2 asırlık bir lezzet hikâyesi. Bugünlerde taptaze pastalar, çikolatalar ve her yeni yılda yenilenen yeni yıl hediyelik konseptiyle şahane lezzetler. Beyaz Fırın tüm şubelerinde yeni yılı böyle neşeli, cıvıl cıvıl karşılıyor. Ve önünde uzunca bir kuyruk oluyor.

Bombacı Mülayim

İzmir’in meşhur bombacısı Kadıköy’de. Hem de tatlı mı tatlı süslemeleri ve sunumlarıyla. Mekânın dışında bulunan kocaman ayıcıklar, fotoğraf çektirmek isteyenleri cezbediyor. Mülayim’de bomba yedikten sonra Kadıköy’de 10 tur koşmanız garanti, bomba gibi bir enerji veriyor. Mekân 3 katlı. İsterseniz içeride de oturabilirsiniz ancak ışıl ışıl caddeyi izlemek isterseniz balkonu tercih edebilirsiniz.

Luwi House Coffee

Luwi’nin mottosu: “Anadolu’nun en eski uygarlıklarından olan ışık insanları Luwianlardan esinlendiğimiz ismimizle, körler ülkesi Khalkedon’u sıcak, samimi ve güler yüzlü hizmet anlayışımız ile aydınlatmak için buradayız...”Tatlı mı tatlı yeni yıl dekoru, ışıl ışıl konsepti ile Kadıköy Caferağa’da çok dikkat çeken mekanlardan biri Luwi. En dikkat çekici ve cezbedici yanı ise workinton hizmeti. Pandemi ile birlikte hayatımıza giren remoot çalışma düzenine geçen her çalışan için çok keyifli bir çalışma ortamı sunuyor. Kahveni al, bilgisayarını aç, keyfine bak modeli. Yeni yıla doğru da ışıl ışıl bir sürü fotoğraf çekebilirsiniz.

PİZZA 2 GO

Kadıköy denilince akla mis gibi ‘al-götür’ pizzalar gelir. Dumanı üzerinde tüten envai çeşit pizzaları görünce, 2 dilim yiyecekken bakmışsınız 8 dilim almışsınız :) Öyle cezbedici, öyle nefis. Pizzacıya doğru yaklaşırken hemen önünde uzunca bir kuyruk görüp kaçmayın. Eeee her zaman diyoruz, cefa sonu sefa. O cefayı çekmeden lezzete ulaşmak pek mümkün olamıyor maalesef. İster karışık, ister fesloşlu, ister şöyle mis gibi sebzeli. Çeşit çeşit pizzalar karşınızda. Yanına içeceğinizi de alıp, içeride ya da dışarıda yiyebilirsiniz. Kendinizi Avrupa’da hissettiren bu pizzacı senelerdir zevkle yediğimiz lezzetlerden. Kadıköy’e gidip de uğramadan olmaz. Enerjiyi alıp keşfe devam edebilirsiniz.

Yapmadan dönmeyin!!!

Şekerci Cafer Erol’un ve Beyaz Fırın’ın yeni yıl konseptini görmeden

Kemal Usta’da waffle yemeden

Cadde boyu yürüyüp yeni yıl heyecanını hissetmeden

Bombacı Mülayim’de bomba yemeden

Hediyelik eşya dükkânlarında kendini kaybetmeden

Take away pizza yemeden

Işıl ışıl fotoğraflar çekmeden

Midye dolma yemeden

Yeni yıl hediyelerinizi almadan

DÖN-ME-YİN!!!

NASIL ARANDI: #kocaeli # kocaelilife # kocaelinindergisi # kocaelidergisi # dergilik

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.