Gıda Neofobisi

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 11/01/2022
.stripslashes($urun->baslik).

İnsanlık; gittikçe artan nüfus, çevresel faktörler ve gıda kıtlığı gibi sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlarla birlikte gıda sektöründe bazı yenilikler ön plana çıkmaya başladı. Fakat bu yeniliklerin önündeki en büyük engellerden biri de tüketiciler. Bu engel, genellikle ideolojiler ile (yaşam tarzı, belli inanışlar vb.) bağlantılı. İşte bu noktada ‘gıda neofobisi’ karşımıza çıkıyor. Benim de bildiğim ama terim olarak yeni öğrendiğim bir şey, o yüzden sizinle paylaşmak istedim. Gıda neofobisi, alışılmadık gıdaları yeme isteksizliği olarak tanımlanıyor. Kısacası, çevremizde sıkça rastladığımız ve hatta kendimizde bile dönem dönem gördüğümüz; ‘ben bunu yiyemem’ durumu.

★ ★ ★

Bu kavramı ilk tanımlayan ABD’li psikolog Paul Rozin, 1987 yılında yayınladığı ‘İğrenme Üzerine Bir Bakış Açısı’ adlı makalesinde “İnsanlar omnivordur. Gıda konusunda çeşitli kaynaklar mevcuttur ancak doğadaki yeni kaynakların toksin içerme ve insan sağlığını riske atma olasılığı yüksektir. Bu nedenle temel süreçte yeni gıdaların keşfi bazı insanlar için beslenme dengesizliği, zehirlenme endişesi veya her iki durumun aynı anda gerçekleşmesi anlamına gelebilir. Beslenmenin insan yaşamı için önemi ve yeni karşılaşılan bir gıdanın zehirli olup olmadığının tam olarak bilinmemesi bir kararsızlık durumunu ortaya çıkarır. Bu kararsızlık ‘omnivor ikilemi’ olarak tanımlanmaktadır” diyor.

Gıda neofobisi, çeşitli durumlarda ortaya çıkabiliyor, çocukluktan yetişkinliğe kadar sürebiliyor. Gıda neofobisinde 3 çeşit reddetme faktörü bulunuyor. Bunlar; duygusal, pisikolojik ve düşünsel olarak adlandırılıyor.

Pisikolojik: Gıdanın tüketim sonrası vücuda zarar verebileceği endişesi.

Duygusal: Gıdanın olumsuz duyusal özelliklere sahip olması.

Düşünsel: Bir gıdanın türü sebebiyle tüketilmemesi gerektiği düşüncesi. (Örnek olarak; çekirgeyi sırf ‘çekirge’ olduğu için yemeyi reddetmek).

Ben hiçbir şekilde yiyemem de isterse biftek olsun :)

★ ★ ★

İnsanlar yeni gıdaları reddederken bireysel veya duruma bağlı farklılıklar gözlemlenir. Bu nedenle gıda neofobisi kapsamında gıdaları sınıflandırmak yararlı olabilir. Kişilik özelliği olarak neofobi, insanların yeni gıdalara yaklaşma veya yeni gıdalardan kaçınmaya yönelik eğilimlerini gösterir. Gıda neofobisine etki eden 3 ana sınıflandırma bulunur:

Gıdalardan beklenen etkilere dayalı tepkiler: Genellikle kısa veya uzun vadede zararlı olabileceği düşünülen gıdalar reddedilirken, fayda sağlayacağına inanılan gıdalar kabul edilir. Örneğin bireyler yumurtanın yüksek düzeyde kolesterol içerdiğine inandıkları için onu reddedebilir veya yüksek vitamin içeriği için brokoliyi kabul edebilir. Ayrıca bireyler zehirli mantar veya alerjenler gibi kısa vadede tehlikeli olan gıdaları reddeder. Benzer şekilde son kullanma tarihi geçmiş süt, rahatsızlığa neden olacağı korkusuyla reddedilebilir veya laktoz intoleransı olan bireyler tarafından kendisini rahatsız edeceği gerekçesiyle süt tüketilmez.

Gıdalara duyusal-duygusal tepkiler: Bir gıdayı tadı, kokusu, görünümü gibi duyusal özelliklerinden dolayı kabul etme veya etmeme durumudur. Duyusal-duygusal reddetmeler, genellikle hoşnutsuzluk temelli reddetmelerdir. Söz konusu gıdanın hoş olmayan bir tat, koku, doku veya görünümüne sahip olduğu inancına dayanır. Reddedilen bu gıdalar nadiren tehlikelidir. Örneğin, bir birey soğan kokusundan hoşlanmayabilir ancak soğan tozunu rahatlıkla kullanabilir.

Gıdaların kabul ve reddindeki düşünsel tepkiler: Gıdada bulunan maddeye veya menşei bilgisine dayanır. İki türü vardır. Bunlar, uygunsuzluk ve iğrenmedir.

Uygunsuzluk: Bazı kültürlerde gıda olarak sınıflandırılmayan gıdalar için uygunsuzluğa dayalı tepkiler ortaya çıkar. Bunlar; kumaş, taş, kağıt gibi dünyada yaygın bulunan maddeleri içermektedir. Bu maddeler genellikle inorganik, bitki veya bitkisel ürünlerdir. Gıda olarak varsayıldığında güçlü duygusal tepkiler uyandırmaz ve tadı kötü olduğu düşüncesiyle varsayılmayabilmektedir.

İğrenme: Düşüncesel kabullerin veya redlerin ikinci kategorisidir. Bir yiyeceğin ya ne olduğu ya nereden geldiği ya da sosyal tarihi (örneğin, ona kim dokundu veya hazırladı) nedeniyle ortaya çıkar. Bu boyutun negatif kutbu iğrenme olarak bilinir. Uygunsuz maddelerin aksine, iğrenmenin temelinde reddedilen gıdaların rahatsız edici özellikleri bulunmaktadır. Tatlarının kötü olduğunun varsayılması, diğer gıda veya nesneleri kirletme kapasitesine sahip olduğu düşüncesi. Prototipik iğrenme belirtisi yüzlerdir. Bu ülkelerden birisi olan Hindistan’da, Hinduizm inancı gereği tapınaklarda tanrılara özel gıdaların sunulması sırasında gerçekleşir. Bu gıdalar tanrılar tarafından yenildikten sonra artanlar, inanan kişilere dağıtılır. Bu artan gıdaları tüketmek inanan bireyler arasında şeref olarak görülür.

Sonuç olarak bireylerin yaşadığı coğrafyanın, edindiği mutfak kültürünün, beslenme alışkanlıklarının, yaşadığı deneyimlerin ve ülke şartlarının gıda neofobisi düzeylerini etkilediği ve gıda neofobisi düzeylerinde değişimlere neden olduğu düşünülmektedir.

Aynı zamanda yeni gıdaları denemeye korkma veya çekinme durumu, yetersiz veya dengesiz beslenme sonucu gelişebilen sağlık risklerini de beraberinde getirmektedir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında gıda neofobisi, teknolojinin yardımıyla geliştirilen daha sürdürülebilir ve ekolojik gıdaları tercih etmeme gibi durumlara da sebebiyet verebileceği için dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu güzel açıklayıcı bilgilerden sonra size kimsenin ‘hayır’ diyemeyeceği, neofobisini yükseltmeyeceği bir tarifle veda etmek istiyorum. Şimdiden afiyet olsun.

PAZI SARMASI

Malzemeler: 

2 demet pazı yaprağı

2 adet büyük boy kuru soğan

2 diş sarımsak

6 yemek kaşığı zeytinyağı

2 adet orta boy domates

1 tatlı kaşığı domates salçası

1 su bardağı pilavlık bulgur

3/4 su bardağı pirinç

1 su bardağı sıcak su

3 yemek kaşığı nar ekşisi

1/4 demet maydanoz

1/2 tatlı kaşığı kuru nane

1/2 tatlı kaşığı toz şeker

1/2 tatlı kaşığı sumak

1 çay kaşığı tuz

12 çay kaşığı taze çekilmiş tane karabiber

Sosu için:

2 su bardağı sıcak su

1/2 tatlı kaşığı biber salçası

1/4 çay bardağı zeytinyağı

1/2 adet taze sıkılmış limon suyu

1/2 çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Tek tek ayıklayıp bol suda yıkadığınız pazı yapraklarının sap kısımlarını kesin. Zedeli ya da yırtık olan yaprakları ayırıp sap kısımlarıyla birlikte pişirme tenceresinin tabanına yayın.

Pazı yapraklarını kaynar suya batırıp 1 dakika kadar bekletin. Kısa bir süre haşlanan yaprakları renk ve besin değerlerini kaybetmemesi için soğuk ya da buzlu su dolu derin bir kaba alıp, şoklayın.

Kuru soğan ve sarımsakları küçük küpler halinde yemeklik doğrayın. Pirinç ve pilavlık bulguru yıkayıp fazla suyunu süzdürün. Ayıklanmış maydanoz yapraklarını incecik kıyın. Ortadan ikiye kesip uç kısımlarını aldığınız domatesleri rendenin ince tarafıyla rendeleyin.

Zeytinyağını geniş bir pilav tenceresinde kızdırın. Soğan ve sarımsakları dirilikleri gidip hafif bir renk alana kadar soteleyin. Rendelenmiş domates ve toz şeker ekleyip, domatesler suyunu çekene kadar kavurun. Domates salçası katıp, karıştırın.

Yıkanmış pirinç ve bulgur karışımı, nar ekşisi, sumak, kuru nane, tuz ve taze çekilmiş tane karabiber ilave edin. Az miktarda sıcak su ekleyin. Dolma harcını, kapağı kapalı tencerede ve kısık ateşte pirinçler hafif diri kalana kadar pişirin.

Ocaktan aldığınız dolma harcına incecik kıyılmış maydanozu katıp, ılınması için bekletin. Soğuk suda bekleyen pazı yapraklarının fazla suyunu süzdürün.

Büyüklüklerine göre en fazla iki eşit parçaya böldüğünüz pazı yapraklarını tezgah üzerine alın. Üstte kalan damar kısımlarını keskin bir bıçak yardımıyla alın ya da ezerek üzerinden geçin.

Yaprakların orta kısımlarına hazırladığınız iç harçtan bir yemek kaşığı kadar alıp, yayın. Kenar kısımlarını içe doğru katlayıp çok sıkı olmayacak şekilde sarın. Aynı işlemi iç harç bitene kadar tüm yapraklara uygulayın.

Sarma tenceresinin tabanını kenara ayırdığınız yaprak ve sap kısımlarıyla kaplayın. Sarmaları yan yana ve üst üste sıra halinde dizin. Sosu için biber salçası, zeytinyağı, taze sıkılmış limon suyu ve tuzu, sıcak suyla karıştırın.

Hazırladığınız sosu aşağı yukarı dolmaların hizasına gelecek şekilde tencereye aktarın. Ağırlık yapması için geniş bir servis tabağını üzerlerine kapatın. Kapağı kapalı tencerede, kısık ateşte, kontrollü olarak 25-30 dakika kadar pişirin. Ilık ya da sıcak olarak sevdiklerinizle paylaşın.

Tekrar afiyet olsun.

NASIL ARANDI: #serkanyeşildağ #gıdaneofobisi #yemek #tarif #köşeyazısı #köşeyazarı #yemekköşesi

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazılarını İnceleyin;
Yaz aylarının vazgeçilmezi; Milkshake

Yaz aylarında hem serinlemek hem de besleyici bir şeyler tüketmek isteyenlerin favori içeceği milkshake’i evinizde de yapabilirsiniz

3 hafta önce
Bayramda Ağzımız Tatlansın

2 ay önce
Ramazadan’da Ne Yesek?

3 ay önce
Yeni yılda bizi neler bekliyor?

4 ay önce
Damak size yalan söylemez

8 ay önce
Sefer tası

9 ay önce
Yeni sezona umutla…

10 ay önce
Şov yapma yemek yap!

1 yıl önce
Popüler olmayı bırakalım

1 yıl önce
Sıcak yaz günlerinin

1 yıl önce
Evde kokoreç

1 yıl önce
İftar sofraları çorbasız olmaz

Yazan: Serkan Yeşildağ

1 yıl önce
Mutfakların lezzetli minikleri; Mikro filizler

Ağzımızı tatlandıralım!

İştahınız bol olsun!

Japonlar gibi kızartma yapın!

Evde lahmacun yapalım mı?

Pandemi yeme-içme alışkanlıklarımızı nasıl etkiledi?

Ne yersen O’sun

Yedikleriniz sizi ele veriyor

Aradığımız tek şey samimiyet!

Beynimizi ‘Doyurmak’ önemli!

İyi yemek insanları bir araya getirir

Ellerinize sağlık

Peynir; yemekten önce mi sonra mı yenilmeli?

Eti nasıl marine etmeliyiz?

Mikrodalga fırınlar sağlıklı mı?

İyi yemeğin sırrı

Sofrada doğru davranıyor muyuz?

Bu ülkeyi yemek kurtaracak

Zeytinyağını sofranızdan eksik etmeyin!

Ekmek kadayıfı mı bread pudding mi?

Bu lezzeti ıskalamayın!

Doğru yemek için doğru yağ seçin!

Son zamanların yükselen trendi: Raw Food

Mükemmel Hamburger nasıl olmalı?

Meslekte kalıcı olmanın sırrı

Yeni nesil dondurma

Hangi yemekte, hangi baharat?

Yeme-içme sektöründe markalaşmak şart

Gün boyu aç kalmayın!

İyi bir şef nasıl olmalı?

Zan altında bırakmadan önce...

Kurban etini nasıl değerlendirelim?

Bırakın, aşçı olsun!

Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketin!

Etin İlk mutfağı ahırdır!

Nereden başlayacağını biliyor musun?

Hayatın ta kendisidir yemek

Bayram sofraları kurulsun!

Hobi olarak restoran açmayın!

Gurme müfettişler kapımızda

Sofranızdan sebzeyi eksik etmeyin

Franchising alacak işletmeciler dikkat!

Mutfak aşkı

Sosta en önemli unsur: Denge

Bol lezzetli ramazanlar

Lezzet mi? Sunum mu?

Yemeği endüstriyelleştirmeyelim!

Yemek seçiminiz kişiliğinizi ele veriyor

Biri kar tatili mi dedi?

KYÖD, Rotary ve KOÜ bir araya gelirse…

AVM’lerin yeni yıldızı ‘Food Court’lar