23-02-2024 13:55

İş yaşamının cesur ismi: Muhammet Bozkurt

   1 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 06/09/2023
İlkokul çağlarından beri ticaret hayatının içinde olan ve bugüne dek sayısız sektörde tecrübe edinen Muhammet Bozkurt, çevresinde hem ticari cesareti hem de spiritüel yönüyle tanınıyor
.stripslashes($urun->baslik).

Röportaj: Zeynep Akar

Fotoğraflar: İsmail Hakkı Timuçin

 

Bu ay sizleri, henüz ilkokul çağında sanayide başladığı çalışma hayatına, sayısız sektörde ticaret yaparak devam eden cesur bir girişimciyle tanıştıracağız.

İzmit Kadıköy Mahallesi’nde hizmet veren Köşe’de Cafe’nin sahibi Muhammet Bozkurt, çevresinde ticari cesareti, el attığı her işin altından başarıyla kalkması ve spiritüel kişiğiyle tanınıyor.

Çocuk yaşta, babasının torna tezgahında başlayan çalışma hayatı, ticaret yapma arzusuyla bambaşka alanlarda devam eden Muhammet Bozkurt; yedek parça alım-satımından oto servisine, börekçilikten işletmeciliğe uzanan renkli ve hareketli iş yaşamına sayısız başarıyı sığdırmış, oldukça tecrübeli bir isim.

İş hayatının yanı sıra kuvvetli sezgileriyle astroloji, numeroloji, simya gibi alanlarda da çalışmalar yapan Bozkurt, bu yeteneğiyle insanlara faydalı olabilmek için aldığı eğitimlere de ara vermeden devam ediyor.

Gerek ticaret hayatında gerekse ilgilendiği diğer alanlarda sürekli kendisini geliştirme gayreti içinde olan ve yeme-içme sektöründe yüksek hedefleri bulunan başarılı iş insanıyla yaptığımız söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızdan eminiz.

Muhammet Bey, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1975, İzmit doğumluyum. Altı çocuklu, kalabalık bir ailenin oğluyum. Evliyim, bir oğlum var. İzmit merkezde yaşıyorum. Henüz ilkokuldayken, sanayide tornacılık yapan babamın çırağı olarak başladığım iş hayatıma, ticaretle devam ettim. Şu anda İzmit Kadıköy Mahallesi’nde hizmet veren Köşe’de Cafe isimli kafe-lokantamı işletiyorum.

 

Tornacılıktan ticaret hayatına uzanan hikayeyi dinlemek isteriz…

İlkokuldan itibaren babamın yanında çalıştım ama zanaatkar olamayacağımı çok erken fark ettim. Aklım fikrim hep satış yapmaktaydı. Sanayide oto yedek parçası satışı yapan dükkanları gördükçe ben de o işi yapmak istiyordum. Bir gün babam, neden dükkanda gönülsüz çalıştığımı sordu; ben de dedim ki “Baba, ben şu karşıdaki dükkanda çalışanlar gibi satış yapmak istiyorum”. Babam o dakika ellerini sildi, beni aldı, dükkanın karşısındaki parçacıya götürdü. O gün orada işe başladım.

 

Aradığınızı buldunuz mu?

Gerçekten de aradığımı orada buldum, yaptığım işten zevk aldım. Bir süre o dükkanda kaldım, işi öğrendim, sonra oto elektrik malzemesi satan başka bir dükkana geçtim. O dükkanda 11 yıl boyunca büyük bir keyifle çalıştım. Bu sürenin sonunda önce çalıştığım iş yerini, ardından da ikinci dükkanımı devraldım. 1996 yılından beri kendi işimi yapıyorum.

SIFIRLANMAM LAZIMDI

Sanayideki dükkanı ne süreyle işlettiniz?

Sanayiden 1999 depremi sonrasında ayrıldım. Depremde pek çok tanıdığımızı, dükkan komşularımı kaybedince çok sarsıldım. Bir sıfırlanmaya ihtiyacım vardı. İşlerim dolayısıyla tecil ettirdiğim askerliğimi yapmaya karar verdim. 2000 yılında askere giderken dükkanlardan birini devrettim, diğerini de enişteme bıraktım. O dükkan 22 yıl boyunca çalıştı. Askerden gelince bir yıl kafa dinledim. Bu arada evlendim, oğlum dünyaya geldi.

 

Bir yıl sonunda hayata nereden başladınız?

Çok çeşitli işler yaptım… Bir otomobil yetkili servisinde çalıştım, üç ay fuarda ambulans tanıttım. Sonra bir börekçide işe girdim. Orada bir ay boyunca iş öğrendikten sonra markanın bayisi oldum, Yahya Kaptan’da kendi dükkanımı açtım. İşler o kadar iyi gidiyordu ki firma sahibi benim şube olarak değil, firma bünyesinde çalışmamı istedi, “Bu dükkanı sat, gel beraber bir merkez oluşturalım” dedi. Kabul ettim, birlikte markanın sanayideki şubesini kurduk. Uzun uğraşlar sonucu dükkanı oturttuk ancak oradaki ortaklık yapısı bana uygun değildi. Ceketimi aldım, çıktım.

 

Nereye gittiniz?

Yeniden bildiğim işi yapmaya karar verdim; sanayide satışa çıkan bir yedek parça dükkanını aldım. Kısa sürede bu dükkanı büyütüp, sanayinin girişine ‘Kerem Otomotiv’ adıyla bir de servis açtım. İşler yolundaydı ama kanımdaki girişimcilik, beni sürekli yeni atılımlara zorluyordu. Bir de gıda sektörünü sevmiştim ve o işi yapmak istiyordum. Daha önce birlikte çalıştığım börek firmasıyla yeniden anlaştık, Kocaeli Adliyesi’nin karşısında bir şube açtım. Bir süre orayı işlettikten sonra artık kendi markamı kurmayı düşünmeye başladım.

TARİHİ İZMİT BÖREKÇİSİ

Yeni bir macera başlıyor sanırım…

Atatürk Bulvarı’nda devredilecek bir gözlükçü dükkanını gözüme kestirmiştim. Orayı alıp kafeye çevirmek istiyordum. Gittim adamla konuştum, anlaştık. Kaporasını verip dükkanı devraldım. Hemen boşaltarak, orayı küçücük ama çok sevimli  bir kafe haline getirdim. İşlerim yine iyi gitti. Dükkanın dekorasyonu ilgi görüyor, içerisi hiç boş kalmıyordu. Bir gün dükkana başka bir börek firmasının sahibi geldi. Benim dükkanımın arkasındaki bir dükkanı hazırlamış ama henüz açmamıştı. Dedi ki “Bu dükkanı ben kurdum, gel sen işlet”.  Düşündüm; ürün iyiydi, yeri güzeldi, civarda çok sayıda esnaf vardı, o dükkan iş yapardı… Kabul ettim ama kendi dükkanımı da kapatmadım. Gerçekten de börek inanılmaz tutuldu, ürün yetiştiremez hale geldik. Çok güzel para kazanıyorduk. Öyle ki 6 ay sonra işin imalat kısmı da bana teklif edildi. Kafemi kapattım, börek satışını da bırakıp imalata yöneldim. Bir süre orada imalat kısmını öğrendikten sonra işi tamamen devraldım ve Tarihi İzmit Börekçisi markasıyla yola tek başıma devam ettim.

 

Kurduğunuz yeni markayla aynı başarı devam etti mi?

Artarak devam etti. Markamın patentini de aldım. Gölcük Donanması’ndan, Cengiz Topel’e kadar her yere börek, poğaça, açma  veriyordum. Aslında bu işi çok seviyordum ama ustalarla uğraşmak beni zorluyordu. İmalathanede hem kendi aralarında sıkıntı yaşıyor hem de beni huzursuz ediyorlardı. Baktım ki içeride işler karışık, hemen kendime perakende yapabileceğim bir yer aradım ve şu anda Köşe’de Cafe’nin olduğu dükkanı aldım. Altı ay sonra da ustalara “imalatı kapatıyorum” dedim.

İŞLER BÜYÜDÜ

Peki, o dükkanda ne yaptınız?

Orası Tarihi İzmit Börekçisi olarak devam etti. İmalathaneyi kapatıp, dükkanda tek ustayla üretim yapmaya başladım. Sadece börek, açma, poğaça, çay-kahve satıyordum. Sonra İSU, benim bulunduğum bölgeye geldi. Çalışanların öğle yemeği ihtiyacı doğunca menüye zeytinyağlı barbunya, Arnavut ciğeri, pilav, makarna, salata gibi birkaç çeşit yemek ekledim. Derken, insanlar benden ciddi ciddi yemek talebinde bulunmaya başladı, menümüz git gide genişledi. Sabahları yine börek-poğaça, öğlenleri de sulu yemek çıkarmaya başladık.

 

Yemek yapmayı biliyor muydunuz?

Evet, elim çok yatkındı çünkü hem meraklıydım hem de çocukluğum annemle beraber mutfakta geçmişti. 18 yaşından beri yalnız yaşadığım için bu konuda pratiğim vardı, elim de çok lezzetliydi. Hal böyle olunca yemeklerim çok sevildi, dükkan dolup taşmaya başladı. O küçücük yerde 11-12 kişi çalışır hale geldi. Sonunda ben oraya sığmamaya başladım ve dükkanı, tam karşımdaki daha büyük bir dükkana taşıdım.

 

Sanırım bu sefer aradığınız işi buldunuz…

İşler iyiydi ama bu sefer de evde sıkıntılar baş göstermeye başladı. Dükkan o kadar yoğundu ki hem imalat hem servis derken eve zaman ayıramaz hale gelmiştim. Eşimle sorun yaşamaya başladık. Ben iş ile ev arasındaki dengeyi bir türlü kuramayınca, ayrıldık. Bu durum epeyce moralimi bozdu. Çalışma isteğim de motivasyonum da kalmamıştı. Dükkanı yanımda çalışan arkadaşa devrettim.

TİCARET, CESARET İŞİDİR

Dükkanı devredip siz ne iş yaptınız?

Tekrar aynı tempoda çalışmak istemiyordum. Biraz yavaşlamaya, dinlenmeye ihtiyacım vardı. Eski dükkanımın hemen arkasında küçük bir dükkan vardı. Orayı tutarak bir tostçu dükkanı açtım ve İzmit’in en iyi tostlarını yapmaya başladım. Ancak gel gör ki yine aynı bölgede iş yapıyordum ve eski müşterilerim benim yemeklerimi arıyordu. Bir süre sadece tostla ilerledikten sonra ısrarlara daha fazla dayanamadım. Mevcut dükkanımın tam önünde olan köşe başındaki eski dükkanımı yeniden tuttum, iki dükkanı birleştirdim ve eski düzenime geri döndüm. İşte Köşe’de Cafe markası böylece oluşmuş oldu, yıllardır da devam ediyor.

 

Köşe’de Cafe’de hangi lezzetler neler var?

Köşe’de Cafe, sabahları serpme kahvaltı, poğaça, börek; öğlenleri de nefis yemekler servis eden küçük bir kafe ve esnaf lokantası. Esnaf lokantası olmamıza rağmen çok özel spesiyallerimiz var. Mercimek çorbası, musakka, İzmir köfte gibi klasik sulu yemeklerimiz çok lezzetli. Misafirlerimize köri soslu tavuğumuzu ve soğuk mezelerimizi de mutlaka tatmalarını öneriyorum. Bu yemeklerin tamamını ben pişiriyorum ve lezzet konusunda iddialıyım.

 

Muhammet Bey, hikayenizi dinlerken ben yoruldum. Siz bu kadar çok risk alırken hiç tereddüt etmediniz mi?

Ticaret, cesaret işidir. Yaptığınız işi iyi yaparsanız, ticarette her zaman kazanırsınız. Bu kadar riski alabilmemin sebebi kendime olan sonsuz güvenimdir. Atıldığım hiçbir işte “Ben bu işi yaparsam para kazanamam” demedim. En başta kendime, sonra yaptığım işe güvendim. Açtığım her dükkana gerek dekorasyon gerek lezzetler noktasında özen gösterdim. Reklamla, ikramlarla insanlara yaptıklarımı tattırdım. Zaten sonrası kendiliğinden geldi çünkü sattığım her şey çok lezzetliydi.

SEZGİLERİM ÇOK KUVVETLİ

Girişimci ruhunuzun yanı sıra spiritüel bir yanınız olduğunu da biliyoruz. Hangi alanlarla ilgileniyorsunuz?

Kendimi bildim bileli hislerim, sezgilerim çok kuvvetlidir. Çocukken, içimde sanki 3-4 tane daha Muhammet var gibi hissederdim. 7-8 yaşlarımdan itibaren bendeki bu yeteneği fark eden kişilerle bir arada oldum, onlardan çok şey öğrendim. Bu süreçte kendimi tanıma, potansiyelimi fark etme imkanım da oldu. Allah vergisi bu yeteneği insanların faydasına kullanabileceğimi gördüm. Astroloji, numeroloji, simya gibi çeşitli alanlarla ilgili çalışmalarım var.

 

Bu konularla ilgili bir eğitim aldınız mı?

Ankara’da bir üniversitenin eğitimlerine katılarak sertifikalarını aldım. Şu an astroloji, tarot okuyuculuğu, koçluk gibi dallarda 13 sertifikam var. Yıldız haritası bakıyorum, açılımlar yapıyorum ve astrolojiden kendi hayatım için de sık sık yararlanıyorum. Kararlarımı vermeden önce muhakkak astrolojiye danışırım. Simya alanında ise çok büyük 4 hocayla çalıştım, bu konuda epeyce yol aldım ama hala bilmem gerekenler var. Bilgimi çevremdeki insanlarla da paylaşıyorum. Beni tanıyan birçok insan astroloji bilgime güvenerek bana danışıyor. Ben de sahip olduğum ilimle tanıdığım ya da tanımadığım kişilere yardımcı oluyorum. Şunu özellikle belirtmek isterim, bu işi profesyonel olarak ya da bir ücret karşılığında yapmıyorum. Hatta bazen o kişinin kendisi için iyi bir şey yaptığımdan haberi bile olmuyor. Bu tamamen içten gelen bir duygu.

 

Peki, bu kadar bilgi ve tecrübeyi nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

İlk önce bir kitap yazmak istiyorum. Sanırım önümüzdeki yıl çalışmalarına başlarım. Bugüne dek biraz kendime dönük yaşadım, sosyal medyayı dahi kullanmadım. Artık gerek iş hayatındaki çalışmalarım gerekse spiritüel yanımla daha fazla ön planda olmak niyetindeyim.

FAYDA SAĞLAMALIYIM

Sahip olduğunuz ilmi diğer insanlarla paylaşmak gibi bir düşünceniz var mı?

Benim gibi Allah vergisi bir yeteneği olan ve çok inandığım insanlarla paylaşmak isterim. Gerçekten samimi olarak, iyi yerlerde kullanacak kişilere bildiklerimi öğretebilirim. Eğer kişide böyle bir yetenek yoksa, sonradan yalnızca astroloji ya da numeroloji öğrenilebilir.

 

Peki, iş yaşamıyla ilgili planlarınız arasında neler var?

Yeme-içme sektörünü ve yemek pişirmeyi çok seviyorum. Muhakkak bir restoran açmayı ve bunu zincir marka haline getirmeyi düşünüyorum. Ancak bu adımı atmadan önce yemek konusunda daha detaylı bir eğitim almak isterim. Bu işi yaparken de sadece para kazanmak değil, herkese faydalı olmak; binlerce kişiye istihdam sağlamak istiyorum.

 

Muhammet Bey, her zaman çok şık giyinen ve kendine has tarzıyla dikkat çeken birisiniz… Müşterilerinizden bu konuda nasıl yorumlar alıyorsunuz?

Haklısınız, alışılmış ‘esnaf lokantası sahibi’ profilinden biraz uzak bir tarzım var. İşletme sahibiyim, yemekleri bizzat pişiriyorum ve giyimime, aksesuarlarıma, gözlüklerime çok özen gösteriyorum. Bu da müşterilerimin dikkatini çekiyor. Tarzımla ilgili iyi hissettiren yorumlar aldığımı söyleyebilirim.

Nereden alışveriş yaparsınız?

Nerede kendime yakışan bir şey görürsem, hemen alırım. İnternetten, çarşıdan, AVM’lerden, gittiğim tatillerden… Kendime neyin yakışacağını bilirim, bilinçli alışveriş yaparım. Aksesuarlarımın çoğunun bana has özellikleri vardır. Genelde yüzüklerimi özel yaptırırım. Doğal taşlardan bileklikler kullanmayı severim.

 

Son sorum; 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

Avrupa’da görüyorum. İtalya’da yaşamak istiyorum. Türkiye’de kalmaya devam edersem de sıcak, denize yakın bir yerlerde yeni bir hayat kurmak isteyebilirim.

NASIL ARANDI: #muhammet bozkurt # köşe'de cafe # izmit # kocaeli # kocaeli life # röportaj

6 ay önce - Fatih demirtaş

Saygılar muhammet bey

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.