21-05-2024 07:08

Güneş şehri Szeged

   2 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 23/02/2024
Doğal ve tarihi güzelliklerinin yanı sıra üniversitesi, sıcak su kaplıcaları, festivalleri ve her sokakta karşınıza çıkan, bakmaya doyamayacağınız güzellikte ArtNouveau ve Neoklasik tarzdaki binalarıyla mutlaka görülmesi gereken bir şehir…
.stripslashes($urun->baslik).

Macaristan denilince akla ilk gelen şehir başkent Budapeşte’dir. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul edilen Budapeşte haliyle ülkenin en çok ziyaret edilen şehirlerinin başında geliyor. Gezginlerin favori şehirlerinden biri olan Budapeşte’yi yazmayı başka bir zamana bırakıp, bu sayıda Macaristan’ın güney doğusunda yer alan, yıl boyunca en çok güneş alan şehir olduğu için “Güneş Şehri” diye bilinen Szeged şehrini anlatacağım. Szeged’i yazarken biraz zorlanacağım zira kayınbiraderim orada yaşadığı için 80’li yılların sonlarından bu yana- pandemi dönemi hariç- hemen her yıl bazen yılda iki defa gittiğimiz şehrin neredeyse tüm sokaklarını ezberledim diyebilirim. Şehirde dolaşırken her caddede her sokakta karşınıza çıkan, bakmaya doyamayacağınız güzellikte ArtNouveau ve Neoklasik tarzda binalar var ki birini yazıp diğerini yazmayınca haksızlık olacak ama yapacak bir şey yok!

Szeged

Bizim Szeged şehriyle tanışıklığımız biraz önce de değindiğim gibi seksenli yılların sonlarına doğru, kayınbiraderimin Szeged’de yaşayan bir Macar hanımla evlenmesiyle oldu. Bu evlilik olmasaydı belki de Budapeşte dışında Macaristan’ın başka şehirlerine gitmek programlarımız arasında olmazdı. Gerçi tarihe çok meraklı olan eşim Ömer Tan sayesinde; Osmanlı’nın 150 seneye yakın hüküm sürdüğü bu topraklarda bulunan, kalesiyle türkülere esin olan Estergon’u, Kanuni Sultan Süleyman öldüğünde kalbinin gömüldüğü Zigetvar’ı, merkez meydanında minaresini yıkmış olsalar da tüm heybetiyle ‘Ben Osmanlı camisiyim’ diye haykıran Pecs (Peç)’i, Meydan Muhaberesi’nin yapıldığı Mohaç’ı mutlaka görmek isterdik ama Osmanlı’nın eyaleti Budin’in sancağı Segedin’i (Szeged) görmek aklımıza gelmeyebilirdi.       

Macaristan’ın Csongrád idari bölgesinin başkenti olan Szeged, ülkenin üçüncü büyük ticari ve kültürel merkezi. Budapeşte’ye iki saat mesafede olan şehir, doğal ve tarihi güzelliklerinin yanı sıra üniversitesi, sıcak su kaplıcaları ve yazın düzenlenen açık hava festivaliyle de turistlerin ilgisini çeken bir şehir. Szeged ile İzmit arası bin üç yüz kilometre. Eğer zamanınız müsaitse Bulgaristan, Kuzey Makedonya veya Sırbistan’da konaklayarak karayolu ile gitmek keyifli oluyor. Böylece aynı anda birkaç ülke ve şehir de görmüş oluyorsunuz. Szeged’e eğer havayoluyla gidecekseniz, Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Budapeşte’ye uçmanız gerekiyor. Budapeşte’den Szeged’e trenle ya da araba kiralayarak gidebilirsiniz. Biz önceki seyahatlerimizde, özellikle uzun bayram tatillerinde, birkaç kez kendi aracımızla gittik ama çoğunlukla havayolunu tercih ettik. Uçakla gittiğimizde kayınbiraderim bizi havaalanından alıyordu. Bu sefer o da Türkiye’de olduğu için Budapeşte’den Szeged’e ya taksiyle ya da trenle gidecektik. Araba kiralamak mantıklı değildi zira iki saat sonra eve vardığımızda, araba vardı zaten.

Ben trenle gitmeyi önerdim, böylece tren yolculuğunu tecrübe etmiş olacaktık. İyi ki de trenle gitmeyi seçmişiz. Çok konforlu bir yolculukla, çayımızı kahvemizi içerek, rahat rahat Szeged’e vardık. Trende internet de vardı (Sanırım tüm Avrupa ülkelerindeki trenlerde var).

Aslında geçtiğimiz Kurban Bayramı tatilinde arabayla çıktığımız seyahatte iki günlüğüne Szeged’e de uğramıştık ama kış mevsiminde de görmek ve yeni yılı Szeged’de karşılamak da keyifli olacaktı. 30 Aralık sabah uçağıyla yola çıktık. Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Budapeşte yaklaşık bir buçuk saat sürüyor ama Macaristan ile aramızda 2 saat saat farkı olduğu için zaman kaybetmiyorsunuz, gittiğiniz günü dolu dolu geçirebiliyorsunuz. Gerçi bu mevsimde hava saat 16.30’da kararıyor.    

Macar eltim Piroska (Piroşka diye okunuyor) yeni yıl arifesine özgü yemekler ve tatlılar hazırlamıştı bize. Az buçuk Macarcamızla, sohbet muhabbet ederek yemeğimizi yedik. Daha önce yediğimiz Macar yemeklerine ilave olarak beyaz lahana turşusu yaprağından dolma yapmıştı. Yanlış anlamadıysam bu yemek yılbaşı dönemlerinde yapılıyormuş. Tazesi dururken neden turşudan yapıldığını sormaya ve anlamaya Macarcam yetmediği için soramadım. Belki probiyotik olduğu içindir. Yaprağı dışında iç malzemesi aynı olan yemeğin tadı fena değildi aslında. Denenebilir ama onlar turşularını bizim kadar tuzlu yapmıyorlar hatta belki de tuz yerine şekerle yapıyorlar. Denemeden önce turşuyu suda bekletip yapmak gerekir diye düşünüyorum.

Yemeğimizi yiyip, biraz dinlendikten sonra eve beş- on dakika kadar uzaklıkta olan şehir merkezine gittik. Caddeler, sokaklar ışıl ışıl; genç ihtiyar, çoluk çocuk sokaklarda… Şehrin merkezindeki Dom Meydanı (Dóm Tér)’na dönme dolap kurulmuş, saman balyalarından labirentler yapılmış (Önceki yıllarda kasım ayında gittiğimizde de görmüştüm ama bu samanların ne amaçla konulduğunu bilmiyorum; belki Noel ile ilişkilidir), parklarda, caddelerde, Noel zamanında kurulan stantlar henüz kaldırılmamış; hediyelik eşya, yiyecek-içecek satışları devam ediyor. Koca koca kazanlarda sıcak şarap hazırlamışlar (Kazanları görünce mısır kaynatıyorlar sandım önce). Bizdeki kokorecin pişirilme yöntemi gibi silindire sarılarak pişirilen şekerli hamurun üzeri pudra şekeri, hindistancevizi, vanilya vb. ile süslenerek yapılan Macarların meşhur tatlısı (Kürtőskalács) yapan stantların önünde kuyruk oluşmuş (Bu tatlıyı Romanya’da ya da Avrupa’nın birçok şehrinde de görebilirsiniz. Avrupa’da ismi Chimney Roll diye geçiyor)… Noel zamanındaki kadar coşku ve hareket yok belki ama zaten şehrin nüfusu çok kalabalık değil (170 bin). Önceki yıllarda bu mevsimde hava sıcaklığı, -5 / -7 olurdu ama küresel ısınma nedeniyle olsa gerek hava hiç soğuk değildi ve olmasını çok isterdim ama kar da yoktu. Neyse üşümeden saatlerce dolaşabildik diye avunduk.

Szeged’de yeni yıla giriş   

Biz bu gidişimizde Szeged’de 7 gece 8 gün kaldık. Turla gidilen gezilerdeki gibi kısıtlı zamanda çok yer görme sorunumuz olmadığı ve de zaten gezeceğimiz yerleri daha önce defalarca gördüğümüz için rahat rahat hareket ettik. Szeged’de gezilecek yerleri anlatmaya başlamadan önce yeni yıla dışarıda yani açık havada girme deneyimimizi paylaşmak istiyorum. Zira çok uzun zamandır (Belki de öğrenciliğimizden beri) sokakta yeni yılı karşılamamıştık. Aslında televizyonda yeni yıla girerken meydanlarda kutlanan yeni yıl coşkusuna zaman zaman özenmiyor da değildim. Gece yarısı saat on ikiyi vurunca duyulan coşku, sevinç gösterilerini abartılı bulurum ama dünyamızda bunca olumsuzluğa rağmen kırk yılın başı coşkulu olmak, yeni yılda güzel şeylerin olacağını umut ederek sevinmek… Bu kadar küçük bir mutluluğu hepimiz hak ediyoruz galiba, öyle değil mi?

Gelelim 31 Aralık gününe… Kahvaltı, market alışverişi, mahallede özlem gidermece (Valla gide gele Szeged köyümüz gibi oldu), yeni yıl yemeği derken saat 22.30’a kadar oyalandık ve şehrin merkezine doğru yola çıktık. Şehre vardığımızda bir gün önce ışıl ışıl olan sokaklar, caddeler karanlık (Ara ara havai fişek atılıyor, onun için mi ışıklandırmaları kapatmışlar anlayamadım). Herkes şık şıkırdım giyinmiş, Széchenyi Meydanı’nda, belediye binasının önündeki parkta toplanmış, sahne kurulmuş bir grup konser veriyor. Dans edenler, şarkılara eşlik edenler, kimi kafasına anten takmış, kimi Miki Maus kulağı, kimi de yüzüne maske… Biz kalabalığın içine girmek istemediğimiz için-malum virüsler ortalıkta fink atıyor- biraz uzaktan eğlenceye katıldık.

Saat gece yarısı olup da 10’dan geriye Macarca saydıktan sonra bir havai fişek gösterisi başladı ki anlatamam. Birçok ülkede havai fişek gösterisi izledim ama Szeged’de bu kadar görkemli bir gösteri beklemiyordum açıkçası (Ekonomisi epey iyileşmiş galiba)! Bir de uzun sürdü ki sormayın, kafamız yoruldu yukarı bakmaktan. Aslında hep acımışımdır bu havai fişeklere harcanan paralara, doğaya ve canlılara verdiği zararlara ama yapılıyor işte! Havai fişek gösterisi bitince tüm kalabalık Macar Milli Marşı’nı okudu. “Yeni yıla nasıl girersen, bütün yıl öyle geçer” derler ya. Biz de “Artık tüm yıl o sokak senin bu cadde benim gezeriz” diyerek evin yolunu tuttuk. Yol boyunca kafeler, barlar dans eden, eğlenen insanlarla tıklım tıklımdı. “Üç çeşit virüs geziniyormuş” kimsenin umurunda değildi.  Eve gelince yine adettenmiş, Piroska sosis kızarttı. “Bu saatte sosis mi yenir?” dememe rağmen dinlemediler, sosisleri iştahlı iştahlı yediler, eşim de onlara eşlik etti. Beni ikna edemediler, prensiplerimi bozmadım. Sekizden sonra yemek mi yenirmiş hem de sosis? Adet mi kültür mü artık neyse işte!

Sabaha kadar eğlenen Macarlar ertesi gün akşama kadar uyudu sanırım zira sokaklarda in cin top oynuyordu. ‘Tüm gün kimse sokağa çıkmadı’ desem yeridir. Marketler, dükkânlar her yer kapalıydı; şehir adeta bize kaldı. Üstelikte hava mis gibi ve güneşli. Hava kararana kadar ne kadar fotoğrafı çekilecek yer varsa, ilk defa görüyormuşçasına ha babam çektik.

Szeged’de gezilecek-görülecek yerler

Szeged, ortasından geçen Tisza Nehri ile yeni ve eski Szeged olarak ikiye bölünmüş. Gezilecek ve görülecek yerlerin çoğu şehrin merkezi olan eski Szeged’de. Artnouveau ve Neo-klasik tarzdaki binaları, geniş caddeleri, bulvarları ve meydanlarıyla Avrupa’daki tarihi şehirleri aratmayacak kadar güzel… Şehir, 1879’da ‘büyük tufan’ olarak anılan sel felaketinde çok ağır hasar almış, yüzlerce insan ölmüş, binlerce ev yıkılmış. Sel sularının çekilmesi ayları bulmuş ve şehir sil baştan yeniden inşa edilmiş. Eski dönemlerde sadece Szeged’de değil Macaristan’ın diğer şehirlerinde de sıkça yaşanan sel baskınlarının önüne geçmek amacıyla 1846’da sistematik bir çalışma başlatılmış ve 1880 yılında Avrupa’daki en büyük selden korunma sistemlerinden biri tamamlanmış.

Tisza Nehri

Kış aylarında bile sakin görünen nehrin bir zamanlar şehri yuttuğuna inanmak güç. 1358 km. uzunluğundaki (Aslında daha uzunmuş ama rehabilite çalışmaları esnasında kısaltılmış) Tisza; Romanya’dan doğup, Ukrayna topraklarından geçtikten sonra Macaristan’a giriyor, Slovakya sınırına küçük bir girinti yaptıktan sonra Sırbistan Voyvodina’da Tuna Nehri ile birleşiyor. Macar Denizi diye adlandırılan Balaton Gölü’nü saymazsak, Macaristan’ın denizi yok. Belki de bu yüzden nehirlerin kenarına plajlar, piknik ve kamp alanları, restoranlar inşa edip bu eksikliği telafi etmeye çalışıyorlar. Bahar ve yaz aylarında nehir kenarı cıvıl cıvıl, çok hareketli ve festivallere ev sahipliği yapıyor. Kış aylarında tek tük nehre girenler (biz paltolarla, kabanlarla gezerken), kürek çekenler olsa da daha çok yürüyüş yapmak için ideal. İki yakayı birbirine bağlayan köprülerden biri olan Belvarosi Hid (Belvarosi Köprüsü)’i yaya olarak geçebiliyorsunuz. Köprünün bir tarafı engelli araçları ve bisikletlilere diğer tarafı ise yayalara ayrılmış. Köprüyü geçtiğinizde yeni Szeged’de karşınıza yaklaşık 15 hektar büyüklüğünde olan Erzsébet Liget (Erzsébet Korusu) çıkıyor.

Ulu çınarlar, ıhlamurlar, meşe ve akçaağaçlarla kaplı korunun girişinde Aziz Elizabeth Katolik Kilisesi ve bronzdan yapılmış kadın heykelinin bulunduğu bir çeşme var. Spor tesisleri, yürüme ve koşu parkurları, festivallere ev sahipliği yapması ile bu koru tam bir cazibe merkezi.

Eski Szeged’e dönecek olursak: Şehrin tam merkezinde şehrin imajını belirleyen yapılardan biri olan görkemli katedral bulunuyor.

Fogadalmi Templom/Votive Church (Adak Kilisesi)

Bir daha sel felaketi yaşanmaması için adak olarak yapımına karar verilen ama uzun zaman yapacak yer konusuna karar verilemeyen katedral sonunda 11-12. yüzyılda barok tarzdaki Demeter Kulesi’nin yan tarafına yapılmak istenmiş. Yapımına 1913’te başlanmış ancak I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi nedeniyle 1932’de tamamlanınca, Macaristan’ın 20. yüzyılda inşa edilen katedrali olmuş. Şehrin merkezine hakim bir noktada bulunan katedral, 80 metreyi aşan ikiz kuleleri ile ülkenin en yüksek beşinci kilisesi. Mimarisi, Roma, gotik ve doğu Bizans karışımı ile karakterize olan, hem dış hem de iç mimarisiyle göz dolduran heybetli yapı; 9.040 borulu orgu, çanları, János Fadrusz’un “Çarmıhta İsa” heykeli, renkli vitrayları ve ikonalarıyla ünlü.

Dóm Tér (Dom Meydanı)

Katedralin ana giriş kapısı Macaristan’ın en büyük meydanlarından biri olan Dom Meydanı’na bakıyor. Noel ve yaz festivalleri bu meydanda yapılıyor. Meydanı çepeçevre saran dikdörtgen binaların inşası 1929’dan 1932’ye kadar sürmüş. Binaların çıkmalarının altındaki koridorlarda Macaristan tarihindeki önemli kişilerin büstleri bulunuyor.

Meydanın özelliklerinden biri de katedralin ana girişinin tam karşısındaki binanın duvarındaki Ortaçağ üniversitelerinin simgesi olan müzikli saat. Benzersiz bir yapısı olan saati Szegedli usta Ferenc Csúri, figürleri ise József Kulai ismindeki ahşap ustası yapmış.

Móra Ferenc Múzeum

Belvorasi Köprüsü’nün kavşağında, 1883 yılında bağışlanan bir kütüphanede kurulmaya başlanan müze, 1896 yılında tamamlanmış. Neoklasik tarzdaki binasıyla şehrin sembollerinden biri olan müze, sürekli yenilenen sergileri ve 1,2 milyon eserden oluşan koleksiyonuyla her daim ziyaretçilerin akınına uğruyor. Ayrıca müzede arkeolojik, etnografik, doğa bilimleri ve nümizmatik araştırmalar da yapılıyor.

Szegedi Vár (Szeged Kalesi)

13. yüzyılın sonlarında inşa edilen Szeged Kalesi, yüzyıllar boyunca Büyük Ova’nın en büyük tuğla kalesiymiş. O zamanlar kale, Szeged şehrinin merkezi binası olarak kabul ediliyormuş ve 1444’te sonuçlanan Szeged barışı veya Mátyas Hunyadi’nin kral seçilmesine yönelik müzakereler gibi birçok belirleyici olaya ev sahipliği yapmış. Türk işgalinden sonra kale artık orijinal işlevini yerine getirememiş ve Habsburg yöneticileri burayı hapishane olarak kullanmış. Büyük Szeged Tufanı sırasında kalenin neredeyse tamamı yıkılmış. Kalenin hala ayakta olan Mária Teréz kapısı 1999 yılında yenilenmiş. Günümüzde sergi alanı, arkeolojik depo ve bir meclis odası bulunan binanın avlusunda renovasyon çalışmaları sırasında Ortaçağ kilisesi kalıntıları, kaleden geriye kalan Roma, Gotik, Rönesans ve Barok oyma taşlar bulunmuş.

Fekete Ház (Siyah Ev)

1857 yılında Ferdinand Mayer tarafından inşa edilen ev, şu anda müze sergi alanı olarak hizmet veriyor ve burada tarihi sergilerin yanı sıra düzenli olarak güzel sanatlar sergileri de düzenleniyor.

Dugonics tér (Dugonics Meydanı)

Szeged’in merkezi meydanlarından biri olan Dugonics, ismini ilk Macar romanı olan Etelka’nın (1788) yazarı piarist (dini tarikat) rahip ve öğretmen András Dugonics’ten almış. Meydanın merkezinde 1979 yılında Büyük Tufan’ın yüzüncü yılı münasebetiyle yapılan havuzlu çeşme, Szeged halkının popüler bir buluşma noktası olmuş. Aynı zamanda meydanda Szeged Üniversitesi’nin ana binası yer alıyor ve önünde 1924 yılında üniversitenin öğrencilerinden biri olan Attila József’in ve Nobel ödüllü Macar Dr. Albert Szent-Györgyi’nin heykeli yer alıyor.

Szeged Üniversitesi

Ülkenin en büyük araştırma üniversitesi olan Szeged Üniversitesi 1775 yılında kurulmuş. Birçok Türk öğrencinin de eğitim gördüğü üniversite, yurt dışından gelen öğrencilerle birlikte 21 bin öğrenci kapasitesine sahip. En çok tercih edilen bölümler ise tıp ve dişhekimliği.

Ungár- Mayer Palota (Ungár- Mayer Sarayı)

Dugonics Meydanı ve Kárász Caddesi’nin köşesinde Ungar-Mayer Evi yer alıyor. Benő Ungár ve Áron Mayer tarafından yaptırılan Ede Magyar tasarımı olan bina 1910 ile 1911 yılları arasında inşa edilmiş. Art Nouveau hayranları için mutlaka görülmesi gereken yapılardan biri. Binanın en dikkat çeken kısmı, kubbe şeklideki çatısında metalden yapılmış dans eden kadın figürleri. Bu özelliği binayı diğerlerinden daha estetik hale getiriyor.

Reök Palota (Reök Sarayı)

1907 yılında Macaristan’ın Gaudi’si olarak bilinen Ede Magyar’ın planlarına göre inşa edilen bina, Szeged’in merkezindeki mimari açıdan önemli yapılardan biri. Binanın sahibi István Reök su ürünleri mühendisi olduğu için binanın yapımında nilüfer, zambak vb. gibi suyla ilgili motifler, duvarlarda ve balkonlarda dalgaları çağrıştıran dokular kullanılmış. 2007 yılında yeniden restore edilen Reök Sarayı, günümüzde Bölgesel Sanatlar Merkezi olarak hizmet veriyor ve Picasso, Goya, Chagall ve Rembrandt’ın eserlerinin de bulunduğu birçok özel sergiye, müzik ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Masallardan fırlamış gibi duran ve pastayı çağrıştıran binanın önündeki atlı heykel anıtı ise I. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Szeged Macar Kraliyet Ordusu 3. Hafif Süvari Alayı anısına yapılmış.Szeged’de hepsi de birbirinden güzel olan birçok meydan, cadde ve sokak var. Çoğu yürüme mesafesinde olduğu için bir- iki günde gezebilirsiniz.

Kárász Utca (Karasz Sokağı)

Trafiğe kapalı olan sokakta bulunan binaların giriş katlarında mağazalar, restoranlar ve kafeler bulunuyor (Yaz aylarında dışarıda masaları da oluyor). Dinlenmek, yemek yemek, çay ve kahve keyfi yapmak için ideal bir sokak. Caddenin sonunda keman çalan bir müzisyen, karşısında ise anne, kız ve köpek heykeli var.

Klauzál Tér (Klauzál Meydanı)

Karasz Sokağı’nda yürümeye devam ederseniz Klauzál Meydanı’na çıkıyorsunuz. Sokak ve meydandaki binalar korunduğu için 2004 yılında Europa Nostra Ödülü almış. Oldukça geniş olan meydanın bir yanında Macaristan’ın Avusturya’dan bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Macar siyaset adamı, avukat ve gazeteci Lajos Kossuth (1802-1894)’un bronzdan heykeli, diğer yanında ise Aslanlı çeşmeyi göreceksiniz. Meydanda bulunan her binanın tarihi hikayeleri var.

Széchenyi Tér (Széchenyi Meydanı)

İçinde çok sayıda heykelin yer aldığı şehir parkını da içine alan elli dönümlük devasa meydan, Orta Avrupa’nın en güzel meydanlarından biri olarak biliniyor. Festivaller ve fuarların düzenlendiği meydandaki parkı asırlık çınarlar, manolyalar, çiçekler ve havuzlar süslemiş (Baharda ve yaz aylarında daha renkli ve hareketli oluyor). Parktaki görkemli heykeller tek başına yazı olacak kadar çok o nedenle es geçiyorum -Sadece bu parkta değil şehirdeki her meydanda, her sokakta hatta çatılarda, evlerin duvarlarında, balkonların payandalarında karşınıza bronzdan ya da mermerden yapılmış ilginç ve heybetli heykeller çıkıyor-. Meydanı birbirinden güzel binalar çevirmiş. Bu binalardan en dikkat çekici olanlardan biri Szeged Belediye Sarayı.

Városháza (Belediye Sarayı)

Neo-Barok mimarisi, saatli kulesi ve camla kapanmış ferforje bir köprüyle yan binaya bağlantısı ile dikkat çekiyor. Sanırım binalar arası köprü, şehri sel sularının bastığı dönemlerde, yan binada oturan önemli şahsiyetin ıslanmadan belediye binasına geçebilmesi için yapılmış.   

Anna Fürdő (Anna Termal Kaplıcaları)

Meydana yürüme mesafesinde termal kaplıca var. 1896’da inşa edilen kaplıca binası Osmanlı mimarisini andıran oryantal tarzda yapılmış. Bu arada Macaristan’ın birçok şehrinde Osmanlı eserine rastlanıldığı halde Szeged’de hiç olmaması ilginç. Belki de eserler büyük sel felaketinde yıkıldı, yeniden inşa edilmedi. Aklıma gelmişken bunu bir araştırayım. Tamamını fotoğraf karesine sığdıramadığımız kaplıca binasının biraz ilerisinde Anna Forrás (Anna Kaynağı) çeşmesi ve çeşmenin üzerinde kaynağı bulan mühendisin kızı Anna’nın heykeli var. Mide hastalıklarına ve sindirime iyi geldiği söylenen termal suyu, halk ücretsiz olarak bidonlara doldurup götürüyor.

Anna çeşmesinin hemen karşısında ise görkemli tarihi Macar Demiryolları yönetim binası bulunuyor. Biraz ilerde de Horozlu Kilise.

Szegedi Nemzeti Sinhaz (Szeged Ulusal Tiyatrosu)

1883 yılında Art Nouveau ve Barok tarzında inşa edilen tiyatro binası ülkenin en önemli sanat merkezlerinden biri. Yarım daire şeklindeki cephesi ve iki tarafında bulunan nişlerdeki heykelleri ile karakterize. Binanın içi de dışı gibi güzel. Dekorasyonu, locaları ve büyülü atmosferiyle sizi tarihin derinliklere götürüyor.

Új zsinagóga (Yeni Sinagog)

20. yüzyılın ilk yarısının en etkili Macar sinagog mimarı olan Lipót Baumhorn’un tasarımıyla 1900 ile 1902 yılları arasında inşa edilmiş olan yapı; Macaristan’ın ikinci, Avrupa’nın ise dördüncü büyük sinagogu. Art Nouveau, Arap, Akdeniz, Barok, Gotik ve Romanesk tarzı unsurları içeren eklektik bir yapı olan sinagog, Baumhorn’un en önemli ve en güzel eseri olarak kabul ediliyor. Szeged şehrinin en önemli anıtlarından biri olan sinagog, 2017 yılında yenilenmiş. Mükemmel akustiğiyle önemli müzik dinletilerine ev sahipliği yapıyor.

Szeged’de görebileceğiniz diğer yerler

- Szeged Su Deposu (Víztorony),

- Arad Şehitler Meydanı ve I. Dünya Savaşı anısında ölen Szegedli askerlerin anısına yapılan Kahramanlar Kapısı,

- Raichl Haz (Raichl Evi)

- Grof Palota (Grof Sarayı)

- Reform Kilisesi

- Napfenyfürdö (Güneş Banyosu), Macaristan’ın en büyük termal ve sağlıklı yaşam komplekslerinden biri.

- Paprika (Biber) Müzesi

- Botanik Bahçesi

Gördüğünüz gibi Szeged’de gezilecek çok yer, yapılacak çok şey var. Bir Budapeşte geziniz esnasında ya da yolunuz Sırbistan, Hırvatistan ya da Romanya’ya düştüğünde bir iki gününüzü Szeged’e ayırarak bu güzel şehri keşfetmenizi tavsiye ederim. Seyahatiniz bol olsun.

Dip Not: Bu harika şehri ve Macaristan’ın tamamına yakınını gezmemize, Macar insanlarını ve kültürünü daha yakından tanımamıza, sevmemize vesile olan; her gittiğimizde bizi ve arkadaşlarımızı en güzel şekilde ağırlayan, örnek kişiliği ve dürüstlüğü sebebiyle Kübekháza Belediyesi tarafından “Fahri Vatandaş” belgesi ve ödülü alan kayınbiraderim Enver Mustafa Tan ve eltim güzel yürekli (szép szívű) Piroska Tan’a çok teşekkür ederim (Nagyon köszönöm).

NASIL ARANDI: #gezi yazısı # seyahat # müzeyyen topçu tan # szeged # macaristan # tisza # belvarosi hid # erzsebet liget # fogadalmi templom # vovite church # dom ter # mora ferenc muzeum # szegedi var # fekete haz # dugonics ter # ungar-mayer palota # reök palota # karasz utca # klauzal ter

3 ay önce - dr RAFET KARABULUT

Elinize sağlık çok güzel yazı olmuş

3 ay önce - Ömer Tan

Ellerine Sağlık Müzeyyen Harika bir yazı olmus

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazılarını İnceleyin;
Noel'in rüya şehri: Drama

Son yıllarda trend olan ‘Noel Pazarı’ turlarını merak ediyorsanız, alternatif olarak Yunanistan’ın Drama şehrindeki ‘Noel Baba Köyü’ ya da ‘Drama’nın Rüya Şehri’ diye adlandırılan tema parkı ziyaret edebilirsiniz

5 ay önce
Makedonya’nın gözbebeği: Manastır

Başta büyük önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere II. Meşrutiyet, İttihat Terakki ve Cumhuriyet döneminin önde gelen asker ve siyasilerini yetiştiren Askeri İdadi’nin de bulunduğu Manastır’ı gezmenin tam zamanı…

6 ay önce
Balkanların incisi: Ohrid

Makedonya’nın en güzel şehri, en önemli turizm merkezi olan ve 1979’da UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi’ne alınan Ohrid; arkeolojik eserleri, kalesi, camileri, kiliseleri ve çok kültürlü yaşamın izlerini taşıyan tarihi geçmişiyle tam bir kültür hazinesi…

7 ay önce
Kurabiyesi kadar tatlı bir şehir: Kavala

Yüzyıllardır ayakta kalan tarihi dokuya tanık olmak; rengarenk, cumbalı, asırlık evlerin bulunduğu Arnavut taşlı dar sokaklarda yürürken geçmişe yolculuk yapmak; pırıl pırıl denizde yüzmek, tertemiz plajlarda güneşlenmek, taze deniz mahsullerinin tadına varmak Kavala’da mümkün

8 ay önce
Ege’de güneşin en güzel battığı zümrüt ada:

Yemyeşil dağları, tertemiz plajları, çekici körfezleri, tarihi, fosil ormanları ve gastronomisi ile aradığınız her şeyi bir arada bulabileceğiniz Midilli; her zevke hitap eden bir ada…

10 ay önce
Kendi küçük, ünü büyük yeşil ülke Slovenya

Doğa harikası manzaraları, gizemli mağaraları, Ortaçağ’dan kalma görkemli yapıları ile gezginlerin en çok görmek istediği ülkelerden biri olan Slovenya; ekolojisi ve sürdürülebilirliği ile Avrupa’nın en yeşil, en temiz ülkesi

1 yıl önce
Avrupa’nın en genç şehri:

Konumu nedeniyle Birleşik Krallık ve İngiltere için stratejik bir öneme sahip olan Birmingham, nüfusunun yüzde 40’ını oluşturan 25 yaş altındakiler ile Avrupa’nın en genç şehri olarak biliniyor

1 yıl önce
Bergama’dan Berlin’e Pergamon

Dünyanın ilk sağlık merkezi, ilk ve en büyük sunağı, ilk parşömen üretimi, ilk Asya kütüphanesi ve en dik tiyatrosu ile antik dünyada tarihe yön veren, ilkleriyle ünlü bir şehir; Bergama…

1 yıl önce
Sanatın, kültürün, modanın kalbinin attığı hayaller şehri: Paris

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olan Paris’i gezerken kendinizi adeta bir açık hava müzesinde hissedeceksiniz

1 yıl önce
Avrupa’nın en romantik şehri: Paris

Paris, sadece Fransa’nın değil aynı zamanda sanatın, kültürün, modanın, finansın, gastronominin de başkenti. Paris denilince akla; moda, sanat, görkemli tarihi yapılar, parfüm ve kozmetik geliyor

1 yıl önce
İstanbul’dan Budin’e köprü olan şehir: Osijek

Kanuni Sultan Süleyman tarafından Drava Nehri üzerine yaptırılan, İstanbul’dan Budapeşte’ye giden yolu kısaltan, o dönem dünyanın sekizinci harikası olarak adlandırılan köprü sonrasında yok edilmiş olsa da Osijek görülmeye değer bir şehir

2 yıl önce
Akdeniz'in İncisi, Gaudi'nin Fantastik Şehri: Barselona

Dünyanın en güzel şehirlerinden biri Barselona… Egzotik, fantastik, büyüleyici ve masalsı yapıları, zengin kültürünü yansıtan müzeleri, hareketli sokakları, lezzetli yemekleri ve eğlenceli gece hayatıyla sizi büyüleyecek

2 yıl önce
Eğlenceli ve açık fikirli şehir: Sitges

Küçük olmasına rağmen uluslararası film festivali, karnavalları, plajları ve marjinal gece hayatı ile son yıllarda Mikonos, İbiza ve Saint Tropez ile rekabet edecek kadar güçlü bir şehir: Sitges

2 yıl önce
Modern Tıbbın Kurucusu Hipokrat'ın Adası: KOS

Deniz-kum-güneş, spor, tarih, kültür, gastronomi, eğlen- ce... Bir tatilden beklenen her şeyi karşılayan ada: Kos

2 yıl önce
Huzurlu Yeşilin, Sakın Maviyle Buluştuğu Kıymetli Bir Hazine: Balaton Gölü

Yeni yerler keşfetmek, spor yapmak, yüzmek, festivallere katılmak, termal kaplıcalarında tedavi görmek, üzüm bağlarında şarap tatmak isterseniz, 'Macaristan Denizi'ni yani Balaton Gölü’nü ziyaret etmelisiniz

2 yıl önce
Mimarisi, doğası ve etkinlikleriyle gündemde kalmayı başaran keyifli bir şehir: SUBOTİCA

Art Nouveau mimarisinin en güzel örneklerini görmek, doğanın kucağında sakin ve huzurlu bir tatil yapmak isterseniz, Subotica tam size göre

2 yıl önce
Açık Hava Müzesi Tadında Şehirler

Köklü geçmişi, buram buram tarih ve sanat kokan sokakları, mimarisi, kültürü ve doğal güzellikleriyle ünlü Münih, Salzburg ve Viyana’yı gezerken kendinizi açık hava müzesinde gibi hissedeceksiniz

2 yıl önce
İçinden Nehir Geçen Masalsı Şehirler

Neckar Nehri’nin iki yakasına kurulan, Almanya’nın en masalsı ve romantik şehirlerini gezerken, Ortaçağ’a doğru zaman yolculuğuna çıkacaksınız

2 yıl önce
Galler’in gözbebeği: Swansea

Swansea, Britanya’nın ve Galler’in en güzel kumsallarına, plajlarına ve görkemli yamaçlarına sahip doğa harikası bir şehir

2 yıl önce
Köklü bir geçmişe sahip önemli bir dünya şehri: Londra

Londra, İngiltere’nin ve dünyanın en önemli iş ve finans merkezi olduğu kadar turizm açısından da en çok ziyaretçi çeken, en hareketli kenti

3 yıl önce
Avrupa’nın kültür başkenti: Berlin

Berlin, her ne kadar II. Dünya Savaşı’nda bombalarla yerle bir edilmiş olsa da kendini toparlamış; tarihi, siyasi rolü, kültür-sanatı ve doğası ile de Avrupa’nın göz bebeği olmayı başarmış

3 yıl önce
Atamızın evini gezmenin tam zamanı Selanik

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının yıl dönümünde, doğduğu şehir Selanik’e ve doğduğu eve gitmeye ne dersiniz?

3 yıl önce
Gemiyle Adriyatik gezisi

Yaz bitti, çoktan… Sonbaharı da ortaladık. İşlerinizin yoğunluğundan ya da başka sebeplerden dolayı henüz tatil yapamadıysanız; ekim ayında çıkacağınız en güzel tatillerden biri belki de ‘Gemiyle Adriyatik’ gezisi olabilir. Tabii denizden ve gemi yolculuğundan hoşlanıyorsanız…

3 yıl önce
Tarihi, kültürü, mimarisi, müziği ile ünlü Bulgaristan

Yakın bir yurt dışı tatili istiyorsanız; tarihi dokusu, göz alıcı dağları, yemyeşil parkları, altın sarısı kumsalları, zengin mutfağı ve sıcakkanlı insanlarıyla Bulgaristan sizi bekliyor

3 yıl önce
Yunanistan’ın en yeşil adası Thassos

Thassos; muhteşem kumsalları, turkuaz rengi denizi, resmedilmeye değer köyleri, tarihi yapısı ve eğlence hayatıyla bir tatilde aradığınız her şeyi size sunmaya hazır

3 yıl önce
Yunanistan’ın 5. Büyük adası: Sakız Adası

Dünya üzerinde sakız ağaçlarının yetiştiği ve damla sakızı üretiminin yapıldığı tek yer olan Sakız Adası hem köklü tarihi hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülüyor

3 yıl önce
Şövalyeler adası Rodos

Her köşesinde binlerce yıllık tarih yatan, dar sokakları şövalyelerin izleriyle dolu olan Rodos Adası; turkuaz rengi denizi, tertemiz plajları, geleneksel mutfağı ve gece hayatıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor

3 yıl önce
Sardunya Adası

Masmavi ve berrak denizi, bembeyaz kumsalları, birbirinden güzel plajlarıyla meşhur Sardunya Adası, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için kültürel gezileri tercih edenlerin de uğrak yeri

3 yıl önce
Dünyanın en güzel adalarından: Tenerife

Kanarya Adaları'nın en büyüğü Tenerife; muhteşem denizi, birbirinden güzel plajları, doğal güzellikleri hatta eğlenceli karnavallarıyla heyecan dolu bir tatil arayanların adresi...

3 yıl önce
Tarih kokan şehir: Kiev

Dünyayı iyilik kurtaracak

Mitolojik öyküler ve efsanelerle dolu; Mora Yarımadası

Vikingler diyarı; Norveç

Batının en uç noktası: Fas

Yunanistan’ın en büyük adası; GİRİT

Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bir tarih yatıyor: Kral Kızı Hamamı

Lavanta kokulu köy

Rüya gibi bir gemi yolculuğu